close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 179. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ kâna(A)llâhu liyeżera-lmu/minîne ‘alâ mâ entum ‘aleyhi hattâ yemîze-lḣabîśe mine-ttayyib(i)(k) vemâ kâna(A)llâhu liyutli’akum ‘alâ-lġaybi velâkinna(A)llâhe yectebî min rusulihi men yeşâ/(u)(c) feâminû bi(A)llâhi verusulih(i)(c) ve-in tu/minû vetettekû felekum ecrun ‘azîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah, inananları, şu bulunduğunuz halde bırakmayacak, sonucu, pisi temizden mutlaka ayırt edecek. Ve Allah size gaybı da bildirecek değil, fakat peygamberlerinden dilediğini seçer, gaybı bildirir ona. İnanır ve sakınırsanız hiç şüphe yok ki size büyük bir ecir var.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah, murdar (ve münafık) olanı, temiz ve mübarek olandan ayırt edinceye (sadıklarla, sahtekârları belirleyinceye) kadar, (ey münafıklar) mü’minleri, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz (ikili oynamak, fesatçılık ve fırsatçılık yapmak, Dini ve davayı kullanmak gibi) durumda (ve onlarla bir arada) bırakacak değildir. Ve tabi Allah size gaybı da bildirecek değildir. (Hatta pis tıynetli ve çirkef niyetli HABİSLERİ; temiz ve halis mü’minlerden ayırıncaya kadar bu imtihan sürecektir.) Lâkin Allah, elbette elçilerinden dilediğini seçip (bazı sırlarından haberdar kılmaktadır.) Öyleyse siz de Allah’a ve elçilerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah mü'minleri de, Uhut savaşında içine düştükleri zayıflık ve şaşkınlık hali üzere bırakacak değildir, sonunda iyiyi kötüden ayıracaktır. Ve Allah gayb bilgilerini yani insanın akıl ve idrakiyle kavrayıp bilemiyeceği şeyleri de size bildirecek veya anlama gücü verecek de değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse Allah'a ve elçilerine inanın, eğer inanır ve yolunuzu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışırsanız, sizin için büyük mükafat vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah mü'minleri, sizin hâkim olduğunuz düzende yaşamaya terkedecek değildir. Sonunda murdarı temizden, kâfiri, fâsıkı, münafığı mü'minden ayıracaktır. Allah sizi, duyu ve bilgi alanı ötesine, gayb âlemine vâkıf kılacak da değildir. Fakat Rasullerinden sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri seçip onu gayba vâkıf eder, mü'mini, münafığı ayırt ettirir. Allah'a ve Rasullerine iman edin. İman eder, Allah'a sığınıp, emirlerine yapışır, günahlardan arınıp, azaptan korunur, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranır, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olursanız sizin için büyük mükâfat vardır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 72/26-27.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah, mü'minleri şu bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; pis olanı temiz olandan ayıklayacaktır. Allah sizi gaybden haberdar edecek de değildir. Ancak Allah peygamberlerinden dilediğini seçer. [21] Şu halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve kötülüklerden sakınırsanız sizin için büyük bir ecir vardır.
