close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

A'lâ Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İllâ mâ şâa(A)llâh(u)(c) innehu ya’lemu-lcehra vemâ yaḣfâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ancak Allah dilerse o başka; şüphe yok ki o, açığa vurulanı da, gizli kalanı da bilir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ancak Allah’ın dilediği (kısmı) başkadır. Çünkü O, açıkta olanı da, saklı bulunanı da bilip durmaktadır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ancak Allah dilerse o başka… Şüphesiz ki O, açığa vurulanı da gizli kalanı da bilir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yalnızca Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecelli ettiği uygun haller müstesna. Kesinlikle Allah aşikare okumanı, sesli düşünmeni, duyurmanı, açıkça işlediğin amellerini, uygulamalarını; sessiz okumalarını, düşünmelerini, gizli amellerini, görülen ve görülmeyen davranışlarını bilir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'ın dilediği hariç. Şüphesiz O açıkta olanı da bilir, gizli duranı da.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ancak Allah'ın dilediği başka. Çünkü O, açıkta olanı da bilir, saklı duranı da.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ancak Allah'ın (nesh edip de unutulmasını) dilediği müstesna... Çünkü O, aşikârı da bilir, gizliyi de...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’ın dilediği hariç. Çünkü O, aşikârı da gizli olanı da bilir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
6,7. Bundan böyle seni okutacağız; artık Allah'ın dilediği hariç, sen hiç unutmayacaksın. Şüphesiz Allah açığı ve gizleneni bilir.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah unutturursa başka, O gizli, açık her şeye tanık !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ancak Allah'ın (unutmanı) diledikleri hariç; çünkü (yalnız) O'dur (insanın) kavrayışına açık olan her şeyi ve (hikmetine binaen ondan) gizli olanları bilen.
Yani “Allah dilediği taktirde bazı mesajları peygamberine unutturuyor ki bu da bir anlamda nesh oluyor. Nitekim; “Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz herhangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile değiştiririz. Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?” (Bakara 2/106) buyrulmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
6,7. Biz sana Kur’ân’ı ta’lîm itdik. Allâh’ın unutmanı istediği şeyler müstesnâ olmak üzere ânı hiç unutmayacaksın. Allâh zâhiri ve bâtını bilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ancak Allah’ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
6-7. Sana okutacağız ve Allah öyle dilemedikçe unutmayacaksın. O, açık olanı da bilir, gizli olanı da.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
6, 7. Sana (Kur'an'ı) okutacağız; artık Allah'ın dilediği hariç, sen hiç unutmayacaksın. Şüphesiz Allah, açığı ve gizleneni bilir.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ın dilediği hariç; O açığı da bilir, gizliyi de.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yalnız Allah'ın dilediği başkadır. Çünkü o açığı da bilir, gizliyi de.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yalnız Allahın dilediği başka çünkü o açığı da bilir gizliyi de
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ancak Allah’ın (nesh edip de unutulmasını) dilediği müstesna. Şüphesiz O, aşikârı da gizli olanı da bilir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, aksini dilemedikçe. Kuşkusuz O, açık ve gizli olanı bilir.¹
1- Mesajı iletmede ne yapıp ne yapmadığını bilir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allahın dilediği başka. Çünkü O, aşikârı da bilir, gizliyi de.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ancak (eğer isterse) Allah'ın (unutmanı) dilediği müstesnâ. Şübhesiz ki O, açık olanı da bilir, gizleneni de.
İhsan Aktaş
swap_vert close
6,7. (Resulüm! Bundan böyle) biz sana (insanlar için bir hidayet rehberi olan Kur’an’ı) okutacağız (sana öğreteceğiz). Artık (zatım olan) Allah aksini dilemedikçe (öğrendiklerinden) hiçbirini unutmayacaksın. Şüphesiz ki O, açığı da bilir, gizliyi de bilir. *
(*) Not: İbn Abbas’a dayandırılan rivayete göre; ‘’Hz. Peygamber ilk dönemlerde kendisine gelen Kur’an vahyini ezberleme konusunda oldukça aceleci davranıyor, bir kelime veya harfi kaçırma korkusuyla Cebrâil vahyi henüz tamamlamadan tekrar etmeye çalışıyordu. Bu sebeple Resûlullah’a Kur’an okurken acele etmemesini emreden ve onu unutmayacağı konusunda güvence veren, “Sana Kur’an’ı okutacağız ve Allah aksini dilemedikçe unutmayacaksın” meâlindeki bu sûrenin 6. âyeti inmiştir! Oysa İbn Abbas’a dayandırılan böyle bir rivayetin olması şu gerekçelerden dolayı mümkün değildir. 1. İbni Abbas, Hz. Peygamberin vahiy aldığında dilini kımıldatarak acele ettiği olaya sanki şahit olup bizzat gözleriyle görmüş gibi aktarmaktadır. Yani bunu Hz. Peygamberden veya başka birinden aktarmıyor. 2. Konumuzla ilgili Ta-ha sûresi, Kıyamet sûresi ve A’la sûresi Mekki olup bu sûreler indiği zaman İbni Abbas dünyaya bile gelmemişti. 3. Bu nedenle onun böyle bir olaya şahit olması mümkün değildir. 4. Hz. Peygamber vefat ettiğinde de İbn Abbas henüz bir çocuk idi. 5. Basit bir konuda bile bir çocuğun şahitiği kabul edilmediği hâlde, İslam ümmeti için çok önemli olan, Hz. Peygamberin vahiy hususundaki böyle bir davranışı çocuk yaşta olan birinden öğrenmek doğru mu? 6. Çok önemli bir olay dedim, çünkü İbn Abbas’a dayandırılan bu rivayet yüzünden Taha suresi-114, Kıyamet suresi-16-19 ve Â’la suresi- 6-7. ayetlerin tefsirleri de hep yanlış yapılmaktadır. 7. İbn Abbas’a dayandırılan rivayetten farklı başka rivayetler de vardır, peki hangisi doğru? 8. Resulullahın böyle bir davranışı olsaydı, yüce Allah birkaç ayetle değil, sadece bir ayetle onun bu davranışını hemen düzeltebilirdi. İşte bu sebeplerden dolayı, İbn Abbas’a dayandırılan yukarıdaki rivayetin sahih olmadığını, bilakis ona uydurulduğunu göstermektedir. Özetle, 6. âyette de Hz. Peygambere öğretilen vahyin kendisinin unutmayacağına ve vahyin mutlaka korunacağına dair bilgi ve güvence verilmektedir. Yoksa bunun, dilini kımıldatarak acele ile Kur’an’ı okumakla bir alakası yoktur. (الله اعلم) : {سنقرئك فلا تنسى} قال مقاتل: سنعلِّمك القرآن، ونجمعه في قلبك فلا تنساه أبداً.( زاد المسير في علم التفسير) {سَنُقْرِئُكَ} سنعلمك يا محمد القرآن ويقال سيقرأ عليك جبريل القرآن) بشرى عظيمة من الله تعالى لك يا محمد أنه سيشرح صدرَك، ويقوّي ذاكرتَك فتتلقى القرآنَ وتحفظه فلا تنساه.( تيسير التفسير - القطان)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ancak, Allah dilerse unutabilirsin. Çünkü O, açıkta olanları da, gizli saklı olanları da bilir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Meğer ki Allah bunun böyle olmasını diliye. Çünkü O açığı da bilir, gizliyi de bilir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah/ın dilediği başka. Çünkü O, aşikâreyi de gizliyi de bilir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’ın dilediği hariç. Muhakkak ki O, açık olanı da bilir, gizli olanı da.
Kadri Çelik
swap_vert close
Elbette Allah dilerse o başka (çünkü O, her şeye gücü yetendir). Şüphesiz O, açıkta olanı da bilir, saklı duranı da.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın unutturmayı dilediği bilgiler hariç. Çünkü insanın bilgisi sınırlıdır; oysa O, yaratılmışların kavrayışına açık olanları da en mükemmel şekilde bilir, gizli kalanları da.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ancak, Allah’ın dilediği başka! Gerçekten O, Açıkta Olan’ı biliyor, gizlenen şeyleri de!
