close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 153. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İż tus’idûne velâ telvûne ‘alâ ehadin ve-rrasûlu yed’ûkum fî uḣrâkum feeśâbekum ġammen biġammin likey lâ tahzenû ‘alâ mâ fâtekum velâ mâ esâbekum(k) va(A)llâhu ḣabîrun bimâ ta’melûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O anda boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye bakmıyordunuz bile. Peygamberse arkanızdan sizi çağırıp durmadaydı. Tanrı, elinizden çıkana hayıflanmayasınız, gelip çatan felaketlerden mahzun olmayasınız diye sizi, gam üstüne gam vererek cezalandırdı ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Uhud’da) Siz o zaman (yılgınlık ve perişanlıkla savaş alanından) durmaksızın uzaklaşıyor, (kendi canınızı kurtarma telaşıyla) kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Hakk) Elçi (olan Hz. Muhammed SAV) de sürekli sizi arkanızdan çağırıp duruyordu. (Allah) Elinizden kaçırdığınız (ve o gün sizden uzaklaştırdığımız zafer ve ganimet mallarına) ve size isabet eden (sarsıcı sıkıntılara) fazla üzülmeyip (onları unutmanız) için sizi kederden kedere uğratmıştı. Allah, yaptıklarınızdan Haberdardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hatırlayın o anı ki, peygamber arkanızdan size seslendiği halde, kimseye bakmadan düşmandan uzaklaşıyor ve hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bu yüzden peygamberin emrine aykırı davranmanız sebebiyle, Allah size üzüntü üzerine üzüntü verdi. O bunu elden kaçırdığınız ganimete ve başınıza gelen yenilgiye üzülmeyesiniz diye yaptı. Allah hepinizin yapmakta olduğundan haberdardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O zaman gerideki birlik içinde, muharebe meydanını terketmeyen Allah'ın Rasulü, arkanızdan sizi düşmanla savaşa çağırdığı halde, siz korkudan kaçarak vadinin yamaçlarına tırmanıyor, savaş alanından uzaklaşıyor, kimseyle ilgilenmiyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Allah size keder üstüne keder verdi ki, ne elinizden giden zafer ve ganimete, ne de başınıza gelen hezimete, kayıplarınıza üzülmeyesiniz. Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani peygamber arkanızdan çağırırken siz kimseye bakmadan kaçarak uzaklaşıyordunuz. Bu arada, kaçırdıklarınıza ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz diye Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah yaptıklarınızı bilmektedir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O vakit (Uhud savaşında) boyuna uzaklaşıyordunuz. Kimseye dönüp bakmıyordunuz. Hazreti Peygamber ise arkanızdan sizi çağırıp duruyordu. Bunun üzerine, Allah sizi keder üzerine kederle cezalandırdı. (Kederlerden biri mağlûbiyet ve diğeri Hazreti Peygamberin ölmüş olduğuna dair yanlış haberin yayılmasıdır). Allah'ın sizi bağışlaması, ne elinizden giden zafere, ne de başınıza gelen musibete üzülmiyesiniz, diyedir. Allah yaptıklarınızdan tamamiyle haberdardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Siz dağa koşup kaçarken, kimseye dönüp bakmazken, Allah’ın elçisi arkanızda sizi geri çağırıyordu. Bunun üzerine Allah size keder ve sıkıntı verdi ki; kaybettiğiniz ganimetlerden ve başınıza gelen musibetlerden üzülmeyesiniz. Muhakkak Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O vakit siz, uzaklaşıyor ve kimseye bakmıyordunuz. Peygamber arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine Allah size, gam üstüne gam verdi ki, kaybettiğinize ve uğradığınız felâkete esef etmeyesiniz. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Hiç kimseye bakmadan, dağa çıkıyordunuz, peygamber de ardınızdan, çağırırdı sizleri, elinizden kaçana, başınıza gelene, kayırmamanızçin, size kaygı üstüne kaygı vermiştir, Allah bilir sizin yaptığınızı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Hatırlayın o Uhud gününü ki) Resul sizi arkanızdan çağırmasına rağmen, siz şaşkınlık içerisinde sağa-sola kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bunun üzerine Allah size, (Peygamber'in) elemine karşılık öyle bir elem verdi ki elinizden gidene de başınıza gelene de üzülmeye fırsatınız olmadı. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Müslümanlar savaşı kazanmasalar da Allah’ın yardım ve mağfiretiyle tekrar kendilerine gelip müşrikleri Mekke’ye doğru kovaladılar. 70 şehit ve onlarca yaralıya rağmen savaşın hemen ertesi günü müşriklerin ne yapacağı belli olmayacağı için Hz. Peygamber düşmanı takibe karar verdi. Hz. Muhammed, 70 kişilik süvari birliği ile 8 km kadar müşrikleri takip etti. Sonra konakladığı yerde üç gün bekleyip düşmana savaştan yılmadıkları ve korkmadıkları mesajını vererek geri döndü.  