21.Yani peygamberleri içinden seçtiklerine gaybı bildirir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah, murdar olanı, temiz olandan ayırd edinceye kadar mü'minleri, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. Allah sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse siz de Allah'a ve elçilerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey münafıklar, Allah müminleri, üzerinde bulunduğunuz şu iyi ile kötüyü karıştırıcı halde bırakacak değildir. Nihayet pisi temizden ayıracaktır; Allah size gaybı da bildirecek değildir. Fakat, Allah o gaybı (münafıkları) Rasûllerinden dilediğine seçer bildirir. Onun için, Allah'a ve Peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız size çok büyük bir mükâfat vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, temiz ile pisi birbirinden ayırt etmeden, müminleri, üzerinde bulunduğunuz bu durumda bırakacak değildir. Allah, gayb âlemlerinin kapısını da size açacak değildir. Yalnız elçilerinden istediğini seçer. (Onlarla mesajlarını bildirir.) Artık Allah’a ve elçilerine inanın. Eğer inanırsanız ve sakınırsanız, sizin için büyük bir mükâfat vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, müminleri içinde bulunduğunuz halde bırakacak değildir. O, iyi ile kötüyü ayıracaktır. Allah, size gaybı bildirecek değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer. O halde Allah ve peygamberlerine inanınız. Eğer inanır ve sakınırsanız size büyük ödül vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
İnanmış olanları, Allah sizin bulunduğunuz bir durumda bırakmaz, murdarı, arıdan ayıracaktır, görünmeyen bir şeyi Allah size bildirmez, ancak, peygamberlerden seçer dilediğini, inanınız Allah ile peygamberlerine, eğer siz inanarak sakınacak olursanız size büyük sevap var
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey inkârcılar!) Allah, inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir. Temizi pisten (münafığı mü'minden) ayıracaktır. Ve Allah, insan idrakini aşan şeyleri kavrama gücünü size verecek değildir. Fakat Allah, resulleri arasından dilediğini seçer (insan idrakini aşan şeylerden bazılarını gerekli görünce ona bildirir). Öyleyse Allah'a ve resullerine inanın. Eğer iman eder ve imanın gereklerini yerine getirirseniz o zaman bilin ki, sizin için çok büyük bir mükâfat vardır.
Gerek bu âyette gerekse Cin sûresi 26-27. âyetlerinde Allah gayb bilgisinin kendi inhisarında olduğunu, ancak peygamber olarak seçtiği bazı kullarını ihtiyaç duyulan -evrenin yaratılış amacı, ölümden sonraki hayat, ruhsal güçlerin varlığı ve zamanın gerçek mahiyeti gibi- konulardan “vahiy yoluyla” haberdar ettiğini bildirmektedir. Bu, peygamberler de gaybın bir kısmını bilir anlamına gelmemektedir. Nitekim Ahkâf sûresinin 46/9. âyetinde Hz. Peygamber’e, “kendisine neler yapılacağını bilmediğini, sadece kendisine vahyedilene uyduğunu” söylemesi de bunu doğrulamaktadır. Mamafih Allah’tan başka gaybı bilen yoktur. Zira O her şeyi bilir, hiçbir şey O’na gizli değildir.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh mü’minleri diğerleri ile karışık bir halde bırakmaz, iyiyi fenâdan tefrîk idecekdir. Allâh saklı şeyleri size bildirmez. Bunları istediği gibi intihâb iylediği peygamberlerine bildirir. Allâh’a ve rasüllerine îmân idiniz. Eğer îmân ider iseniz ve Allâh’dan korkar iseniz ’azîm mükâfâta nâil olursınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Ey inkâr edenler!) Allah müminleri, pisi temizden ayırmadan bulunduğunuz hal üzere bırakacak değildir. Allah size gaybı da bildirecek değildir; fakat Allah (gaybı bildirmek için) peygamberlerinden dilediğini seçer. Artık Allah’a ve peygamberlerine iman edin; inanır ve sakınırsanız sizin için büyük bir ecir vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır.
 Tefsirlerde bu âyetin «Ey Muhammed! Bize kimlerin iman edip kimlerin etmediğini bildir» diyen kâfirlere cevap teşkil ettiği belirtilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH inananları şu içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değil. İyiyi kötüden ayıracaktır. ALLAH size geleceği bildirecek de değil. Fakat ALLAH elçilerinden dilediğini seçer. ALLAH'a ve elçilerine inanın. İnanıp erdemli davranırsanız size büyük birödül var
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır. Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçip (gaybı bildirir). O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve günahlardan korunursanız, sizin için büyük bir mükafat vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah mü'minleri bulunduğunuz hal üzere bırakacak değildir, nihayet murdarı temizden ayıracak, Allah sizleri gaybe muttalı' kılacak da değil ve lâkin Allah ona Resullerinden dilediğini seçer, onun için Allaha ve Resullerine iyman edin ve eğer iyman eder ve korunursanız size de azîm bir ecir var
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey munâfıklar!) Allah, mü’minleri içinde bulunduğunuz şu (karışık) halde (kimin mü’min kimin munâfık olduğunun bilinmediği bir ortamda) bırakacak değildir. (Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Allah, insanlar tarafından da bilinsin diye, çeşitli imtihânlar ile) pis olanı (münafığı) temizden (mü’minden) ayıracaktır. Allah, size gaybı bildirecek değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (ve onu, vahiy yoluyla bazı gaybî meselelerden haberdar eder.) O hâlde Allah’a ve peygamberlerine inanın. Eğer îmân eder ve (günahlardan) korunursanız, sizin için de çok büyük ecir vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, tayyib¹ olanı habis² olandan ayırmadan; mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, sizi gaipten³ haberdar edecek de değildir. Ancak Allah, resûllerinden dilediğini seçer. O halde, Allah'a ve Resul'üne iman edin. Eğer iman edip, takvalı davranırsanız, sizin için büyük bir ödül vardır.
