close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahzâb Sûresi 59. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-nnebiyyu kul li-ezvâcike vebenâtike venisâ-i-lmu/minîne yudnîne ‘aleyhinne min celâbîbihin(ne)(c) żâlike ednâ en yu’rafne felâ yu/żeyn(e)(k) vekâna(A)llâhu ġafûran rahîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey Peygamber, eşlerine ve kızlarına ve inananların kadınlarına söyle; dışarı çıkacakları vakit dışarıya mahsus elbiselerini giysinler; bu, onların tanınıp incinmemelerini daha iyi sağlar ve Allah, suçları örter, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey Nebi, kendi hanımlarına, kızlarına ve mü’min kadınlara: (Sokağa çıktıklarında) Dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; (bu) onların, (hürriyet ve iffet sahibi olarak) tanınmaları ve (her türlü taciz ve) eziyete uğramamaları için en uygun olanıdır. Allah Gafûr ve Rahim’dir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve öteki bütün mü'min kadınlara söyle: “Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman, dış kıyafetlerini baştan ayağa üzerlerine salıversinler. Bu örtünme şekli onların iffetli, kendini koruyan, temiz kadınlar olarak tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini temin eder.” Ama unutma ki Allah, çok acıyan ve çok bağışlayandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve bütün mü'minlerin hanımlarına söyle: Sokağa tenlerini göstermeyen, vücut hatlarını belli etmeyen elbiselerini giyerek çıksınlar. Bu tür örtünme onların, vakar ve heybetleriyle hür kadınlar olarak tanınıp, kendilerine hürmet edilmesine; sarkıntılık yapılmamasına, incitilmemelerine en uygun bir örtünmedir. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 24/31.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle: Cilbablarını [7] üzerlerine alsınlar. Bu onların tanınmaları ve böylece eziyet edilmemeleri için daha uygundur. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
7.Cilbab: Bütün vücudu örten bol bir dış elbise.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, (kendilerini baştan aşağı örten) elbiselerinden giyib örtünsünler. İşte, böyle giyinmeleri, (iffetli) tanınıb da (ahlâksızlar tarafından) eziyyet edilmemelerine daha elverişlidir. Allah Gafûr'dur= çok bağışlayıcıdır. Rahîm'dir= çok merhametlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına de ki: “Cilbablarını (geniş örtülerini) üzerlerine salsınlar. Bu, onların tanınıp da eziyet görmemeleri için daha uygundur. (Buna rağmen) Allah, Gafur ve Rahimdir (bağışlayan ve acıyandır.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve inananların hanımlarına, dışarıya çıkarken “üstlerine örtü almalarını” söyle. Bu, onların tanınmasını ve incitilmemesini sağlayan en uygun yoldur. Allah çok bağışlayıcıdır; merhamet sahibidir.
Besim Atalay
swap_vert close
Ey peygamber! Kadınlarına, kızlarına, inanmış olanların karılarına diyesin ki: «Çarşafların üstlerine alsınlar, bu onların tanınarak, üzüntüye uğramalarına engel olduğu için daha uygundur, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey Nebi! Hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle, (dışarı çıkacakları zaman) bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemeleri için daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Bkz. 24/31, 33/33Bu ayetin anlaşılmasında kilit kelime “Cilbab” dır. “Cilbab”, Arapçada gömlek, elbise gibi üste alınan ya da giyilen, vücut hatlarını örten giysileri ifade eden bir kelimedir. O günün toplumunda iffetli, edepli, vakarlı oluşu ifade eden bir dış kıyafet, bir çeşit üstlük demektir. Bunu özel bir kıyafet ya da üniforma olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu, başla beraber üste alınan bir örtü de olabilir, pardösü de olabilir, çarşaf da olabilir ve herhangi benzeri bir elbise de olabilir. Buradaki örtünme emri, zamanın ve sosyal çevrenin sürekli değişmesi karşısında uyulması gerekli ahlakî bir rehber anlamı taşıdığı için örtünmenin şekli, rengi, deseni de değişebilir. Önemli olan kadının incitilmemesini sağlayacak, ağırbaşlı ve saygın bir hanımefendi olduğunu zahiri anlamda ima edecek ve cinsel arzuları hedef almayacak ve cinselliği ön plana çıkarmayacak bir elbisenin giyinmesidir. Nitekim “Bu, onların tanınıp incitilmemeleri için daha uygundur.” ifadesi örtünmenin gerekçesini ortaya koyuyor. Yani o günün toplumunda kadınların iffetli olduklarının bilinmesi ve sarkıntılık yapılarak incitilmemesi örtünmelerini gerekli kılmıştır. Bu konuda Nur sûresi 24/31. âyetin açıklamasına bakabilirsiniz.  
Cemil Said
swap_vert close
Ey Nebî! Zevcelerine, kızlarına ve mü’minlerin zevcelerine söyle elbiselerini tamâmen iktisâ itsünler ki yanlışlık olmasun [1] ve ta’arruza uğramasunlar Allâh gafûr ve rahîmdir.
[1] Ya’ni câriye ve fâhişe telâkkî idilmesünler.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler. Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve inananların kadınlarına örtülerini üzerlerine salmalarını söyle. Bu, onların (erdemli kadınlar olarak) tanınıp hakarete uğramamaları için daha elverişlidir. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o Peygamber! Zevcelerine ve kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına hep söyle: cilbâblarından üzerlerini sıkı örtsünler, bu onların tanınmalarına, tanınıp da eza edilmemelerine en elverişli olandır, bununla beraber Allah bir gafûr rahîm bulunuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına, (dışarı çıkma mecburiyetinde kaldıkları zaman, vücut hatlarını belli etmeyecek derecede bol ve geniş olan, dikkat çekecek renklerde olmayan, baştan ayak bileklerine kadar kendilerini örten) cilbablarını üstlerine giymelerini söyle. Bu, (örtünme) onların (iffetli olarak) tanınmaları/bilinmeleri ve (böylece ahlâksız insanlar tarafından sözlü veya fiili tacize uğrayıp) incitilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve Mü'min kadınlara söyle, üzerlerine¹ cilbablarını² üzerlerine salsınlar. Bu, salma onların bilinmeleri³ ve eziyet edilmemeleri⁴ için daha uygundur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Dışarı çıkarlarken. 2- Cilbab, (celabib) söylendiği gibi, kadını tepeden tırnağa örten bir giysi türü değil, o günün toplumunda iffetli, ağırbaşlı, edepli oluşu ifade eden bir dış kıyafet, bir çeşit üstlük demektir. 3- İffetli olduklarının bilinmesi. 4- Sarkıntılık yapılarak incitilmemeleri.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey peygamber, zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu, onların tanılıb ezâ edilmemelerine daha uygundur. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle, (başlarını ve yüzlerini kapatacak şekilde) dış örtülerinden (çarşaflarından bir kısmıyla) üzerlerini örtsünler!(2) Bu, onların (iffetli olarak) tanınıp da rahatsız edilmemeleri için daha yakındır(daha elverişlidir). Allah ise, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
(2)“Ma‘lûmdur ki, insan sevmediği ve istiskāl ettiği (rahatsız olduğu) adamların nazarlarından(bakışlarından) sıkılır, müteessir olur. Elbette açık-saçıklık kıyâfetine giren güzel bir kadın, bakmasına hoşlandığı nâmahrem erkeklerden onda iki üçü varsa, yedi sekizinden istiskāl eder. Hem tefahhuş ve tefessüh etmeyen (fuhşa düşmeyen ve ahlâkı bozulmayan) bir güzel kadın, nâzik ve serîü’t-teessür (çabuk müteessir)olduğundan, maddeten te’sîri tecrübe edilen belki semlendiren (zehirleyen) pis nazarlardan elbette sıkılır. Hattâ işitiyoruz, açık-saçıklık yeri olan Avrupa’da çok kadınlar, bu dikkat-i nazardan sıkılarak, ‘Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar’ diye polislere şekvâ ediyorlar. Demek medeniyetin ref‘-i tesettürü (tesettürün kaldırılması), hilâf-ı fıtrattır (yaratılışa terstir). Kur’ân’ın tesettür emri