close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 159. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Febimâ rahmetin mina(A)llâhi linte lehum velev kunte fazzan ġalîza-lkalbi lenfaddû min havlik(e)(s) fa’fu ‘anhum vestaġfir lehum veşâvirhum fî-l-emr(i)(s) fe-iżâ ‘azemte fetevekkel ‘ala(A)llâh(i)(c) inna(A)llâhe yuhibbu-lmutevekkilîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın, yoksa kaba ve katı yürekli olsaydın mutlaka yanından ayrılıp giderlerdi. Bağışla onları, yarlıganmalarını dile onların, iş hususunda danış onlarla. Fakat işe girişmeyi de kurdun mu dayan Allah'a. Şüphe yok ki Allah, dayananları sever.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm; Sen) O vakit, Allah’tan bir rahmet ile onlara (Hicaz halkına ve Ashabına) yumuşak davrandın, şayet kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. O halde onların kusurlarını affet, bağışlanmaları (ve ıslah olmaları) için dua et. (Topluma ve teşkilata ait) İşlerde onlara danış. (Ama) Artık (kesin) kararını verdiğin zaman da, Allah’a güven (ve işe başla). Çünkü Allah, tevekkül edip Kendine sığınanları sevmekte (ve desteklemekte)dir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Allah'ın rahmeti sebebiyle sen onlara yumuşak davrandın. Eğer onlara karşı kırıcı ve sert olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi. Artık onları bağışla ve affedilmeleri için dua et. Toplumu ilgilendiren her konuda onlara danış, görüşlerini al; sonra bir hareket şekline karar verince de, Allah'a güven. Çünkü Allah, kendisine güvenip, dayananları sever.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O vakit, Allah'ın lutfettiği rahmet peygamberliği icabı onlara yumuşak davrandın. Eğer kötü huylu, sert mizaçlı, katı yürekli olsaydın, akılsızca davransaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onlara af ile muamele yap. Bağışlanmalarını, koruma kalkanına alınmalarını dile. Devlet, ekonomi, savunma ve sosyal hayat ile ilgili planlama, kamu düzeni ve yönetimle ilgili kararları mü'minlerle istişare ederek al, yönetime katılmalarını sağla. Kararını verdiğin zaman da, Allah'a dayanıp güvenerek, sonuçlarını O'na havale ederek hemen icra et. Allah tevekkül sahibi müslümanları, kendisine güvenip dayananları sever.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 9/128.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'tan olan bir rahmet sebebiyle onlara yumuşak davrandın. Eğer katı kalpli, kaba birisi olsaydın muhakkak etrafından dağılırlardı. Onları affet, kendileri için bağış dile ve işlerde onlarla görüş alışverişinde bulun. Bir şeye kesin karar verdiğin zaman da Allah'a güven. Allah (kendisine) güvenenleri sever.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Uhud savaşında sen, Allah'dan gelen bir merhamet sayesindedir ki, onlara (Ashaba) yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, muhakkak onlar etrafından dağılıp gitmişlerdi. Artık onları bağışla ve kendilerine Allah'dan mağfiret dile. İş hususunda fikirlerini al (müşavere et). Müşavereden sonra da bir şeyi yapmağa karar verdin mi, artık Allah'a güven ve dayan. Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nitekim Allah’ın bu rahmeti(*) ile sen onlara yumuşadın. Eğer kaba, sert kalpli olsaydın, kırılan tesbih taneleri gibi senin etrafından dağılacaklardı. Onları affet, onlar için mağfiret dile, idare konusunda onlarla meşveret et. Bir şeye azmettiğin zaman, Allah’a tevekkül et. Çünkü Allah, tevekkül edenleri sever. (Allah kimi severse, onu iki dünyada muvaffak eder… Her şey O’nun elindedir.)
(*) İslamiyet ve Hz. Muhammed’in varlığı, Allah’ın âlemlere rahmet tecellisidir.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O zaman Allah'tan bir rahmet olarak onlara yumuşak davrandın! Şâyet sen, kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından ayrılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.[64]
[64] Tebliğde takip edilmesi gereken hususlar, istişare ve tevekkül hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IV, 442-448; VI, 92-95.  
Besim Atalay
swap_vert close
Senin onlara karşı, yumuşak bulunmaklığın, Allah katından bir rahmettir, kaba huylu, gönlü katı olaydın, çevrenden dağılmış bulunurlardı, bağışla sen onları, yarlıganmak iste onlar için de, her işte onlarla danış edesin, bir işe azmedersen Allaha dayan, Allah sever kendisine dayananları
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul! Uhud gazvesinde olduğu gibi her zaman) Allah'tan gelen merhamet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer sert, katı kalpli biri olsaydın, kuşkusuz çevrenden uzaklaşırlardı. O halde onları bağışla, kendileri için Allah'tan af dile ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla müşavere et ama karar verince artık Allah'a güven (ve o işi yap). Zira Allah, tevekkül edenleri sever. 
Bkz. 42/38Savaşta Hz. Muhammed’in direktiflerine rağmen görev yerlerini tekeden ve dolaysıyla mağlubiyete sebep olan sahabelere kaba ve katı davranmamak konusunda uyarı olduğu gibi istişare konusunda da onların dışlanmamasına dikkat çekiliyor. İslam nizamını ayakta tutan dinamiklerin başında şûra gelmektedir. İlmî, siyasî, iktisadî, içtimaî, sosyal ve kültürel meselelerin çözümünde en önemli vazife şûraya aittir. İstişare konusunda yani şûrayı oluşturmak mevzuunda bugünün İslam dünyası çok geridedir. Oysa Hz. Muhammed’e verilen bu talimat bütün zamanlar için emir niteliğindedir. Yani hangi işte ve meslekte olursa olsun Müslüman’ın istişare ile iş yapması şarttır. Çünkü istişare ile sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla arasındaki bağ güçlenir, istişare eden insan egonun bütün izlerini siler, bencil davranışlar sergilemekten vazgeçerek daha mütevazı olur, başkalarının aklından ve zekâsında istifade edeceği için kendine olan güveni artar.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! Sen ânlara mülâyemetini anlatdın. Eğer daha katı kalbli olsa idin ayrılurlar idi. Ânlara karşu merhametli ol, ânlar içün Allâh’dan mağfiret taleb it, işlerinde ânlar ile müşâvere it, bir işe ’azim iylediğin vakit Allâh’a tevekkül it, Allâh mütevekkilleri sever.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın rahmetinden dolayı, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalbli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah'a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.
 Şûrâ (meşveret, danışma) prensibinin İslâmiyette önemli bir yere sahip olduğu âyette açıkça ifade edilmiştir. Ancak, şûrânın kapsamı, şekli ve bağlayıcılık gücü konularında İslâm bilginlerince farklı görüşler ileri sürülmüştür.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ın sana bir bağışı olarak onlara yumuşak davrandın. Kaba ve katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi. Onları affet, bağışlanmalarını dile ve yapılacak işler hakkında onlara danış. Karar verince de ALLAH'a güven; ALLAH güvenenleri sever.
Muhammed'in örnek huyları Kuran'da çeşitli yerlerde bize bildirilir. Örneğin burada onun katı kalpli, çatık kaşlı olmadığını öğreniyoruz. Ne var ki hadis kitaplarında çok kötü örneklere tanık olmaktayız. Örneğin, Buhari'de yer alan bir hadiste Muhammed'in Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden Medine'ye gelip müslüman olan bir gruba deve sidiği içmelerini öğütlediği ve daha sonra çobanı öldüren bu kişileri yakalatıp ellerini ve ayaklarını kestikten sonra gözlerini millerle oydurduğu, çölde güneşin altında ölüme terkettiği ve bu insanlara su vermek isteyen arkadaşlarını engellediği rivayet edilmektedir. Buhari adındaki kişi, Hicretten yaklaşık iki yüzyıl sonra derlediği iftira ve yalanlarıyla peygamberimizin en büyük düşmanlarından birisidir. 6:112-114 ayetlerine bakınız.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
deme ki mahza Allahdan bir rahmet iledir ki sen onlara yumuşak bulundun, eğer katı yürekli bir nobran olsa idin elbette etrafından dağılmış gitmişlerdi, o halde kusurlarını afvet de günahlarına istiğfar ediver ve emirde reiylerini al, sonra da azmettin mi artık Allaha mütevekkil ol, çünkü Allah mütevekkil olanları sever
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Allah’tan gelen rahmet sayesinde onlara (Uhud gazvesinde hata edenlere) yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet. Onlar için bağışlanma dile. (Hakkında sana vahiy gelmemiş olan) yapacağın işlerde, onlarla (ashabınla) istişare yap. (İstişare sonunda) karar verdikten sonra da artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz ki Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'tan gelen rahmet sayesinde onlara¹ yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları affet. Onlar için bağışlanma dile. Yapacağın işlerde onlara danış. Karar verdikten sonra da artık Allah'a tevekkül² et. Kuşkusuz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.
1. Uhud'da yenilgiye neden olanlara. 2. Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(O vakit) sen Allahdan bir esirgeme sayesindedir ki onlara yumuşak davrandın. Eğer (bilfarz) kaba, katı yürekli olsaydın onlar etraafından her halde dağılıb gitmişlerdi bile. Artık onları bağışla (Allahdan da) günâhlarının yarlığanmasını iste. İş hususunda onlarla müşavere et. Bir kerre de azmetdin mi artık Allaha güvenib dayan. Çünkü Allah kendine güvenib dayananları sever.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte Allah'dan bir rahmet iledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Hâlbuki kaba, katı kalbli olsaydın, elbette (onlar) etrâfından dağılırlardı. Artık onları affet, onlar için mağfiret dile ve (hakkında vahiy gelmeyen bir) iş husûsunda onlarla istişâre et!(1) Fakat (bir görüşte)karar kıldığında, artık (işe giriş ve) Allah'a tevekkül et! Muhakkak ki Allah, tevekkül edenleri sever.(2)
(1)“Haklı şûrâ (fikir alış-verişi) ihlâs ve tesânüdü netîce verdiğinden, üç elif yüz onbir olduğu gibi, ihlâs(samîmiyet) ve tesânüd-i hakīkī (hakīkī dayanışma) ile üç adam yüz adam kadar millete fayda verebilir. Ve on adam hakīkī ihlâs ve tesânüd ve meşveretin (fikir alış-verişinin) sırrı ile, bin adam kadar iş gördüklerini çok vukūât-ı târihiye (târihî hâdiseler) bize haber veriyor. Mâdem beşerin ihtiyâcâtı (insanların ihtiyaçları) hadsiz ve düşmanları nihâyetsiz ve kuvveti ve sermâyesi pek cüz’î, husûsan dinsizlikle canavarlaşmış, tahrîbâtçı(bozguncu), muzır (zararlı) insanların çoğalmasıyla elbette ve elbette o hadsiz düşmanlara ve o nihâyetsiz hâcetlere (ihtiyaçlara) karşı, îmandan gelen nokta-i istinad (dayanma noktası) ve o nokta-i istimdad (yardım noktası) ile berâber hayât-ı şahsiye-i insâniyesi dayandığı gibi hayât-ı ictimâiyesi de yine îmânın hakāikından gelen şûrâ-yı şer‘î (şeriata uygun şûrâ) ile yaşayabilir. O düşmanları durdurur, o hâcetlerin te’mînine yol açar.” (Mektûbât, Hutbe-i Şâmiye, 423-424)(2)“Tevekkül (işlerinde Allah’a güvenmek), esbâbı (sebebleri) bütün bütün reddetmek değildir. Belki esbâbı, dest-i kudretin (Allah’ın kudretinin) perdesi bilip riâyet ederek esbâba teşebbüs (sebeblere mürâcaat) ise, bir nevi‘ duâ-yı fiilî telakkī (kabûl) ederek, müsebbebâtı (netîceleri) yalnız Cenâb-ı Hakk’tan istemek ve netîceleri O’ndan bilmek ve O’na minnetdâr olmaktan ibârettir.” (Sözler, 23. Söz, 104)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm! Uhud da olduğu gibi her zaman) Allah’tan gelen merhamet sayesinde onlara (halka, insanlara) yumuşak davrandın. Eğer sert, katı yürekli biri olsaydın, kuşkusuz çevrenden dağılıp giderlerdi. O hâlde onları bağışla, kendileri için Allah’tan af dile ve iş (yönetim) konusunda (bütün toplumsal konularda) onlara (halka) danış görüşlerini al: Artık (onlara danışıp görüşlerini aldıktan sonra) kararını verdiğin zaman da Allah’a dayanıp güven. Şüphesiz Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever. *
(*) İslâm’ın eğitim metotlarından biri de affetmektir. Yerine göre af, cezadan daha etkili olur. Bu sebeple Allah 152. âyette müminlerin Uhud Savaşı’ndaki hatalarını affettiğini ilân etmiş, burada da Hz. Peygamber’e onları affetmesini, Allah tarafından bağışlanmaları için dua etmesini emretmiştir. Hz. Peygamber’in sahâbeye karşı yumuşak ve merhametli davranması sahâbe (halk) üzerinde büyük bir etki göstermiştir. Nitekim Uhud Savaşı’ndaki hataları affedilenler bir daha böyle bir hata yapmamaya gayret göstermiş ve girdiği bütün savaşlarda Hz. Peygamberin ve kumandanlarının emirlerine titizlikle uyarak zaferler kazanmışlardır. Hz. Peygamber’in insanlara karşı bu şekilde merhametli davranması neticesinde birçok kimsenin müslüman olduğu da rivayet edilmiştir (İbn Âşûr, IV, 145). Yüce Allah ayrıca Hz. Peygamber’den bir konuda karar vermeden önce onu arkadaşlarına (halkına) danışmasını, onlarla tartışmasını ve istişare sonunda kararını verince artık Allah’a güvenerek uygulamaya geçmesini emretmektedir… Şûrâ “yöneticilerin ve özellikle devlet başkanının kamu görevini yürütürken istişarede bulunmasını ve istişare sonucu oluşan eğilimi göz önünde bulundurmasını” ifade eden bir terimdir. İsim olarak şûrâ “toplanıp görüş alış-verişinde bulunan cemaat” anlamına gelir. Burada “iş hakkında onlara danış” şeklindeki ilâhî buyrukla Hz. Peygamber’in şahsında bütün ümmete ve özellikle yöneticilere danışarak iş yapmaları emredilmiştir. Başka bir âyette de “İşleri aralarındaki danışma ile yürür” (Şûrâ 42/38) buyurularak istişare ile hareket etmek müslümanların üstün meziyetleri arasında sayılmış, böylece müslüman toplumlarda yönetimin şûra ve meşveret esasına/halkın görüşüne/dayanması gerektiği belirtilmiştir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 700-705). Ayrıca bu âyet, İslâmî idare şeklinin, müslümanların kendi aralarından seçecekleri şûranın kararlarına dayandığına delil olarak gösterilmiştir. Çünkü en önemli işlerden biri başkan/lider seçimidir. Hz. peygamberin vefatından otuz yıl kadar, (dört hulefai raşidin dönemleri) bugünün tabiriyle seçme ve seçilme sistemi mevcut idi, yani yöneticiler halk tarafından seçilirdi. Fakat Hz. Ali’nin şehadetiyle ve Emevilerin iktidarı ellerine geçirmeleriyle biat/seçim/ sistemine son verilip Kur’an ve sünnete aykırı olan monarşi rejimine geçildi.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın merhameti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer onlara kırıcı ve kalbin katı bir şekilde davransaydın, senin çevrenden dağılırlardı. Onları bağışla, onlar için bağışlama dile ve onlarla işlerinde istişare et. (İstişare neticesinde) Karar verdin mi, ondan sonra Allah’a güvenip dayan. Allah kendine güvenip dayananları sever.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Senin onlara karşı bu denli yumuşak davranman Allah’ın esirgeyiciliğindendir. Eğer onlara karşı sert , katı yürekli olsaydın onlar ne de olsa senin yanından uzaklaşırlardı. Artık sen onları bağışla, onların yarlıganmasını dile. İşler için de onlarla görüş. Bir kere de bir işe sarıldın mı, artık yalnız Allah’a dayan. Allah kendine dayananları sever.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ancak Allah/ın esirgemesiyle Uhut/tan kaçanlar hakkında yumuşaklık gösterdin: kaba, katı yürekli olsaydın onlar etrafından dağılıp giderlerdi. Onların suçunu bağışla, onlar için yarlıganmak dile. İşlerde [¹] onlara danış. Bir kere azmettin mi artık Allah/a mütevekkil ol; çünkü Allah mütevekkil olanları sever.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuşak davrandın⁴⁰. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın çevrenden dağılıp giderlerdi. O hâlde onları affet, onlar için bağışlanma dile ve iş(ler)inde onlarla istişare et/danış,⁴¹ eğer karar verirsen hemen Allah’a güvenip dayan [tevekkel]. Muhakkak ki Allah kendine güvenip dayananları sever.
40 Uhut’da yenilgiye sebep olanlara Hz. Peygamber kınamadı, kızmadı bile. 41 Hz. Peygamber, gerek toplum ve devlet işlerinde ve gerekse kendi işlerinde bile istişare yapan ve uygulayan birisiydi. Nitekim Uhud Harbi’nin başında ve sonunda kendi harp konseyini istişare için topladı. Kendi görüşü harbin Medine’nin içinde bir gerilla ve savunma savaşı olması yönünde idi. Ancak gençlerin görüşü, savaşın Medine dışında bir meydan savaşı olması yönündeydi. Ekseriyet bu görüşte olunca Hz. Peygamber zırhını kuşandı. Karar verildi. Son anda savaşın Medine içinde olması yönünde görüş belirtenler olduğunda Hz. Peygamber: “Bir peygamber, giydiği zırhı savaşmadıkça çıkarmaz” dedi (Buharî). Gerçi bir meydan savaşı isteyenler savaş esnasında firar ettiler. Ayneyn Tepesi’ndeki geçide yerleştirdiği 50 okçudan 40’ı ganimet toplamak için harbin ortasında yerlerini terk etti. Geride bekleyen Mekkeli süvariler Müslümanları arkadan çevirdi. Böylece Hz. Peygamber’in yanındakiler de Uhud Dağı’na doğru kaçışmaya başladılar. Hz. Peygamber’in yanında toplam 8 kişi kalmıştı.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'ın rahmetinden dolayı sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi artık Allah'a tevekkül et, doğrusu Allah tevekkül edenleri sever.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Allah’ın sana bahşettiği o engin şefkat ve rahmeti sayesindedir ki, Uhud imtihânında başarısız olan arkadaşlarına son derece nazik ve yumuşak davrandın. Azarlanmayı hak ettikleri durumlarda bile, kusurlarını yüzlerine vurup onları rencide etmedin. Eğer onlara karşı kaba ve katı yürekli olsaydın, seni terk ederek etrafından dağılıp gitmişlerdi. Bu ise, hem senin için, hem de onlar için en büyük felâket olurdu. Öyleyse, onları bağışla ve affedilmeleri için Allah’a yalvar. Yönetimle ilgili olup da, hakkında kesin bir hüküm indirilmemiş olanher konuda onlara danış ve karar verirken, onların görüşlerini de dikkate al. İstişareler sonucunda belli bir yönde karar verdiğin zaman da Allah’a güven ve bu kararını taviz vermeden uygula! Çünkü Allah, üzerine düşeni eksiksiz yapan, fakat sonucun elde edilmesi konusunda yalnızca O’na güvenen, O’na dayanan kimseleri, yani tevekkül edenleri sever. Sevdiklerine de yardım eder:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Kırıcı halde Katı Kalbli olsaydın, senin etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet! Onlar için bağışlanma dile! Onlara Emr / Yetki / İş konusunda danış! Azmettiğin zaman artık Allah’a tevekkül et! Allah, Tevekkül Edenler’i sever.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Bereket versin, o gün sen onlara nazik davrandın. Eğer, kaba ve sert davransaydın, çevrenden dağılıp giderlerdi. Bundan böyle de, affedici ve bağışlayıcı ol. Bu gibi durumlarda onların da görüşünü al. İşini sağlama aldın mı, artık Allah'a güven. Çünkü Allah, güvenceli iş yapanları çok mu çok sever.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’ın rahmeti sayesinde Müminlere karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılır giderdi. Artık onların yaptıklarından vazgeç! Yaptıkları hataların davacısı olma! Onlar için Allah’tan bağışlama dile! İş konusunda onlarla müşavere et! Onlara danış! İstişare sonunda karar verip azmettin mi, artık Allah’a güven! Çünkü karardan sonra geri dönüş yoktur! Şüphesiz Allah kendine güvenenleri sever.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’tan bir merhamet sebebiyle onlara yumuşak davranmıştın. [*] Kaba, katı yürekli olsaydın, şüphesiz ki etrafından dağılırlardı. Onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş(ler) hakkında onlarla istişarede [*] bulun! [*] Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a güven! Şüphesiz ki Allah kendisine güvenenleri sever.
Yüce Allah ölüm ve sonrasına dair çeşitli bilgilendirmeler yaptıktan sonra, sözü yeniden Uhud’da yaşananlara getirmekte ve o gün Hz. Muhammed’in tembihini tutmadıkları için Okçular Tepesi’ni terk eden ve sonuçta müslümanların mağlup olmalarına neden olan müslümanlara yumuşak davrandığını, bunu Allah’ın kendisine verdiği bir rahmet ve merhamet vesilesiyle gerçekleştirdiğini ifade etmektedir.,Burada, danışılacak kişiler Uhud’da sorun sebebi olanlardır. Buna rağmen kendileri dışlanmamış, danışılacak kişiler arasında sayılmışlardır.,Benzer mesaj: Şûrâ 42:38.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sen (o zaman) onlara, sadece Allah’tan gelen bir merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer sen, katı kalpli, sert birisi olsaydın şüphesiz onlar, senin etrafından dağılıp giderlerdi. Yine de sen, onları affet, kendileri için (Allah’tan) af dile, yapacağın işler hakkında onlara da danış.¹ Eğer bir işe karar verirsen o zaman da Allah’a tevekkül et. Çünkü Allah, Kendisine tevekkül edenleri kesinlikle sever.
1 Müşavere: Bir iş hakkında işaret almak demektir. Kök itibariyle “arı kovanından bal almak” anlamına gelir. Buradaki emrin hususiliği umumiliğine mani olmadığı için tüm Müslümanlar için geçerlidir. Buna göre Müslümanların, hakkında vahiy bulunmayan konularda, önderlerinin görüşlerini almaları ve işlerini onlara danışarak yapmaları vaciptir. Bk. (Şura: 38 ve dipnotu.) Efendimiz, ashâbıyla istişare etmeye çok önem verirdi. Bedir, Uhud ve Hudeybiye’de istişare ettiği gibi “ifk” olayında bile Hz. Ali ve Üsame (r.a) ile istişare etmiştir. Hz. Ali’den: Peygamberimize bu âyetteki (عَزَمْتَ) kelimesi hakkında sorulunca: “O, görüş sahibi olan insanlara danışmak ve o konuda onlara uymaktır.” buyurmuşlardır. (İbnü Kesir, Ebû Dâvut, Tirmîzî, Nesâi) Buradan da istişare edilecek kimselerin, olur olmaz kimseler olmayacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca demokrasideki seçim ve meclisi “İslâmî Şûra” ile karıştırmamak gerekir. Zîrâ demokrasideki meclisin görevi, yasama yani kanun koymadır. İslâm’da yasama sadece Allah’a ve Peygambere aittir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [ey Peygamber,] senin izleyicilerine ¹²¹ yumuşak davranman, Allah’ın rahmetinin bir eseriydi. Zira, eğer onlara karşı kırıcı ve sert olsaydın, doğrusu senden koparlardı. Artık onları bağışla ve affedilmeleri için dua et. Ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla müşavere et; sonra bir hareket tarzına karar verince de Allah’a güven: Zira Allah, O’na güven duyanları sever. ¹²²
121 Lafzen, “onlara”; yani, Uhud felaketi öncesinde ve felaket esnasında görevlerinde başarısız olan izleyicilerine. Eldeki bütün kaynaklara göre Hz. Peygamber, yaptıklarından dolayı onları kınamadı bile.122 Uzlaşma ve danışma yoluyla hükümet etmeye işaret eden bu emir, devlet idaresi ile ilgili bütün Kur’ânî düzenlemelerin en temel hükümlerinden biridir. “Onlar” zamiri, müminlere, yani, bütün bir topluma işaret eder; bu bağlamda kullanılan emr deyimi -ve aynı zamanda çok daha önce vahyedilmiş olan 42:38’deki emruhum şûra beynehum ibaresi- ise devlet idaresi de dahil toplumsal hayat ile ilgili bütün işleri ifade eder. Bütün otoriteler, yukarıdaki buyruğun, ilk bakışta Hz. Peygamber’e hitab ediyor görünmesine rağmen aslında bütün Müslümanlara yönelik ve her dönem için bağlayıcı olduğunda hemfikirdirler. (Bu hükmün daha geniş bir analizi için bkz. State and Government in Islam, 44 vd.) Bazı İslam bilginleri, bu emrin ifade tarzından, toplumun önderinin, danışmak zorunda olmasına rağmen yine de ortaya çıkan görüşü kabul veya reddetmede özgür olduğu sonucuna varırlar. Ama Hz. Peygamber’in bile kendisini şûrasının kararlarına bağlı saydığını hatırlayınca (bkz. yukarıdaki not 90) bu sonucun mesnetsizliği açıkça ortaya çıkar. Ayrıca, Ali b. Ebî Talîb’den rivayet edilen bir Hadis’e göre, yukarıda geçen ‘azm (“bir davranış şekline karar verme”) kelimesinin neyi ifade ettiğini açıklaması istendiğinde Hz. Peygamber, “[O], bilgili insanlar (ehlu’r-re’y ) ile müşavere yapmak ve [o konuda] onlara uymak [anlamına gelir]” diye cevap vermiştir (bkz. İbni Kesîr’in bu ayet ile ilgili yorumu).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen, Allah’ın sana lütfettiği şefkat ve merhamet sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer sert ve kırıcı davranmış olsaydın, elbette etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Ve yönetim işinde onlarla istişare et, karar verdiğinde de yalnızca Allah’a güven. Allah, kendisine güvenenleri sever. 8/63, 15/88, 26/215, 42/38, 47/21
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Tamamen Allah’ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Ama sert ve katı yürekli davransaydın, kesinlikle senden uzaklaşırlardı: Şu hâlde onları affet, affedilmeleri için de dua et[⁶⁸¹] ve yönetim işinde onlarla istişare(ye devam) et![⁶⁸²] Artık kararını verdiğin zaman da, Allah’a güven! Çünkü Allah kendisine güvenenleri sever.
[681] Hiçbir kaynak Allah Rasûlü’nün kendisine savaşı açık arazide kabul etme konusunda ısrar eden, dedikleri olunca da savaş meydanını terk edenlere sitem ettiğini nakletmez. [682] Krş: 42:38. Allah Rasûlü savaş öncesi savaş konseyini toplamış ve istişare etmişti. Kendisi başta olmak üzere tecrübeliler şehrin içinde kalıp savunma savaşı verme taraftarıydı. Fakat çoğunluğu teşkil eden konseyin genç ve atak üyeleri meydan savaşında ısrar ettiler. Allah Rasûlü o görüşte olmamasına rağmen istişare sonucuna uydu ve zırhını giydi. Bu arada durumu yeniden gözden geçiren bazıları görüşlerini Allah Rasûlü’nün görüşü istikametinde değiştirdiler. Bunu Rasulullah’a iletince şu destani cevabı aldılar: “Bir nebi giydiği zırhı savaşmadan çıkarmaz!” (Buharî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) İşte o vakit (Uhud’da) Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı çok yumuşak davrandın, şayet kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphe yok ki çevrenden dağılır giderlerdi. Ardık onları bağışla ve bağışlanmalarını dile. Bir iş hakkında onların görüşlerini al. (Onlara iltifatta bulun! Müşavere yap.) Fakat kararını verdiğin zaman artık Allah'a güvenip dayan, Allah, tevekkül edenleri sever.
Osman Fırat
swap_vert close
Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İşler konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmdi Allah Teâlâ'dan bir rahmet sebebiyledir ki, onlara yumuşak davrandın, ve eğer sen çirkin huylu katı yürekli olsaydın, elbette etrafından dağılırlardı. Artık onları affet. Onlar için istiğfarda bulun. Ve onlar ile emr hususunda müşavere yap. Sonra ettiğin zaman da Allah Teâlâ'ya tevekkül et. Şüphe yok ki Allah Teâlâ tevekkül edenleri sever.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İnsanlara yumuşak davranman da Allah'ın merhametinin eseridir. Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile, ve işleri onlarla müşavere et! Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah'a tevekkül et! Allah muhakkak ki Kendisine dayanıp güvenenleri sever. [9, 128]
Bu âyet istişarenin ne derece önemli olduğunu gösterir. Şöyle ki: Düşman saldırısı karşısında Hz. Peygamber (a.s.) savaş stratejisi konusunda ashabını toplayıp danıştı. Şahsî fikrine göre, şehir dışına çıkmak yerine Medine’de kalarak savunma savaşı yapılmalıydı. Karşı görüş taraftarları fazla olunca onların fikrine uyup Uhud’a çıktı. Savaş neticesinde bunun iyi sonuç vermediği anlaşıldı. Buna rağmen hemen bu savaş akabinde gelen bu âyet istişareyi emrediyor. Demek ki danışmada büyük bir hayır ve bereket vardır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi. Öyleyse onlar(ın kusurların)dan geç, onlar için mağfiret dile. İşini onlara danış, karar verince de Allah'a dayan; çünkü Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh'ın merhamet ve 'inâyetiyledir ki onlara (Uhud'da bozgunluk gösterüb kaçanlara) mülâyemet gösterdik. Eğer sen fenâ huylı, katı yürekli olsa idin etrâfından dağılırlardı. Onları 'afv it ve onlar içün istiğfâr iyle. Ve işlerde onlarla meşveret it. 'Azim iylediğinde (karâr virdiğinde) Allâh'a tevekkül it. (Allâh'a tevekkül ile karârı icrâ iyle) Allâh tevekkül idenleri sever.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara nazik davranman, Allah’ın sana olan iyiliği sebebiyledir. Kaba ve katı yürekli olsan yanından dağılıp giderler. Öyleyse kusurlarına bakma, bağışlanmalarını iste. Her konuda görüşlerini al. Bir de karar verdin mi, yalnız Allah’a güvenip dayan. Allah kendine güvenip dayananları sever.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Sen, Allah'ın rahmeti ile onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın elbette etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. İş hususunda onlarla istişare et, karar verdiğin zaman, artık Allah'agüven, Allah kendisine güvenenleri sever.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah'tan bir rahmet sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer sen kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp gitmişlerdi. Onları affet, onların bağışlanmaları için dua et ve işlerinde onlarla istişare et. Kararını verdiğinde de yalnız Allah'a dayan. Çünkü Allah kendisine tevekkül edenleri sever.(31)
(31) Yüce Allah, kullarına karşı bir bozgun sonrasında gösterdiği yumuşaklık ve muhabbeti Peygamberinden de istemekte ve onu böylece gerçekten âlemlere rahmet olarak gönderdiğini göstermektedir. İnsanlara, düşüncelerine ve istişareye verilen önemi ise ayrıca vurgulamaya gerek bile yoktur.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'tan bir merhamet/bir sevgi sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba-saba, katı yürekli olsaydın senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için; iş ve yönetim konusunda da onlarla şûraya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah'a güvenip dayan! Allah, tevekkül edenleri sever.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes raḥmet sebebinden ötürü Tañrı’dan yumşanduñ anlara. daħı eger ola- duñ iri hulu, ķalıñ göñüllü; daġdalardı yöreñden. pes 'afv eyle anları; daħı yarlıġamaķ dile anlaruñ içün; daħı danış anlaruñ-ıla iş içinde. daħı ķaçan kim göñli bir işe baġlayasın tevekkül eyle Tañrı’ya bayıķ Tañrı sever tevekkül eyleyicileri.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālānuñ raḥmeti bile sen anlara yumşaḳ oldı‐sen. Eger sen ulu olsa‐y‐duñ, ḳatı yüreklü olsa‐y‐duñ, ṭaġılurlardı senüñ yöreñden. Pes ‘afv eyle anlardan daḫı istiġfār eyle anlar‐çun, daḫı danışuḳ eyle anlar‐ıla işlerde.Pes ḳaçan ḳaṣd eyleseñ bir işe ṣıġın Tañrı Ta‘ālāya. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā severözine tevekkül eyleyenleri.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Allahın mərhəməti səbəbinə sən onlarla (döyüşdən qaçıb sonra yanına qayıdanlarla) yumşaq rəftar etdin. Əgər qaba, sərt ürəkli olsaydın, əlbəttə, onlar sənin ətrafından dağılıb gedərdilər. Artıq sən onları əfv et, onlar üçün (Allahdan) bağışlanmaq dilə, işdə onlarla məsləhətləş, qəti qərara gəldikdə isə Allaha təvəkkül et! Həqiqətən Allah (Ona) təvəkkül edənləri sevər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It was by the mercy of Allah that thou wast lenient with them (O Muhammad), for if thou hadst been stern and fierce of heart they would have dispersed from round about thee. So pardon them and ask forgiveness for them and consult with them upon the conduct of affairs. And when thou art resolved, then put thy trust in Allah. Lo! Allah loveth those who put their trust (in Him).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is part of the Mercy of Allah that thou dost deal gently with them(471) Wert thou severe or harshhearted, they would have broken away from about thee: so pass over (Their faults), and ask for ((Allah)´s) forgiveness for them; and consult them in affairs (of moment). Then, when thou hast Taken a decision put thy trust in Allah. For Allah loves those who put their trust (in Him).
471 The extremely gentle nature of Muhammad endeared him to all, and it is reckoned as one of the Mercies of Allah. One of the Prophet's titles is "A Mercy to all Creation." At no time was this gentleness, this mercy, this long-suffering with human weaknesses, more valuable than after a disaster like that at Uhud. It is a God-like quality, which then, as always, bound and binds the souls of countless men to him.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَبِمَا
o şey ile ki
رَحْمَةٍ
bir rahmet
مِنَ اللّٰهِ
Allah'tan
لِنْتَ
yumuşak davrandın
لَهُمْۚ
onlara
وَلَوْ
ve eğer
كُنْتَ
olsaydın
فَظًّا
kaba
غَل۪يظَ
katı
الْقَلْبِ
kalpli
لَانْفَضُّوا
elbette dağılırlardı
مِنْ حَوْلِكَۖ
etrafından
فَاعْفُ
artık affet
عَنْهُمْ
onları
وَاسْتَغْفِرْ
ve mağfiret dile
لَهُمْ
onlar için
وَشَاوِرْهُمْ
ve onlarla istişare et
فِي الْاَمْرِۚ
iş hususunda
فَاِذَا
ve o zaman ki
عَزَمْتَ
karar verdin
فَتَوَكَّلْ
artık te- vekkül et
عَلَى اللّٰهِۜ
Allah'a
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
الْمُتَوَكِّل۪ينَ
tevekkül edenleri
(Resulüm!) Allah'tan bir rahmet olarak sen onlara yumuşak davrandın! Şayet sen (onlara karşı) kaba ve katı yürekli olsaydın hiç şüphesiz onlar etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet, onlar için mağfiret dile ve (hakkında vahiy gelmeyen her) iş hususunda onlarla istişare et! (Bir işe) Karar verdiğin zaman da artık Allah'a tevekkül et (O'na dayanıp güven)! Çünkü Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَانَ
Fiil-I
ل ي ن
Yumuşak davrandı, yumuşadı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فَظّ
İsim
ف ظ ظ
Kaba
غَلِيظ
İsim
غ ل ظ
Sağlam, ağır, sert, katı
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اِنْفَضَّ
Fiil-VII
ف ض ض
Dağıldı, dağılıp gitti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَوْل
İsim
ح و ل
Yıl (sene), etrafında, çevresinde
عَفَا
Fiil-I
ع ف و
Affetti, bağışladı, çoğaldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
شَاوَرَ
Fiil-III
ش و ر
İstişare etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
عَزَمَ
Fiil-I
ع ز م
Karar verdi, kalkıştı, ciddileşti
تَوَكَّلَ
Fiil-V
و ك ل
Tevekkül etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَحَبَّ
Fiil-IV
ح ب ب
Sevdi, hoşlandı
مُتَوَكِّلُون
Etken fiil-V
و ك ل
Tevekkül edenler