1. İyi niyetli, iyi huylu. 2. Kötü niyetli, kötü huylu. 3. Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler, geleceğe dair bilgiler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah mü'minleri sizin üzerinde bulunduğunuz (şu halde) bırakacak değildir. Nihayet murdarı temizden ayıracakdır. (Bununla beraber) Allah size ğaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden kimi dilerse onu seçer (ğaybe onu muttali' kılar). Onun için siz Allaha ve peygamberlerine inanın. Eğer inanır ve (günahlardan) sakınırsanız size de çok büyük mükâfat vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah, mü'minleri üzerinde bulunduğunuz hâlde bırakacak değildir; nihâyet, pis olanı temiz olandan (münâfığı mü'minden) ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek de değildir; fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (ve onlara gaybı bildirir); öyle ise Allah'a ve peygamberlerine îmân edin! Artık îmân edip (günahlardan) sakınırsanız, o takdirde sizin için(pek) büyük bir mükâfât vardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey inkârcılar! Zatım olan) Allah, iyiyi kötüden ayırmak için inananları sizin üzerinde bulunduğunuz (sıkıntılı) durumda bırakacak değildir. Ve Allah sizi gayb (bilinmeyenler) üzerine muttali kılacak da değildir. Fakat Allah (bu amaçla) elçilerinden dilediğini seçer (vahiy yoluyla dilediğine gaybı bildirir). O hâlde Allah’a ve elçilerine inanın, eğer inanır ve (kötülüklerden) korunursanız, sizin için büyük bir karşılık vardır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, temiz olanları pisliklerden ayırt edinceye kadar inananları, üzerinde bulunduğunuz (sıkıntılı) durumda bırakacak değildir. Allah, bilinmeyenlere (gayba) sizin ulaşmanızı sağlayacak da değildir. Allah (gaybi bilgilerini vermeleri için) elçilerinden dilediklerini seçer. O halde Allah’a ve elçilerine inanın, eğer inanır ve korunursanız, sizin için büyük bir karşılık vardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah iyi ile kötüyü ayıracağı güne kadar inananları karşılıksız bırakacak değildir. Allah size görünmeyeni bildirecek de değildir. Ancak Allah bunları bildirmek için elçilerinden kimi dilerse onu seçecektir. Artık Allah’a, Onun elçilerine inanın. Eğer inanacak, sakınacak olursanız sizin için pek büyük bir karşılık vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah mü/minleri asla bulunduğunuz [⁸] halde bırakmaz o, napâki pâktan [⁹] ayıracaktır. Allah sizi asla gaybe [¹⁰] muttali kılmaz. Fakat peygamberlerden dilediğini seçer. [¹¹]. Artık Allah/a ve peygamberlerine inanın. Eğer inanır ve sakınır iseniz sizin için büyük mükâfat vardır.