Cemil Said
swap_vert close
Kimseyi dinlemeyüb perîşan bir halde kaçdığınız zaman peygamber sizi muhârebeye da’vet idiyordı. Allâh size gam üzerine gam virdi. Tâ ki gâib itdiğiniz şeylerden ve uğradığınız felâketden dolayı sabırlı olasınız. [1] Allâh sizin kâffe-i ef’âlinizi bilir.
[1] Ya’ni ikinci gam birinci gammı unutdırdı.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Peygamber arkanızdan sizi çağırırken, kimseye bakmadan kaçıyordunuz; kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye, Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.[101]
Bu âyetler, Uhud savaşında cereyan eden olaylara dikkat çekmektedir. Savaş öncesinde Hz.Peygamber, bir birliği, bir geçide yerleştirerek; emir almadıkça, her ne pahasına olursa olsun, mevkilerini terk etmemelerini tembih etti. Savaşın başlangıcında müslümanlar üstün duruma geçince, geçittekiler, birkaç kişi hariç, yerlerini terk ederek ganimet toplamaya koştular. Bunu fırsat bilen müşrikler, arkadan dolanarak müslümanları zor durumda bıraktı. Müslümanlar, başlangıçtaki üstünlüklerini kaybedip dağıldılar. Hz. Peygamberin çağrısı üzerine sergilenen son bir hamle ile kesin yenilgiden kurtuldular ama kesin bir başarı da elde edilemedi. Müslüman askerlerin bir kısmının verilen emri tam olarak yerine getirmemeleri, İslâm ordusuna pahalıya mal olmuştu.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O zaman siz dönüp hiç kimseye bakmadan yukarı doğru çekiliyordunuz; peygamber ise arkanızdan sizi çağırıyordu, kaybettiklerinizin ve başınıza gelenlerin üzüntüsüne katlanabilmeniz için (söz tutmamanıza karşılık) Allah size tasa üstüne tasa verdi. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Elçi arkanızdan çağırmasına rağmen siz hiç kimseye dönüp bakmaksızın tepeyi tırmanıyordunuz. Yitirdiklerinize ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz diye size keder üstüne keder verdi. ALLAH yaptıklarınızdan Haberdardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O sıra siz boyuna uzaklaşıyordunuz, kimseye dönüb bakmıyordunuz, Peygamber ise arkanızdan sizleri çağırıb duruyordu, bunun üzerine Allah sizi gama karşı gam ile müsab kıldı ki ne elinizden giden zafere ne de başınıza gelen musıbete mahzun olmayasınız, ve Allah biliyor, ne yapıyordunuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
O zaman (Uhud gazvesinde) Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı hâlde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Gerek elinizden gidene (zafere), gerekse başınıza gelen (musibet) lere üzülmeyesiniz diye, (Allah) size keder üstüne keder verdi. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani, Resûl sizi çağırdığı halde; siz, kimseye dönüp bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O vakit siz, (harb meydanından) boyuna uzaklaşıyor, bir kimseye dönüb bakmıyordunuz. Peygamber ise arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine (Allah) sizi keder üstüne kederle cezalandırdı. (Allahın sizi afvetmesi) ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene esef etmemeniz içindir. Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdârdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O zaman (siz harb sâhasından) uzaklaşıyor ve kimseye dönüp bakmıyordunuz, peygamber ise arkanızdan sizi çağırıyordu; böylece (Allah) sizi, keder üstüne kederle cezâlandırdı. Tâ ki ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülesiniz!(3) Çünki Allah, yapmakta olduklarınızdan hakkıyla haberdardır.
(3)Burada zikredilen “keder üstüne keder”, Resûl-i Ekrem (asm)’ın ölüm haberinin yayılması, yaralanmalar, öldürülmeler, müşriklerin muvaffakıyeti, ganîmetin elden gitmesi ve Allah’ın yardımından mahrum kalmaları gibi, harb esnâsında sahâbelerin çektikleri çok büyük sıkıntılardır. (Nesefî, c. 1, 282)“Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan (işlerinden) kazandığına mesrûr olur (sevinir) ve ne de kaybettiği şeye mahzûn olur. Zîrâ dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da berâber gidiyor. Sen de yolcusun. Sen de gidiyorsun. Bak, ihtiyarlık şafağı kulakların üstünde tulû‘ etmiştir (doğmuştur). Başın yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücûdunda tavattun etmeğe (yerleşmeye) niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahâzâ (bununla berâber), ebedî ömrün önündedir. O ömürde, bâkīde göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fânî ömürde sa‘y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-i bâkīden hiç haberin yok! Seni ölüm sekerâtı uyandırmadan evvel uyan!” (Mesnevî-i Nûriye, Habbe, 115)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
O zaman elçi arkanızdan sizi çağırdığı hâlde siz (dağa çıkarak) durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. İşte bu (en tehlikeli) hengâmede Allah size (biri öncekini unutturacak) keder üstüne keder verdi ki, (kederlerden biri mağlûbiyet ve diğeri ise elçinin ölmüş olduğuna dair yanlış haberin yayılmasıdır) artık elinizden çıkıp gidene de başınıza gelenlere de üzülmeyesiniz. Oysa Allah, her ne yapıyorsanız hepsini (hakkıyla) bilendir. *
(*) Onlar önce mağlubiyet ve başlarına gelen musibet için üzülürken, bunları unutturacak daha büyük bir keder olan Hz. peygamberin öldürülmüş olduğuna dair yanlış haberin yayılması olmuştur. İşte onlar bu haberi duyunca bu defa Hz. peygamber için büyük bir üzüntüye kapılır ve önceki üzüntüye sebep olan mağlubiyet ve başlarına gelen musibeti unuturlar. Fakat daha sonra bunun yanlış olduğunu öğrendiklerinde bu defa sevinçten dolayı adeta hiçbir şey olmamış gibi oldu. İşte bu ayet, birbirlerini takip eden bu durumlara işaret ediyor.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elçi, sizin diğer tarafınızdan sizi çağırdığı halde, hiçbir kimseye aldırış etmeden yukarı (dağa) doğru çıkıyordunuz. Elinizden gidene (zafere) ve size isabet edene (savaşta ölen ve yaralananlara) üzülmeyesiniz diye, üzüntü üstüne üzüntü verdi. Allah yaptıklarınızdan haberdar olandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün siz durmayıp kaçıyordunuz. Arkanıza dönüp de kimseye bakmıyordunuz. Allah’ın elçisi ise arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine Allah sizi tasadan tasaya düşürdü. Ne kaybettiğinizden, ne de başınıza gelenlerden dolayı kaygılanmıyasınız diye. Allah bütün işlediklerinizden bilgilidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani siz uzaklaşıyor [³], hiçbir kimseye yüz çevirip bakmıyordunuz. Peygamber arkanızdaki cemaat arasından sizi çağırıyordu. Allah elinizden giden zafer ve ganimete duçar olduğunuz hezimete karşı endişe etmemeniz için [⁴] gam üstüne gam ile [⁵] ceza verdi. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
[3] Veya dağa çıkıyor, dereye kaçıyordunuz.[4] Celâdet göstermeye alıştırmak için.[5] Katil, ve düşmanın zaferi üzerine hezimet — ganaimin elden gitmesi üzerine inhizam— katil, düşmanın zaferi üzerine peygamberin katli şayiası — Resûle muhalefet üzerine inhizam.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Elçi arkanızdan sizi çağırırken, siz tepelere doğru kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bunun üzerine Allah sizi kederden kedere uğrattı ki, elinizden gidene ve başınıza gelene³⁸ üzülmeyesiniz. Zira Allah yapmakta olduklarınızdan en iyi haberdar olandır.
