close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 166. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ esâbekum yevme-ltekâ-lcem’âni febi-iżni(A)llâhi veliya’leme-lmu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün size gelip çatan musibet, Allah'ın izniyle gelip çatmıştı. Böylece de inananları bildirmeyi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İki (düşman) topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden (sıkıntı ve sarsıntılar) ancak Allah’ın izniyle idi. (Bu, Allah’ın sadık ve sabırlı) Mü’minleri bilip-belirleyip ayırt etmesi içindi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İki ordunun harpte karşılaştığı gün başınıza gelenler, Allah'ın izni ile gerçekleşti. Bu Allah'ın gerçek mü'minleri belirlemesi içindi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İki ordunun, iki topluluğun karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler Allah'ın izniyle gelmiştir. Bu mü'minleri belirlemesi içindi.
Ahmet Varol
swap_vert close
İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün başınıza gelenler Allah'ın izniyle ve gerçek iman sahiplerini ortaya çıkarmak içindi.
Ali Bulaç
swap_vert close
İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi. (Bu, Allah'ın) mü'minleri ayırdetmesi;
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İki topluluğun (Mümin ve müşriklerin Uhud savaşında) karşılaştığı gün, başınıza gelen musibet, Allah'ın izniyle olup müminlerin sebatını göstermek içindi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Uhud’da) iki toplumun karşılaştıkları gün başınıza gelenler, Allah’ın izniyle ve Allah’ın gerçek müminleri ortaya çıkarması içindi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelenler Allah'ın izniyle gerçekleşti. Bu, Allah'ın gerçek müminleri belirlemesi içindi.
Besim Atalay
swap_vert close
İki ordu kavuştuğu gün başınıza gelenler Allahın izniyledir, inanmış olanları bilmekçin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
166-167. (Ey mü'minler!) İki topluluğun (mü'min ve müşriklerin Uhud Savaşı'nda) karşılaştığı gün, başınıza gelen (yenilgi sizin hatanız yüzünden ve fakat), Allah'ın izniyle olmuştur. Bu da (Allah'ın gerçek) inananları ayırt etmesi ve münafıkları meydana çıkarması içindi. (Onlara:) “Gelin, Allah yolunda savaşın ya da (düşmana karşı) savunma yapın” denince: “Eğer savaşmayı bilseydik, mutlaka peşinizden gelirdik” dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Hiç kuşkusuz Allah, onların kalplerinde gizlediklerini (de açığa çıkardıklarını da) çok iyi bilendir.
Bkz. 3/152, 3/172 Hz. Muhammed, düşmana karşı müdafaa için Uhud Dağı’na gitmek üzere asker toplamaya çalışırken, bazı münafıklar ve münafıkların etkisinde kalan bazı göçebe Araplar, farklı mazeretlerle Hz. Peygamber’in çağrısına uymamıştı. Hatta “Eğer savaşmayı bilseydik, mutlaka peşinizden gelirdik.” diyerek bir de işi sulandırmışlardı. Sulandıranların başında Abdullah bin Ubeyy bin Selul vardı. Allah bu ayetle bunların konumuna işaret ederek münafık olduklarını bildiriyor ve bu şekilde Müslümanların safını münafıklardan temizlediğini anlatıyordu. Onların imandan çok küfre yakın olduklarını bildirerek “Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar.” ifadesiyle söylediklerinde samimi olmadıklarını ortaya koyuyordu. Çünkü onlar, savaş olacağını bildikleri halde, Müslümanlarla müşrikler arasında savaşın çıkabileceğini tahmin etmediklerini ileri sürüyorlardı. Bilmiyorlardı ki, kalplerinde gizlediklerini Allah çok iyi biliyor ve bildiklerinden elçisini de haberdar ediyordu.  
Cemil Said
swap_vert close
İki ordunun ictimâ’ iylediği gün sizin ’adem-i muvaffakiyetiniz Allâh’ın izniyle olmuşdur, tâ ki mü’minler ile münâfıklar tefrîk idilsün.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
166,167. İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun" dendiği zaman: "Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı günde başınıza gelenler, Allah’ın izniyle oldu ve bu, müminleri belli etmek içindi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
166, 167. İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: «Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın» denildiği zaman, «Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik» dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
Edip Yüksel
swap_vert close
İki ordu çarpıştığı gün başınıza gelenler ALLAH'ın izniyle oldu. İnananlar böylece ayırdedilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
166,167. İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
o iki cem'iyet çarpıştığı gün başınıza gelen de yine Allahın izniledir
Emrah Demiryent
swap_vert close
166-167. (Uhud gazvesinde) iki ordunun karşılaştığı gün size isabet eden (başınıza gelen musibet) ler, Allah’ın izni ile gerçekleşti. Bu imtihân mü’minleri ve munâfıklıkları (sizin için) ortaya çıkarmak içindi. Onlara (munâfıklara), “Gelin, Allah yolunda cihat edin veya (düşmana karşı) savunmada bulunun” denildiği zaman (onlar alaycı bir tavırla): “Eğer biz savaş etmeyi bilseydik, elbette arkanızdan gelirdik” Dediler. (Oysaki onlar daha önceleri mü’minlere, “Biz her zorluk karşısında sizlerle beraberiz!” diyorlardı.) Onlar o gün, kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylemekle, îmândan ziyade küfre yakındılar. Allah, (onların kalplerinde) gizlediklerini hakkıyla bilendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İki toplumun karşılaştığı gün, başınıza gelen musibet, Allah'ın izniyleydi. Bu mü'minlerin belirlenmesi içindi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İki ordu karşılaşdığı gün size gelen musıybet Allahın emriyle idi. (Bu, Allahın) mü'minleri ayırd etmesi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki (Uhud'da) iki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelenler, böylece Allah'ın izniyle olup, mü'minleri ortaya çıkarması içindi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
166 - 167. Ve iki topluluğun karşılaştığı günde (kendi hatanızdan dolayı) başınıza gelen (sıkıntı ve sarsıntılar), Allah’ın izniyledir (bilgisiyledir). Bu, (gerçekten) hem inananları (gaybı ilmiyle bildiği gibi şehadet ilmiyle de) bilsin (deneyip ortaya çıkarsın), hem de münafıklık edenleri de (gaybı ilmiyle bildiği gibi şehadet ilmiyle de) bilsin (deneyip ortaya çıkarsın). Münafıklık edenlere: ’gelin, Allah yolunda (saldırganlara karşı) savaşın veya hiç olmazsa savunmada bulunun’ dendiği zaman: ’Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik’ demişlerdi. O gün, onlar imandan çok inkâra yakındılar. Gönüllerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi (çok) iyi bilmektedir.*
(*) Hz. Muhammed, saldırgan düşmana karşı müdafaa için Uhud Dağı’na gitmek üzere asker toplamaya çalışırken, bazı münafıklar ve münafıkların etkisinde kalan bazı göçebe Araplar, farklı mazeretlerle Hz. Peygamber’in çağrısına uymamıştı. Hatta “Eğer savaşmayı bilseydik, mutlaka peşinizden gelirdik.” diyerek bir de işi sulandırmışlardı. Sulandıranların başında Abdullah bin Ubeyy bin Selul vardı. Allah bu ayetle bunların konumuna işaret ederek münafık olduklarını bildiriyor ve bu şekilde Müslümanların safını münafıklardan temizlediğini anlatıyordu. Onların imandan çok küfre yakın olduklarını bildirerek “Gönüllerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar, ifadesiyle söylediklerinde samimi olmadıklarını ortaya koyuyordu. Çünkü onlar, savaş olacağını bildikleri hâlde, Müslümanlarla müşrikler arasında savaşın çıkabileceğini tahmin etmedikerini ileri sürüyorlardı. Bilmiyorlardı ki, içlerinde gizlediklerini Allah çok iyi biliyor ve bildiklerinden elçisini de haberdar ediyordu. Ayrıca ayette geçen (وَلِيَعْلَمَ) ‘’Ve (şehadet ilmiyle de) bilsin (ayırt etsin, belirtsin ve ortaya çıkarsın) anlamındadır. Not: Yüce Allah’ın ilmi ikiye ayrılır. Biri gaybı ilmi, diğeri de şehadet ilmi. Gaybı ilimden maksat gelecekle ilgili olup henüz meydana gelmemiş olan olayları bilmesidir. Şehadet ilmi ise olayların meydana geldiği anda görerek elde edilen ilimdir. Yani yüce Allah insanlarıın yapacaklarını gaybı olarak bildiği gibi, onları deneyerek şehadet ilmiyle de yaptıklarını bilmeketedir. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. İşte bu ve buna benzer mesajlarda yüce Allah insanı gaybı ilmine göre değil, denedikten sonraki şehadet ilmiyle muahaze eder. الوجه الثاني: فباذن الله: أي بعلمه (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) أي ليعلم شاهدا ما علم غائبا (تأويلات القران – الماتريدي) (وليعلم المؤمنين ) أي : ليميز والعلم هنا كناية عن الظهور والتقرر في الخارج لما قدره- سبحانه- في الأزل أى أراد الله أن يحدث ما حدث في غزوة أحد ليظهر للناس ويميز لهم المؤمنين من غيرهم (تفسير الوسيط - تفسير البغوي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İki topluk savaş için karşı karşıya geldiğinde, (savaşın sonunda) sizin başınıza gelen (yenilgi) Allah’ın izniyle, gerçek inananları bilmesi için olmuştur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İki ordu karşılaştığı gün başınıza ne gelmişse Allah’ın inananları ayırt etmesi içindi,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Uhut/ta iki ordunun kavuştukları gün uğradığınız musibet te Allah/ın izniyledir. Bu da mü/minleri ayırdetmesi içindir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İki topluluk/ordu [cem’an] karşılaştığında başınıza gelen musibet, Ancak Allah’ın izniyle olmuştur. (Böyle olması) Allah’ın gerçek inananları belirlemesi/açığa çıkarması [li-ya’leme] içindi.
Kadri Çelik
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu (Uhud yenilgisi), iman edenleri belirtmesi içindir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İki ordunun Uhud savaşında karşı karşıya geldiği gün başınıza gelenler, her ne kadar kendi hatânızdan kaynaklandıysa da, aynı zamanda Allah’ın izniyle gerçekleşmiştir. Çünkü O müsaade etmedikçe, hiçbir şey gerçekleşmez. Allah,inananları münâfıklardan ayırt etmek ve böylece, aranızdaki ikiyüzlüleri ortaya çıkarmak için buna izin vermiştir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İki Topluluğun Karşılaşma (Çarpışma) günü size isabet etmiş şeyler Allah’ın izniyledir; bir de Müminler’i bilmesi / ayırd etmesi içindir;
Mehmet Çakır
swap_vert close
İki tarafın çarpışması sonucu tattığınız bu acı yenilgi, Allah'ın bilgisi dahilinde olmuştur. Çünkü Allah, hem inananları,
Mehmet Çoban
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün başınıza gelen yenilgi sebatınızı sınamak için gerçekleşti. Nitekim sebatı olmayanların durumu ortaya çıkıverdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
166,167. (Uhud’da) iki ordu karşılaştığı gün başınıza gelenler ancak Allah’ın izniyle olmuştur ki bu da müminleri (diğerlerinden) ayırt etmesi ve münafıkları ortaya çıkarması içindi. [*] Onlara (münafıklara) “Gelin, Allah yolunda çarpışın veya savunma yapın!” dendiği zaman, “Savaşmayı (savaşın olacağını) bilseydik elbette size uyardık.” demişlerdi. Onlar (o gün) imandan çok küfre yakındı. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. [*] (Oysa) Allah onların içlerinde gizlediklerini çok iyi bilendir.
“Yüce Allah’ın bilmesi” ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:140, dipnot 11.,“Yüce Allah’ın bilmesi” ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:140, dipnot 11. Yüce Allah önceki ayette hem müminleri hem de münafıkları ayırt etmek için Uhud’da yaşananlara izin verdiğini ifade ettikten sonra, bu ayette de onların nasıl ikiyüzlü davrandıklarını ifade etmektedir. Münafıklara Uhud günü “Gelin, Allah yolunda savaşın; bunu yapamazsanız hiç olmazsa savunmada olun; kalabalık görüntüye katkı vererek müşriklerin gözünün korkmasına yarayın” şeklinde çağrı yapıldığında onların cevabı tam münafıkça olmuş ve bu teklifi reddetmişler, Uhud günü savaşı bırakıp çekip gitmişlerdi.  
Mehmet Türk
swap_vert close
166,167. İki topluluğun karşılaştığı (Uhud savaşı) gününde başınıza gelen musîbet, kesinlikle Allah’ın izniyledir. Bu (musibetin sebebi) ise; (Allah’ın) gerçekten îman edenleri belirleyerek, münâfıklık yapanları, ayırt etmesi içindir. Onlara: “Gelin, ya Allah yolunda savaşın, ya da savunma yapın.” denilince: “Eğer biz, savaşmayı bilseydik, kesinlikle sizin peşinizden gelirdik.” dediler.¹ O gün (Müslümanlara göre) onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızları ile söyleyerek, îmandan çok küfre daha yakın idiler. Hâlbuki Allah, onların gizlediklerini, en iyi bilendir.²
1 Bu bölüm, “Eğer biz, gerçekten savaş yapılacağını bilseydik, kesinlikle sizin peşinizden gelirdik, dediler.” şeklinde de tercüme edilebilir.2 Bu iki âyet, Uhud savaşına katılamayan ve Peygamber Efendimizi terk eden, Abdullah b. Übey ve onun peşine takılan 300 münâfık hakkında, indirilmiştir. (Kurtubî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
iki ordunun harpte karşılaştığı gün başınıza gelenler Allah’ın izni ile gerçekleşti. Bu, Allah’ın [gerçek] müminleri belirlemesi içindi;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İki ordunun çarpıştığı o gün başınıza gelen mağlubiyet müminleri belirlemek için Allah’ın izni ile gerçekleşmiştir. 2/214, 3/142
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelenler Allah’ın izni sonucunda gerçekleşmişti. Bu da (Allah’ın) mü’minleri belirlemesi içindi.
Orhan Kuntman
swap_vert close
İki ordu karşılaştığı gün (Uhud'da) size gelen musîbet Allah'ın emriyleydi, müminleri ayırt etmesi,
Osman Fırat
swap_vert close
İki ordunun (harpte) karşılaştığı gün başınıza gelenler Allah’ın izni ile gerçekleşti. Bu, Allah’ın (gerçek) müminleri belirlemesi içindi..
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün size isabet eden, Allah Teâlâ'nın izni ile idi ve mü'minleri temyiz etmesi içindi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
166, 167. İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelen musîbet Allah'ın izniyle olmuştu. Bu da O'nun müminleri ayırd etmesi, münafıklık yapanları da meydana çıkarması için idi. O münafıklara: “Gelin, Allah yolunda savaşın veya hiç olmazsa düşmanınızın size ve ailelerinize saldırmasını önleyin! ” denildiğinde: “Biz savaş olacağını bilseydik size katılırdık. ” dediler. Doğrusu o gün onlar imandan ziyade küfre yakın idiler. Onlar, ağızlarıyla, kalplerinde olmayan şeyleri söylüyorlardı. Ama Allah onların gizlediklerini pek iyi bilir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün, sizin başınıza gelen, ancak Allah'ın izniyle olmuştur ki (O), inananları bilsin (deneyip ortaya çıkarsın).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İki cemâ'atin karşu karşuya geldikleri günde size isâbet iden şey (Uhud güni hezîmeti) Allâh Te'âlâ'nın izni ve kazâsıyla olub mü'minlerin sebâtını meydâna çıkarmak içündir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelenler, Allah’ın onayıyla geldi. Bunu yaptı ki inanıp güvenenleri bilsin.
Şaban Piriş
swap_vert close
166,167. -İki ordunun çarpıştığı gün başınıza gelen ancak Allah'ın izni ile olmuştu. Müminleri belirlemek ve münafıklık edenleri de ortaya çıkarmak için. O münafıklara: -Gelin, Allah yolunda savaşın veya müdafaada bulunun! denilmiş, onlar da: -Savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik elbette, demişlerdi. Onlar o gün, imandan çok küfre yakındılar. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah onların gizlediğini çok iyi biliyor.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelenler, Allah'ın izniyle idi—tâ ki iman etmiş olanları Allah böylece ayırt etsin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İki topluluğun karşılaştığı gün sizin başınıza gelen, Allah'ın izniyledir ve Allah, müminleri bilsin diyedir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı her ne kim irdi size, ol gün kim irişdi iki bölük: Tañrı dilegi-y-iledür; daħı tā bile mü’minleri;
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol nesne kim size yitişdi iki çeri ṭabışıp ṣavaş güninde Tañrı Ta‘ālā buyruġıbile idi, ḥattā mü’minleri bilmeg‐içün Tañrı Ta‘ālā.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ühüd müharibəsində) iki ordunun qarşılaşdığı gündə başınıza gələn fəlakət də Allahın iznilə oldu ki, mö’minləri ayırd etsin.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
That which befell you, on the day when the two armies met, was by permission of Allah; that He might know the true believers;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
What ye suffered on the day the two armies Met, was with the leave of Allah, in order that He might test(475) the believers,-
475 Test: literally know. See n. 467 to 3:154.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَٓا
ve o şeyler ki
اَصَابَكُمْ
size isabet etti
يَوْمَ
o gün ki
الْتَقَى
karşılaştı
الْجَمْعَانِ
iki topluluk
فَبِاِذْنِ
işte izniyle
اللّٰهِ
Allah'ın
وَلِيَعْلَمَ
ve ayırt etmesi için
الْمُؤْمِن۪ينَۙ
mü'minleri
(Uhud'da) İki topluluğun karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki bu da (Allah'ın) mü'minleri ayırt etmesi içindi.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
اِلْتَقَى
Fiil-VIII
ل ق ي
Karşı karşıya geldi, karşılaştı, birbirine kavuştu
جَمْع
İsim
ج م ع
Topluluk
اِذْن
İsim
ا ذ ن
İzin
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan