close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 110. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kuntum ḣayra ummetin uḣricet linnâsi te/murûne bilma’rûfi vetenhevne ‘ani-lmunkeri vetu/minûne bi(A)llâh(i)(k) velev âmene ehlu-lkitâbi lekâne ḣayran lehum(c) minhumu-lmu/minûne veekśeruhumu-lfâsikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Siz insanlar için meydana çıkarılan en hayırlı ümmetsiniz; insanlara iyiliği emredersiniz, kötülükte bulunmamalarını söylersiniz ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı hayırlı olurdu kendilerine. Onlardan inananlar da var, fakat çoğu dinden çıkmıştır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Siz (sadece Müslümanlar için değil, bütün) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. (Çünkü siz, ülkenizde ve yeryüzünde) Ma’rufu (Hakkı ve hayrı) emredip yürütecek, münkeri (zulmü ve kötülükleri) nehyedip önleyecek (bir Adil Düzen kurmaya) çalışırsınız. Ve Allah’a (tam) iman edip (bağlanırsınız). Şayet Kitap Ehli de (böyle) inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onların içinden de (bazı) iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Siz müslümanlar, insanlığın iyiliği için yaratılarak yeryüzüne çıkarılmış hayırlı bir topluluksunuz, doğru olanı emreder, eğri olandan alıkoyarsınız ve Allah'a da inanırsınız. Geçmişteki bize de kitap verildi diyenler, inanmış olsalardı bu kendi iyiliklerine olacaktı. Ama içlerinden pek az inanan bulunsa da, çokları doğru yoldan çıkmışlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnsanların iyiliği, faydalanması için ortaya çıkarılmış, seçilmiş, her tarafa dağılmış, en hayırlı millet, en hayırlı kadrolar, hayır toplumu haline geldiniz. Kur'an'ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü'minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planları, programları, adâleti uygulayarak, kamu düzenini sağlıyor, iyiliği emrediyor, şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü'minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü akıllarınızı kullanıp yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin ediyorsunuz. Allah'a samimiyetle iman ediyorsunuz. Ehl-i kitap da iman etmiş olsaydı, kendileri için daha hayırlı olurdu. İçlerinden az bir kısmı ehl-i tevhiddir. Fakat onların çoğu, doğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışında fâsıktır, âsi ve bozguncudur.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/143; 35/32.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ve Allah'a iman edersiniz. Eğer kitap ehli de iman etmiş olsaydı şüphesiz kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır ancak çoğunluğu fasıktırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve İslam'a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Muhammed Aleyhisselâm ümmeti) Siz beşeriyet için meydana çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz; İyiliği emreder, fenalıktan alıkorsunuz ve Allah'a imanınızda devam edersiniz. Eğer kitaplılar (Hristiyan ve Yahudî'ler) da imana gelseydi, muhakkak haklarında hayırlı olurdu; içlerinden iman edenler varsa da, ekserisi gerçek dinden çıkmış fâsıklardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnsanlar için ortaya çıkmış en iyi toplum oldunuz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırıyorsunuz. Ve Allah’a inanıyorsunuz. Eğer ehl-i kitap da inansaydı, onlar için daha yararlı olurdu. Bazıları inanıyor olmakla beraber, çoğu fasıktırlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Siz insanlığın iyiliği için yetiştirilmiş hayırlı bir topluluksunuz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırsınız ve Allah'a inanırsınız. Eğer kitap ehli de inansaydı, elbette bu, kendileri için çok iyi olurdu. İçlerinden iman edenler var, fakat çoğu yoldan çıkmışlardır.