38 Elinizden gidenden kasıt, kaçan ganimet fırsatı; başınıza gelenden kasıt da yenilgiyi tatmış olmalarıdır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani Peygamber sizden geriye kalan topluluk içinde sizi (arkanızdan direnişe) çağırırken, kimseye bakmadan hızla uzaklaşıyordunuz da bu yüzden kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani Peygamber, “Ey Allah’ın kulları, yanıma gelin, yanıma gelin!” diye sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz can derdine düşmüş, hiç kimseye dönüp bakmadan Uhud dağının eteklerine doğru kaçarak uzaklaşıyordunuz. Bunun üzerine Allah,galibiyet fırsatını elinizden kaçırmanızın burukluğunu ve başınıza gelen felâketlerin üzüntüsünü bastıracak peş peşe keder ve acılarla sizi cezalandırdı. “Peygamber öldürüldü!” dediler. Bu söylenti sizi kalbinizden vurdu, içiniz kan ağladı; öyle ki, diğer bütün felâketler bunun yanında pek hafif kalmıştı.Evet; Allah, yaptığınız her şeyden haberdar idi.Fakat Rabb’iniz, kusurunuzu bağışlayınca bakın sizi nasıl destekledi:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
O vakit kaçıyordunuz, kimseye bakmıyordunuz. Peşinizde sizi Rasûl çağırıyordu. Elinizden kaçan şeylere ve başınıza gelen şeylere üzülmemeniz için size “acı üstüne acı” verdi. Ne işliyorsanız Allah haberlidir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hatırlıyor musunuz? O gün, resule rağmen dağlara tırmanıyordunuz. Resul ise sizi, öbür dünya için mücadeleye çağırıyordu. Sonunda Allah, üzerinize dert üstüne dert saldı. Çünkü bu savaşta kaybettiğiniz değerlerin acısını sizlere unutturmak istiyordu. Çünkü, neler çektiğinizi, Allah biliyordu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bozguna uğradığınız zaman Resul arkanızdan çağırırken durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah size keder üstüne keder verdi ki, elinizden gidene, başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani elçi sizi diğerlerinizin arasında (arkanızdan) çağırdığı hâlde siz uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Kaybettiğiniz (zafere ve ganimet)e de başınıza gelenlere de üzülemeyesiniz diye (Allah, Elçisinin) kederi üzerine size keder vermişti. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. [*]
Bu ayetlerde, Uhud’da yaşananların bir kısmı dile getirilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Peygamber, sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz arkanıza bile bakmadan (dağa) çıkıyordunuz. Allah da size, başınıza gelenlerin üzüntüsünü dahi unutturacak sıkıntı üzerine sıkıntı veriyordu.¹ Şüphesiz Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
1 Yani ganîmetiniz elinizden gidiyor, bir kısmınız öldürülüyor veya yaralanıyor, Peygamberinizin öldürüldüğü haberine üzülüyordunuz. İşte bu olayda, acının acıyı unutturduğu görüldü. Zîrâ en büyük zannedilen sıkıntıları bile unutturacak sıkıntılar olur. Ve Allah bir anda mağlupları galip, mahzunları memnun edebilir. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Hatırlayın o ânı, ki] Elçim arkanızdan size seslendiği halde, kimseye bakmadan kaçtınız; bu yüzden O, [Elçi’nin] kederine karşılık, elinizden kaçanın ve başınıza gelenin üzüntüsünü unutturacak bir üzüntü verdi size: Zira Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. ¹¹¹
111 Yani, Uhud’da o kadar utanç verici şekilde davrandıklarının anlaşılması [ve yüzlerine vurulması] (bkz. yukarıdaki 90. not), sonunda, onlara savaşın kaybından ve birçok kardeşlerinin ölümünden daha acı verici olmuştu: bir önceki ayette değinilen “sınav”ın anlamı da budur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O zaman da siz, can havliyle arkanıza dahi bakmadan tepelere doğru kaçışıyor, elçi de arkanızdan sizi çağırdığı halde kimseye dönüp bakamıyordunuz. Allah, size öyle bir keder ve üzüntü yaşattı ki ne elde ettiğinize sevinebildiniz ne de kaybettiğinize üzülebildiniz. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. 9/120-123, 24/64
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O zaman siz, kimseye bakmadan tepelere doğru kaçışıyor, Rasul de arkanızdan sizi çağırıyordu.[⁶⁷⁶] İşte bu yüzden, (Rasûl’ün) elemine karşılık (Allah) size öyle bir elem verdi ki, ne kaçırdığınız fırsata ne de başınıza gelene üzülmeye fırsatınız olmadı: zira Allah yaptıklarınızdan tümüyle haberdardı.
[676] Medine’ye kadar kaçanlar vardı. Allah Rasûlü’nün etrafındakilerin sayısı bir ara sekize kadar düşmüştü.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O vakit, -Peygamber sizi arkanızdan ("Ey Allah'ın kulları bana gelin!" diye) çağırdığı halde hiç kimseye dönüp bakmadan (savaş alanından) kaçıyordunuz! (Canınızı kurtarmaya çalışıyordunuz, ganimet sevdasını unutmuş can derdine düşmüştünüz, kiminiz yaralanıyor kiminiz öldürülüyor, düşmanın zaferinden dolayı çok üzülüyordunuz, işte) Allah, -elinizden gidene, başınıza gelene (kaybettiğiniz ganimete)- esef etmeyesiniz diye, sizleri böyle gam üstüne gam ile cezalandırdı. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Buna rağmen yine de sizleri bağışladı şöyle ki)
Osman Fırat
swap_vert close
Resul arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki elinizden gidene ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O vakit ki, siz uzaklaşıyordunuz ve hiçbir kimseye dönüp bakmıyordunuz. Peygamber ise sizleri arkanızdan çağırıyordu. Artık Allah Teâlâ sizleri gam üstüne gam ile cezalandırdı. Tâ ki, hem sizin için fevt olan şeylerden ve hem de sizlere isabet eden şeylerden mahzun olmayasınız. Ve Allah Teâlâ yaptığınız şeylerden haberdardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O vakit siz savaş meydanından hızla uzaklaşıyor, Dönüp hiç kimseye bakmıyordunuz. Peygamber ise peşinizden sizi çağırıp duruyordu. Bunun üzerine Allah, keder üzerine keder vererek sizi cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelen felâkete esef etmemeniz içindir. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Elçi, aranızdan sizi çağırırken siz, boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızı duymaktadır.
