(Ey îman edenler!) Sizden önce nice sünnetler,¹ gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın² ve (Allah’ın âyetlerini) yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.³
1 Burada “sünnetler”den kastedilen; Âd ve Semûd kavimleri gibi geçmiş ümmetler o ümmetlerin insanları yönettikleri zulüm düzenleri ve bu düzenleriyle birlikte Allah’ın gazabına uğrayarak helak edilmeleridir. (Kurtubi)2 Yeryüzünde seyahat edin de; Hakkı yalanlayanların akıbetleri nasıl olmuş? Basiret gözüyle bir bakıp, inceleyin, bir görün. Müfessirler burada; ibret için dünya üzerinde sefer edip onun ihtiva ettiği, Allahu Teâlâ’nın mahlûkatını görmenin, diğer Müslümanları ziyaret ederek, tarihi mütalaa etmenin, geçmiş ümmetlere ait eserleri incelemenin caiz olduğuna delâlet vardır. Çünkü geziler âlemin seyrini ve geçmiş ümmetlerin başına gelenleri bilmek, anlamak ve bunlardan ibretler almak için en önemli bir yoldur, demişlerdir.3 Yani Allah: “Ey Müslümanlar! Uhud Savaşında kâfirler, size karşı bir miktar başarı göstermişse de buna üzülmeyin. Sizden önce insanlık tarihinde böyle nice olaylar yaşanmıştır. Fakat sonuç itibarıyla, diama Allah’a hakkıyla îman edenler başarılı olmuşlardır.” demek istemiştir. (Elmalılı)