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanlar arasından çıkarılan iyi bir ümmetsiniz, iyilikle buyurarak, kötülükten kaçındırırsız, Allaha da inanırsız, kitaplı bulunanlar inanmış olsalardı, onlar için hayırlı olurdu, içlerinden inananlar bulunur, çoklarıysa taşkındırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Siz, insanlığın iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. (Çünkü siz) iyi ve doğru olanı emreder, kötü ve yanlış olandan (zulüm ve haksızlıktan) alıkoyarsınız ve (gerçekten) Allah'a inanırsınız. Ehl-i Kitab da inansaydı, elbette ki bu, kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler varsa da çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
Bkz. 3/104İnsanların iyiliği için hayırlı bir ümmet olarak ortaya çıkacak kişinin her şeyden önce güçlü bir imana, bu misyonun hakkını verebilecek vizyona, ruhi ve fikri olgunluğa, bilgi donanımına sahip olması gerekir. Hayırlı ümmet olmanın birtakım yükümlülükleri ve bunlardan kaynaklanan ciddi sorumlulukları vardır. İyiliği emretmek ve kötülüklerden sakındırmak sadece lafla olacak bir iş değildir. Tebliğde temsil esastır. İyiliği önerirken iyi olmak ve iyiliklerin yanında yer almak, kötülükten sakındırmak için kötü fiillerden uzak durmak, kötülerle ve kötülüklerle mücadele vermek, her daim zulmün ve haksızlığın karşısında olmak gerekir. Hayırlı ümmet, tavır ve davranışlarıyla, söylem ve eylemleriyle insanlara örnek olur, iyiliğin, huzurun ve esenliğin egemen olması için malını, imkânlarını, hayatını ortaya koyar, iyi ve faydalı faaliyetlerde bulunur ve bu tip faaliyetlerin destekçisi olur.  
Cemil Said
swap_vert close
Siz insânlar içinde ümmetlerin en hayırlısısınız, Allâh’a inanıyorsınız iyi şeyleri emr ve fenâ şeyleri men’ idiyorsınız, eğer ehl-i kitâbdan olanlar îmân itseler haklarında hayırlı olur. Fakat ba’zıları inanıyorlar ise de ekserîsi fâsıkdırlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah'a inanan hayırlı bir ümmetsiniz. Kitap ehli inanmış olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde inananlar olmakla beraber, çoğu yoldan çıkmıştır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitap da inanmış olsalardı elbette onlar için hayırlı olurdu; içlerinden inananlar da var, fakat çoğu yoldan çıkmıştır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız. Ehl-i kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır.  
 Bu âyetin müslümanlarla ilgili ilk kısmı, bazı âlimlerce, icmâ-ı ümmetin, İslâm Dininin hüküm kaynaklarından birisi olduğunu gösteren delilleri arasında zikredilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Siz, halk için çıkarılmış en iyi topluluksunuz. İyiliği öğütler, kötülükten sakındırır ve ALLAH'a inanırsınız. Kitap halkı inansaydı kendileri için iyi olurdu. İçlerinde inananlar olmakla birlikte çoğunluğu yoldan çıkmıştır
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olmak üzere vücude geldiniz, ma'rufı emredersiniz, münkerden nehy eylersiniz ve Allaha inanır iyman getirirsiniz, Ehli kitab da iymana gelse idi elbette haklarında hayırlı olurdu, içlerinden iyman edenler varsa da ekserisi dinden çıkmış fasıklardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey Muhammed ümmeti!) Siz, insanlar (ın iyiliği) için (ortaya) çıkarılmış, en hayırlı ümmetsiniz, (insanlara) iyiliği tavsiye eder, kötülükten sakındırırsınız ve (tevhid üzere) Allah’a inanırsınız. Şâyet *ehl-i kitap da (sizin inandığınız gibi) inanmış olsaydı, elbette bu kendileri için hayırlı olurdu. (Gerçi) onlardan (yahûdîlerden Abdullah b. Selâm, hıristiyanlardan da Necâşî Ashame gibi İslâm’ı kabul ederek) îmân edenler de var (dır), fakat çoğu (resûlümüz Muhammed’i ve tebliğ ettiklerini inkâr eden) fâsık (kâfir) kimselerdir.
* “Ehl-i kitap”; Tevrât’ın aslını tahrif eden, Hz. Üzeyir’e [aleyhisselâm], “Allah’ın oğlu” diyen, aslı İslâm iken peygamberlerinden sonra bozdukları inançlarının adını Yahûdîlik olarak değiştiren kâfirler ile İncîl’in aslını tahrif eden, Hz. Îsâ’ya [aleyhisselâm] “Allah’ın oğlu” diyen, aslı İslâm iken peygamberlerinden sonra bozdukları inançlarının adını Hıristiyanlık olarak değiştiren kâfirlerin ortak adıdır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz.¹ Ma'rûfu² önerip, munkerden³ sakındırırsınız. Ve Allah'a iman edersiniz. Eğer Ehl-i Kitap da iman etseydi, bu onlar için daha hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler varsa da çoğunluğu sapkındır.
1. Toplum. Topluluk. İnsan soyu. Ümmet, toplum anlamının yanı sıra aynı tür canlı topluluğuna da verilen isimdir. Örneğin kuşlar bir ümmettir. Sözcüğün diğer bir anlamı da “yol”dur. Bu yol, amaçlanmış, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargıları ve aynı uygarlığa sahip olan insan topluluğudur. 2. İyi, doğru, yararlı, güzel olan. Toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul gören. 3. Kötü, eğri, zararlı, çirkin olan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Siz insanlar için (insanlığın fâidesi için ğaybdan, yahud levh-i mahfuzdan seçilib) çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükden vaz geçirmiye çalışırsınız. (Çünkü) Allaha inanıyorsunuz. Kitablılar (Hıristiyanlar ve Yahudiler) de inansaydı kendileri için elbette hayırlı olurdu. İçlerinden (vakı'aa) îman edenler vardır. (Fakat) onların pek çoğu (Hak dînden çıkmış) faasıklardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey ashâb-ı Muhammed! Siz,) insanlar(ın iyiliği) için (ortaya) çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz; iyiliği emreder, kötülükten men' eder ve Allah'a îmân edersiniz!(2) Eğer ehl-i kitab (yahudilerle hristiyanlar) da îmân etseydi, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden îmân edenler vardır, ama onların çoğu (dinden çıkmış) fâsıklardır.
(2)Bu âyetin tefsîrinde, Hz. Ömer (ra)’ın şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Allah dileseydi اَنْتُمْ [Siz] zamirini kullanırdı, hepimiz bu âyetin içine girerdik. Fakat Allah *****[Siz oldunuz] ifâdesini kullanarak, bu âyeti sâdece Muhammed (asm)’ın ashâbına has kılmıştır. Kim onların yaptığı gibi yaparsa, insanlar için seçilmiş en hayırlı ümmet olur.” (Kenzu’l-Ummâl, c. 1, 238)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Siz, (bütün) insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; (Çünkü) her türlü iyiliği (hak, hukuk, gerçek özgürlük olan sadece Allah’a kulluk, evrensel adalet, eşitlik ve insanlığın barışı, huzur ve mutluluğu için gerekli olan her türlü gayreti gösterip bunları) emreder, her türlü kötülükten (zulüm, insan hakları ihlali, can, mal, din, inanç ve düşünceye yönelik yapılan her türlü tecavüzden, meşru ve helal olmayan ilişkilerden, kötü tutum ve davranışlardan vs.) sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz. Eğer kitap ehli de (bunları yapıp islam dinine) iman etmiş olsaydı şüphesiz kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan (İslam dinine) iman edenler var, fakat çoğu yoldan çıkmışlardır. *
(*) Bunlar her Müslümana yüklenen İslamı bir görevdir. Bu görevi hakkıyla yaptıklarında, o zaman hayırlı ümmet olmanın vasfını kazanırlar, yoksa bu görevi yapmayıp, sadece ihlaslı bir şekilde namaz kılmak, oruç tutmak, hac yapmak, zekât vermek, İslamın bütün ibadetlerini yerine getirmek, helâl yiyip haramdan kaçınmak vs. ile bu vasfı kazanmak mümkün değildir. Ancak bütün bunları yerine getirmekle diğer toplumlardan farklı ve hayırlı bir ümmet özelliğine sahip olunur… ولكن هذه الخيرية لا يستحقها من ليس لهم من الإسلام واتباع النبي - صلى الله عليه وسلم - إلا الدعوى وجعل الدين جنسية لهم ، بل لا يستحقها من أقام الصلاة وآتى الزكاة وصام رمضان وحج البيت الحرام والتزم الحلال واجتنب الحرام مع الإخلاص الذي هو روح الإسلام إلا بعد القيام بالأمر بالمعروف والنهي عن المنكر ، وبالاعتصام بحبل الله مع اتقاء التفرق والخلاف في الدين (تفسير المنار)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Siz insanlar içinden çıkartılmış en hayırlı bir topluluksunuz. İyi şeyleri emreder, kötü şeyleri de yasaklarsınız ve Allah’a da (gereği gibi) inanırsınız. Eğer kitap ehli de inanmış olsaydı, onlar için daha hayırlı olurdu. Onlardan inananlar olduğu gibi, pek çoğuda yoldan çıkmışlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Siz insanların iyiliği için varedilmiş bir ulussunuz. Çünkü uygunu buyurur, uygunsuzu yoğarsınız. Allah’a inanırsınız. Kitap’lılar da Allah’a inanmış olsalardı, kendileri için besbelli ki çok iyi olurdu. Gerçi onların içinde inananlar vardır. Ancak, onların pek çoğu karıştırıcı kimselerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sizler, insanlar için zâhire çıkarılmış hayırlı ümmetsiniz [¹]. İyi işi emir, kötü işten nehyedersiniz; Allah/a da inanırsınız. Şayet ehl-i Kitap ta iman getirmiş olsalardı o husus haklarında hayırlı olurdu. Onların bir kısmı mü/min oldular, en çoğu ise fasık kaldılar.
[1] Veya hayırlı ümmet oldunuz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey inananlar!) Siz insanlar için ortaya çıkmış hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği kendinize iş edinir ve çevreye de tavsiye/telkin eder, kötülüğü engellersiniz ve Allah’a inanırsınız. Eğer Kitap ehli inanmış olsaydı, elbette kendileri için iyi olurdu. Gerçi onlardan inananlar varsa da birçoğu yoldan çıkmıştır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan ve Allah'a iman eden hayırlı bir ümmetsiniz. Kitab ehli iman etmiş olsalardı, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler olmakla beraber, çoğu fasıklardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Siz, insanlığınkurtuluş ve mutluluğu için yeryüzü sahnesine çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; hayata doğrudan müdahale eden toplumsal bir güç olarak insanlara adâleti, doğruluğu, iyiliği emreder ve yaygınlaştırırken; zulme, haksızlığa, isyankârlığa, günaha, kötülüklere engel olursunuz. Çünkü siz,Allah’a ve O’nun gönderdiği bütün kitaplara ve elçilere gerektiği gibi inanırsınız. Eğer Kitap Ehli olarak bilinen Yahudi ve Hıristiyanlar da sizin inandığınız gibi inanmış olsalardı, elbette bu, kendileri için hayırlı olacaktı. Gerçi içlerinde inananlar da yok değil, fakat pek çokları Allah’a başkaldırarak doğru yoldan çıkmış olan fâsıklardır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnsanlar için çıkarılmış bir ümmetin en hayırlısı oldunuz. Ma’rûf’u (Örfe Uygun Olan’ı / Bilindik Olan’ı) iş ediniyorsunuz, Münker’den (Bilinmedik Olan’dan) kaçınıyorsunuz ve Allah’a iman ediyorsunuz. Kitap ehli de iman etseydi, kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı Müminler’dir. Onların çoğu da Fâsıklar’dır / Yoldan Çıkıp Sapmışlar’dır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sizler, tüm insanlık için yaratılan en hayırlı milletsiniz. Çünkü siz, Allah'a inanan bir toplum olarak milleti millet yapan değerleri savunuyor, kötüleri yasaklıyorsunuz. Ehlikitap olanlar inansalardı, elbet kendileri için daha iyi olurdu. Aralarında inananlar var ama, çoğu başına buyruk insanlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Siz Allah’ın yasalarına teslim olanlar! İnsanlar arasından çıkan en hayırlı topluluksunuz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Allah’ın yasalarına uyarak yaşar, insanların çıkarlarına göre uydurdukları yasalara uymazsınız. Allah’a düşman olanlarla dostluk kurmazsınız. Allah’ın ayetlerini yalanlayanlarla, çıkarlarına göre eğip bükenlerle, kendine göre değiştirenlerle birlikte olmazsınız. Daha önce kitap gönderilen Yahudiler Hıristiyanlar sizin gibi inansalardı! İnanmaları elbette kendileri için hayırlı olurdu. Yahudilerden Hristiyanlardan iman edenler var. Ama pek çoğu toplumda fitne fücur çıkaran, bozgunculuk yapan kimselerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz (topluluksunuz): İyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır) ve Allah’a inan(ıp güvenir)siniz. [*] Kitap ehli de inan(ıp güven)seydi, elbette bu kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden inanıp (güvenenler) de var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır. [*]
Bu cümle Âl-i İmrân 3:104’teki mesajın nasıl anlaşılması gerektiğini yani “iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleme (sakındırma)”nın ve Yüce Allah’a iman edip güvenmenin bir Müslümanlık göstergesi olduğu prensibini içermektedir. Benzer mesajlar: Mâide 5:79; A‘râf 7:164, 199; Tevbe 9:71; Hûd 11:116.,Benzer mesaj: Hadîd 57:26. Bu ayetteki imanla ilgili fiiller “inanmak”tan öte, “güvenmek” demektir. Çünkü burada bahsedilen muhataplar zaten inanmış kişilerdi. İlgili fiiller “inanmak” anlamında kullanılacaksa, “doğru inanmak” anlamında yorumlanmalıdırlar.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Siz, insanlar(ın iyiliği) için ortaya çıkarılan, onlara iyiliği emredip, kötülükten sakındıran ve Allah’a gerçekten inanan en hayırlı ümmetsiniz.¹ Keşke kitap ehli de böyle inansaydı; elbette bu, kendileri için çok daha hayırlı olurdu. İçlerinden îman edenler de var ama onların pek çoğu hak yoldan çıkmış (fasık)ların ta kendileridir.
1 Burada Muhammed ümmetinin asıl özelliğinin; îmanları ve “emr-i b’il-ma’ruf ve nehy-i an’il-münker” yapmaları olduğu vurgulanmaktadır. Aslında bu görevin, esas itibarı ile yalnız devlete ait olmayıp, tüm Müslümanların bizzat veya dolaylı olarak bununla ilgilenmeleri gerektiği de anlaşılmaktadır. Zâten bir ümmetin hayırlı olmasının, çoğunluğunun ıslahı ile olabileceği ve nitekim diğer kitap ehli olanların bu özelliklerini yitirmelerinin, onların fasıklar olarak yoldan çıkmalarına sebep olduğu da açıklanmaktadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SİZ, insanlığ[ın iyiliği] için çıkarılmış hayırlı bir topluluksunuz; doğru olanı emreder, eğri olandan alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız. Eğer geçmiş vahyin mensupları, [bu tür bir] inanca ermiş olsalardı, bu, kendi iyiliklerine olacaktı; [ama] içlerinden pek az inanan bulunsa da onların çoğu fasıktır:
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet/toplumsunuz. İyi ve güzel olanı önerir, kötü ve çirkin olanı da engellersiniz. Allah’a inanır ve güvenirsiniz. Şayet kitap ehli de inanıp güvenseydi, elbette kendileri için iyi olurdu. İçlerinden mümin olanlar vardır. Fakat çoğunluğu yoldan çıkmış fasıktır. 3/104, 9/112
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
[⁶⁴⁰] SİZ, insanlık adına çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz;[⁶⁴¹] iyi ve doğru olanı teklif eder, kötü ve yanlış olandan sakındırırsınız;[⁶⁴²] zira Allah’a güvenip inanırsınız.[⁶⁴³] Eğer kitap ehli de güvenip inansaydı, haklarında hayırlı olurdu. Onlardan (Allah’a) güvenip inananlar varsa da, çoğunluğu yoldan çıkmıştır:
[640] Buradan itibaren sûre, Uhud imtihanı üzerinden İslâm cemaatine hitap ediyor ve evrensel ahlâkî sorumluluğunu hatırlatıyor. [641] Kâne yardımcı fiilinin konumuna göre şu anlamlar da verilebilir: “ümmet idiniz”, “ümmet oldunuz”. Ebu Müslim bu ilâhî hitabı, Allah’ın âhirette yüzü ak çıkan mü’minlere hak ettikleri ödülü muştularken yaptığı hitap olarak alır (Nkl: Râzî). Bu âyet sûrenin 104. âyeti olan “Öyleyse sizler hayra çağıran, meşru ve iyi olanı teklif eden, kötü ve yanlış olandan da sakındıran, (ümmet olmanın gereğini yapan) bir ümmet olun!” emrinin bir devamı olarak anlaşılmalıdır. Orada “olun” diye emredilen hususlar, burada “oldunuz” haberiyle pekiştirilmektedir. [642] İyiyi önerip yanlıştan sakındırma, imanla doğrudan alâkalı Kur’anî bir emirdir (104. âyetle krş.). Bu emir sosyal bünyenin savunma mekanizmasına tekabül eder. [643] Hemen arkadan gelen ibareden de anlaşılacağı gibi buradaki iman, imanın ahlâkî karşılığı olan “güven” vurgusu taşımaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey îman edenler) Sizler insanlar için (onlara örnek olmak için) çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü menedersiniz ve Allah'a inanırsınız. (O'nun vahdaniyetine, kitaplarının ve peygamberlerinin tümüne iman edersiniz) Eğer kitap ehli de (böyle) inanmış olsaydı, bu, kendileri için elbet hayırlı olurdu. Gerçi içlerinde iman edenler vardır, fakat çoğu fasık (doğru yoldan çıkmış) kimselerdir. (Onlar müşriklerle ve münafıklarla iş birliği yaparak İslam'ın galebesine mani olmaya çalışırlar)
Osman Fırat
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir topluluksunuz. Marufu emreder, münkerden men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etselerdi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz, maruf ile emredersiniz, münkerden nehy eylersiniz ve Allah Teâlâ'ya imân ediyorsunuz. Eğer ehl-i kitap da imân etselerdi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan mü'min olanlar vardır, en çoğu ise fâsık kimselerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
(Ey Ümmet-i Muhammed! ) Siz insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiliği yayar, kötülüğü önlersiniz, çünkü Allah'a inanırsınız. Ehl-i kitap da bu imana gelseydi, elbette kendileri için iyi olurdu. İçlerinden iman edenler varsa da ekserisi dinden çıkmış fâsıklardır. [2, 143]
Hz. Muhammed ümmetinin ayırıcı özelliği: Tevhid, iyiliği yayma ve kötülüğü önleme olarak bildirilip bu itibarla en hayırlı ümmet vasfını kazandığı vurgulanıyor. İyilik diye çevirdiğimiz ma’ruf İslâm’ın ve aklın meşrû ve makbul saydığı şeydir. Kötülük, yani münker ise İslâm’ın ve aklın gayri meşrû, kötü saydığı şeydir. Bu görev, yalnız yöneticilerin değil, imkânlarına göre bütün müminlerindir. Hayırlı ümmet olmak için, çoğunluğun bu vasfı taşıması gerekir. Ehl-i kitabın kınanmasının sebebi, çoğunluğun kötü tarafta yer alıp, az olan iyilerin de bu görevi terk etmeleri idi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. İyiliği emreder, kötülükten men'edersiniz ve Allah'a inanırsınız. Eğer Kitap ehli, inanmış olsaydı, elbette kendileri için iyi olurdu. Onlardan inananlar da var, ama çokları yoldan çıkmışlardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Siz nâs arasına çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz (ümmetlerin hayırlısısınız) Eyi şeylerle emr ve fenâ şeylerden nehy ider ve Allâh Te'âlâ'ya îmân iylersiniz. Eğer Ehl-i Kitâb da îmân itseler onlar içün hayırlı olurdı. Onlardan mü'min olanlar vardır ve çokları ise fâsıklardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Siz insanlar için çıkarılmış en iyi toplumsunuz. Allah’a inanıp güvenir, marufun (Kur’an ölçülerine uygun olanın) yapılmasını ister, münkere (o ölçülere uymayana) karşı çıkarsınız. Ehl-i kitap[*] da inanıp güvenseydi kendileri için iyi olurdu. İçlerinde inanıp güvenenler vardır ama çoğu yoldan çıkmıştır.
[*] Kitaplarında uzman olan kişiler  
Şaban Piriş
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklarsınız. Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de iman etseydi kendileri için iyi olurdu. Onlardan mümin olanlar vardır. Fakat çoğunluğu fasıktır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet oldunuz.(20) İyiliği teşvik eder, kötülükten sakındırır, Allah'a hakkıyla iman edersiniz. Eğer Kitap Ehli de iman etseydi, onlar için hayırlı olurdu. Gerçi onlardan mü'minler de vardır; fakat çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
(20) Âhirzaman Peygamberinin ümmeti olan biz Müslümanlar, insanlar içinde en hayırlı ümmet olarak nitelendirildiğimiz gibi, bu ümmet içinde de, Kur’ân’ın indiği sırada ona muhatap olanlar, yani, Peygamberimizin Sahâbîleri, ümmetin en hayırlıları oldular. Âyetin her iki şekilde de anlaşılması mümkün olduğu gibi, her iki anlam da kastedilmiş görülmektedir. Ancak, hayırlı ümmetin özellikleri olarak sayılan “iyiliği teşvik, kötülükten sakındırma ve iman” niteliklerini unutmamak gerekir ki, bu âyetin övgüsüne erişebilmek, ancak bu niteliklere sahip olmakla mümkündür.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyilik ve güzelliği belirlenmiş olana özendirirsiniz, kötülük ve çirkinliği belirlenmiş olandan sakındırırsınız, Allah'a iman edersiniz. Ehlikitap da iman etseydi, kendileri için, elbette hayırlı olurdu. İçlerinde müminler vardır ama onların çoğu sapıkların ta kendileridir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
olduñuz-ıdı bölüğüñ, Tañrı kim çıķaruldı 'ādemįler içim buyurursız eyü işi; daħı yıġırsız yavuz işden daħı įmān getürürsiz Tañrı’ya. daħı eger įmān getürsedi kitāb ehli ola-y-ıdı yigrek anlara. bir nicesi anlaruñ mü’minlerdür daħı eyregi anlaruñ ŧa'atdan çıķıcılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ siz barça ümmetler yigregi, çıḳarıldı‐siz, kişiler‐çün buyurursızyaḫşı işleri, daḫı ḳaytarursız yaman işlerden, daḫı īmān getürürsiz TañrıTa‘ālāya. Eger īmān getürselerdi Yehūdiler, Naṣrāniler daḫı özlerine ḫayrlu‐y‐ıdı. Anlaruñ niçesi mü’minlerdür daḫı anlaruñ çoġı fāsıḳlardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey müsəlmanlar!) Siz insanlar üçün ortaya çıxarılmış ən yaxşı ümmətsiniz (onlara) yaxşı işlər görməyi əmr edir, pis əməlləri qadağan edir və Allaha inanırsınız. Əgər kitab əhli də (sizin kimi) iman gətirsəydi, əlbəttə, onlar üçün yaxşı olardı. Onların da içərisində bə’zi iman gətirən şəxslər vardır, lakin çox hissəsi haqq yoldan çıxanlardır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Ye are the best community that hath been raised up for mankind. Ye enjoin right conduct and forbid indecency; and ye believe in Allah. And if the People of the Scripture had believed it had been better for them. Some of them are believers; but most of them are evil livers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Ye are the best of peoples, evolved for mankind, enjoining what is right, forbidding what is wrong, and believing in Allah.(434) If only the People of the Book had faith, it were best for them: among them are some who have faith, but most of them are perverted transgressors.
434 The logical conclusion to the evolution of religious history is a non-sectarian, non-racial, non-doctrinal, universal religion, which Islam claims to be. For Islam is just submission to the Will of Allah. This implies (1) Faith, (2) doing right, being an example to others to do right, and having the power to see that the right prevails, (3) eschewing wrong, being an example to others to eschew wrong, and having the power to see that wrong and injustice are defeated. Islam therefore lives, not for itself, but for mankind. The People of the Book, if only they had faith, would be Muslims, for they have been prepared for Islam. Unfortunately there is Unfaith, but it can never harm those who carry the banner of Faith and Right, which must always be victorious.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كُنْتُمْ
oldunuz
خَيْرَ
hayırlı
اُمَّةٍ
bir ümmet
اُخْرِجَتْ
çıkarılmış
لِلنَّاسِ
insanlar için
تَاْمُرُونَ
emredersiniz
بِالْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَتَنْهَوْنَ
ve men edersiniz
عَنِ الْمُنْكَرِ
kötülükten
وَتُؤْمِنُونَ
ve iman edersiniz
بِاللّٰهِۜ
Allah'a
وَلَوْ
ve eğer
اٰمَنَ
iman etseydi
اَهْلُ الْكِتَابِ
ehl-i kitap
لَكَانَ
elbette olurdu
خَيْراً
hayırlı
لَهُمْۜ
kendileri için
مِنْهُمُ
onlardan vardır
الْمُؤْمِنُونَ
iman ederler
وَاَكْثَرُهُمُ
ama onların çoğu
الْفَاسِقُونَ
fâsıklardır
(Ey ümmet-i Muhammed!) Siz, insanlar(ın hidâyeti) için (ortaya) çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Eğer ehl-i kitap da iman etseydi, elbet (bu) kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler varsa da onların çoğu (yoldan çıkmış) fâsıklardır.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
مَعْرُوف
Edilgen fiil
ع ر ف
Örfe uygun, iyilikle, münasip, güzel, meşru
نَهٰي
Fiil-I
ن ه ي
Men etti, yasakladı, alıkoydu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مُنْكَر
Edilgen fiil-IV
ن ك ر
Tanınmayan, çirkin iş, hoşnutsuzluk, çok edepsizce şey
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
فَاسِق
Etken fiil
ف س ق
Fâsık