close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahzâb Sûresi 60. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Le-in lem yentehi-lmunâfikûne velleżîne fî kulûbihim meradun velmurcifûne fî-lmedîneti lenuġriyenneke bihim śümme lâ yucâvirûneke fîhâ illâ kalîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Münafıklarla gönüllerinde hastalık olanlar ve Medine'de kötü haberler yayanlar, bu işten vazgeçmezlerse andolsun ki sana, onlara karşı bir kuvvet veririz de sonra artık orada pek az bir müddet komşu olabilirler sana.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yemin olsun ki, eğer münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde (ülkede yalan haber ve yanıltıcı yorum yazarak) kışkırtıcılık yapanlar (bu fesatlıklarından) vazgeçmeyecek olurlarsa, mutlaka Seni onların karşısına dikeriz (ve galip getiririz,) sonra Seninle (pek az bir süre aynı ülkede) birlikte kalabilir (ve fesatlıklarını sürdürebilirler.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Münafıklar, kalpleri hasta olanlar ve yalan haberler yayarak Medine'de huzursuzluk çıkaranlar, düşmanca hareketlerinden vazgeçmezlerse ey Muhammed! Senin onlar üzerine üstünlük kurmanı sağlarız, o zaman bu kentte senin komşuluğunda çok az bir süre kalabilirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıklar, iki yüzlüler, kalpleri kararmış, akıllarından zoru olan hasta ruhlular, Medine'de pis dedikodular yapanlar, kötü, bozguncu haberler yayarak halkın inancını sarsanlar, morallerini bozanlar, akıllarını kullanarak bu hallerini düzeltmezler, bu yaptıklarından vazgeçmezlerse, elbette seni onlara saldırmaya teşvik ederiz, savaşmanı, onları şehirden çıkarıp sürmeni emrederiz. Sonra kısa bir müddetin dışında, sana komşu olarak bile o bölgede kalamazlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun eğer, münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve şehirde kötü haberler yayanlar (yaptıklarından) vazgeçmezlerse seni üzerlerine musallat ederiz. Sonra orada senin yanında ancak az bir süre kalabilirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Celâlim hakkı için, eğer münafıklarla kalblerinde şehvet hastalığı bulunanlar ve şehirde müminlerin ayıblarını arayıb yayanlar, (fenalıklarından) vazgeçmezlerse, muhakkak seni onlara musallat ederiz. Sonra seninle o şehirde (Medine'de) az bir zamandan fazla komşu olamazlar;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer münafıklar ve kalbinde (fuhuş) hastalığı olanlar ve (kötü haberlerle) Medine’yi sarsanlar, eğer yaptıklarına son vermezlerse, seni onlara musallat ederiz. Sonra çok az bir zaman bu Medinede sana komşu olarak kalacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun, münâfıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kötü haber yayanlar vazgeçmezlerse, seni onların üzerine süreriz. Sonra orada senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.
Besim Atalay
swap_vert close
Münafıklarla, yürekleri bozuklar, Medine'ye yalan haber yayanlar eğer vaz geçmezlerse, seni onlara sataştırırız; bundan sonra, Medine'de seninle az komşuluk ederler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
60-61. Andolsun ki, eğer münafıklar, kalplerinde (ahlaksızlıktan) bir hastalık olanlar ve şehirde dedikodu yapa(rak fesat çıkara)nlar, (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler. Onlar lanete uğramışlardır. Nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar ve hemen öldürülürler. 
Bkz. 2/191, 9/5 ve dipnotu, 47/4  
Cemil Said
swap_vert close
Eğer münâfıklar kalbi marîz olanlar ve Medine’de erâcîf çıkaranlar bu sû-i harekâta hitâm virmezler ise sana ânları te’dîb itdireceğiz ve senin civârında ânları cüz-î müddet bırakacağız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İkiyüzlüler, kalblerinde fesat bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse, and olsun ki, seni onlarla mücadeleye davet ederiz; sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
60-61. Münafıklar, kalplerinde çürüklük bulunanlar ve Medine’de asılsız haber yayanlar yaptıklarına son vermezlerse seni onların üzerine sevkedeceğiz; o zaman seninle beraber orada fazla oturamayacaklar, Allah’ın rahmetinden uzaklaşmış olarak nerede bulunsalar yakalanıp öldürülecekler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun, iki yüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar (fuhuş düşüncesi taşıyanlar), şehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.
Edip Yüksel
swap_vert close
İkiyüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kentteki saldırganlar (size karşı olan saldırılarına) son vermezlerse seni onlara musallat ederiz; sonra orada, senin çevrende kısa bir süre kalabilirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki, eğer münafıklar ve kalblerinde bir hastalık olanlar ve Medine'de dedikodu yapanlar, bu yaptıklarından vaz geçmezlerse, mutlaka seni onlara musallat ederiz. Sonra seninle orada az bir zamandan fazla komşu kalamazlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için eğer vazgeçmezlerse o Münafıklar, kalblerinde maraz bulunanlar ve şehirde erâcif neşr eden, tahrikât yapanlar, mutlak ve muhakkak seni kendilerine musallat kılarız, sonra orada cıvarına pek az yanaşabilirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, munâfıklar, kalplerinde (manevi) hastalık bulunanlar ve (cihatta bulunan, İslâm birlikleri hakkında, “mağlup oldular, dağıldılar” gibi yalanlar uydurarak, mü’minlerin moralini bozmak kastı ile) şehirde (Medine’de), yalan haber yayanlar bu hâllerinden vazgeçmezlerse, (Medine’den sürüp çıkarmanı emrederek) seni, onların üzerine göndeririz. Sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer, münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar, şehirde yalan ve kötü haber yayanlar bu davranışlarına son vermezlerse, ant olsun ki, seni onlara musallat ederiz de seninle bir arada daha fazla kalamazlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun, eğer münafıklar, vicdanlarında bir maraz bulunanlar, şehirde fena haberler yayanlar (bu hallerinden) vaz geçmezler) se mutlak ve muhakkak seni kendilerine musallat ederiz. Sonra orada seninle az bir (zamandan fazla) komşu olamazlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Celâlim hakkı için, eğer münâfıklar ve kalblerinde bir hastalık bulunanlar ve Medîne'de yalan haber yayanlar (yahudiler, bu yaptıklarından) vazgeçmezlerse, seni onlara mutlaka musallat ederiz; sonra orada (Medîne'de) ancak pek az (bir süre) sana komşu kalabilirler!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Münâfıklarla gönüllerinde (manevi) hastalık olanlar ve Medine’de (halkın huzur ve düzenini bozmaya çalışıp Müslümanlara karşı gizli eylem planında bulunanlar) kötü ve asılsız haberler yayanlar, (sosyal hayatta sarsıntılara sebep olanlar) eğer bu işten vazgeçmezlerse elbette sana, onların bu kötü tutumlarına karşı bir direnç veririz de sonra artık orada senin yanında pek az bir müddet kalabilecekler.*
(*) Burada sözü edilenler Medine de müslümanları içerden yıkmak için saldırganlarla/müşriklerle işbirliği yapan gruplardır  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İkiyüzlüler, kalplerinde hastalık olan ve şehirlerde dedi kodu yayanlar, eğer bu tutumlarından vazgeçmezlerse, seni onların başlarına bela ederiz ve onların pek azı hariç, sana komşuluk edip orada kalamazlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eğer iki yüzlüler, içleri bozuk olanlar, kentte kötü haberleri yayanlar bu işten vazgeçmiyecek olurlarsa, kesenkes, seni onların üzerine göndereceğiz. Ancak, onların seninle birlikte bulunmaları pek az sürecektir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Şayet münafıklar nifaklarından, kalblerinde fısk ve fücur hastalığı bulunanlar hastalıklarından Medine/de kötü haberler neşredenler yalanlarından vaz geçmeyecek olurlarsa seni onlara musallat edeceğiz [²]. Sonra sürüleceklerinden seninle pek az komşu kalacaklar.
[2] Sen de onları hâkir kılacaksın.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun, ikiyüzlüler ve kalplerinde hastalık bulunanlar, şehirde yalan haber yayanlar/kargaşa çıkaranlar [murcifûn]²⁵ eğer bundan vazgeçmezlerse seni onların üzerlerine göndeririz. Artık o şehirde senin yanında pek azı hariç kalamazlar.
25 Murcifûn kelimesini Zamahşerî “huzursuzluk ve kargaşa çıkaranlar” anlamında kullanmıştır. Bu kelimenin kökü, “r-c-f”dir. Şiddetli sarsıntı anlamına gelir. Bir toplumda, yalan ve ahlak dışı söylemlerle çalkantı yaratmak ve huzur kaçırmaktır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve Medine'de toplumu sarsıcı söylentiler çıkaranlar eğer bundan vazgeçmezlerse, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Eğer o ikiyüzlüler, kalplerinde hastalık olan ve bu yüzden o münâfıkları destekleyen zayıf imanlı kimseler ve halkı paniğe sürükleyecek kötü haberler yayarak yâhut müminlerin ırz ve namuslarına dil uzatarak Medîne’de huzursuzluk çıkaranlar, bu düşmanca hareketlerinden vazgeçmeyecek olurlarsa, sana onlarla çarpışmanı emrederiz de, o zaman bu topraklarda, sana komşu olarak çok az bir süre kalabilirler! Şöyle ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Münâfıklar, kalblerinde hastalık olanlar, Medine’de tahrik edici Asılsız Haber Yayanlar, eğer buna son vermedilerse, seni onların üzerine göndeririz; sonra birazı hariç orada sana yakın duramazlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İki yüzlüler, kalplerinde sakatlık bulunanlar ve şehirde dedikodu üretenler, eğer bu yaptıklarına bir son vermezler ise, seni onların üzerine öyle bir salarız ki, bir daha senin yanına bile yaklaşamazlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! İkiyüzlüler, kalplerinde zinaya fuhuşa yönelik hastalık bulunanlar, bu yönde şehirde kötü haber yayanlar, yaptıklarından vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz. Sen onlara yasalarımızı uygularsın! Onlar da senin yanında kalmak istemezler. Ayrılıp nifaklarını yayabilecekleri başka yerlere göç ederler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
60,61. Şüphesiz ki münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde çirkin haber yayanlar [*] vazgeçmezlerse, seni onların üzerine salarız; sonra lanetlenmiş olarak, orada senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler. Nerede ele geçirilirlerse yakalanır ve (şiddetli bir) ölümle öldürülürler. [*]
Ayetteki [el-murcifûne] kelimesi, “sarsıntı” gibi anlamlarda “Son Saat” için kullanılan [er-racfeh] kelimesiyle aynı kökten gelmekte ve “sosyal hayatta sarsıntılara sebep olan haberleri yayanlar” anlamını içermektedir. Âl-i İmrân 3:173’e göre, Medine’de bu gibi kişilerin daha çok yahudiler olduğu bilinmekte, savaşlarda müslümanların yenilip düşmanlarının galip geldiği şeklinde yalan haberler yaymaktan vazgeçmeleri gerektiği kendilerine bildirilmektedir.,Burada sözü edilenler müslümanları içerden yıkmak için saldıranlarla işbirliği yapanlardır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun, eğer münâfıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve Medîne’de kışkırtıcı haberler yayanlar¹ (bu hareketlerinden) vazgeçmezlerse, Biz seni onlara saldırtırız, sonra onlar orada, seninle birlikte ancak çok az bir süre kalabilirler.
1 İrcâf: Aslında zelzele manasına olan “racfe” den türetilmiştir ve “ortalığı sarsacak tahrikler yapmak” demektir ki bu fiilî de kavlî de olabilir. Bundan dolayı yalan ve uydurma haberler yaymaya, “ircaf” denildiği gibi o yoldaki yalanlara da “erâcif” denilir. Bunu yapanlara da “mürcifun” tabir edilir. Bunların içinde münafıklar varsa da ayrıca zikrolunması başkalarının olabileceğini göstermektedir ki, bunlar da Medîne ve civarındaki Yahudilerdir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İŞTE BÖYLE, eğer ⁷⁶ ikiyüzlüler, kalplerinde hastalık olanlar ⁷⁷ ve yalan haberler yayarak [Peygamber’in] kent[in]de huzursuzluk çıkaranlar ⁷⁸ [düşmanca hareketlerinden] vazgeçmezlerse [ey Muhammed,] onlar üzerinde üstünlük kurmanı sağlarız, o zaman bu [kentte] sana çok az bir süre komşu kalacaklardır: ⁷⁹
76 Le-in edatının yukarıdaki şekilde çevrilmesi konusunda bkz. sure 30, not 45. Bu pasaj ile birlikte 1. ayette değinilen ve 9-27. ayetlerde daha ayrıntılı olarak üzerinde durulan konuya yeniden dönülmektedir: Hz. Peygamber’in ve Ashâbı’nın Yesrib’in (ki o zaman Medînetu’n-Nebî, “Peygamber Kenti” olarak anılmaya başlamıştı) ilk yıllarında karşılaştıkları muhalefet.77 Bkz. yukarıdaki not 16.78 Zemahşerî, murcifûn terimini yukarıdaki şekilde açıklamaktadır.79 Yani, “seninle onlar arasında açık bir mücadele başlayacaktır” ve bu mücadele onların Medine’den kovulmalarıyla sonuçlanacaktır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İnanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü Münafıklar, kalplerinde iman zafiyeti bulunanlar ve Medine’de asılsız haberler yayarak huzursuzluk çıkaranlar eğer buna son vermezlerse, seni onların üzerine öyle bir salarız ki artık seninle aynı şehirde daha fazla kalamazlar. 8/36...38, 17/76- 77
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ŞU KESİN ki, eğer ikiyüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar[³⁷⁸⁷] ve şehirde yalan haber yayarak ortalığı karıştıranlar[³⁷⁸⁸] buna bir son vermezlerse, seni onların üzerine öyle bir salarız ki, sonra kısa bir süre dışında sana komşu olarak bile orada kalamazlar.
[3787] “Kalplerinde hastalık bulunanlar” ile ilgili genel bir okuma için bkz: 74:31, not 24. [3788] Murcifûn, “şiddetli sarsıntı” anlamına gelen racfeh’ten türetilmiştir (Bkz: 7:78, not 61). Yalan haberle toz kaldırmayı, toplumsal ahlâk, huzur ve güveni sarsmayı ifade eder (Râğıb).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki, münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kötü haber yayanlar buna bir son vermezlerse seni onlara musallat ederiz! (Sana onlarla savaşmam ve onları şehirden sürüp çıkarmanı emrederiz) Sonra da çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Şayet iki yüzlüler, kalblerinde hastalık bulunanlar, şehirde kötü haberler yayanlar (bu yaptıklarından) vazgeçmezlerse seni onların üstüne süreriz sonra orada, seninle ancak az bir zaman çevrende kalabilirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, eğer münafıklar ve kalplerinde bir maraz bulunan kimseler ve şehirde fena haberler yayanlar, (bu hallerine) nihâyet vermezlerse elbette seni onların üzerlerine musallat ederiz. Sonra sana orada ancak pek az komşu olabilirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
60, 61. Münafıklar, kalplerinde bir hastalık (iman zayıflığı) bulunanlar ve şehirde müminlerin kusurlarını arayarak kötü haber yayanlar, bu hallerinden vazgeçmezlerse, Biz onlara karşı sana emir ve hakimiyet veririz de sonra orada ancak az bir zaman sana komşuluk edebilirler. Lânetlenirler, nerede rastlanırlarsa yakalanıp öldürülürler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun, iki yüzlüler, kalblerinde hastalık bulunanlar, şehirde kötü haberler yayanlar (bu yaptıklarından) vazgeçmezlerse seni onların üstüne süreriz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer münâfıklar ve kalblerinde hastalık olanlar ve Medîne'de erâcîf neşriyle meşgûl bulunanlar bu fi'illerine nihâyet virmezler ise onların katl ve memleketden ihrâcını sana havâle iyleriz. Sonra orada sana az bir zamân komşuluk iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İkiyüzlüler ile, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine’de tedirginliğe yol açanlar, yaptıklarına son vermezlerse seni onların üstüne salarız, artık çevrende fazla kalamazlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine'de bozguncu, asılsız haber yayanlar eğer buna son vermezlerse, seni onların üzerine göndeririz, sonra orada seninle komşulukları fazla sürmez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Münafıklar ile kalplerinde fesat bulunanlar ve yalan haberlerle şehirde ortalığı karıştıranlar eğer bu hareketlerinden vazgeçmezlerse, Biz seni onların üzerine göndeririz de, pek azı müstesna, artık orada sana komşuluk edemezler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İkiyüzlüler, kalplerinde maraz bulunanlar, şehirde çirkin haberler yayanlar, bu yaptıklarına son vermezlerse, seni onların üzerine gitmeye elbette teşvik edeceğiz. Bundan sonra onlar, orada senin yakınında, çok az kalabilirler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eger yıġlınmaya münāfıķlar daħı anlar kim göñüllerinde śayrılıķdur daħı yalan ħaber bıraġıcılar medine'de musallaŧ eyleyevüz seni anlara andan ķonsı olmayalar senüñ ile anuñ içinde illā az.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger münāfıḳlar ḳayıtmasalar, yüreklerinde ḫastalıḳ fücūr olanlar daḫıḳayıtmasalar, yalan söz bıraġıcılar daḫı ḳayıtmasalar, Medīnede buyururuzsaña anlar‐ıla ṣavaş eylemege. Andan ṣoñra senüñle ḳonşı olmayalar Medīne‐de, illā az zamān.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər münafiqlər, qəlblərində mərəz (zinakarlıq, pozğunluq mərəzi) olanlar və Mədinədə qəsdən yalan şayiələr yayanlar (bu pis əməllərinə) son qoymasalar, şübhəsiz ki, səni onların üstünə qaldırarıq. Sonra onlar səninlə ancaq az bir müddət orada qonşu ola bilərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
If the hypocrites, and those in whose hearts is a disease, and the alarmists in the city do not cease, We verify shall urge thee on against them, then they will be your neighbours in it but a little while.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Truly, if the Hypocrites, and those in whose hearts is a disease, and those who stir up sedition in the City,(3768) desist not, We shall certainly stir thee up against them: Then will they not be able to stay in it as thy neighbours for any length of time:
3768 It was necessary to put down all kinds of unseemly conduct in the Prophet's City. And here is the warning in the plainest terms. And the warning had its effect. The "Hypocrites" were men who pretended to be in Islam but whose manners and morals were anti-Islamic. Those "with diseased hearts" may have been the ones that molested innocent women. "Those who stirred up sedition" put false rumours in circulation to excite the crowd. Alas! we must ask ourselves the question: "Are these conditions present among us today?"  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَئِنْ
andol- sun eğer
لَمْ يَنْتَهِ
vazgeçmezse
الْمُنَافِقُونَ
münafıklar
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
ف۪ي قُلُوبِهِمْ
kalplerinde vardır
مَرَضٌ
bir hastalık
وَالْمُرْجِفُونَ
ve kötü haber yayanlar
فِي الْمَد۪ينَةِ
Medine'de
لَنُغْرِيَنَّكَ
seni mutlaka musallat ederiz
بِهِمْ
onlara
ثُمَّ
sonra
لَا يُجَاوِرُونَكَ
sana komşu kalamazlar
ف۪يهَٓا
orada
اِلَّا
ancak
قَل۪يلاًۚۛ
pek az
Andolsun ki eğer münafıklar ve kalplerinde (şeytanın verdiği vesveseyle) bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haber yay(ıp dedikodu yap)anlar (bu hâllerinden) vazgeçmezlerse seni onlara musallat ederiz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz) de sonra orada ancak pek az (bir süre) sana komşu kalabilirler!
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اِنْتَهٰى
Fiil-VIII
ن ه ي
Vazgeçti, sakındı
مُنَافِقُون
Etken fiil-III
ن ف ق
Münafık erkekler
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
مَرَض
İsim
م ر ض
Hastalık
مُرْجِفُون
Etken fiil-IV
ر ج ف
Kötü haber yayanlar
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَدِينَة
İsim
م د ن
Şehir, Medine
اَغْرَي
Fiil-IV
غ ر و
Saldı, musallat etti
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جَاوَرَ
Fiil-III
ج و ر
Komşu oldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az