Bundan sonra [başka] hiçbir kadın sana helal değildir ⁶⁵ -onları[n hiç birini] başka kadınlarla, güzellikleri seni fazlasıyla cezbetse de, değiştirme[ne izin verilmemiştir]- ⁶⁶ [halen] sahip oldukların ⁶⁷ dışında [hiç biri sana helal değildir]. Allah her şeyi görüp gözetendir.
65 Bazı müfessirler (mesela Taberî) bu kısıtlamanın yukarıda 50. ayette sayılan dört kadın kategorisi ile bağlantılı olduğunu ileri sürerler: oysa, bu yasaklamanın Hz. Peygamber’in halen evli bulunduğu kadınlara ilaveten başka herhangi bir kadınla evlenmesini kapsadığı daha doğru görünmektedir (Beğavî, Zemahşerî). İbni ‘Abbâs, Mücâhid, Dehhâk, Katâde ve İbni Zeyd (ki tümü İbni Kesîr’de yer almaktadır) yahut Hasan Basrî (Taberî tarafından 28-29. ayetler ile ilgili yorumunda nakledilmiştir) gibi bazı ilk dönem tanınmış otoriteleri, daha fazla evliliğin yasaklanmasını, dünya hayatının cazibeleri ile ahiretin güzellikleri arasında yapılan tercihe dayandırmışlardır. Hz. Peygamber’in eşleri, 28-29. ayetlerdeki ısrarlı vurgulamalar karşısında bu tercihi yapmak durumunda kalmışlar ve tercihlerini “Allah ve Rasûlü” için kullanmışlardı (karş. yukarıdaki 32. not). Bütün bu ilk dönem otoriteleri, 52. ayetin nüzulünü -ve onun Hz. Peygamber’in eşlerini kasdettiği gerçeğini- inançları ve bağlılıklarından dolayı Allah’ın onlara bu dünyada verdiği bir ödül olarak değerlendirirler. Hz. Peygamber’in “Sana bundan sonra [başka] bir kadın helal değildir” kesin emrini görmezden geldiğini düşünmek mümkün olmadığından, sözkonusu pasajın, Hayber’in fethinin ve Hz. Peygamber’in Safiyye ile evliliğinin -son evliliği- vuku bulduğu H. 7. yıldan önce nazil olması mümkün değildir. Sonuç olarak 28-29. ayetlerin (ki, biraz önce gördüğümüz gibi, 52. ayet ile yakın bir bağlantı içindedirler) daha sonraki bir dönemde nazil olduğunu düşünmek daha doğrudur, yoksa H. 5. yılda (yani Hz. Peygamber’in Zeyneb ile evlendiği yılda) değil.66 Yani, yerine başka bir eş almak için mevcut eşlerinden birini boşamana (burada vurgu, eşlerinden birini “değiştirme”nin -yani, boşamanın- yasaklanmasına yapılmıştır).67 Buradaki mâ meleket yemînuke (lafzen, “sağ elinin sahip oldukları” yahut “malik bulundukları”) ifadesi, bence, 4:24’deki ile aynı anlamı, yani “sizin izdivaç yoluyla sahip bulunduklarınız” (bkz. sure 4, not 26); anlamını taşımaktadır: o halde yukarıdaki ayetin, Hz. peygamber’in o anda akdedilmiş bulunan evliliklerini kapsadığı kabul edilmelidir.