[8] Münafıkların sizin ile ihtilât etmelerine veya onların sizden olmalarını izhar eylemelerine müsaade etmez.[9] Münafık veya bedbahtı muhlis veya bahtiyardan ayıracaktır.[10] Kalplerindeki iman veya küfrü bilme hususunu size vermemiştir.[11] Onlara bâzı muğayyebatı bildirir.[8] Pazarda esnafın aldattıkları metadır.[9] Veya tekâlif-i şer'iye ile tecrübe muamelesine uğrayacaksınız.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah inananları sizin şu içinde bulunduğunuz (karışık) hâlde bırakacak değildir, sonunda pisi temizden ayırır. Allah sizi gayba muttali kılacak da değildir. Lakin Allah elçilerinden dilediğini seçer.⁴⁷ O hâlde Allah’a ve elçilerine inanın. Eğer inanır ve sorumluluk bilincinde olursanız sizin için çok büyük bir mükâfat vardır.
47 Krş. Cin, 72/26-27  
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah iman edenleri sizin durumunuzda bırakacak değildir, sonunda temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah'a ve peygamberlerine iman edin; iman eder ve takvalı olursanız, bu durumda size büyük ecir vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, siz inananları, şu içinde bulunduğunuz müminlerle münâfıkların iç içe olduğu sıkıntılı durumda elbette bırakmayacak; pis olanı temiz olandan mutlaka ayıklayıp çıkaracaktır. Bunun için de, iyilerle kötüleri ayırt edinceye dek, üzüntü veya sevinç verici olaylarla sizi imtihân edecektir.Gerçi Allah dileseydi, size insanların kalbinden geçen gizli düşünceleri bilme kudreti verir, böylece hiç imtihâna gerek kalmadan da münâfıkları tespit etmenizi sağlayabilirdi. Ne var ki, Allah size, kendisinden başka hiç kimsenin bilemeyeceği bir âlem olan gaybı bildirecek değildir. Bunun yerine Allah, ihtiyaç duyduğunuz kadar gayb bilgisini size öğretmek üzere elçilerinden dilediğini seçer ve bu bilgileri ona vahyeder. Zaten öteden beri uygulanan ilâhî kanun da budur. İşte Kur’an, böyle vahiy ürünü bir kitaptır. O hâlde, Allah’a ve göndermiş olduğu elçilerine iman edin. Çünkü eğer bu şekilde inanır ve kötü davranışlardan titizlikle sakınıp korunursanız, muhteşem bir ödül kazanacaksınız.İşte size, münâfıkları tanımanızı sağlayacak bir ipucu:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Pis’i Temiz’den ayırmadıkça Allah, Müminler’i sizin bulunduğunuz durumda bırakacak değildi. Sizi Gayb’a muttali’ kılacak (kavratacak) da değildi; ama Allah, dileyeceği kimseleri kendi rasûllerinden (olmak üzere) eleyerek seçer. Allah’a ve O’nun rasûllerine iman edin! İman eder ve sakınıp korunursanız, size çok büyük bir ödül vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Herhalde Allah, inananları hep, sizin şimdiki konumunuzda tutacak değildir. Bu durum, temizi pislikten kurtarana kadar sürecektir. Allah, gayb âlemini size göstermez. Fakat Allah, bu bilgiyi kendi elçileri arasından sadece dilediğine yükleyebilir. Artık Allah ve resulüne inanmanız gerekir. Eğer inanır da kendinizi sağlama alırsanız, karşılığında çok büyük ecir kazanacaksınız...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah temizi pisten, yani Mümini Münafıktan, Mümini kâfirden ayırıncaya kadar sizi serbest bırakacak değildir. Allah size gelecek olan gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah Resullerinden dilediğini seçer. O’na gelecek olan gaybı bildirir. O halde Allah’a ve Resullerine iman edin! Eğer iman eder, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, büyük bir mükâfat vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah pisi (kötüyü) temizden ayırana kadar müminleri, (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. [*] Allah size gaybı (bilinemeyeni) bildirecek değildir. [*] Fakat Allah elçilerinden dilediğini seçer. [*] Allah’a ve elçilerine iman edin! İman eder, [takvâ]lı (duyarlı) olursanız sizin için büyük bir ödül vardır. [*]
İmanda, ahlâkta ve davranışlarda yanlış, bozuk, eksik ve çirkin olan her şey, yerini doğru, sağlam ve iyi olana terk edinceye kadar bu değişim süreci devam edecektir. Esasında İslam ve dolayısıyla Kur’an dönüştürücü bir kitaptır; onun bu özelliğinden yararlanılmalı ve hayatta dönüşüm gerçekleştirilmelidir. Bu gerçeğe rağmen, insanların vahiy ile dönüşmek yerine, İslam’ı, yani vahyi dönüştürmeye çalışmaları ne kadar hazin ve korkunç bir duyarsızlıktır! Konuyla ilgili bütün ayetlere bakınca, bütünüyle kâinatın insan için, insanın da imtihan edilmek için yaratıldığını söyleyebiliriz. Buna göre, ayette verilmek istenen mesaj da Uhud gibi ağır sınavların uygulanmasının nedeni de kimlerin mümin, kimlerin kâfir ve münafık olduğunun ayıklanmasıdır Bu mesaj Neml 27:65 ve Cinn 72:26-27. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Benzer mesajlar: Hacc 22:75; Şûrâ 42:13.,Ayette verilmek istenen mesaj, takvâlı davranmanın “sebep”, mahşerde büyük ödül demek olan cennetle buluşmanın ise “sonuç” olduğuna dikkat çekilmesidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah böylece Müslümanları, sizin durumunuzda bırakmayacak ve sonunda mutlaka pis olanı temiz olandan¹ ayıracaktır. (Bunu yapmak için) Allah, sizi ğayb’ın bilgisine erdirecek değildi.² Fakat Allah, (ğayb’ı) Peygamberlerinden dilediğini seçerek (onunla bildirir).³ (Ey insanlar!) O halde sadece Allah’a ve Onun Peygamberlerine îman edin. Eğer (böyle) îman eder ve Allah’a karşı hata etmekten sakınırsanız, sizin için çok büyük bir mükâfat vardır.
1 Yani münâfıkları, Müslümanlardan…2 Yani Allah hepinize ğayb’ın bilgilerini verip, onların münâfık olduklarını sizin bir bakışta anlamanızı sağlamaz. O, onların münâfıklıklarını böyle olaylarla sınayarak size bildirir. Çünkü Onun kanunu, böyledir.3 Bu âyet, ğayb’ın insanlar tarafından bilinemeyeceğini, Peygamberlerin de ğayb’ı ancak Allah bildirirse bilebileceklerini açıkça belirtmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ey hakikati inkar edenler!] Müminlerin sizin hayat tarzınıza uymalarına göz yummak, Allah’ın istediği bir şey değildir: ¹³⁶ Sonunda Allah iyiyi kötüden ayıracaktır. Ve Allah, insan idrakini aşan şeyleri kavrama gücünü size verecek değildir: [Bunun için] Allah, elçileri arasından dilediğini seçer. ¹³⁷ Öyleyse Allah’a ve elçilerine inanın; zira eğer O’na inanır ve O’na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olursanız o zaman bilin ki, sizi muhteşem bir karşılık beklemektedir.
136 Bazı müfessirler (mesela Râzî), mâ entum ‘aleyhi (lafzen, “üzerinde olduğunuz”) ibaresinin burada “içinde bulunduğunuz şartlar”ı -yani, Uhud Savaşı’ndan sonra Müslüman toplumun içine düştüğü zayıflık ve şaşkınlık halini- gösterdiği ve bu nedenle yukarıdaki pasajın müminlere hitab ettiği görüşündedirler. Ancak bu yorum, pek makul değildir. Müminlere burada üçüncü şahıs zamiri ile işaret edilmesinin yanısıra, mâ entum ‘aleyhi ibaresinin ikinci çoğul şahıs halinde kullanılması, bununla hem Kur’an’da hem de sahih Hadisler’de her zaman insanların hayat tarzının ve inançlarının kasdedildiğini göstermektedir. Ayrıca, İbni ‘Abbâs, Katâde, Dehhâk, Mukâtil ve Kelbî’nin, burada hitab edilen insanların, önceki pasajların işaret ettiği “hakikati inkar edenler” olduğunu tereddütsüz olarak açıkladıklarına dair elimizde güvenilir bilgiler bulunmaktadır (bkz. Taberî ve Beğavî’nin bu ayet ile ilgili yorumları). Bu anlamda okununca yukarıdaki pasaj, müminlerin, zaman içinde, yalnız inançlarında değil, sosyal hedefleri ve hayat tarzları açısından da inkarcılardan farklılaşacaklarına işaret eder.137 Yani, Allah, insana, sadece kendisinin tüm bilgisine sahip olduğu hakikat hakkında kısmî bir görüş sahibi olmayı bu elçiler aracılığıyla sağlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah müminleri sizin bulunduğunuz belirsizlik hali üzerine bırakacak değildir. Sınav yoluyla iyiyi kötüden ayırt edecektir. Bununla birlikte Allah size gaybı bildirecek de değildir. Fakat gaybı bildirmek için Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine iman edin. Eğer inanır mümin olur ve sorumlu davranırsanız size muazzam bir mükâfat vardır. 27/65, 72/26-27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ey kâfirler!) Allah, mü’minleri, sizin yaşadığınız hayat tarzı[⁶⁹²] üzere bırakacak değildir; nihayet Allah iyiyi kötüden ayıracaktır. Allah gaybı size bildirecek de değildir; fakat Allah (bu amaçla) elçilerinden hak edeni/istediğini seçer. Şu hâlde Allah’a ve elçilerine inanın; zira eğer iman eder ve sorumluluk bilincini kuşanırsanız, işte o zaman sizi muazzam bir karşılık bekler.
[692] Mâ entum ‘aleyh lafzen ve mücerret olarak “üzerinde bulunduğunuz şey/hal” anlamına gelse de, bu bağlamda Medine’deki mü’min ve münafıkların karışık olduğu verili toplumsal yapıya delâlet eder. Zaten yukarıdan beri indirilen pasajlar da bu karma yapı içerisindeki mü’min ile münafığı Allah’ın nasıl seçip ayırdığını dile getirmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed ümmeti) Allah (sizleri) müminleri (ve münafıkları) bulunduğunuz (karışık) hal üzere bırakacak değildir, sonunda murdarı temizden (münafıkı, müminden) elbet ayıracaktır, Allah size gaybı da (kimin münafık, kimin mümin olduğunu da) bildirecek değildir! Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer, gaybı ona bildirir. O halde Allah'a ve Peygamberine (gönülden) iman edin, eğer (böyle) iman eder, takva sahibi olursanız, size çok büyük bir mükafat vardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, Resullerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve Resullerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah Teâlâ mü'minleri sizin bulunduğunuz hal üzere terkedecek değildir. Nihâyet murdarı temizden ayıracaktır. Ve Allah Teâlâ sizi gayba muttali edecek de değildir. Velâkin Hak Teâlâ peygamberlerinden dilediği zâtı ihtiyar buyurur. Artık Allah-ü Azîmüşşan'a ve peygamberlerine imân ediniz ve eğer imân eder ve ittikada bulunur iseniz elbette sizin için azîm bir mükâfaat vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah müminleri içinde bulunduğunuz şu halde bırakacak değildir. Sonunda temiz ile murdarı ayıracaktır. Allah sizin hepinizi gayba vakıf kılacak da değildir. Fakat Allah, resullerinden dilediğini seçer (onu gayba vakıf kılar). O halde Allah'a ve resullerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız size büyük mükâfat vardır. [72, 26-27]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah mü'minleri, (şu) üzerinde bulunduğunuz halde bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Ve Allah sizi gaybe vakıf kılacak değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini seçer (onu gaybe vakıf kılar). O halde Allah'a ve elçilerine inanın; eğer inanır ve (günahlardan) korunursanız sizin için büyük mükafat vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Ey insânlar) Allâh Te'âlâ mü'minleri , sizin üzerinde oldığınız halde (böyle mü'min ve münâfık karışık olarak) bırakmayub nihâyet fenâyı eyiden (münâfıkı muhlisden) ayırır ve temyîz ider. Allâh sizi gayba muttali' itmedi (siz gaybı bilmezsiniz) ve lâkin Allâh, rasûllerinden dilediğini ihtiyâr iyler ve mümtâz kılar (onlara ba'zı mugayyibâtı bildirir) Allâh ve rasûllerine îmân idiniz. Eğer îmân ider ve ittikâ iyler iseniz (şirk ve nifâkdan sakınır iseniz) sizin içün büyük ecir ve mükâfât ve sevâb vardır. [¹]
[1] Münâfıklar aralarında "Muhammed büyük bir da'vâ ile ben peygamberim diyor. Halbuki kalbimizde olandan, kimin münâfık ve kimin muhlis oldığından bîhaber bulunuyor. Onı ve ashâbını aldadub duruyor ve onlardan istifâde iyliyoruz" dimeleriyle bu âyet-i kerîme nâzil oldı. Uhud gazasında münâfıkların, geri kalarak harbden kaçmaları ile müüminlerden ayrılarak nifâk ile meydâna çıkmaları bu âyet-i kerîmede beyân buyurulan temyîzdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah müminleri, bu halde[1] bırakmaz, zamanla temizi pisten ayırır. Allah gizli bilgilerini de sizinle paylaşmaz. Onun için uygun gördüğü bir elçi seçer[2]. Siz, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenin. Eğer inanıp güvenir ve kendinizi korursanız büyük bir ödülü hak edersiniz.
[1] Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından meâlde bu sanat yok sayılmıştır. (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu) [2] "Allah, bir insanla ilham yoluyla, perde arkasından veya tercih ettiği şeyi kendi izniyle içine fısıldasın diye elçi gönderme dışında bir yolla konuşmaz. Yüce olan ve doğru kararlar veren O'dur." (Şura 42/51)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, iyiyi kötüden ayırmak için müminleri sizin üzerinizde bulunduğunuz bu durumda bırakmayacaktır. Size gaybı da bildirecek değildir. Fakat, Allah, peygamberlerden dilediğini seçer. Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve günahlardan korunursanız size büyük bir mükafat vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah, habis olanla temiz olanı birbirinden ayırmadan, mü'minleri sizin şu andaki halinizde bırakacak değildir. Allah sizi gaybdan haberdar kılacak da değildir;(36) bunun için Allah peygamberlerinden dilediğini seçer. Siz Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ödül vardır.
(36) Allah, mü’min ile münafığı, çalışan ile çalışmayanı, iman eden ile etmeyeni ayırt etmek için sizi böyle sınayıp duracaktır; yoksa, bunu size bildirmek için gayb âlemini sizin gözlerinizin önüne serecek değildir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, müminleri şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır. Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir. Şu var ki Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde Allah'a ve resullerine inanın. Eğer inanır, korunursanız sizin için büyük bir ödül vardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
olmadı Tañrı kim ķoya mü’minleri, anuñ üzere kim siz anuñ üzeresiz tā ayırtlaya arusuzı arudan. daħı olmadı Tañrı kim [37a] gözlü eyleye sizi ġayb üzere velįkin Tañrı üyürür yalavaçlarından anı kim diler. pes įmān götürüñ Tañrı’ya daħı yalavaçlarına. daħı eger įmān getüresiz daħı śaķınasız sizüñdür müzd ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā terk eylemez mü’minleri anuñ üstine ki siz anuñ, ḥattā ayır‐maġ‐ıçun yamanı yaḫşıdan. Daḫı Tañrı Ta‘ālā size ġaybı bildürmedi. LākinTañrı Ta‘ālā iḫtiyār eyler resūllerden kimi dilese. Pes īmān getürüñüz TañrıTa‘ālāya, peyġamberlerine daḫı eger īmān getürseñüz, daḫı Tañrıdanḳorḳsañuz sizüñ‐çün ulu ecr vardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah pisi yaxşıdan (münafiqi mö’mindən) ayırmaq üçün mö’minləri sizin (indi) olduğunuz vəziyyətdə qoyan deyildir. Allah sizə qeybi də bildirən deyildir. Lakin, Allah öz peyğəmbərlərindən istədiyi şəxsi seçər (ona qeybdən bə’zi şeylər bildirər). Buna görə də Allaha və Onun peyğəmbərlərinə inanın. Əgər inanıb Allahdan qorxsanız, sizi böyük bir mükafat gözləyir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It is not (the purpose) of Allah to leave you in your present state till He shall separate the wicked from the good. And it is not (the purpose of) Allah to let you know the unseen. But Allah chooseth of His messengers whom He will, (to receive knowledge thereof.) So believe in Allah and His messengers. If ye believe and ward off (evil), yours will be a vast reward.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah will not leave the believers in the state in which ye are now, until He separates what is evil from what is good(481) nor will He disclose to you the secrets of the Unseen(482). But He chooses of His Messenger. (For the purpose) whom He pleases. So believe in Allah. And His messengers: And if ye believe and do right, ye have a reward without measure.
481 The testing of good men by calamities and evil men by leaving them in the environment of good things is part of the Universal Plan, in which some freedom of choice is left to man. The psychological and subjective test is unfailing, and the separation is effected partly by the operation of the human wills, to which some freedom is allowed. But it must be effected, if only in the interests of the good. 482 Man in his weak state would be most miserable if he could see the secrets of the future or the secrets of the Unseen. But things are revealed to him from time to time as may be expedient for him, by Messengers chosen for the purpose. Our duty is to hold fast by faith and lead a good life.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا كَانَ
olmadı
اللّٰهُ
Allah
لِيَذَرَ
bıraka- cak
الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minleri
عَلٰى مَٓا
o şey üzere ki
اَنْتُمْ
siz
عَلَيْهِ
üzerinde- siniz
حَتّٰى
ta ki
يَم۪يزَ
ayırınca- ya dek
الْخَب۪يثَ
murdar olanı
مِنَ الطَّيِّبِۜ
temiz olandan
وَمَا كَانَ
ve olmadı
اللّٰهُ
Allah
لِيُطْلِعَكُمْ
size bildirecek
عَلَى الْغَيْبِ
gaybı
وَلٰكِنَّ
fakat
اللّٰهَ
Allah
يَجْتَب۪ي
seçer
مِنْ رُسُلِه۪
resullerinden
مَنْ
o kim- seyi ki
يَشَٓاءُ
diler
فَاٰمِنُوا
o hâlde iman edin
بِاللّٰهِ
Allah'a
وَرُسُلِه۪ۚ
ve resullerine
وَاِنْ
ve eğer
تُؤْمِنُوا
iman eder- seniz
وَتَتَّقُوا
ve takvâlı olursanız
فَلَكُمْ
sizin için vardır
اَجْرٌ
bir mükâfat
عَظ۪يمٌ
büyük
Allah, siz mü'minleri (Uhud savaşını kaybettiğinizden dolayı) içinde bulunduğunuz (şaşkın ve pişman bir) hâl üzere bırakacak değildir. Nihayet murdar (olan münafığ)ı temiz (olan mü'min)den ayıracaktır. Bununla beraber Allah size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, resullerinden dilediğini seçe(rek ona gaybı bildiri)r. O hâlde Allah'a ve resullerine iman edin! Eğer iman eder ve takvâ sahibi olursanız (Allah'a ve resulüne karşı sorumluluğunuzu bilip yerine getirmeye çalışırsanız) sizin için (âhirette) büyük bir mükâfat vardır.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
وَذَرَ
Fiil-I
و ذ ر
Geride bıraktı, terk etti
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
مَازَ
Fiil-I
م ي ز
Ayırt etti
خَبِيث
İsim
خ ب ث
Kötü, murdar, pis
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
طَيِّب
İsim
ط ي ب
Temiz, temiz erkekler
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَطْلَعَ
Fiil-IV
ط ل ع
Bildirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
غَيْب
İsim
غ ي ب
Gayb, gizli, görünmeyen
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِجْتَبٰى
Fiil-VIII
ج ب ي
Seçti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam