Hem va'desi belli olan bir yazı (bir kader) olarak, Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimsenin ölmesi mümkün değildir. Artık kim dünya mükâfâtını isterse, ona ondan veririz. Kim de âhiret mükâfâtını isterse, ona (da) ondan veririz. Şükredenleri ise mükâfâtlandıracağız.(2)
(2)“Bu hayâtın gāyesi ve netîcesi hayât-ı ebediye olduğu gibi bir meyvesi de, hayâtı veren Zât-ı Hayy-ı Muhyî’ye (hayat sâhibi olan ve hayâtı veren Allah’a) karşı şükür ve ibâdet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibâdet ise, hayâtın meyvesi olduğu gibi, kâinâtın gāyesidir. Bundan anla ki, bu hayâtın gāyesini: ‘Rahatça yaşamak ve gafletli lezzetlenmek ve heveskârâne (heveslerine göre)ni‘metlenmektir’ diyenler, gāyet çirkin bir cehâletle, münkirâne (inkâr ederek), belki de kâfirâne, bu pek çok kıymetdâr olan hayat ni‘metini ve şuûr hediyesini ve akıl ihsânını istihfâf (hafife alıp) ve tahkīr edip(aşağılayıp), dehşetli bir küfrân-ı ni‘met (nankörlük) ederler.” (Lem‘alar, 30. Lem‘a, 390-391)