Bu âyetler, Uhud Savaşındaki olayları anımsatmaktadır. Hz. peygamber (s.a.v.), başlangıçta bir birliği, düşmanın arkadan sızabileceği bir geçite yerleştirdi. Müslümanlar gâlib de gelseler, mağlûb da olsalar, buradan asla ayrılmamalarını emretti. Fakat geçidi tutanlar, ilk anda müslümanların gâlib gelmekte olduklarını görünce savaş ganîmeti toplamak amacıyla bulundukları yeri bırakıp savaş alanına daldılar. Yalnız komutanları, on kişi ile birlikte orada kaldı. Bu durumu fırsat bilen düşman, oradan sızarak geçitte bulunanları öldürüp müslümanları arkadan çevirdi. İki kuvvet arasında kalan müslümanlar, dağılmaya yüz tuttular. Bu savaşta yaralanmış olan Hz. peygamber, onları kendi çevresinde toplanmaya çağırıyordu. Sonunda müslümanlar toparlanıp kesin bir bozgundan kurtuldular ama savaşı kaybettiler. Eğer geçide yerleştirilmiş olan okçular, Allah Elçisi'nin sözünü dinleyip yerlerinden ayrılmasalardı, müslümanlar bu duruma düşmeyeceklerdi. Bununla beraber bu sonuç da onlara ders oldu. Artık bir daha Allah Elçisi'nin buyruğuna aykırı hareket etmediler.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Vaktâ ki siz münhezim (olarak) dağa çıkıyordınız, (havf ve telâşınızdan) birbirinize bakmıyordınız. Rasûlullah da arkanızdan (Ben Rasûlullahım, dönünüz, bana geliniz diye) çağırırdı. Cenâb-ı Hak sizi gam üzerine gam ile musâb kıldı. (Mağlûbiyet gamına Rasûl'ün katl olundığı haberinin şuyû'ı gamı 'ilâve oldı) bu, (gam üzerine gam) fevt itdiğiniz şeye (elinizden kaçırdığınız fetih ve ganîmete) ve size isâbet iden (hezîmet ve musîbete) mahzûn olmamanız içündi. Allâh Te'âlâ işlediğiniz şeylerden haberdârdır. [¹]
[1] Bir felâkete uğramak ve yâhud bir fırsatı kaçırmak ile mahzûn ve müteessir olan ondan daha büyük bir felâkete uğrar ise evvelkini derhâl unudur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dağa tırmanıyor, dönüp kimseye bakmıyordunuz. Elçimiz de arkanızdan sizi çağırıyordu. Allah, sizi kederden kedere uğrattı ki elinizden kaçana da başınıza gelene de üzülmeyesiniz. Yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilen Allah’tır.
Şaban Piriş
swap_vert close
-O vakit siz, kimseye bakmadan kaçıyor, peygamber de arkanızdan sizi çağırıyordu. Kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah size keder üstüne keder verdi. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O vakit siz kimseye dönüp bakmaksızın dağa tırmanıyordunuz; Peygamber ise sizi arkanızdan çağırıyordu. Allah da sizi gam üstüne gamla cezalandırdı ki, kaybettiğiniz şeye veya başınıza gelene esef etmeyesiniz.(29) Allah sizin bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
(29) Başa gelenlerin ve şehitliğin bir bağışlanma ve rahmet vesilesi olduğunu bilmekle teselli bulursunuz.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Siz şaşkınlıkla sağa-sola kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Resul ise arkanızdan sizi çağırıyordu. Böylece Allah size keder üstüne keder verdi ki, elinizden uçup gidene de size isabet edene de üzülmeyesiniz. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol vaķt kim ıraķ gider-idüñüz, daħı durmaz-ıduñuz hįç kimseye; daħı yalavaç oķır-idi sizi śoñuñuzda. pes yanud virdi size ķayġuyı; andan ötürü kim ķayġurmayasız anuñ üzere kim fevt oldı sizden daħı aña kim irdi size daħı Tañrı ħaberlüdür aña kim işlersiz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol vaḳtda ki siz çıḳduñuz iltifāt eylemedi‐siz kimseye. Nebī daḫı sizi da‘vet eylerdi āḫiretüñüze, pes ẟevāb virdi size hem ġam bile ġam üstine,ḥattā ki ḳayurmayasız sizden fevt olan nesneyi, size yitişen muṣībete daḫı.Tañrı Ta‘ālā bilicidür siz işlegen işleri.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Siz (düşməndən qaçaraq dağa) qalxdığınız və Peyğəmbər arxa tərəfdən sizi çağırarkən heç kəsə baxmadığınız zaman Allah sizin qəminizin üstünə qəm gətirməklə (məğlubiyyət, Peyğəmbərin qətl edilməsi barəsindəki yanlış xəbərdən doğan əndişə; onun əmrinə tabe olmamaq nəticəsində üz verən peşmançılıqla) cəzalandırdı ki, əlinizdən çıxan şeylərə və uğradığınız fəlakətlərə görə təəsüf etməyəsiniz. Şübhəsiz ki, Allah gördüyünüz işlərdən xəbərdardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