fıtrî olmakla berâber, o ma‘den-i şefkat ve kıymetdar birer refîka-i ebediye (ebedî hayat arkadaşı) olabilen kadınları, tesettür ile sukuttan (kıymetten düşmekten), zilletten (alçalmaktan) ve ma‘nevî esâretten ve sefâletten kurtarıyor.” (Lem’alar, 24. Lem‘a, 206)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mümin kadınlara söyle: Ev dışına çıktıkları zaman dış elbiselerini üzerlerine salıversinler. Böyle yapmaları onların iffetli tanınmaları ve incitilmemeleri yönünden en uygun bir davranıştır. Ve Allah (çok) bağışlayan ve (çok) merhamet edendir. *
(*) Kur’an, inanan kadına, ciddiyet, vakar, saygınlık ve nezaket kazandırmak için örtünme zorunluluğu getirmiştir. Bu ayetin anlaşılmasında kilit kelime “cilbab”dır. “Cilbab”, Arapçada gömlek, elbise gibi üste giyilen, vücut hatlarını örten giysileri ifade eden bir kelimedir. Bunu özel bir kıyafet ya da üniforma olarak değerlendirmek doğru değildir. Bu, pardösü de olabilir, çarşaf da olabilir ve herhangi benzeri bir elbise de olabilir. (C. Külünkoğlu Meali 59. Ayet Açıklaması) İslam alimleri İslam’da belli bir elbise modelinin olmadığını, önemli olan Müslüman bir kadının, dinimizin emirlerine uygun bir şekilde örtünmesi¬ gerektiğidir. Bu ayetten daha önce inen ve kadının asıl örtünme şeklini belirleyen ayet aslında Nûr suresinin 31. ayeti kerimesidir. "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini korusunlar. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine salsınlar.’’ Görüldüğü gibi örf ve adete göre görünen yerler (yüz ve eller) istisna edilmiştir. Bu nedenle cilbab, baş ve yüzü kapatacak bir örtü değil, bu, iç giysiyi örten dış elbisedir. Örneğin: Manto, perdesü, çarşaf veya vücut hatlarını ve rengini belli etmeyecek herhangi biri giysi olabilir. Bu nedenle Nûr-31. ayete göre el, yüz ve ayaklar müstesna olur, yani bunları örtme zorunluluğu yoktur. (الله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve inanan erkeklerin kadınlarına, (dışarı çıktıklarında) dışarıda giydikleri elbiselerini üzerlerine almalarını söyle. Bu onların tanınmaları ve eziyet görmemeleri için daha uygundur. Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey peygamber! Karılarına, kızlarına, inanan kadınlara söyle de örtülerine bürünsünler. Böylesi onların tanınmaları, incitilmemeleri için daha elverişlidir. Allah yarlıgayıcı, esirgeyici olandır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey peygamber! Zevcelerine, kızlarına, mü/minlerin kadınlarına de ki çarşaflarını üzerlerine giysinler, bu hal onların tanılıp da taarruza uğramamalarına daha hâdimdir [¹]. Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
[1] Evail-i İslâmda asıl kadınlar çarşafsız çıkmakla bazı münafıkların taarruzlarına uğrarlardı. Tevbih olundukları zaman «biz onları cariye sandık» diye özür dermeyan ederlerdi. Çünkü asıl hatun zina etmezdi. Münafıklar da cariyelere taarruz ederlerdi. Âyet-i kerîme bu hâdise hakkında nâzil olmuştur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle! (Dışarı çıkarken) dış giysilerini [celâbîb] üzerlerine alsınlar. Bu onların tanınması ve incitilmemeleri için daha uygundur.²⁴ Zira Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.
24 “Celâbîb” kelimesinin tekili “cilbâb” tır. Bu kelimeyi “dış giysiler” diye tercüme ettik. Ev içi kıyafetiyle dışarı çıkmamaları isteniyor. Çünkü Kur’an’ın nazil olduğu devirde, Arap toplumunda kadınlar hür ve köle/ cariye diye ikiye ayrılıyordu. Hür ve iffetli kadınlar bu ayet gelmeden önce, köle/cariye kadınlar gibi, ev içi kıyafetiyle sokağa çıkıyorlar ve onlar da uygunsuz tekliflerle karşılaşıyor ve ta’ciz ediliyorlardı. Bu ayet, işte bu nevi davranışlara meydan vermemek için hür ve Müslüman kadınların dışarıya çıktıklarında üzerlerine dış kıyafetlerini giymelerini istemiştir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına geniş elbiseleriyle üzerlerini tümüyle örtmelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınmaları ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve diğer mümin hanımlara söyle; toplum içine çıkacakları vakit, başörtülerini taksınlar (24. Nur: 31) ve vücut hatlarını tamamen kapatan dış kıyafetlerini üzerlerine örtsünler. Gerek giyim kuşamlarında, gerek söz ve davranışlarında mümin bir hanıma yaraşan ağırbaşlı ve edepli tavrı göstersinler. Bu, onların saygıdeğer ve iffetli bir kadın olarak tanınmaları ve böylece, ahlâksız insanlar tarafından sözlü veya fiili tâcize uğrayıp incitilmemeleri için en uygun çözüm yoludur. Bununla birlikte, hiç kimse elinde olmadan işlediği bir günah yüzünden veya İslâm’dan önce yaptıklarından dolayı sorumlu tutulmayacaktır. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Fakat kadının örtünüp iffetli davranması, tek başına sorunu çözmez:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey Nebiyy! Senin eşlerine, kızlarına, Müminler’in kadınlarına söyle; dış elbiselerini üzerlerine örtsünler! Bu, bilinmeleri / tanınmaları bakımından en uygundur ki incitilmezler. Allah rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili resulüm! Hanımlarına, kızlarına ve Müslüman hanımlara söyle de: dışarı çıkarken, üstlüklerini giysinler. Bu, onların tanınıp rahatsız edilmemeleri için daha uygun olur. Allah, engin hoşgörülü bir sevgi selidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey Nebi! Hanımlarına, kızlarına ve Müminlerin kadınlarına söyle, “Bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (dışarı çıktıklarında) dış örtülerini üzerlerine salmalarını söyle! [*] Bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygunudur. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Bu buyruk, bir dış örtü veya giysinin gerekliliği hükmünü içermektedir. Ayrıca bu ayette dış giysi giyilmesinin gerekçesi “tanınmak ve eziyete uğratılmamak”tır. İddia edildiği gibi “tanınmamak” şeklinde bir gerekçe ayetin metnine açıkça aykırıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin hür kadınlarına; “(dışarıya çıktıklarında) dış elbiselerini¹ üzerlerine giyinmelerini” söyle. Zîrâ onların tanınıp eziyet görmemeleri için en uygun olan (kıyafet) budur.² Allah, çok bağışlayandır, pek merhametlidir.³
1 Cilbâb: Baştan ayağa kadar vücudu örten çarşaf, başörtüsü ve peçe gibi dış giysinin adıdır. Cilbab ile tesettür; kaşlarına kadar başını örttükten sonra büküp yüzünü de örtmek ve yalnız tek bir gözü açık bırakmak veya alnın üzerinden sıkıca sardıktan sonra burnun üzerinden dolayıp gözlerinin ikisi de açık kalsa bile yüzün büyük çoğunluğunu ve göğsü tamamen örtmektir. (Kurtubî, Elmalılı) Ümmü Seleme (r.a.), “Bu âyet nâzil olunca ensar kadınları dışarıya çıktılar ve başlarına bağladıkları siyah örtülerden dolayı sanki başlarında siyah kargalar varmış gibi görünüyorlardı.” (Ebû Dâvut) Bu âyetten her ne kadar yüzü tamamen örtmenin farz olduğu anlaşılmamakta ise de peçenin yasak olduğu da anlaşılamaz. Müslüman kadınlar, fitne durumuna göre peçe yapabilirler. Bu daha efdal olanıdır. 2 Araplarda cahiliye döneminde tesettür âdet değil idi. Cahiliye döneminde kadına hürmet de yoktu. Eski cahiliye kadınları erkeklerin nazar-ı dikkatlerini celp edecek şekilde gözlerini boyayıp belerterek açık-saçık çıkar, kendilerini teşhir ederlerdi. Bundan dolayı güya namuslarını korumak adına bazıları kız evlatlarını diri diri toprağa gömerlerdi. İslâm ise kadının şanını iffet ve ismetle, vakar ve haysiyetle yükseltti. (Elmalılı)3 Bu ayetin sonundaki, “Allah, çok bağışlayandır, pek merhametlidir.” ifadesinden: “1. Allah’ın mağfiretinin çok olduğu, bu güne kadar geçmiş olan açıklıkları affedeceği, kusurları örteceği ve bundan böyle de emrini tutanları rahmetiyle çok huzurlu kılacağı. 2. Allah’ın merhametli olduğundan dolayı kadınlara eza edilmesine razı olmayacağı. 3. Tesettür emrolunduğundan dolayı da kadınların aşırılıklar emredilerek bir zorlamaya maruz bırakılamayacağı, tesettürde de ifrata gidilmemesi, zira Allah’ın, bu emri onların aleyhine değil, lehine verdiği.” anlaşılmaktadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve [öteki] bütün mümin kadınlara [toplum içine çıktıklarında] dış kıyafetlerini üzerlerine almalarını söyle: bu, onların [temiz kadınlar olarak] tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini temin eder. ⁷⁴ Ama [unutma ki] Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır! ⁷⁵
74 Karş. 24:31’in ilk iki cümlesi ve ilgili dipnotlar 37 ve 38.75 Yukarıdaki ayetin spesifik ve zamanla kayıtlı ifade tarzı (ki Hz. Peygamber’in eşlerine ve kızlarına atıfta bulunmasından açıkça bellidir) ve kadınların toplum içine çıktıklarında “dış kıyafetlerini (min celâbîbihinne) üzerlerine almaları” tavsiyesindeki bilinçli müphemlik, bu ayetin, terimin genel, zaman ve mekan üstü anlamıyla, bir hüküm ifade etmekten çok, zamanın ve sosyal çevrenin sürekli değişmesi karşısında uyulması gerekli ahlakî bir rehber anlamı taşıdığını gösterir. Ayetin sonunda Allah’ın affediciliğine ve rahmetine yapılan atıf da, bu görüşü desteklemektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle, dışarıya çıkacakları zaman dış elbiselerini üzerlerine örtsünler. Bu, onların iffetli hanımlar olarak tanınmaları dolayısıyla sarkıntıya maruz kalmamaları için en uygun giyinme tarzıdır. Allah, zaten sınırsız bir bağış ve sonsuz bir rahmet kaynağıdır. 4/31, 24/60, 33/55
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sen ey Nebî! Eşlerine, kızlarına, (bütün) mü’minlerin hanımlarına (toplum içine çıktıklarında) üzerlerine (tesettürü tam sağlayan) giysilerini almalarını söyle:[³⁷⁸⁶] bu onların (mü’min ve saygın) kadınlar olarak tanınmaları ve rahatsız edilmemeleri için daha uygundur: Ve Allah zaten tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
[3786] Nûr 31 tesettürün kişisel boyutunu, bu âyet toplumsal boyutunu düzenler. Nûr 31 gerekçe belirtmediği halde, bu âyet gerekçeli olarak gelir. Hükmün gerekçesi âyetin devamındaki “tanınmak” ve “eziyet görmemek”tir. Birinci gerekçe olan “tanınma” bireysel kimliğin tanınması anlamında değil “iffetli hür mü’min kadın” kimliğinin tanınması anlamındadır. İkinci gerekçe olan “eziyet görmemek” ise duruma ve şartlara bağlı olarak değişen bir illettir. Hükmün gerekçeli oluşundan da anlaşılmaktadır ki vahiy örtünmeyi taabbudî ve hukukî değil ahlâkî bir zeminde ele almıştır. Ahlâk ise dört katlı din binasının temelidir. İster Nûr sûresinin 31. âyeti isterse bu âyet olsun, Kur’an’ın tesettür düzenlemesinin en temelinde şu hakikatin yattığını gösterir: Ey “Beden benim değil mi, istediğim gibi kullanırım!” diyen insan! Beden senin mülkün değildir! Sana Allah’ın bir emanetidir. Emaneti emanet sahibinin istediği gibi kullan! Aksi ihanet olur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey Peygamber; hanımlarını, kızlarını ve müminlerin kadınlarını uyar. (Dışarı çıkarken) üstlerine örtü alsınlar bu davranış, onların tanınmaması ve incitilmemesi için en uygun olanıdır. Allah, çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!
Osman Fırat
swap_vert close
Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve (öteki) bütün mümin kadınlara (toplum içine çıktıklarında) dış kıyafetlerini üzerlerine almalarını söyle! Bu, onların tanınmalarını ve rahatsız edilmemeleri için uygun olandır. Allah bağışlayıcı ve merhamet edendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey Peygamber! Zevcelerine ve kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına de ki, üzerlerine feracelerini sıkı örtsünler. Bu, onların tanınmalarına ve eza edilmemelerine en yakın (en muvafık) bir sebebdir. Ve Allah en çok mağfiret edendir, çok merhametli olandır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mümin kadınlara söyle: Ev dışına çıktıkları zaman dış elbiselerini üzerlerine salıversinler. Böyle yapmaları onların iffetli tanınmaları ve kendilerine sarkıntılık edilerek incitilmemeleri yönünden en uygun bir davranıştır. Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur). [24, 31] {KM, I Korintos. 11, 5-6}
Cahiliye araplarında kadınlar örtünmeye dikkat etmezlerdi. Erkeklerin dikkatlerini çekecek tarzda açılıp saçılan kadınlar fazla idi. Böyle kadınlar erkeklere ümit verdiklerinden, onlar tarafından ilgi görürlerdi. İslâm kadının haysiyetini yüceltmek ve ahlâksız erkekler tarafından rahatsız edilmelerini önlemek için, iffetlerinin bir alameti olarak örtünmelerini emretti. Cilbab (dış elbise) gözler açık olsa da yüzün büyük kısmını, gerdanı ve bütün bedeni örten elbisedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar; onların tanınıp incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Nebî! Zevce ve kerîmelerine ve mü'minlerin haremlerine söyle ki (sokağa çıkdıklarında) örtülerini bürünsünler. Bu sûret, onların tanınması ve ezâ olunmaması husûsuna daha yakındır. Allâh gafûr rahîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey Nebî! Eşlerine, kızlarına ve inanıp güvenenlerin kadınlarına söyle de cilbablarını (büyük başörtülerini)[*] üzerlerine yaklaştırsınlar. Bu, namuslu olduklarının anlaşılarak incitilmemeleri açısından daha uygundur. Allah bağışlar, ikramı boldur.
[*] Cilbab, dış giysiden küçük, başörtüsünden büyük örtüdür. Kadın onunla başını ve göğüs bölgesini örter. (Lisan'ul-arab) Kelime dış giysi anlamında da kullanılır ama burada ona büyük başörtü dışında anlam verilemez. Çünkü dış elbiseyi vücuda yaklaştırma diye bir şey olmaz. Ama büyük başörtü vücuda yapıştırılmazsa açılır, göğüs, boyun ve saçlar ortaya çıkar. Âyetteki "daha uygun= أَدْنَى ifadesi de başörtüsü (hımar) ile cilbabı karşılaştırmaktadır. Yakaları kapatacak şekilde örtülen başörtüsü, kötü niyetli erkeklerin rahatsız edici davranışlarını engeller. Ama hem başı hem de göğüs bölgesini örten bir örtü onların beklentilerini büsbütün ortadan kaldırır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerini üzerlerine örtsünler. Bu tanınmaları ve incitilmemeleri için en uygundur. Allah, bağışlayıcıdır, merhametlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin hanımlarına söyle, örtülerini üzerlerine alsınlar. Onların iffetli hanımlar olarak tanınmaları ve eziyete uğramamaları için bu daha uygundur. Allah ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.(24)
(24) 24:31 ve açıklamalarına da bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy peyġamber! eyit 'avratlaruña daħı ķızlaruña daħı mü’minler 'avratlarına yaķın eyleyeler üzerlerine çadırlarından şol yaķınıraķdur kim bilineler pes incidinilmeyeler. daħı oldı Tañrı yarlıġayıcı raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy peyġamber, eyit senüñ ‘avratlaruña, ḳızlaruña, daḫı mü’minler ‘avratla‐rına. Daḫı örtünsünler yüzlerini izārları‐y‐la bir ḥācet‐içün çıḳsalar. Ol yaḳın‐raḳdur ki bilmeyeler, pes incinmeyeler. Tañrı Ta‘ālā ġafūrdur, raḥmet idi‐cidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ya Peyğəmbər! Zövcələrinə, qızlarına və mö’minlərin övrətlərinə de ki, (evdən çıxdıqda cariyələrə oxşamasınlar deyə, bədənlərini başdan-ayağa gizlədən) örtüklərini örtsünlər. Bu onların tanınması (cariyə deyil, azad qadın olduqlarının bilinməsi) və onlara əziyyət verilməməsi üçün daha münasibdir. Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O Prophet! Tell thy wives and thy daughters and the women of the believers to draw their cloaks close round them (when they go abroad). That will be better, that so they may be recognized and not annoyed. Allah is ever Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O Prophet! Tell thy wives and daughters, and the believing women,(3764) that they should cast their outer garments over(3765) their persons (when abroad): that is most convenient, that they should be known(3766) (as such) and not molested. And Allah is Oft- Forgiving,(3767) Most Merciful.
3764 This is for all Muslim women, those of the Prophet's household, as well as the others. They were asked to cover themselves with outer garments when walking around. (R). 3765 J ilbab, plural Jalabib: an outer garment: a long gown covering the whole body, or a cloak covering the neck and bosom. 3766 The object was not to restrict the liberty of women but to protect them from harm and molestation. In the East and the West a distinctive public dress of some sort or another has always been a badge of honour or distinction, both among men and women. This can be traced back to the earliest civilisations. Assyrian Law in its palmiest days (say, 7th century B.C.), enjoined the veiling of married women and forbade the veiling of slaves and women of ill fame: see Cambridge Ancient History, III, 107. 3767 That is, if a Muslim woman sincerely tries to observe this rule, but owing to human weakness falls short of the ideal, then "Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful" ( Cf. 24:30-31). (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
النَّبِيُّ
nebî
قُلْ
söyle
لِاَزْوَاجِكَ
hanımlarna
وَبَنَاتِكَ
ve kızlarına
وَنِسَٓاءِ
ve kadın- larına
الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlerin
يُدْن۪ينَ
örtmelerini
عَلَيْهِنَّ
üzerlerine
مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ
dış örtülerini
ذٰلِكَ
işte bu
اَدْنٰٓى
daha yakındır
اَنْ يُعْرَفْنَ
tanınmalarına
فَلَا يُؤْذَيْنَۜ
ve incitilmemelerine
وَكَانَ
ve olandır
اللّٰهُ
Allah
غَفُوراً
Ğafûr
رَح۪يماً
Rahîm
Ey nebî! Hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına (dışarı çıktıkları zaman vücut hatlarını belli etmeyen) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle! Onların tanınması ve incitilmemesi için en uygun davranış budur. Bununla beraber Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
بَنَات
İsim
ب ن ي
Kızlar
نِسَٓاء
İsim
ن س و
Kadınlar
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
دَنَا
Fiil-I
د ن و
Örttü, yaklaştı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جَلَابِيبُ
İsim
ج ل ب
Dış örtü
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اَدْنٰى
İsim
د ن و
Daha yakın, aşağılık, daha az
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
عَرَفَ
Fiil-I
ع ر ف
Tanıyıp bildi, tanıdı, farkına vardı, arif oldu
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اٰذَى
Fiil-IV
ا ذ ي
Eziyet gördü, eziyet etti, incitti, üzdü
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli