close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahzâb Sûresi 51. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Turcî men teşâu minhunne vetu/vî ileyke men teşâ(u)(s) vemeni-bteġayte mimmen ‘azelte felâ cunâha ‘aleyk(e)(c) żâlike ednâ en tekarra a’yunuhunne velâ yahzenne veyerdayne bimâ âteytehunne kulluhun(ne)(c) va(A)llâhu ya’lemu mâ fî kulûbikum(c) vekâna(A)llâhu ‘alîmen halîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bunlardan dilediğini bırakabilirsin, dilediğini de alabilirsin ve bıraktığını tekrar almada da bir vebal yok sana; bu, gözlerinin ışıklanması, mahzun olmamaları ve verdiğin şeye, hepsinin de razı olması bakımından daha iyidir ve Allah, gönüllerinizdene varsa bilir ve Allah, her şeyi bilir, azap etmede de acele etmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim, bu hanımlarından) Onlardan dilediğini (sıra ile yanlarına uğrama nöbetini) geri bırakıverirsin, dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin; (azledip bırakarak) ayrıldıklarından (ise), ilgi ve istek duyduklarına (dönmende) Senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan da budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Halîm’dir. (Hemen cezalandırmayıp kullarına mühlet ve fırsat verendir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hanımlarından dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alıp barındırırsın, geçici olarak ayrıldıklarından, tekrar birleşmeyi arzu ettiğine dönmekte, senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması ve tasalanmamalarına ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına, en elverişli olan budur. Böylece kendilerine Allah'ın hükmünün uygulandığını bilirler ve eşit muameleden memnun olurlar. Allah sizin kalplerinizde  olanı bilir. Allah herşeyi bilir ve azab etmede acele etmez.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlardan Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde dilediğinin sırasını geriye atar, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre uzak durduğun hanımlarından istediğini, tekrar yanına almanda sana bir vebal yoktur. Böyle yapman, onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, verdiklerine râzı olmalarına en uygun bir davranıştır. Allah akıllarınızdan geçirdiğinizi, kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilir, kudretli, âdil ve müsamahakârdır, fırsatlar ve imkânlar tanır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Ayrıldıklarından istediklerini (yeniden almanda) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için bu daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, hilim sahibidir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), zevcelerinden dilediğini boşarsın, dilediğini tutarsın. (Ric'î talakla boşayıb) ayırdığını da tutmak istersen, bundan sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup kederlenmemelerine ve kendilerine verdiğin şeylerle hepsinin hoşnud olmalarına en eleverişli budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah Alîm'dir= her şeyi bilir, Halîm'dir= azabını hemen vermez.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sen bu hanımlarından istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Ayrıldıklarından geri almak istediklerinde sana bir günah yoktur. Mutlu olmaları, üzülmemeleri ve hepsinin senin verdiklerine rıza göstermeleri için en uygun durum budur. Allah, kalplerinizde olanları çok iyi bilendir. Ve Allah, her şeyi bilen ve şefkatle muamele edendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hanımlarından dilediğinin yanında kalma sırasını erteler, dilediğini de öne alabilirsin. Sırasını ertelediklerinden arzuladıkların olursa onlara dönmende sana bir sakınca yoktur. Böyle yapman onları mutlu etmen, üzülmemelerini sağlaman, kendilerine verdiklerinle hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah, sizin kalplerinizde olanı bilir ve son derece yumuşak davranır.
Besim Atalay
swap_vert close
Kadınlardan dilediğin geri koyabilirsin, dilediğin getirirsin kendine, geri koymuş olduğunu yine istemekte sana bir günah yoktur; bu, onların hepsinin sevinmeleri, kaygılanmamaları, yapılandan hepsinin hoşnut olmalarıyçin daha iyidir, Allah bilir gönlümüzde olanı; Allah bilicidir, Allah halimdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanında tutarsın. (Ric'i talakla boşayıp) ayırdığını da tutmak istersen, bunda sana bir günah yoktur. Bu onların sevinmeleri, üzülmemeleri, yaptığın muameleden hepsinin hoşnut olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir ve müsamahası bol olandır.
Yeniden nikâh akdine ve mehir tespitine gerek duymaksızın, kadının iddet müddetiyle sınırlı olarak, geri dönme imkânı veren talaka “Ric’i talak” denir. Talak-ı ric’i, açık boşamadır. Mesela seni boşadım denirse, talakı ric’i olur. Böyle bir boşamadan sonra istediği zaman, eski nikâhına dönebilir. Ric’i talakta, nikâh, iddet müddetinin sonuna kadar devam eder. Dolayısıyla kadın, iddet müddetinin sonuna kadar, kocasına haram değildir.  
Cemil Said
swap_vert close
Zevcelerinden istediğini yatağından te’hîr idüb istediğini koynuna alabilürsin ve ihmâl itdikden sonra zevceni tekrâr arzu idebilürsin bu hareketin ile günâh işlemiş olmazsın böylece ânları tesellî itmek daha kolay olur. Tâ ki mahzûn olmasunlar senin ânlara iltifâtından memnûn olsunlar Allâh kalblerinizde olanı bilür ’âlim ve halîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlardan dilediğinin beraberliğini erteler, dilediğini yanına alırsın. Uzaklaştırdıklarından birini tekrar istemende senin için bir sakınca yoktur. Bu hüküm onların mutlu olmaları, üzülmemeleri ve hepsinin senin verdiğine razı olmaları için en uygun olanıdır. Allah gönüllerinizdekini bilir, Allah ilim ve hilim sahibidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halîmdir.  
 28 ve 29. âyetlerde Resûlullah (s.a.)ın hanımlarına onunla birlikte kalmak veya ayrılmak şıklarından birini seçmeleri teklif edilmiş, onlar Resûlullah ile birlikte kalmayı tercih etmişlerdi. Bu âyette de aynı seçim hakkı Resûlullah’a verilmiş, o da hanımlarından ayrılmamayı uygun bulmuştur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlardan dilediğini erteler, dilediğini de yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduğun birisini tekrar istemende bir sakınca yoktur. Böylece onlar hoşnut olurlar, üzülmezler ve senin herbirisine verdiğine razı olurlar. Kalbinizde olanı ALLAH iyi bilir. ALLAH Bilendir, ?efkatlidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlardan dilediğini giri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın, azleylediğinden de arzu ettiğinde sana günah yoktur, Onların gözleri aydınlanıb mahzun kalmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur, Allah kalblerinizdekini bilir, Allah hem alîm hem halîm bulunuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Onlardan (zevcelerinden), dilediğinin (yanında geceleme sırasını) geri bırakıp, dilediğini de yanına alabilirsin. (Sırasını geri) bıraktığın hanımlarından dilediğini tekrar yanına almanda da senin için bir beis yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, kullarına çok şefkatli olandır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın.¹ Bıraktıklarından², istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması³ ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.
1 – Birlikte olma sıralarını değiştirebilirsin. 2- Ertelediklerinden. 3- Sevinmeleri.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlardan kimi dilersen (nevbetinden) geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin. (Nevbetinden) geri bırakdıklarından kimi istersen (nezdine almak) da da sana güçlük yokdur. Gözleri aydın olub tasalanmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah (her şey'i) hakkıyle bilendir, ukubetde acele etmeyendir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlardan (zevcelerinden) dilediğini (sırasından) geri bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Ayrıldıklarından arzu ettiğine dönmekte de sana bir günah yoktur. Bu (kendi irâdenle onları taltîf etmen), onların gözleri aydın olmasına, üzülmemelerine ve hepsinin, kendilerine verdiklerin ile hoşnûd olmalarına daha elverişlidir.(1) Allah ise, sizin kalblerinizde olanı bilir. Çünki Allah, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir, Halîm (cezâlandırmakta acele etmeyen)dir.
(1)“Evet on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret-i garîziyenin galeyânı hengâmında (delikanlılık çağında) ve hevesât-ı nefsâniyenin iltihâbı (nefisteki heveslerin alevlendiği) zamânında, dost ve düşmanın ittifâkıyla kemâl-i iffet (mükemmel bir iffet) ve tamâm-ı ismet (tam bir ma‘sûmiyet) ile Hadîcetü’l-Kübrâ radıyallâhü anhâ gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifâ ve kanâat eden bir zâtın, kırktan sonra, yani harâret-i garîziye tevakkufu (durakladığı) hengâmında ve hevesât-ı nefsâniyenin sükûneti zamanında kesret-i izdivac ve tezevvücâtı (çok evliliği), biz-zarûre ve bil-bedâhe (apaçık bir şekilde) nefsânî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenid olduğunu (dayandığını), zerre kadar insâfı olana isbât eder bir hüccettir(delildir). O hikmetlerden birisi şudur ki: Zât-ı Risâletin (Hz. Peygamberin) akvâli (sözleri) gibi, ef’âl ve ahvâli ve etvâr ve harekâtı (fiilleri, hâlleri, tavırları ve hareketleri) dahi menâbi-i din ve şeriattır (din ve şeriatın kaynaklarıdır)ve ahkâmın me’hazleridir (hükümlerin alındığı yerlerdir). Şıkk-ı zâhirîsine (dînin ev hâli dışında görünen kısmına) Sahâbeler hamele (taşıyıcı) oldukları gibi, husûsî dâiresinde mahfî ahvâlâtından (gizli hâllerinden)tezâhür eden (ortaya çıkan) esrâr-ı din ve ahkâm-ı şeriatın (dînin sırlarının ve şeriatın hükümlerinin)hameleleri ve râvîleri (rivâyet edenleri) de, Ezvâc-ı Tâhirâttır (Hz. Peygamber (asm)’ın hanımlarıdır) ve bilfiil o vazîfeyi îfâ etmişlerdir. Esrâr ve ahkâm-ı dînin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu azîm (çok büyük) vazîfeye, birçok ve meşrebce muhtelif (yaratılışları farklı) Ezvâc-ı Tâhirât lâzımdır.” (Mektûbât, 7. Mektûb, 20-21)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlardan (o mevcut eşlerinden boşanmak isteyenleri tazminatlarını ödemek ve mağdur etmemek şartıyla) istediğini geriye bırakabilir (boşayabilirsin), istediğini (boşanmak istemeyeni) de yanında tutabilirsin, (ric’î talak ile) bırakmış olduklarından da (kendileriyle anlaşarak) arzu ettiğini (tekrar nikâhına) almanda sana bir vebal yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha elverişlidir. Allah, gönüllerinizde olanı da bilir. Ve Allah (her şeyi) bilen, Halim olandır (müsamahası bol olan, acele ve kızgınlıkla muamele etmeyendir”) (*)
(*) Ahzâb-28-29. ayetler: Medine de müminlerin evlerine nazaran, yoksul denecek kadar mütevazı yaşamaya devam eden Hz. Peygamber’in (s.a.v) evindeki sorunları ele almaktadır Hz. Peygamber (s.a.v), Medine’ ye geldiği gibi o yoksul haliyle yaşamaya devam ediyordu. Hz. Peygamber’in (s.a.v) eşleri bu durum üzerine şikayetlenmeye ve bir anlamda zenginleşenlere özenmeye başladılar. İşte yüce Allah bu durumu vesile kılarak Hz. Peygamber ’in (s.a.v) eşlerinin İslâm toplumundaki kendine has durumunu ele alıyor ve haklarında hem onurlandırıcı hem de taşıdıkları "çok özel" misyonu hatırlatıcı ayetler indiriyor. Yani Hz. peygamber hanımları, kendisinden süs ve daha iyi bir geçim istemeğe başlamışlardı. Bunun üzerine 28. ayet indi. Rivayete göre bu ayeti kerime indirildikten sonra Resulullah (a.s.) ilk önce Hz. Aişe (r.a.)`nin yanına giderek: "Sana bir şey bildireceğim. Ama anne ve babanın görüşlerini almadan acele karar verme" diye buyurdu. Ardından bu ayeti kerimeyi okudu. Hz. Aişe de, geçim tarzına razı olup Allah’ın Elçisiyle kalmayı yeğlediler... Ayrıca bu ayetten anlaşılıyor ki, kadının gerekçeli boşanma talebi hem meşru hem de onun bir hakkıdır. Bu nedenle müracaat ettiğinde ilgili merci makamları gereğini yapmak zorundadır. Yani boşanma hakkı sadece erkeğin tekelinde değildir… İşte 28. ayette Hz. peygamberin hanımlarına onunla birlikte kalmak veya ayrılmak şıklarından birini seçmeleri teklif edilmiş, onlar da Hz. peygamberle birlikte kalmayı tercih etmişlerdi. Ahzâb-51. ayette de karşılıklı olarak aynı seçim hakkı Hz. peygambere de verilmiş, o da mevcut hanımlarından ayrılmamayı uygun görmüştür. İşte bununla birlikte Ahzâb-28-29 ve 51. ayetlerde Hz. peygamber ve eşleri için verilen bu örneklerle, aynı zamanda evliliklerini sürdürmek istemeyen evli çiftlere de birbirlerinden ayrılma hakkı tanınmaktadır. Çünkü birbirlerini istemeyenlerin birlikte kalmanın bir anlamı yoktur. Ayrıca 51. Ayetle ilgili ‘’ (Resûlüm!) Onlardan (zevcelerinden), dilediğinin (yanında geceleme sırasını) geri bırakıp, dilediğini de yanına alabilirsin. (Sırasını geri) bıraktığın hanımlarından dilediğini tekrar yanına almanda da senin için bir beis yoktur.’’şeklindeki eşler arasındaki adaletsizliği öngören bu vb. bütün mealler maalesef çok hatalıdır, ilgili rivayetler de zayıf, tutarsız ve uydurmadır. Yani 51. ayetin ‘’geceleme sırasını geri bırakmakla…‘’hiçbir alakası yoktur. Zira İbn Abbas ve diğerlerinin de dedikleri gibi Ahzab- 33/ 28-29. ayetlerde boşanma hakkı Hz. peygamberin eşlerine verildiği gibi, 51. ayette de karşılıklı olarak bu boşanma hakkı Hz. peygambere verilmektedir. Yani 51. ayetin ‘’geceleme sırasını geri bırakmakla’’ en ufak bir alakası yoktur. Bu, tamamen her iki tarafın da karşılıklı anlaşmaya dayalı boşanma konusundadır. Ayrıca her konuda adaleti emreden Kur’an’ı Kerim nasıl olur da, Hz. Peygambere eşleri arasında adaletsizliği emredecek? Böyle bir şey olur mu? Bunu ancak Kur’an’a değil uydurma rivayetlere inanan ve Kur’an’ı anlamayan kimseler söyleyebilir. Bu konuyla ilgili aşağıda Arapça metinleri bulunan tefsirlerdeki İbn Abbas ve diğerlerinin tefsirlerine bakabilirsiniz. Ayrıca bu ayetlerle Hz. Peygambere tanınmış bir ayrıcalık da söz konusu değildir. Zira ne bir kadın peygamberle evlenmek için kendini hibe ediyor, ne de Hz. Peygamber dilediği şekilde eşlerine gidebilir. Özetle, Ahzâb-51. ayette, Hz. Peygamberin dilediği şekilde eşleri arasında muamelede bulunma yetkisi verilmiyor. Burada onları mağdur etmeden tazminatlarını vermek şartıyla boşanmak isteyenleri boşayabilir, arzu etmeleri hâlinde de yine onları tekrar talakı ric’î ile nikâhı altına alabilir, hükmü vardır. İbn Abbas ve diğerlerinin görüşleri de bu şekildedir. Ayrıca Ric’î Talâk ve Bâin Talâk İslam Aile Hukukunda boşanma ile ilgili olarak ortaya konan hükümlere baktığımızda boşanma sürecinin başka herhangi bir hukuk sistemi ile paralellik arz etmediği görülür. Zira İslam aile hukukunda boşanma iradesi, bazı durumlarda evlilik ilişkisinin tamamen ortadan kalması sonucunu doğurmamaktadır. Bu açıdan İslam hukukunda iki türlü boşanmadan bahsedilmektedir. Bir evlilik gerçekleştikten sonra bu evli çiftin toplam ayrı ayrı üç defa boşanma hakları vardır. Bir boşanma gerçekleştikten sonra, kadın bu boşanmadan kaynaklanan iddetini tamamlamadan, tarafların dönüş yaparak (ric’at) evliliklerine devam edebilmeleri mümkündür. Ric’i talaktan sonra (yani kadının iddeti bitmeden önce) taraflar evliliklerini sürdürmek isterlerse yeni bir nikâh akdine ya da mehre ihtiyaç olmadan evliliklerine dönebilirler. Bu dönüş, sözle ya da sadece evli insanlar arasında cereyan edebilecek türden fiillerle gerçekleşir. Fakat ric’i talaklar, toplam üç olan talak haklarının eksilmesi anlamına gelmektedir. Tarafların dönme imkânı bulunduğu sürece gerçekleştirilen ilk ve ikinci talâk, ric’î (dönülmesi mümkün olan) bir talâk sayılmaktadır. Ric’î talâktan sonra iddet süresinin tamamlanması ile birlikte bu talâk, ric’î olmaktan çıkıp kesin bir ayrılık ifade eden bâin talâka dönüşür. Bundan sonra taraflar yeniden birleşmek isterlerse, yeni evlenen çiftler gibi yeni bir nikah akdine ihtiyaç duyarlar. Bu şekildeki bir bain tâlâk, kesin bir ayrılığı ifade eder. Ancak tarafların yeni bir nikâhla birleşmeleri halâ mümkün olduğundan bu bain talâka küçük bâin talâk (et-talâku’l-bâin beynûne suğrâ) denir. Eğer taraflar daha önce- ister ric’î ister bain olsun- iki kere boşanmış iseler üçüncü boşanma büyük bâin tâlâk (et-talâku’l-bâin beynune kübrâ) olur. Yani tekrar evlenmeleri o zaman güçleşiyor. Yani birinci ve ikinci talaktan sonra isterlerse tekrar evlenebilirler. Ama üçüncü defadan sonra artık bir daha evlilikleri zorlaşıyor... Ayrıca bir defada üç talakla boşansa bile, yine sadece bir talak gider, her üçü gitmez. وقيل : إن ذلك إنما جعل الله لنبيه حين غار بعضهن على النبي - صلى الله عليه وسلم - ، وطلب بعضهن من النفقة زيادة على الذي كان يعطيها ، فأمره الله أن يخيرهن بين الدار الدنيا والآخرة ، وأن يخلي سبيل من اختار الحياة الدنيا وزينتها ، ويمسك من اختار الله ورسوله (تفسير الطبري ) .وذهب آخرون إلى أن معنى الآية: تطلق وتخلي سبيل من شئت من نسائك، وتمسك من شئت منهن فلا تطلق (تفسير محاسن التأويل - القاسمي) (وقال ابن عباس : تطلق من تشاء منهن (تفسير البغوي ). وقال ابن عباس وغيره: المعنى في طلاق من شاء ممن حصل في عصمته، وإمساك من شاء.: المصدر: ( الجامع لاحكام القرآن - القرطبي)...عن معمر عن الزهري في قوله تعالى : ترجي من تشاء منهن قال ( كان ذلك حين أنزل الله أن يخيرهن) (أحكام القرآن للجصاص) وقال آخرون: معنى ذلك: تطلق وتـخـلـي سبـيـل من شئت من نسائك، وتـمسك من شئت منهنّ فلا تطلق. ذكر من قال ذلك (جامع البيان في تفسير القرآن) :  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eşlerinden dilediğini yanında tutabilir ve yanında barındırabilirsin. Nikâhın altındaki serbest bıraktığın (boşamadığın) eşlerini yanında istemende senin için bir sorumluluk yoktur. Bu onların sevinip hoşnut olmaları, üzülmemeleri, kadınlara verdiklerinin hepsine razı olmaları bakımından daha uygundur. Allah kalplerinizde olanları bilir. Allah her şeyi bilen ve kullarına çok çok şefkatli olandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu kadınlardan dilediğini yanından uzaklaştırırsın, dilediğini de yanında alıkoyarsın. Yanından uzaklaştırdığını yine alman için hiç bir engel yoktur. Onların sevinmeleri, kaygılanmamaları için kendilerine verdiğinle kıvanmaları için en uygun olanı da budur. Allah gönüllerinizde olanı bilir. Allah bilicidir, yumuşak davranıcıdır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Zevcelerinden dilediğini almada geciktirebilirsin, dilediğini de alabilirsin. O, ayırdığını da yine alabilirsin. Bu hususta sana hiçbir vebal yoktur. Bu hal onların gözlerinin aydın olmasına, sevinmelerine, mahzun olmamalarına, yaptığın muameleden hepsinin hoşnut olmalarına [¹] daha yakındır. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyle âlimdir, yavaştır
[1] Veya hepsine verdiğin şeyden hoşnut olmalarına.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Bunlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından arzu ettiğini yanına almanda sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Zira Allah Alîm’dir, Halîm’dir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda senin üzerine bir zorluk (sakınca) yoktur. Böyle yapman; onların mesut olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi bilendir, yumuşak davranandır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! İşte bu saydığımız sebeplerden dolayı, çok kadınla evli yaşamak zorundasın. Öte yandan, bir Peygamber ve devlet başkanı olarak zamanının büyük kısmını, ümmetinin sorunlarına ayırman gerekiyor. Bu yüzden, diğer müminlerin aksine, sen hanımlarının arasında belli bir sıra gözetmek zorunda değilsin. Onlardan dilediğinin sırasını erteleyebilir, dilediğini dehenüz sırası gelmediği hâlde yanına alabilirsin. Aynı şekilde, bir süreliğine uzak kaldığın bir hanımını tekrar yanına almak istemenden dolayı da sana bir günah yoktur. Allah tarafından sana tanınan bu serbestlik, hanımların seni —mecbur olmadığın hâlde— yanlarında gördüklerinde gözlerinin mutlulukla parlamasını, görevin icabı kendileriyle yeterince ilgilenemediğin zaman üzüntüye kapılmamalarını ve kendilerine vereceğin şeyler ve göstereceğin güzel muamele sayesinde hepsinin hoşnut olmasını sağlayacaktır. Çünkü Allah, gönlünüzden geçen en gizli niyet ve düşünceleri dahîbilir. Doğrusu Allah, her şeyi en mükemmel şekilde bilendir, kullarına karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan dileyeceğin kimseyi ertelersin, dileyeceğin kimseyi yanına alırsın. Azlettiğin / ayrıldığın kimselerden arzu ettiğin kimseyi almanda sana bir günah yoktur. Bu, onların gözleri aydın olsun, üzülmesinler, onlara bütün verdiğin şeylere razı olsunlar diye en uygundur. Kalblerinizdeki şeyleri Allah biliyor. Allah halîm alîmdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eşlerinden dilediğini erteler, dilediğini evine alabilirsin. Bir süre yalnızlığa terk ettiğin hanımları arzulaman da doğaldır. Hatta bu, gözlerinin gülmesi için, mahzun olmamaları için, verdiklerinle mutlu olmaları için uygun bir davranış olur. Aklınızdan geçeni bilen Allah, kılı kırk yaran bir bilgiye sahiptir…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Eşlerinden dilediğini boşarsın, dilediğinle nikâhını devam ettirirsin! Boşadığın kadınlardan anlaşabilirsen tekrar evlenmende bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri, hepsinin kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizdekini bilir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. (Bir süre) ayrı kaldığın (hanımlar)ından (yolculuğa çıkarken gelmelerini) istemende sana herhangi bir vebal yoktur. Böyle (yapman), onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. [*] Allah kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah bilendir, hoşgörülüdür.
Bu cümle Hz. Muhammed’in mevcut eşleriyle ilgili özel bir durumu içermektedir. Boşanıp aynı hanımla tekrar evlenmeyi değil, geçici ayrılık yaşananlarla birleşmesi ve savaş yolculuklarında yanına alma konusunda mevcut eşleriyle ilgili bir serbestiyi ortaya koymaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Peygamber!) O (eşlerinden) dilediğinin (yanında geceleme sırasını) geri bırakıp, dilediğini de yanına alabilirsin.¹ Sırasını geri bıraktığın hanımlarından² dilediğini tekrar yanına almanda da sana bir zorluk yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine râzı olmalarına daha uygundur. Allah gönüllerinizde ne varsa hepsinin bilir. Çünkü Allah her şeyi bilendir, (kullarına karşı) çok yumuşaktır.
1 Birden fazla eşlilerin, eşleri arasında sıra takip etmeleri vaciptir. Fakat bu Peygamberimize vacip kılınmayıp arzusuna bırakılmıştır.2 Bazı müfessirler bu bölümü; “boşadığın hanımlarından” şeklinde anlamışlarsa da yukarıdaki tercüme daha doğrudur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Şunu bil ki,] onlardan dilediğini bir süre yanından uzaklaştırabilirsin ve dilediğini de yanına alabilirsin; ve [bir süre] uzaklaştırdıklarından birini yeniden istemende bir vebal yoktur: ⁶² bu, [seni her gördüklerinde] gözlerinin parlamasını ⁶³ ve [gözden çıkarıldıkları zaman] üzülmemelerini ve onlara vermek zorunda olduğun her şeyden hoşnutluk duymalarını sağlar: çünkü [yalnız] Allah kalplerinizden geçeni bilir; ve Allah her şeyi bilendir, halîmdir. ⁶⁴
62 Böylece Hz. Peygamber’e, doğuştan adalet duygusuna sahip olmasına ve her zaman eşlerine mutlak bir eşitlik duygusuyla yaklaştığını hissettirecek şekilde davranmasına rağmen, onlara karşı kocalık mükellefiyetlerinde katı bir “dönüşüm” (rotation) kuralına uymak zorunda olmadığı söylenmektedir.63 Yani, Hz. Peygamber onlardan birine ne zaman yaklaşsa, bunu kocalık “sorumluluğu”nun bir gereği olarak değil de, içten gelen bir şefkat ve sevgi ile yaptığına kesinlikle emin olduklarından.64 İbni Hanbel’in Müsned’inde Hz. Ayşe’den rivayet edilen bir Hadis’e göre “Hz. Peygamber, sevgisini eşleri arasında eşit bir şekilde paylaştırır ve şöyle dua ederdi: Ey Allah’ım, ben elimden geleni yapıyorum, öyleyse benim elimde olmayıp [yalnızca] Senin kudretinde bulunan bir şey[i yapamadığım]dan dolayı beni sorumlu tutma!” -bu şekilde kalbinin içindekine, yani [eşlerinden] bir kısmını ötekilerden daha fazla sevmesine işaret etmek istiyordu.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Ey Nebi dilediğin eşlerinden bir süre uzak kalabilir, dilediğini de yanına alabilirsin. Bir süre uzak kaldığın eşinle tekrar birlikte olmayı istemende senin için bir sakınca yoktur. Bu davranışın onların mutlu olmalarını kendilerine ilgi azaldığında üzülmemelerini ve onlara ayırdığın zaman ve gösterdiğin ilgiyle yetinip ondan razı olmalarını sağlar. Allah gönlünüzden geçen duygu ve düşünceleri bilir. Zaten Allah her şeyi bilen, kötü düşünce ve duygulardan dolayı hemen cezalandırmayandır. 11/12, 35/45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlardan istediğini daha sonraya bırakabilir, istediğini de yanına alabilirsin; ilişkini dondurup (sonraya) bıraktıklarından birini yeniden istemende senin için bir beis yoktur:[³⁷⁷⁶] bu (seni her görüşte) onların gözlerinin daha çok ışımasını, üzülmemelerini ve onlara verdiğin şeylerden razı olmalarını sağlar; ve sadece Allah kalplerinizde olanı bilir: ama zaten Allah her şeyi bilir, tarifsiz bir ilim sahibidir.[³⁷⁷⁷]
[3776] Rasulullah kendisine tanınan bu hakkı kullanmak yerine aktif karı-koca ilişkisinde Nisâ 3’e göre hareket eder. Bu sınırlamanın mağduriyet doğurmaması için dönüşümün gerekliliği vurgulanıyor. Sonuçta Rasulullah için çok eşliliğin tahammülü gerektiren bir fedakârlık olduğu ayan beyan ortaya çıkıyor. [3777] Yani: “Hoşgörüsünü yerli yerince kullanır”. Hilm, yumuşak başlılık, hoşgörü, af ve merhameti istismar ettirmeden kullanmak, suçluya vazgeçme fırsatı tanımak için cezalandırmada acele etmemek. Halîm olan, günahkârı hainden, hatayı kasıttan, saflığı hinlikten ayırmayı bilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlardan dilediğini geriye bırakır; dilediğini de yanına alabilirsin, boşadığın hanımlarından arzu ettiğini almanda, senin üzerine bir vebal yoktur, böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur, Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah, her şeyi hakkıyle bilendir ve Halim'dir. (İsyankâr olanların cezalarını hemen vermez, onlara bir süre tanır, ta ki hallerini ıslaha çalışsınlar ve sonsuz nimetlere nâil olsunlar)
Osman Fırat
swap_vert close
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) ufak olduklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günâh yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine râzı olmalarına en elverişli olan budur. Allâh sizin kalblerinizde olanı bilir. Allâh bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp cezâ vermez).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlardan dilediğini geri bırakırsın ve dilediğini kendi yanına alabilirsin. Geri bıraktığından da kimi istersen yanına alabilirsin, (bunda) sana bir günah yoklur. (Böyle senin reyine bırakılması) Gözlerinin aydın olmasına ve mahzun olmamalarına ve kendilerine verdiğinden razı olmalarına en yakın olandır. Ve Allah, kalplerinizde olanı bilir. Ve Allah alîm, halîm bulunmaktadır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey Peygamber, eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebâl yoktur. Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah alîmdir, halîmdir (her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur).
Birden çok eşi olan kocanın, vaktini onlara eşit olarak paylaştırması farzdır. Buna kasm (nöbet uygulaması) denilir. Bu âyet, kasm’ın Hz. Peygambere farz olmadığını bildiriyor. Farz olmaksızın, Hz. Peygamber (a.s.)’ın, tercih hakkını kullanması, eşlerini sevindirme gayesini daha çok gerçekleştirirdi. Bununla beraber İmam Ahmed Müsned’inde Hz. Aişe (r.a.)’dan şu hadisi nakleder: “Hz. Peygamber eşleri arasında kasm uygular ve şöyle dua ederdi: “Ya Rabbî, ben elimden geleni yapıyorum. Öyleyse elimde olmayıp yalnızca Senin kudretinde bulunan bir şeyi yapamadığımdan dolayı beni sorumlu tutma.”  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverişli olan budur. Allah sizin kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp ceza vermez).
Çünkü kendilerine Allah'ın hükmünün uygulandığını bilirler ve aralarında gözettiğin eşit muâmeleden memnun olurlar.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Zevcelerinden istediğini yatağından uzaklaşdırır ve dilediğini yatağına yaklaşdırırsın. Bunlarda sana günâh yokdur. Senin re'yine muhavvel bu mu'âmele onların gözleri aydın olmasına ve mahzûn olmayub virdiğin şeyle cümlesinin razı olmalarına daha yakındır. Allâh Te'âlâ kalblerinizde olanı bilir. Allâh Te'âlâ 'alîm ve hakîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlardan istediğine ilgini azaltır, istediğini yanına alabilirsin. Ayrı bıraktığını arzularsan onu yanına almaktan da sorumlu tutulmazsın. Bu onların gözlerinin aydın olması (bir arayış içinde olmamaları), üzülmemeleri ve hepsine verdiğin şeylerden mutlu olmaları açısından daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir; Allah bilir, yumuşak davranır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bunlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alabilirsin. Ayrıldığın eşlerinden dilediğini almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah, herşeyi bilen ve halden anlayandır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Eşlerinden dilediğinin sırasını geri bırakıp dilediğini yanına alabilirsin. Bir süre uzak durduklarından da dilediğini tekrar yanına almakta senin için bir vebal yoktur. Onlara göz aydınlığı olması, onların tasalanmamaları ve senin verdiğin şeyle hepsinin hoşnut olmaları için böylesi daha uygundur (20). Allah ise sizin kalbinizde olanı bilir. Allah herşeyi bilen, hatâlarınıza karşı da müsamaha gösteren bir ilim ve hilim sahibidir.
(20) Sıralarını ertelediğin zaman buna Allah’ın izin vermiş olduğunu bilirler; yanına aldığın zaman da bunu mecburiyetle değil, gönülden yaptığını bilerek sevinirler.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmamalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alîm'dir, Halîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
girü ķoyasın anı kim dilersin anlardan daħı yir viresin sendin yaña anı kim dilersin. daħı anı kim isteyesin andan kim ayırduñ yazuķ yoķdur üzerüñe. şol ya'nį dileklü olmaķ yaķnıraķdur kim aydın ola gözleri anlaruñ daħı ķayġurmayalar [226b] daħı ħoşnūd olalar aña kim virdüñ anlara dükeli anlaruñ. daħı Tañrı bilür anı kim göñüllerüñüzdedür daħı oldı Tañrı bilici güç götürici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Kimi ḳaytarasın kimi dileseñ ‘avratlaruñdan, daḫı yanuña getürürsin kimidileseñ. Daḫı kimi dileseñ ayırġandan ṣoñra ṭalaḳ‐ı ric‘ī‐le, pes se‐nüñ üstüñe günāh yoḳdur. Ol yaḳınraḳdur anlaruñ gözi aydınlıġına. Ḳayur‐masunlar, daḫı rāżī olsunlar sen özlerine virdügüñ nesneye barça. DaḫıTañrı Ta‘ālā bilür sizüñ yüregüñüzde olanı. Tañrı Ta‘ālā bilicidür, ḥalīm‐dür, ‘uḳūbeti tizletmez.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Onlardan (zövcələrindən) istədiyini (istədiyinin səninlə gecələmək növbəsini) tə’xirə salar, istədiyini də (gecəni onunla keçirmək üçün) öz yanına ala bilərsən. (Bir müddət özündən) ayırdığın (növbəsini tə’xirə saldığın, yaxud ric’i talaqla boşadığın) övrətlərindən də istədiyini (yenidən) öz yanına qaytarmaqdan sənə heç bir günah gəlməz. Onların gözlərinin aydın olması (sevinmələri), kədərlənməmələri və sənin onlara verdiklərindən razı qalmaları üçün ən münasib olanı budur. Allah qəlblərinizdə olanları (kimin daha çox kimə meyl etdiyini) bilir. Allah (hər şeyi) biləndir, həlimdir! (Bəndələrinə cəza verməkdə tələsməz!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Thou canst defer whom thou wilt of them and receive unto thee whom thou wilt, and whomsoever thou desirest of those whom thou hast set aside (temporarily), it is no sin for thee (to receive her again); that is better; that they may be comforted and not grieve, and may all be pleased with what thou givest them. Allah knoweth what is in your hearts (O men) and Allah is Forgiving, Clement.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thou mayest defer (the turn(3749) of) any of them that thou pleasest, and thou mayest receive any thou pleasest: and there is no blame on thee if thou invite one whose (turn)(3750) thou hadst set aside. This were nigher to the cooling of the eyes,(3751) the prevention of their grief, and their satisfaction - that of all of them - with that which thou hast to give them:(3752) and Allah knows (all) that is in your hearts:(3753) and Allah is All- Knowing, Most Forbearing.
3749 In 4:3 it is laid down that more than one wife is not permissible "If ye fear that ye shall not be able to deal justly with them". In a Muslim household there is no room for a "favourite wife" in the sense that such a wife is recipient of favours denied to other wives. In the special circumstances of the Prophet there were more than one, and he usually observed the rule of equality with them, in other things as well as in the rotation of conjugal rights. But considering that his marriages, after he was invested with the Prophetic office, were mainly dictated by other than conjugal or personal considerations (see n. 3706, 33:28), the rotation could not always be observed, though he observed it as much as possible. This verse absolved him from absolute adherence to a fixed rotation. There are other interpretations, but I agree with most of the Commentators in the view I have explained. (R). 3750 Where the rotation was, for some reason, interfered with, it was permissible, by another interference with the usual rotation, to bring satisfaction to one who had been previously set aside. This was not only permitted, but commended, as tending to remove dissatisfaction and cheer and comfort the eyes and hearts of those who were disappointed in their turn. 3751 Cooling the eyes: an Arabic idiom for cheering and comforting eyes which yearn to see those they love. A verse of Zeb al Nisa', daughter of the Mughal Emperor Awrangzeb, may be rendered thus: "My heart is glad whenever lover-wise I dwell upon thy beauties and thy grace! But how can I content my hungry eyes, That ask continually to see thy face?" 3752 There was not much in the way of worldly goods or satisfaction that the Prophet could give them: see 33:28 above. But he was kind, just, and true—the best of men to his family, and they all clung to him. 3753 Our human hearts, however good on the whole, may yet, in their motives, have possibly some baser admixture. The feminine hearts are not more immune in this respect than the masculine. But everything is known and understood by Allah, Who will in His Mercy make allowances for our human weaknesses. His title of "Most Forgiving" (Halim} also gives His devoted worshippers the cue: why should we not also forbear with the faults and weaknesses of our neighbours and fellow-creatures?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
تُرْج۪ي
geri bıra- kırsın
مَنْ
o kim- seyi ki
تَشَٓاءُ
dilersin
مِنْهُنَّ
onlardan
وَتُــْٔـو۪ٓي
ve alırsın
اِلَيْكَ
kendine
مَنْ
o kim- seyi ki
تَشَٓاءُۜ
dilersin
وَمَنِ
ve kimi
ابْتَغَيْتَ
arzu edersen
مِمَّنْ
o kimse- lerden ki
عَزَلْتَ
uzak durdun
فَلَا جُنَاحَ
artık bir gü- nah yoktur
عَلَيْكَۜ
sana
ذٰلِكَ
bu
اَدْنٰٓى
daha yakındır
اَنْ تَقَرَّ
aydın olmasına
اَعْيُنُهُنَّ
gözlerinin
وَلَا يَحْزَنَّ
ve üzülmeme- lerine
وَيَرْضَيْنَ
ve razı olmalarına
بِمَٓا
o şey ile ki
اٰتَيْتَهُنَّ
kendileri- ne verdin
كُلُّهُنَّۜ
hepsinin
وَاللّٰهُ
ve Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
o şey- leri ki
ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ
kalplerinizdedir
وَكَانَ
ve olan- dır
اللّٰهُ
Allah
عَل۪يماً
Alîm
حَل۪يماً
Halîm
(Ey nebî!) Onlardan (eşlerinden) dilediğini(n sırasını) bekletir, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından arzu ettiğini (ise tekrar yanına almanda) sana bir günah yoktur. Böyle yapman onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı (en ince ayrıntısına kadar) bilir. Çünkü Allah Alîm'dir, Halîm'dir (her şeyi, herkesi bilen ve kullarına hilm sahibi olarak yumuşak muamele edendir).
اَرْجَى
Fiil-IV
ر ج و
Bekletti, geri bıraktı
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اٰوٰى
Fiil-IV
ا و ي
Barındırdı, yerleştirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِبْتَغَى
Fiil-VIII
ب غ ي
İstedi, arzuladı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَزَلَ
Fiil-I
ع ز ل
Uzak durdu
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جُنَاح
İsim
ج ن ح
Günah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اَدْنٰى
İsim
د ن و
Daha yakın, aşağılık, daha az
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
قَرَّ
Fiil-I
ق ر ر
Aydın oldu, oturdu
عَيْن
İsim
ع ي ن
Pınar, göz, nezaret, içecek kaynağı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim
حَلِيم
İsim
ح ل م
Halîm (Allah'ın esması, ismidir. Hilm sahibi olarak kullarına yumuşak muamele eden demektir), yumuşak huylu, halîm