When ye climbed (the hill) and paid no heed to anyone, while the messenger, in your rear, was calling you (to fight). Therefor He rewarded you grief for (his) grief, that (He might teach) you not to sorrow either for that which ye missed or for that which befell you. Allah is Informed of what ye do.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold! ye were climbing up the high ground, without even casting a side glance at any one, and the Messenger in your rear was calling you back. There did Allah give you one distress after another by way of requital,(464) to teach you not to grieve for (the booty) that had escaped you and for (the ill) that had befallen you. For Allah is well aware of all that ye do.
464 It would seem that a party of horsemen led by the dashing Khalid ibn al Wai id came through the gap in the passes where the Muslim archers should have been, and in the confusion that arose, the retreating foe rallied and turned back on the Muslims. From the low ground on the bank of the Nullah, the Muslims retreated in their turn and tried to gain the hill. They had a double loss: (1) they were baulked of the booty they had run after, and (2) their own lives and the lives of their whole army were in danger, and many lives were actually lost from their ranks. Their own lives being in danger, they had hardly time to grieve for the loss of booty or the general calamity. But it steadied them, and some of them stood the test.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِذْ
o za- man
تُصْعِدُونَ
uzaklaşıyordunuz
وَلَا تَلْوُ۫نَ
ve dönüp bakmı- yordunuz
عَلٰٓى اَحَدٍ
hiç kimseye
وَالرَّسُولُ
ve resul
يَدْعُوكُمْ
sizi çağırıyordu
ف۪ٓي اُخْرٰيكُمْ
arkanızdan
فَاَثَابَكُمْ
bundan sonra size verdi
غَماًّ
keder üstüne
بِغَمٍّ
keder
لِكَيْلَا تَحْزَنُوا
üzülmemeniz için
عَلٰى مَا
o şeye ki
فَاتَكُمْ
sizden geçti
وَلَا مَٓا
ve ne o şeye ki
اَصَابَكُمْۜ
size isabet etti
وَاللّٰهُ
ve Allah
خَب۪يرٌ
haber- dardır
بِمَا
o şey- lerden ki
تَعْمَلُونَ
yapıyorsunuz
O zaman (Allah'ın) resul(ü) arkanızdan sizi çağırdığı hâlde siz durmadan (kaçarak savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı (Allah) size keder üstüne keder verdi ki gerek elinizden gidene, gerekse de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan tamamen haberdardır.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
اَصْعَدَ
Fiil-IV
ص ع د
Uzaklaştı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
لَوَى
Fiil-I
ل و ي
Eğip büktü, dönüp baktı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَحَد
İsim
ا ح د
Bir tek, bir
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
اَثَابَ
Fiil-IV
ث و ب
Verdi, mükâfatlandırdı, nasip etti
غَمّ
İsim
غ م م
Keder, ızdırap
غَمّ
İsim
غ م م
Keder, ızdırap
كَى
Masdar harfi
كَى
Ki, için, ta ki
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فَاتَ
Fiil-I
ف و ت
Elden gitti, elden çıktı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
خَبِير
İsim
خ ب ر
Habîr (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyden, herkesten haberdar olan demektir), haberdar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı