close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 178. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velâ yahsebenne-lleżîne keferû ennemâ numlî lehum ḣayrun li-enfusihim(c) innemâ numlî lehum liyezdâdû iśmâ(en)(c) velehum ‘ażâbun muhîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Küfredenler, kendilerine mühlet ve fırsat vermemizi, kendileri için hayırlı sanmasınlar. Onlara mühlet ve fırsat verişimiz, suçlarını arttırmaları içindir ve onlaradır horhakir edici azap.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Allah’ın rızasını ve Hakk davayı bırakıp) O küfre ve nankörlüğe sapanlar (var ya); onlar kendilerine tanıdığımız fırsat ve mühleti, sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara, ancak günahları (ve sorumlulukları) daha da artsın diye süre (ve fırsat) vermekteyiz. (Sonunda mutlaka) Onlar için aşağılatıcı (pişman ve perişan kılıcı) bir azap (ve kötü bir akıbet) vardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve o Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kendilerine zaman ve imkan vermemizi kendilerinin iyiliğinedir diye sanmasınlar. Onlara fırsat vermemiz, ancak günahlarını artırmaları içindir. Onları utanç verici bir azap beklemektedir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, kendilerine vereceğimiz mühletin, haklarında hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bilerek işledikleri günahlarını, zararlarını artırsınlar diye, biz onlara mühlet veriyoruz. Onlara, alçaltıcı, zillete düşürücü ruhi bir azap da vardır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 9/55; 23/55-56; 68/44.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kâfirler kendilerine mühlet vermemizin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Onlara günahlarını artırmaları için mühlet veriyoruz. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de küfredenler, kendilerine ömür ve mühlet verişimizi, sakın kendileri için hayırlı sanmasın. Biz onları sırf günahlarını artırsınlar diye bırakıyoruz. Hem onlara, hor ve hakîr bırakan bir azap vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O kâfirler, onlara verdiğimiz mühletin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Ancak günahları artsın diye kendilerine mühlet veriyoruz. Ve (sonuçta) onlar için alçaltıcı bir azap olacaktır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kâfirler sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onların hayrınadır; onlara mühlet vermemiz günahlarını arttırmaları içindir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfirler sanmaya ki, onlara iylikçin zaman veririz, ancak zaman veririz ki, günahları çoğala, onlar için horlayıcı azap var
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O küfre sapanlar, onlara tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara, ancak (kendi iradeleriyle çoğaltmak istedikleri) günahlarını artırmaları (ve dünyadaki çılgınlıkları yaşamaları) için mühlet vermekteyiz. Sonuçta onlara utanç verici/alçaltıcı bir azap vardır.
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirler zan itmesünler ki ânlara tûl-u ’ömür virir isek haklarında hayırlıdır, ’ömürlerini temdîd idiyoruz ki günâhlarını da artdırsunlar. Kahhâr bir ’azâb ânlar içündir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İmanı inkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar.. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azab onlaradır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz fırsatın sakın onlar için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Onlara verdiğimiz fırsat ancak günahlarını arttırmaya yarıyor. Onlar için alçaltıcı azap vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkarcılar, vermiş bulunduğum sürenin kendileri için iyi olduğunu sanmasınlar. Günahlarının artması için kendilerine süre veriyoruz. Onlara alçaltıcı bir azap var
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kâfirler, kendilerine mühlet vermemizin, şahısları için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara bu mühleti, ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
bir de o küfredenler kendilerini bırakışımızı zinhar kendileri için bir hayır sanmasınlar biz onları sırf günahlarını artsınlar diye bırakıyoruz, hem onlara zillet verici bir azab var
Emrah Demiryent
swap_vert close
İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bizim onlara verdiğimiz bu mühleti, günahlarının artması için kullanırlarsa âhirette onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerine süre tanımamızın, yararlarına olduğunu sanmasınlar. Onlara süre tanımamızın nedeni, günahlarının artması içindir. Onlar için, alçaltıcı bir azap vardır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O küfredenler kendilerine zaman (ve meydan) vermenizi nefisleri için zînhâr hayırlı sanmasın (lar). Onlara fırsat verişimiz, ancak günâh (ların) ı artırmaları içindir. Onlara hor ve hakıyr edici bir azâb vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O hâlde inkâr edenler, gerçekten onlara mühlet vermemizi kendileri için sakın bir hayır sanmasınlar! Onlara ancak, (pek istedikleri şekilde) günahlarının artması için mühlet veriyoruz! Hâlbuki onlara aşağılayıcı bir azab vardır.(3)
(3)“Büyük hatâlar ve cinâyetler te’hîr ile (ertelenmekle) büyük merkezlerde ve küçücük cinâyetler ta‘cîl ile (acele ederek) küçük merkezlerde verildiği gibi, mühim bir hikmete binâen, ehl-i küfrün cinâyetlerinin kısm-ı a‘zamı (büyük kısmı), mahkeme-i kübrâ-yı haşre (haşirdeki büyük mahkemeye) te’hîr edilerek, ehl-i îmânın hatâları, kısmen bu dünyada cezâsı verilir.” (Sözler, 14. Söz, 40)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve o inkâr etmiş olanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi (dünyada geçirdikleri zamanı) sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara ancak (inkârden vazgeçip durumlarını düzeltsinler diye) süre veriyoruz, onlar ise, (bu sürede) günahlarını artırıyorlar. (Bu nedenle) Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. *
(*) Burada (لِيَزْدَادُواْ)’’li yezdadü’’üzerindeki (ل) ‘’lam’’, akibet harfi olup için anlamıda değildir. Tıpkı) (فَالْتَقَطَهُ آلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَناًKasas-8.ayette olduğu gibiواللام ليزدادوا إثما لام العاقبة كما هي في قوله تعالى ليكون لهم عدوا وحزنا أي : إنما نملي لهم فيزدادون إثما ((التحرير والتنوير) واللام في قوله لِيَزْدادُوا إِثْماً هي التي تسمى بلام العاقبة كما في قوله تعالى فَالْتَقَطَهُ آلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَناً أى «إنما نملي لهم فيزدادون إثما، فلما كان ازدياد الإثم ناشئا عن الإملاء كان كالعلة له، وكانت نتيجة هذا ا لإملاء (قعوا في العذاب المهين (تفسير الوسيط ) واللام في قوله لِيَزْدادُوا إِثْماً هي التي تسمى بلام العاقبة كما في قوله تعالى فَالْتَقَطَهُ آلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوًّا وَحَزَناً أى «إنما نملي لهم فيزدادون إثما، فلما كان ازدياد الإثم ناشئا عن الإملاء كان كالعلة له، وكانت نتيجة هذا الإملاء أن وقعوا في العذاب المهين ...(تفسير المراغي ). وفي الكلام تقديم وتأخير ، نقل ذلك عن الأخفش . قال أبو حاتم : " سمعت الأخفش يذكر فتح "أن " يحتج بها لأهل القدر لأنه كان منهم ، ويجعله على التقديم والتأخير ، كأنه قال : "ولا تحسبن الذين [كفروا ] إنما نملي لهم ليزدادوا إثما ، أنما نملي لهم خير لأنفسهم " انتهى (الدر المصون – الكشاف – تفسير البيضاوي) والوجه الثاني: قالوا: أخبر الله - تعالى - عما يئول أمرهم في العاقبة، لا أن كان في الابتداء كذلك؛ كقوله - تعالى -: { فَٱلْتَقَطَهُ آلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوّاً وَحَزَناً } [القصص: 8]، ومعلوم أنهم لم يلتقطوا ليكون لهم عدواً وحزناً؛ ولكن إخبار عما آل أمره في العاقبة أن صار لهم عدواً وحزناً؛ وكذلك يقال للرجل: سرقت لتقطع، وقتلت لتقتل، وهو لم يسرق ليقطع، ولا قتل ليقتل؛ العاقبة؛ (تأويلات أهل السنة))  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gerçekleri inkâr edenler kendilerine zaman tanımamızı, kendileri için hayırlı zannetmesinler. Onlara zaman tanımamız, yalnızca günahlarının artması içindir. Onlar için alçaltıcı bir azap var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki Allah’ı tanımazlar, sanmasınlar ki kendilerine uzun bir ömür sağlamamız onlar için yeydir. Bizim onları uzun yaşatmamız suçları artsın diyedir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sakın kâfir olanlar kendilerine mühlet [⁷] vermekliğimizi haklarında hayırlı sanmasınlar. Onlara mühlet vermekliğimiz günahlarını artırmak içindir. Onlar için kendilerini hor kılıcı bir azap vardır.
[7] Ömür, zafer, iyi yaşayış gibi.[7] Şerayi ve ahkâmı beyan eden kitap. Veya Tevrat ve İncil ve Zebur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edenler kendilerine mühlet vermemizi, kendileri için hayırlı bir şey saymasınlar. Biz onlara mühlet veriyoruz; sonuçta onlar günahlarını artırıyor.⁴⁶ Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
46 Birçok meâllerde gözüken anlam; “Biz onlara günahları artsın diye mühlet veriyoruz” veya “günahlarını artırsınlar” yani “bol bol günah işlesinler” şeklindedir. Allah insanlara tevbe etmesi, yaptıklarından pişman olması, doğru yolu bulması vb için mühlet verir. Günahı artsın diye mühlet vermek Cenab-ı Hakk’a yakışmaz. Öyleyse tercümelerde bir sıkıntı var. Ayete dikkatle bakıldığında “li-yezdâdû”daki “lâm”, “lâmu’lâkibe”dir. Sonuç bildiren bir edattır. Dolayısıyla “Biz mühlet verdik sonuçta onlar günahlarını artırdı” demektir. Bu konuda A. Kadir Şener ve arkadaşlarının yorumuna katılıyorum. Yine Fransızca Kur’an tercümelerinden D. Masson ve M. Hamidullah’ın tercümelerinde de bu ayet bizim anladığımız şekilde tercüme edilmiştir. Burada anlatılmak istenen, günâh bataklığındaki kâfirler, kendilerine verilen mühleti günah işlemekten vazgeçmedikleri sürece kendileri için hayırlı bir şey olarak görmesinler, Biz onlara tevbe edip imana gelmeleri için birçok fırsat içeren mühletler veriyoruz ama onlar bu fırsatları ancak günahlarını artırmak için kullanıyorlar demektir. Mühlet vermek zaten öz Arapçada “Devenin veya atın mer’ada daha çok yeşillik yiyebilmesi için bağlı oldukları iplerini uzun tutmak, uzatmak demektir. Mühletler daima lehte olsun diye verilir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Küfre sapanlar, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azap onlaradır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın ayetlerini inkâr edenler sanmasınlar ki, onlara mühlet vermemiz kendileri için hayırlıdır. Hayır! Sanki Biz onlara, sırf günaha iyice batsınlar diye süre veriyoruz. Hâlbuki kendilerine tanınan bu süreyi fırsat bilip günahlardan tövbe etmeleri gerekirdi. İşte onlar için, alçaltıcı bir azap vardır!Bazı müminler, “Allah, sürekli fitnelere sebep olan bu münâfıkları neden bize ismen bildirmiyor, neden onları aramızdan çıkarıp atmıyor?” diyorlar. Onlara de ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr emiş olanlar saymasınlar ki, onlara nefisleri için hayırlı mühlet veriyoruz! Doğrusu onlara günah artırmaları için mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltan bir azap da vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnkarcılar, bizim iplerini biraz uzatmış olmamızı, sakın kendileri için hayra yormasınlar. Onları biraz salıyorsak bu, suçları çoğalsın diyedir. İlerdeki cezaları daha da aşağılayıcı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler kendilerine verilen mühletin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasın. Biz onlara günahları artsın, hesap günü cezalarının ne olduğunu görsünler diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfir olanlar sanmasınlar ki kendilerine zaman tanımamız, onlar için hayırlıdır. Onlara zaman tanıyoruz; sonunda günahlarını artıracaklar. Onlar için küçük düşürücü bir azap vardır. [*]
İnkârcılara zaman tanınmasıyla ilgili olarak bkz. A‘râf 7:183; Kalem 68:45; Müzzemmil 73:11; Târık 86:17.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O kâfirler, kendilerine süre tanımamızın¹ kendileri hakkında daha hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bizim, onlara süre tanımamız, ancak günâhlarını artırmaları içindir. Zîrâ (âhirette) onlara, rezil edici bir azap vardır.
1 Yani; onlara uzun ömür vermemizi veya Uhud savaşında kendilerini helâk etmeyip de biraz daha yaşamalarına müsaade etmemizi…  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve onlar -ha-kikati inkara şartlanmış olanlar- sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onların hayrınadır, onlara mühlet verdik ki günahkarlıkları artsın; sonuçta onları utanç verici bir azap beklemektedir. ¹³⁵
135 Bu ayet, insanın eğilimlerinin ve eylemlerinin -ve evrendeki diğer bütün olayların- tâbi olduğu tabiat kanunu (Kur’an terminolojisinde sünnetullâh: “Allah’ın yolu”) öğretisine işaret etmektedir. Yukarıdaki ayet sanki şöyle demektedir: “Bu insanlar hakikati inkara şartlanmış olduklarından, onlara serbestlik vermemiz (yani, seçme özgürlüğü vermemiz ve davranışlarını gözden geçirmek için mühlet tanımamız) kendilerinin yararına olmayacak, ama tersine, sahte öz-güvenlerinin ve böylece günahkarlıklarının artmasını sağlayacaktır”. Kur’an’daki benzer birçok pasajda olduğu gibi, Allah, burada da, onların “günahkarlıklarının artması”nı kendi iradesine izafe etmektedir, çünkü sebep-sonuç tabii kanununu bütün mahlukatı için geçerli kılan O’dur. (Ayrıca bkz. 14:4, not 4.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçekleri örtbas eden kâfirlere yanlıştan dönmeleri için verdiğimiz mühleti hayır sanmasınlar. Bizim onlara verdiğimiz bu mühleti günahlarının artması için kullanırlarsa ahirette onlar için rezil edici azap vardır. 2/96, 19/75, 16/61, 35/45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve inkârda direnenler sanmasınlar ki, onlara mühlet vermemiz kendi hayırlarınadır. Onlara yalnızca günahlarını artırsınlar diye mühlet veriyoruz; sonunda onları da alçaltıcı bir azap bekler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Küfürde direnenler, -kendilerine mühlet vermemizi- sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara mühleti sırf günahları çoğalsın diye veriyoruz. Onlar için de (ahirette) alçaltıcı bir azap vardır.
Osman Fırat
swap_vert close
İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Küfredenler asla sanmasınlar ki, onlara mühlet verişimiz onların nefisleri için bir hayırdır. Biz onlara mühlet veriyoruz ki günahlarını arttırsınlar. Ve onlar için zillet verici bir azap vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O kâfirler kendilerine mühlet vermemizin kendileri hakkında hayır olduğunu sanmasınlar. Onlara mühlet vermemiz, günahlarının artması içindir. Onlara zelil ve perişan eden bir azap vardır. [23, 55-56; 68, 44; 9, 55]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnkar edenler sanmasınlar ki, kendilerine süre vermemiz, kendileri için hayırlıdır. Biz onlara süre veriyoruz ki günahı artırsınlar. Onlar için alçaltıcı bir azab vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirler bizim onlara imhâlimizi (dünyâda mal, mülk, uzun 'ömür, rahat ve refâh virmek sûretiyle derhâl 'azâb itmediğimizi) kendi nefisleriyçün hayırlıdır zan itmesünler. Bizim onlara bu mühlet virişimiz günâhlarının artması içündir. Onlara rezîl ve rüsvay idici 'azâb ve 'ikâb vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ayetleri örtenler, verdiğimiz fırsatın kendi iyiliklerine olduğunu sanmasınlar. Fırsatı günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onların hak ettiği alçaltıcı bir azaptır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kafirler kendilerine mühlet vermemizi hayırlı sanmasınlar. Biz onlara ancak günahlarını artırmaları için mühlet veriyoruz/ ömürlerini uzatıyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr edenler, onlara mühlet verişimizi kendilerinin hayrına sanmasınlar. Biz onlara, günahlarını arttırsınlar diye mühlet veriyoruz. Sonunda onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Küfre sapanlar, onlara süre tanımamızın kendileri için hayırlı olduğunu asla düşünmesinler. Onlara, biraz daha günah işlesinler diye süre veriyoruz. Yere geçirecek bir azap var onlar için.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı śanmasuñ anlar kim kāfir oldılar: bayıķ ol kim mühlet virürüz anlara, yigrekdür gendüzilerine. bayıķ mühlet virürüz anlara, tā arturalar yazuġı; daħı anlaruñdur 'aźāb ħor eyleyici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṣanmasunlar ol kişiler kim kāfir oldılar ki biz anlara mühlet virdük ḫayr‐ıçun nefslerine. Mühlet virmez‐biz anlara illā arıtmaġ‐ıçun yazuḳları. Daḫı varanlara ẕelīl eyleyici ‘aẕāb.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Küfr edənlər onlara verdiyimiz möhləti heç də özləri üçün xeyirli sanmasınlar! Bizim onlara verdiyimiz möhlət ancaq günahlarını daha da artırmaları üçündür. Onlar alçaldıcı bir əzab görəcəklər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And let not those who disbelieve imagine that the rein We give them bodeth good unto their souls. We only give them rein that they may grow in sinfulness. And theirs will be a shameful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Let not the Unbelievers think that our respite to them is good for themselves: We grant them respite that they may grow(480) in their iniquity: But they will have a shameful punishment.
480 That the cup of their iniquity may be full. The appetite for sin grows with what it feeds on. The natural result is that the sinner sinks deeper into sin. If there is any freedom of will, this naturally follows, though Allah's Grace is always ready for the repentant. If the Grace is rejected, the increase of iniquity makes the nature of iniquity plainer to those who might otherwise be attracted by its glitter. The working of Allah's Law is therefore both just and merciful. See also the next verse and 9:55 .  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَا يَحْسَبَنَّ
ve sakın sanmasın
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُٓوا
kâfir oldular
اَنَّمَا
şüphesiz o şey ki
نُمْل۪ي
mühlet veriyoruz
لَهُمْ
onlara
خَيْرٌ
bir ha- yırdır
لِاَنْفُسِهِمْۜ
kendileri için
اِنَّمَا
ancak
نُمْل۪ي
mühlet veriyoruz
لَهُمْ
onlara
لِيَزْدَادُٓوا
arttırmaları için
اِثْماًۚ
günahı
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azap
مُه۪ينٌ
aşağılayıcı
Kâfirler sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onlar için bir hayırdır. Biz, onlara ancak günahlarını arttırmaları (ve hiçbir mazeretlerinin kalmaması) için mühlet veriyoruz. Ve onlar için (âhirette) aşağılayıcı bir azap vardır.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَسِبَ
Fiil-I
ح س ب
Sandı, zannetti
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَمْلٰى
Fiil-IV
م ل و
Mühlet verdi, okudu
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَمْلٰى
Fiil-IV
م ل و
Mühlet verdi, okudu
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَزْدَادَ
Fiil-VIII
ز ي د
İleri gitti, arttırdı, ziyade etti, ilave etti
اِثْم
İsim
ا ث م
Günah, suç, kusur
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مُهِين
Etken fiil-IV
ه و ن
Aşağılayıcı