Ve onlar -ha-kikati inkara şartlanmış olanlar- sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onların hayrınadır, onlara mühlet verdik ki günahkarlıkları artsın; sonuçta onları utanç verici bir azap beklemektedir. ¹³⁵
135 Bu ayet, insanın eğilimlerinin ve eylemlerinin -ve evrendeki diğer bütün olayların- tâbi olduğu tabiat kanunu (Kur’an terminolojisinde sünnetullâh: “Allah’ın yolu”) öğretisine işaret etmektedir. Yukarıdaki ayet sanki şöyle demektedir: “Bu insanlar hakikati inkara şartlanmış olduklarından, onlara serbestlik vermemiz (yani, seçme özgürlüğü vermemiz ve davranışlarını gözden geçirmek için mühlet tanımamız) kendilerinin yararına olmayacak, ama tersine, sahte öz-güvenlerinin ve böylece günahkarlıklarının artmasını sağlayacaktır”. Kur’an’daki benzer birçok pasajda olduğu gibi, Allah, burada da, onların “günahkarlıklarının artması”nı kendi iradesine izafe etmektedir, çünkü sebep-sonuç tabii kanununu bütün mahlukatı için geçerli kılan O’dur. (Ayrıca bkz. 14:4, not 4.)