Mehmet Çakır
swap_vert close
6,7. Resulüm! sana öyle bir belleteceğiz ki -Allah aksini istemedikçe- asla unutmayacaksın. Çünkü her şeyin içini dışını en iyi Allah bilir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bil ki sana Allah’tan başka unutturacak yoktur. O dilediğini unutturur, dilediğini hatırlatır. Rabbin her şeyin gerçeğini bilir. İster gizli ister açık olsun fark etmez. Rabbinden kimse bir şey gizleyemez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
6,7. Sana (Kur’an’ı) okutacağız ve sen -Allah’ın dilemesi hariç- (onu) unutmayacaksın. Şüphesiz ki O, açığı da gizli olanı da bilir.
Mehmet Türk
swap_vert close
6,7. (Bundan böyle) Biz sana, Kur’ân’ı (ezberden) okutacağız ve sen de Allah dilemedikçe, asla unutmayacaksın.¹ Çünkü O, açığı da, gizliyi de bilir. ²
1 Bundan böyle seni okutacağız. Ruh’ul-Kudüs olan Cebrail vasıtasıyla sana okuyacağın bir kitap olan Kur’an’ı vahyederek indirip öğreteceğiz. İneni ve indirileceği okumaya muvaffak edeceğiz. Yahut vahiy ile seni Kur’ân ve kırâat sahibi yapacağız. Bu şekilde bu, olağanüstü ilâhî Risalet ve hidayeti gösteren bir âyet, bir mucize olarak artık unutmayacaksın. Bu unutmamak, bu derece kuvvetli bir hafızaya sahip olmak da diğer bir mucize olacak. Bu gösteriyor ki, okutmaktan maksat ezbere okutmaktır. Yoksa yüzüne yazı okutmak değildir. Bazıları da, "unutmamaktan asıl maksat, gereği ne ise ona göre amel etmektir" demişlerdir. 2 Allah unutturmak isterse unutturur. Yani böyle unutmamayı kesin olarak vaad edip haber vermek, Allah’ın artık onu unutturmaya gücü yetmeyecek mânâsına gelmez. Unutturacağını tamamen unutturabilir ki bu bir “nesh” olur. O zaman da “Biz herhangi bir âyetin daha hayırlısını veya benzerini getirmedikçe, onu asla yürürlükten kaldırmaz ve de unutturmayız. Sen, Allah’ın gücünün her şeye yettiğini hiç bilmez misin?” (Bakara: 106) hükmü cereyan eder. Bu ayet: “Ey Muhammed! Allah’ın yardımıyla sen bundan böyle unutmayacaksın. Senin böyle bir mucizen de olacak.” demektir. Ancak Peygamberimizin Kur’an okurken birkaç defa hatırlayamadığı yerler olmuştur. Sorulduğunda da hatırlayamadığını söylemiş ve tekrar okumuştur. Ancak bu unutma olayı, “artık unutmayacaksın” va’dinden önce olmuştur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah’ın [unutmanı] diledikleri hariç; ⁴ çünkü, [yalnız] O’dur [insanın] kavrayışına açık olan her şeyi ve [ondan] gizli olanları ⁵ bilen:
4 Klasik müfessirlere göre, yukarıdaki sözler özel olarak Hz. Peygamber’e yöneliktir ve bu nedenle, ona Kur’an’ın öğretilmesini ve “Allah’ın [unutmasını] diledikleri hariç”, ondan hiçbir şeyin unutturulmayacağını kasdetmektedir. Bu istisna cümleciği, o günden beri müfessirleri çok sıkıntıya sokmuştur, çünkü Hz. Peygamber’e Kur’an’ı vahyeden Allah’ın Kur’an’ın herhangi bir kısmını o’na unutturacağını düşünmek pek makul değildir. Bu nedenle, ilk dönemlerden günümüze kadar pek de tatminkar olmayan birçok açıklama getirilmiştir. En az tatminkar olanı da, her şaşkın Kur’an yorumcusunun son olarak sığındığı “nesih doktrini”dir (2:106, not 87’de bu doktrini kabul etmediğimi açıkladım). Ancak, yukarıdaki pasajın, görünürde Hz. Peygamber’e hitab etmesine rağmen, genel olarak insana yönelik olduğunu ve daha önceki Kur’an vahyi ile -yani, 96. surenin (‘Alak) ilk beş ayeti ve özellikle Allah’ın “insana bilmediğini belletti”ğini söyleyen 3-5. ayetler ile- yakından bağlantılı bulunduğunu kabul edersek, sözkonusu yorum zorluğu ortadan kalkmış olur. Bu ayetler ile ilgili 3. notta, sözkonusu ayetlerin, kuşaktan kuşağa ve bir uygarlıktan diğerine devrolunan insanoğlunun tecrübe yoluyla eriştiği kazanımlarına ve rasyonel bilgi birikimine işaret ettiği görüşünü ifade etmiştim: şimdiki pasajın işaret ettiği olgu da budur. Burada, insanı yaratılış amacına uygun olarak şekillendiren ve ona doğru yolu göstereceğini vaad eden Allah’ın, ona, insanlığın biriktireceği, kaydedeceği ve kollektif olarak “hatırlayacağı” bilgi unsurlarını elde etme yeteneği vereceği (ve böylece, ona “öğreteceği”) bildirilmektedir. Ancak Allah’ın, insana, yeni tecrübeler edinme vasıtasıyla erişilebilen ileri becerileri de kapsayan daha geniş ve zengin bilgilerin yanısıra tümden-gelimci veya spekülatif bilgi unsurlarına sahip olması sonucu “unutturabileceği” (başka bir deyişle, terk ettirebileceği) gereksiz ve yararsız hale gelen bilgiler bunun dışında kalır. Ancak, bir sonraki cümle, dış dünyayı gözlemleme ve spekülasyon yoluyla ulaşılan bütün bilgilerin, ne kadar gerekli ve değerli olsalar da, kesinlikle sınırlı bir geçerliliğe sahip olduklarını ve bu nedenle tek başlarına nihaî gerçekliği bulmamıza yetmeyeceklerini açıkça ortaya koymaktadır.5 Yani, mahiyet itibariyle insan kavrayışının ötesindeki her şeyi (ğayb). Bunun anlamı şudur: beşerî bilgi, ebediyyen yetersiz kalmaya mahkum olduğundan, insan, ilahî vahyin yardımı olmaksızın hayatta izleyeceği yolu bulamaz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu ancak Allah’ın dilemesi ile olacak şeydir. Zira O’dur aşikâr olanı da gizli olanı da bilen. 26/192...199, 96/1
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah’ın (unutmanı) istedikleri hariç;[⁵⁶⁸⁵] çünkü O açığa çıkanı da bilir gizleneni de;
[5685] Bu âyetler, 1-3 ve ‘Alak sûresindeki “O insana (bilgiyi) kalemle (kaydetmeyi) öğretti, O insana bilmediklerini öğretti.” (96:4-5) âyetleri ışığında anlaşılmalıdır. “Oku” emrine “Benim okumam mümkün değil” diye cevap veren ilk muhataba hem okutturma hem de unutmama garantisi verilmektedir. Zira fıtri bir okumanın sonuçları fıtrat ve vicdana hakkedilmiştir, unutulmaz. Varoluşsal okumada insanın unuttukları kalıcı değil geçici, evrensel değil yerel olanlarla ilgilidir. “Allah’ın unutmanı diledikleri hariç” cümlesi, insanoğlunun unutmasının 3. âyetteki takdire girdiğini gösterir. İbn Abbas’a göre, insan sözcüğü “unutmak” mânasındaki nisyândan türetilmiştir. Bu, unutmanın fıtri oluşuna delâlet eder. Bu unutma iyi unutmadır. Zira unutmak nimet olarak takdim edilmektedir. Çünkü Kur’an insanın yaptığı kötülük ve günahları Allah’ın yaratışına nisbet etmez. Oysa burada “unutturma” Allah’a nisbet edilmiştir. Gerçek şu ki insan unutmasaydı yaşayamazdı. Sûrenin girişindeki tesbih emri de, sûrede Allah’ın muhatap üzerindeki nimetleri sayacağının alametidir. Bu âyetlerdeki hatırlama ve unutmayı sadece indirilen vahyin lafızlarına hasretmek “okutturacağız”daki gelecek zaman edatıyla da çelişmektedir. Zira bu mânadaki “okutturma” gelecekte değil, daha önce başlayıp o anda da devam etmekteydi.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ancak Allah dilerse başka. (*) Şüphe yok ki Allah; açığı da bilir, gizliyi de! (Yüksek sesle olsun içinden de olsun okuduğunda unutmadığını elbette Rabbin bilir)
(*) Bu istisnâ ile yüce Allah, peygamberine hiçbir şeyi unutturmayı dilememiş, yalnız şunu anlatmıştır ki, "Andolsun ki, eğer dilersek sana vahyettiğimizi tamamen gideriveririz”- İsra/86-buyurduğu gibi, dilerse unutturur, buna gücü yeter; fakat dilememiştir. Bu istisnânın faydası, unutmama va’dinin, sırf Allah’ın dilemesiyle gerçekleşen bir ilahi lütuf olduğunu belirtmektir.  
Osman Fırat
swap_vert close
Ancak Allah’ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah'ın dilediği müstesna, şüphe yok ki o, âşikâr olanı da bilir, gizliyi de.
Suat Yıldırım
swap_vert close
6, 7. Bundan böyle sana Kur'ân okutacağız da sen unutmayacaksın. Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Çünkü O, size göre açık ve net olanı da, gizli olanı da pek iyi bilir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yalnız Allah'ın dilediğini unutursun. O, açığı da bilir, gizli olanı da.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
6,7. Biz sana Kur'ân okuruz (vahy ideriz) Ancak Allâh'ın istediğinden başkasını unutmazsın. O âşikâr ve gizliyi bilir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah unutturmuş olursa başka; o açığı da bilir, gizli olanı da.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın dilediği dışında.. Çünkü O, açıktakini de gizli olanı da bilir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah'ın dilediği müstesna. O açık olanı da bilir, gizli kalanı da.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'ın dilediği müstesna. O, açıklananı da gizleneni de bilir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
6-7. tįz oķıdavuz saña pes unıtmayasın illā anı kim diledi Tañrı. bayıķ ol bilür eşikereyi daħı anı kim gizlenür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Dilegeni Tañrı Ta‘ālā dilese unutdurur. Ol bilicidür, āşikāreyi ve gizlüyi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yalnız Allahın dilədiyindən (hökmünü ləğv etdiyimiz bu və ya digər ayədən) başqa! Şübhəsiz ki, O, aşkarı da, gizlini də bilir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Save that which Allah willeth. Lo! He knoweth the disclosed and that which still is hidden;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Except as Allah wills:(6086) For He knoweth what is manifest and what is hidden.
6086 There can be no question of this having any reference to the abrogation of any verses of the Qur'an, for this Surah is one of the earliest revealed, being placed about eighth according to the most accepted chronological order. While the basic principles of Allah's Law remain the same, its form, expression, and application have varied from time to time, e.g., from Moses to Jesus, and from Jesus to Muhammad. It is one of the beneficent mercies of Allah that we should forget some things of the past, lest our minds become confused and our development is retarded. Besides, Allah knows what is manifest and what is hidden, and His Will and Plan work with supreme wisdom and goodness.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِلَّا
an-cak
مَا شَٓاءَ
dilediği şey
اللّٰهُۜ
Allah'
ın
اِنَّهُ
muhak-kak ki
يَعْلَمُ
bilir
الْجَهْرَ
açık olanı
وَمَا
ve şeyi
يَخْفٰىۜ
gizli olan
Ancak Allah'ın dilediği müstesna. Muhakkak ki Allah, açığı da gizli olanı da bilir.
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
جَهْر
İsim
ج ه ر
Açıkça, yüksek, açık olan, bağırma
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
خَفِىَ
Fiil-I
خ ف ي
Gizlendi