close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahzâb Sûresi 50. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-nnebiyyu innâ ahlelnâ leke ezvâceke-llâtî âteyte ucûrahunne vemâ meleket yemînuke mimmâ efâa(A)llâhu ‘aleyke vebenâti ‘ammike vebenâti ‘ammâtike vebenâti ḣâlike vebenâti ḣâlâtike-llâtî hâcerne me’ake vemraeten mu/mineten in vehebet nefsehâ linnebiyyi in erâde-nnebiyyu en yestenkihahâ ḣâlisaten leke min dûni-lmu/minîn(e)(k) kad ‘alimnâ mâ feradnâ ‘aleyhim fî ezvâcihim vemâ meleket eymânuhum likeylâ yekûne ‘aleyke harac(un)(k) vekâna(A)llâhu ġafûran rahîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey Peygamber, mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın ganimet olarak sana ihsan ettiği ve senin de temellük ettiğin cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin, seninle beraber yurdundan göçen kızlarını helal ettik sana. Bir de inanan bir kadın, kendisini Peygambere bağışlar da Peygamber de dilediği takdirde onu nikahla almak isterse bu, yalnız sana helaldir, başka inananlara değil. Sana bir güçlük olmasın diye onlara, eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında ne farz ettiğimizi de gerçekten bildirdik ve Allah, suçları örter, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey Peygamber (AS), gerçekten Biz Sana (nikâh) ücretlerini (mehirlerini) verdiğin (kendi) hanımlarını ve Allah’ın Sana ganimet (özel bir nimet ve kısmet) olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduğu (özel nikâh sözleşmeli kadınlar) ile; Seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını (bunlardan biriyle ve karşılıklı uygun bulmak üzere evlenmenizi) helâl kıldık; bir de, kendisini Peygambere hibe eden (Allah rızası için Efendimizin hizmetinde olmayı hedefleyen) ve Peygamberin de kendisini almak istediği mü’min bir kadını da, -diğer mü’minler için değil, sadece Sana has olmak üzere- (Senin için helâl kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (sözleşmelileri) konusunda onlar (mü’minler) üzerine neyi farz kıldığımızı (evlenme şartlarını) biliyoruz (Kur’an’la da beyan ediyoruz ki) böylelikle Senin için hiçbir sıkıntı ve zorluk olmasın. Allah çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Biz; mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği mallarla birlikte savaş esirlerinden; yasal olarak sana bıraktığı, sahip olduğun cariyeleri de helal kıldık. Ve seninle birlikte Medine'ye göç etmiş olan amca ve halalarının kızlarını, dayı ve teyzelerinin kızlarını da sana helal kıldık. Bir de kendisini mehirsiz olarak peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak istediği kadını, diğer mü'minlere değil, sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Zaten onlara, eşleri ve sağ ellerinin altında bulunanlar konusunda, yapmaları gerekeni de bildirdik ki, sana bir zorluk olmasın, sen bir sıkıntıya ve güç duruma düşmeyesin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey peygamber, mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın kansız ve zahmetsiz düşmandan alıp sana verdikleri içinden, savaş esirleri arasından meşrû şekilde sahip olduğun, üzerinde meşrû hakların ve otoriten, kendileriyle düzgün insanî münasebetlerin olan câriyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber baskı, zulüm ve işkencenin hâkim olduğu memleketinizden, özgürce Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de, peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere özgür iradesiyle teklif eden hür mü'min kadını, mü'minlerle ilgili koyduğumuz kurallara istisna olarak sırf sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Biz, hanımları ve meşrû şekilde sahip oldukları, üzerinde meşrû hakları ve otoriteleri, kendileriyle düzgün insanî münasebetleri olan câriyeleri konusunda, mü'minlere neyi meşrû kıldığımızı biliriz. Bunları, sana bir güçlük, bir vebal olmasın diye açıkladık. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği (savaş esirleri)nden elinin altındaki (cariye)leri, amcanın kızlarından, halalarının kızlarından, dayının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret etmiş olanları, bir de Peygamber nikahlamak istediği takdirde kendini Peygambere bağışlayan mü'min kadını sana helal kıldık. Bu (sonuncusu, diğer) mü'minlerden ayrı olarak yalnızca sana özeldir. Biz onlara eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariye)leri hakkında kendilerine neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Bu sana bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey Peygamber, gerçekten biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere(senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiç bir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz, sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini verdiğin zevcelerini, Allah'ın ganimet olarak sana ihsan ettiklerinden mülkün olan cariyeyi ve amcanın kızlarından, halalarının kızlarından, dayının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları; bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, (mehir istemezse) Peygamber de onu nikâh etmek isterse... (Bütün bunlar) müminlere değil de, sana has (olarak helâl kılındı. Diğer müminlerin evlenmelerinde keyfiyet ve sayı bakımından farklar vardır). Müminlerin zevceleri ile sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız hakları, biz bilmişizdir, (bu hükümleri Nisâ suresinde açıklamıştık. Ey Rasûlüm! Sana has olan hükümler), sana hiç bir darlık olmamak içindir. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz sana, mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah’ın savaşta sana bıraktığı cariyelerini helal kıldık. Amcanın, halanın, dayının, teyzenin seninler birlikte hicret eden kızlarını, Peygamberin almak istediği, kendisinin de kendini Peygambere hibe etmek isteyen mümin bir kadını, müminlerin dışında sana mahsus olarak helal kıldık. Biz müminlerin hanımları ve cariyeleri hakkında ne farz ettiğimizi biliyoruz. Biz bunları sana helal kıldık ki; (dinî pratikleri tebliğ etmekte) sana bir zorluk olmasın. Şüphesiz Allah, Gafur ve Rahimdir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları sana helâl kıldık. Seninle beraber hicret eden amcanın, halanın, dayının ve teyzenin kızlarını da helâl kıldık. Eğer Peygamber kendisiyle evlenmek isterse, kendisini mehirsiz olarak peygambere bağışlayan herhangi bir mümin kadını da inananlara değil de sadece sana helâl kıldık. Sana bir sıkıntı olmaması için, biz, eşleri ve câriyeleri hakkında onlara neyi farz kıldığımızı kesinlikle biliyoruz. Allah çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
Besim Atalay
swap_vert close
Ey peygamber! Bizler sana mihrini verdiğin karılarını, Allahın savaşlarda verdiklerini, apçalarının, bibilerinin, dayılarının, teyzelerinin; seninle göçmen olan kızlarını da sana helâl kılmışız, inanlı bir kadın, mihir istemeksizin, kendisini peygambere verip de, peygamber de evlenmeyi dilerse, sana özger olarak yine helaldir; başka inanlılar mihirsiz evlenemez, biz inanmış olanların karılariyle, ellerinde bulunan kumaları hakkında ne farzettik biliriz; sana darlık gelmeye, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey Nebi! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana harp esiri olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber (Mekke'den Medine'ye) hicret (ederek İslâm'a bağlılıklarını kanıtlamış) amca kızlarını, hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını, bir de (evlilik bedeli olan mehir hakkından feragat ederek) kendisini nebiye hibe eden ve nebinin de kendisini nikâhlamak istediği mü'min kadını da (sana helâl kıldık). (Bütün bu hükümler) diğer müminlere değil, sadece sana mahsus bir ayrıcalıktır. Biz eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında mü'minlere ne farz kıldığımızı biliyoruz. (Seni bu hususta istisna ettik) ki senin için hiçbir darlık olmasın. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Olayların anlaşılması için cereyan ettikleri zamanı ve şartları kendine özgü koşullar içerisinde değerlendirmek gerekir. Ayette geçen ve sadece Hz. Peygambere has olan evlilik konusunu da kendi şartlarında ele almak gerekir. Nisa 4/3. ayetinde evlilik dörtle sınırlanmış ve aynı surenin 129. ayetinde “aralarında adaletin sağlanamayacağı” kaygısıyla bir hanımla evlilik önerilmiştir. Ayette geçen ve sadece Hz. Peygambere özgü olan hüküm, hukuki, içtimai, siyasi ve eğitim anlamında ve bizim de bilemediğimiz ve anlayamadığımız birçok sebep ve hikmetleri içermektedir. Ayrıca bütün öteki Müslümanlar, amca ya da dayılarının çocukları ile evlenmekte serbest oldukları halde Hz. Peygamber, bunlar arasından ancak kendisi ile birlikte Mekke’den Medine’ye hicret ederek İslam’a bağlılıklarını güçlü bir şekilde ispatlamış olanlarla evlenebiliyordu. Bu konuda da Hz. Peygambere sınır getirilmişti. Gerek Kur’an’ın indirildiği toplumda gerekse Yahudi ve Hıristiyan şeriatlarında, sınırsız kadınla aynı anda evlenme imkânının olduğu bir dönemde evliliğin dörtle sınırlandırılması ve Peygamberlik görevinin özellikleri nedeniyle Hz. Peygambere tanınan özel haklar ve ayrıcalıklar mutlaka ilahi bir hikmete dayanmaktadır.Ayrıca Hz. Peygamber kendisine tanınan bu özel haklardan yararlanmak yerine bir sonraki ayette de görüleceği gibi aktif ilişkide olduğu eş sayısını dönüşümlü olarak dörtle sınırlamış, diğerlerini mağdur olmasınlar diye himayesinde tutmaya devam etmiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
Ey Nebî! Sana mihirlerini takdîr itdiğin kadınları ve Allâh’ın senin eline düşürdiği câriyeleri ve seninle berâber hicret iden ’amucalarının ve halalarının, dayılarının ve teyzelerinin kızlarını ve nefsini peygambere hibe iden her mü’min kadını tezvîc itmeği helâl iyledik bu sâir mü’minlerden fazla olarak sana bahş olunan bir imtiyâzdır. Mü’minler içün bu husûsda vaz’ itdiğimiz ferâizi bilüriz, hukûkını isti’mâl itdiğinden nâşî günâhkâr olurum zan itme Allâh gafûr ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve Peygamber nikahlanmayı dilediği takdirde müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mümin kadını almanı helal kılmışızdır. Bir zorluğa uğramaman için; müminlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği câriyelerini, seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca mümin bir kadın kendini peygambere mehirsiz olarak bağışlar, peygamber de onunla evlenmek isterse, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere, onu da sana helâl kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları câriyeleri hakkında hangi kuralları geçerli kıldığımızı biliyoruz. Sana mahsus olanı güçlük çekmeyesin diye meşrû kıldık. Allah çok bağışlayıcı, pek esirgeyicidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.  
 Nisâ sûresinin üçüncü âyetinde dörtten fazla evlenmeye izin verilmediği halde, bu âyette Resûlullah’ın dörtten fazla hanımla evlenmesine müsaade edilmiştir. Resûlullah’a has olan bu müsaadenin hukukî, ictimaî, siyasî ve eğitimle ilgili sebepleri vardır. Hz. Peygamber dışındaki müminlere verilen birden fazla evlilik izni ve bunun sınırları hakkında bak. Nisâ 4/3’ün açıklaması.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey peygamber, mehirlerini vermiş bulunduğun eşlerini ve ALLAH'ın sana bağışladığı elinin altındakileri, seninle birlikte göç eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kılmışısızdır. Ayrıca, peygamber dilerse, kendisini inananlara değil sadece peygambere mehirsiz olarak hibe eden birisiyle nikahlanabilir. Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunanlar hakkında üzerlerine yüklediğimiz sorumlulukları bildirmiştik ki güç bir duruma düşmeyesin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o Peygamber! Biz bilhassa sana şunları halâl kıldık: mehirlerini vermiş olduğun zevcelerini, ve Allahın sana ganimet kıldıklarından milki yemînin olan câriyeyi, ve ammin kızlarından, dayın kızlarından, teyzen kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mü'mine bir kadın kendini Peygambere hibe ederse Peygamber nikâh etmek istediği takdirde onu, sâde sana, sair mü'minlere değil, onlara zevceleri ve milki yemînleri hakkında ne farz kıldığımız ma'lûmunuz, bunlar sana hiç bir darlık olmamak içindir, Allah gafûr rahîm bulunuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan ettiği elinin altında bulunan cariyeleri, seninle birlikte hicret etmiş olan amcanın, halanın, dayının ve teyzenin kızlarını helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de sadece sana has olmak üzere, (mehir istemeksizin) kendini peygambere bağışlayan, peygamberin de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da sana helâl kıldık. Şüphesiz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında, mü’minlere neyi farz kıldığımızı (daha önceleri) bildirmiştik. (Seni bu hususta istisna ettik) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey Nebi! Biz, ecirlerini¹ verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın fey² olarak sana verdiği yeminle hak sahibi olduklarını³, sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları ve kendisini Nebiye hibe⁴ edip de nebinin de evlenmeyi uygun gördüğü mü'min kadını -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara5 zevceleri ve yeminle hak sahibi oldukları³ konusunda neyi farz kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Mehirlerini. 2- Savaşmadan elde edilen şeyler. 3-Yeminle hak sahibi olduğun anlamına gelen “Ma melaket yeminuke” deyimine “sağ elinin” sahip olduğu anlamı da verilmektedir. Bu deyim, “antlaşma yoluyla sahip olunan” demektir. El, deyim olarak “güç” demektir; güç yolu ile “üzerinde yetkili olma hakkına” sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek, sahip olunan savaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikâh yapılarak (evlenilerek) ilişkiye girile bilineceğidir. Kur'an; kim olursa olsun, nikâh yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. Diğer bir deyimle “nikâhsız her birliktelik” zinadır. 4- Kendisini Nebi'nin yoluna adayan, onun için her şeyinden vaz geçen. Kendisini Nebi'ye bağışlayan. 5- Senin dışındaki mü'minlere.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey peygamber, mehirlerini verdiğin zevceleri ve Allahın sana ganiymet (olarak nasıyb) etdiklerinden sağ elinin mâlik olduğu kadınları, seninle beraber (Medîneye) hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını, bir de eğer mü'min bir kadın kendisini peygambere bağışlayıb da eğer peygamber de nikâhla almak isterse onu — (Fakat bu sonuncusunu) diğer mü'minlere değil, yalınız sana haas olmak üzere — senin için halâl kıldık. Öbür (mü'min) lerin zevceleri ve sağ ellerinin mâlik oldukları (cariyeleri) hakkında uhdelerine ne farz etmiş olduğumuzu bildirdik. (Bağış suretiyle izdivacın sana tahsıysi) senin için hiçbir darlık olmaması içindir. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey Peygamber! Şübhesiz ki biz, mehirlerini verdi ğin zevcelerini ve Allah'ın sana ganîmet olarak verdiklerinden sâhib olduğun câriyeleri, hem se ninle berâber hicret eden amca nın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyze lerinin kızlarını (istersen nikâhlamayı)sana helâl kıldık. Bir de mü'min bir kadın kendini peygambere (meh rini istemeden) hîbe ederse, eğer peygamber (de) onu nikâhlamak isterse, diğer mü'minlere değil, sâde ce sana mahsus olmak üzere (onu mehirsiz olarak helâl kıldık)!(Biz,) zevceleri ve sâhib oldukları câriyeleri hakkında on lara (o mü'min lere) neyi farz kıldığımızı muhakkak ki bilmişizdir. Tâ ki sana bir zorluk olma sın! Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz, mehirlerini vermiş bulunduğun eşlerini; anlaşmanın hak sahibi olduğu kimselerden Allah’ın sana (himayelerini) verdiği; seninle birlikte (Mekke’den Medine’ye) göç etmiş (bulunduğundan dolayı yalnız ve kimsesiz kalan) amca ve hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını ve (evlendirilmesi hususunda) kendini (koşulsuz) Peygamber’e sunan ve peygamberin de kendisini evlendirmek istediği mü’min bir kadını-ki bu (koşulsuz velayet) yalnızca sana hastır, diğer mü’minler için değildir -işte bütün bunları (bunlarla ilgili sorunları) senin için çözdük (bu yabancı şehirde onların gözetilip korunması ve onlar için barınak, yiyecek ve içecek gibi ihtiyaçlarının karşılanması hususunda görev ve sorumluluğu sana verdik.) Muhakkak ki biz, hem eşleri, hem de anlaşmalarının hak sahibi olduğu (himayelerinde bulunduğu) kimseler hakkında onların üzerine yüklemiş olduğumuz bütün sorumlulukları bildirmiştik ki (mesajlarımızı tebliğ edip anlatmaktan) güç bir duruma düşmeyesin. Zaten Allah (çok) bağışlayan, merhamet edendir. *
(*) Bu ayetin cinsellik ve özellikle bu derecedeki akraba evlilikleriyle hiç bir ilgisi bulunmuyor. Zira Hz. peygamber Medine’ye hicret ederken bu derecedeki akraba kadınlarından hicret edenler de etmeyenler de vardı, işte kendisiyle hicret edenler yalnız ve kimsesiz kaldıklarından Hz. peygamber onları kendi himaye ve sorumluluğu altına alıyor, bu yabancı şehirde onlar için barınma yeri, yiyecek ve içeceklerini temin ediyor, bunların sorunlarını gidermeye çalışıyor. Ama Mekke de kalıp hicret etmeyenlerin, peygamberin sorumluluk ve himayesi altına alınması mümkün olmuyor. İşte bu nedenle ayette ’’seninle birlikte göç etmiş olanlar.’’ diyor. Çünkü ayette geçen‘’ هَاجَرْنَ مَعَك ‘’seninle göç etmiş olanlar’’ ifadesi ile Enfal-72. ayet aynı duruma vurgu yapıyor. Enfal-72: Öte yandan iman eden, (zulmün egemen olduğu diyardan, Mekke den) göç eden, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla çaba gösterip duran kimselere ve (onlara) kol kanat açıp, yardım edenlere gelince; işte onlar (sahiden) birbirlerinin veli ve hamileridir. Fakat inanmış oldukları halde (sizin beldenize, Medine’ye) göç etmemiş olan kimselere gelince; onların korunup gözetilmesinden hiçbir bakımdan siz sorumlu değilsiniz, ta ki (sizin yanınıza) göç edecekleri vakte kadar...’ ’şeklindeki ayet de bunun böyle olduğunu göstermektedir. Ayrıca Hz. Musa’nın (واحلل عقدة من لساني ) ’’vahlul ûkdeten min lisani’’ Rabbim, benim dilimde (oluşabilecek) bağı (sorunu) da çöz’’ ( Ta ha-27) ifadesi de buna bir örnektir. Zira (احلل) ’’ahlele’’ bir sorunu halletmek, çözmek anlamındadır. İşte Ahzap-50. ayette de hicret edenlerin sorunlarını halletme görev ve sorumluluğu Hz. peygambere veriliyor. Bu yüzden burada bu ayetin evlilikle hiçbir alakası yoktur. Yani bu ayete göre zulüm diyarından/Mekke den kaçıp yabancı şehre/Medine’ye göç eden kimsesizlerin ki, Hz peygamberin eşleri, hicret ettiklerinden dolayı kimsesiz kalan bazı mümin kadınlar ve bu tip akrabaları da bunların içindedir. İşte bu yabancı şehirde bunların barınma, himaye, yiyecek ve içeçeklerini temin etme görev ve sorumluğu Hz peygambere veriliyor. Ayrıca burada (وَمَا مَلَكَتْ يَمٖينُكَ) ’’ve mâ meleket yeminüke’ بقي التنبيه أنّ سـبايا الحروب لسـْن [ مـلْك يمـين ]) Buradaki metinde savaş esirleri ’’ mülki yemin değildir’’ deniliyor. Bu nedenle bunlar ne esirlerdir, ne de cariyeler. Çünkü Mekkî sûrelerde de bu ifadeler geçiyor. Hâlbuki Mekke döneminde savaş olmadığı için esirler de yoktu. Yani bu ifadenin esir veya kölelerle hiçbir alakası yoktur. Bu nedenle ayetlerde ne cariyelerle, ne de bu tür akrabalarla bir evlilik söz konusudur! Demek ki, burada (ما ملكت يمينك) ‘’ma meleket yeminüke’’ Medine’ye hicret edip de kimsesiz kalan ve Hz. Peygamberin himaye ve sorumluluğu altında bulunan herkesi (hicret eden o kimsesiz erkek, kadın ve çocukların hepsini) ifade eder. Diğer bir anlatımla; Kur’an’ın değişik yerlerinde geçen (وَمَا مَلَكَتْ أيمانكمَ) cümlesi, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar gibi anlamlara gelmektedir. Bundan hareketle yerine göre buna nikâhlı eşler de dâhil oluyor. İşte bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek sahip olunan kimselerdir. Yani (احلل) ’’ahlele ’’ bir sorunu halletmek, çözmek demektir. Bu nedenle ayette geçen (احللنا لك)’’senin için çözdük’’ nikâhlarını helal ettik değil. Zaten burada nikâh ifadesi de geçmiyor. Ayrıca ayetin içinde geçen ‘’وامرأة مؤمنة ان وهبت نفسها للنبي واراد النبي ان يستنكحها ‘’vem- reeten mümineten in vehebet nefseha li nebiyyi…’’ şeklindeki cümlenin anlamı da şöyledir. ’’Şayet bir kadın kendisini herhangi biriyle evlendirmek için peygambere sunar, ona (koşulsuz) yetki verir ve peygamber de onu evlendirmek isterse’’ şeklindedir. Yani burada bir kadının Hz. peygamberle evlenmek için değil, kendisini başkasıyla evlendirsin diye Hz. peygambere kendi durumunu sunuyor ve bu konuda ona koşulsuz yetki veriyor. İşte bu cümlede bu duruma vurgu yapılıyor. (الله اعلم) Özetle, burada Hz. Peygamberin bu tür akrabalarla evlilik yapabileceğine ve bir kadının kendini ona hibe olarak sunabileceğine vurgu yapılıyor şeklindeki bütün geleneksel tefsir, yorum ve mealler hatalıdır, yanlıştır. İşte bu ayetle ilgili doğru tefsir ve arapça açıklamalar aşağıdadır. نلاحظ أن جملة (يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَاجَكَ اللَّاتِي آتَيْتَ أُجُورَهُنَّ) من خلال ضبط دلالة مفاهيم مفرداتها وكيف يتم استخدامها لاعلاقة لها بنكاح النساء الجنسي لا من قريب ولا من بعيد وذلك لعدة نقاط :الأولى : أن زوجات النبي حلال له بعقد النكاح وهذا ليس محل نقاش أو اختلاف ولا يحتاج لنص يخبره أن زوجاته تلك حلال لها: الثاني: من دلالة كلمة ( أحل) هو الحل في المكان ضد الترحال والسفر، وهذا يعني أن الأزواج ( النساء اللاتي آمنوا بالنبي واتبعوه في فكره وسلوكه) هن حلوا عند النبي في مقامه ودخلوا في دائرة معيشته وصار هو مسؤولاً عنهم ولذلك يعطيهم أجراً، والذي يدل على هذا الفهم والتدبر تكملة النص (وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّا أَفَاء اللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ اللَّاتِي هَاجَرْنَ مَعَكَ) من المعلوم أن الزواج بمعنى عقد النكاح من بنات العم والخال والخالات والعمات مباح في أصله لانتفاء ذكرهن في نص محارم النكاح سواء هاجرن معه أو لم يهاجرن، وهذا يعني أن الكلام ليس عن حكم الزواج منهن فهذا تحصيل حاصل، وإنما يتكلم عن شيء آخر ، ودل عليه مجيء كلمة ( هاجرن معك) والنص بدأ بكلمة ( أحللنا) ليدل على أن هؤلاء النساء آمنوا بالنبي واتبعوه وهاجروا معه وليس لهم مأوى أو معيل إلا النبي نفسه بحكم القرابة وكونه القائد والمسؤول عنهن فدخلن في دائرة المعيشة في مقام النبوة وبصفته الأب الروحي لهن، وهذا يقتضي من النبي أن يشرف عليهن ويصير علاقة اجتماعية وتداخل بينهم واطلاع على الخصائص لضرورة الحياة بينهمو ملك اليمين في النص أيضاً هن النساء التابعين في معيشتهن لمقام النبي ولسن زوجاته، وهن يعملون في خدمة النبي مقابل المأوى والطعام والحماية والاعتناء بهن نتيجة الظروف الاجتماعية لاعلاقة لهن بالنكاح قطفا لنصوص الثلاثة كلها هي بمثابة تأمين مركز تعليمي وتثقيفي ومعيشي ومأوى للنساء المهاجرات سواء الاقارب ام غيرهن واللاتي لم يجدن مأوى ولا معيل وتأمين عمل للأخريات ومقابل ذلك يتعلمن ويُعلمن النساء وينشرن ما يتلى في بيت النبي لأن دلالة كلمة النساء تأتي عامة وخاصة كجمع امرأة فيمكن أن تتعلق بزوجات النبي ، ويمكن أن تتجاوزهن إلى النساء اللاتي ذكروا في النصوص الثلاثة (تدبر : المصدر : (وَامْرَأَةً مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ إِنْ أَرَادَ النَّبِيُّ أَن يَسْتَنكِحَهَا)- الباحث الاسلامي سامر اسلامبولي) فأن الله سبحانه لايتكلم عن الجنس ايضا ولكن عندما هاجر الرسول صلوات الله عليه كان معه زوجاته و فئة من النساء فخاطبه الله واخبره بأنه المحلل لهن ( محلل لهن فقط اي مُحرم يعني مسؤول عنهم في السفر وعندما يحلون في المدينة لأنها مدينة جديدة عليهن ولا يعرفن فيها احدا . فيقول له الله يايها النبي انا احللنا لك ازواجك لانك طبعا اتيت اجورهن وماملكت يمانك لانهن اقسمن اليمين وفي عهدتك وبنات عمك وبنات عماتك وبنات خالك وبنات خالاتك اللاتتي هاجرن معك وانظروا الى هاجرن معك هيً اكبر دليل على صدق مااشير اليه لانه لو كان معناه النكاح فلماذا اللاتي هاجرن معه فقط كان النبي يستطيع ان يتزوج اي بنت ( خال وخالة وعم وعمة ) وامرأةً مؤمنة ان وهبت نفسها للنبي) واذا امرأة ليس لها محرم او معيل وهاجرت اوسافرت مع الرسول فالرسول يكون لها مُحرم ان اراد النبي ان يستنكحها فالرسول يستطيع ان يكون وليها في حالة نكاحها وهنا يستنكحها معناه ليس ان ينحكها النبي ولكن ينكحًها لغيره وهذه الرخصة للنبي فقط ولايستطيع اي شخص ان يكون محرم لبنت خالة اوخالته اوعمه اوعمته او اي امرأة غريبة عنه (خالصة لك من دون المؤمنين). يا أيها النبي إنا #أحللنا وليس #حللنا !! لك أزواجك اللاتي آتيت أجورهن وما ملكت يمينك مما أفاء ...لاعلاقة لها بالتحليل والتحريم هناك فرق في المعنى بين أحلل .... وحلل أحلل = حل إحلال وتصريح للإقامة معا في نفس البيت قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي (25) وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي (26) وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَاني) يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا #أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَاجَكَ اللَّاتِي آتَيْتَ أُجُورَهُن هذه الآية تحدد المسؤولية الأسريه للنبي عليه السلام الادارية والمادية فقط ولاعلاقة لها يالحلال والحرام : النبي مسؤول عن أزواجه و العاملين عنده وأقاربه ومن يلجأ له طلبا للمساعدة الإجتماعيية (ياأيها النبي إنا #أحللنا وليس #حللنا !! لك أزواجك اللاتي آتيت أجورهن) والذي يبدو جليا في تكملة الآية (قد علمنا مافرضنا عليهم في ازواجهم........) لان الله قد بين للمسلم ما الفئة من النساء يكون مسؤؤل عنها (ماليا واخلاقيا لاجنسيا) كمعيل ماديا ومعين في السفر ( الزوجة وملك اليمين لكي لايتحرج النبي من هذا الامر) يستنكحها بلاشك تعنى أن يجد لها من يناسبها ويزوجها إياه بحكم أنه اصبح ولى أمرها ، وهذا هو الوهب الخالص له دون المؤمنين. فلا يصح أن تعطى المرأة ولايتها لغير أبيها أو من يحل محله من الأقارب "وإن إمرأة وهبت نفسها للنبى: جعلت نفسها تحت ولاية النبى وطاعته المباشرة وبيده عقدة النكاح كما نفهم من السياق وحتى لا يظن ضعاف القلوب أن الفىء يعنى الأسرى من النساء نقرأ عليهم: (مَّا أَفَاء اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَى فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاء مِنكُمْ وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا الخ ﴿7﴾ سورة الحشر) الفىء محصور فى الأموال أو الثمرات ولا يدخل فيهم الرقيق وإلا كيف يُوزع الرقيق من النساء على اليتامى والمساكين وإبن السبيل؟ وكيف لا يكون دولة (متداول) بين الأغنياء منكم؟: المصدر (رد شبهة "وامرأة مؤمنة إن وهبت نفسها للنبي إن أراد النبي أن يستنكحها الخ  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey Nebi! Evlilik antlaşması gereği, ücretlerini verdiğin kadınlar ve Allah’ın savaş ganimeti olarak bağışladığı mallar, amcalarının ve halalarının kızları, dayılarının ve teyzelerinin kızları, seninle beraber hicret eden ve kendi isteği ile seninle evlenmek isteyen ve diğer inanan erkeklerin dışında, özellikle peygamberinde evlenmek istediği inanan kadınlar sana helal kılındı. Sana bir zorluk olmasın diye, inanan erkeklere eşleri ve sahip oldukları cariyelerle ilgili yükümlülükleri bildirdik. Allah bağışlayan ve merhametli olandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey peygamber! Başlıklarını verdiğin kadınlarını, Allah’ın savaşta edindirdiği kadınları, seninle birlikte göçen amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını sana helal kıldık. Bir de kendini peygambere başlıksız olarak bağışlıyan, peygamberin de kendisiyle evlenmek istediği kadını, ancak bunu bütün inananlar için değil, yalnız senin için helal kıldık. Biz inananların kadınlarının, kul kadınların boynuna neleri borç yazdığımızı biliriz, senin için hiçbir sıkıntı olmasın diye. Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey peygamber! Mehirlerini verdiğin zevcelerini, Allah/ın, harb ganimetlerinden sana verdiği cariyeleri, amcanın, halalarının, dayının, teyzelerinin seninle beraber hicret eden kızlarını sana helâl kıldık. Nefsini peygambere bağışlayan [⁴] mü/min kadını peygamber nikâhla almak isterse onu da sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Bu husus mü/minlere şâmil değildir [⁵], biz mü/minlerin zevceleri, cariyeleri hakkında onlara farz kıldığımız şeyleri elbette biliriz [⁶]. Sana bir sıkıntı gelmesin diye onları sana mahsus kıldık. Allah sakınması güç olan şeyde yarlıgayan, güçlük olan şeyde bağışlayandır.
[4] Mehirsiz nikâh olunan «Meymune Bintilhas, Zeynep binti Hüzeyme» gibi.[5] Onlar mehirsiz alamazlar.[6] Peygamber ile onları bir tutmadığımızın hikmetini her halde biliriz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey Peygamber! Allah’ın sana mehirlerini [ucûrehunne] verdiğin eşlerini ve sana bahşettiği (hediyelerden veya savaş esirleri arasından) akitle sorumluluk altına aldıklarını/sağ elinin altında bulunan kadınları, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını; ayrıca bir mü’min kadın eğer kendini (mehirsiz olarak) peygambere bağışlar ve peygamber de kendisini nikâhlamak istediği takdirde, -diğer mü’minlere değil yalnız sana helal kıldık.¹⁸ Andolsun Biz mü’minlerin eşleri ve akitle sorumluluk altına aldıkları/sağ ellerinin altında bulunanlar hakkında, senin bir zorluğa düşmemen için, üzerlerine neyi farz kıldığımızı elbette biliriz.¹⁹ Zira Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
18 Hz. Peygamber’in evliliklerinin pek çoğu siyaseten yapılmış evliliklerdir. Geniş bilgi için bkz. Hz. Peygamberi Anlamak isimli kitabımızın “Hz. Peygamber’in Evliliklerinin Sosyo-Kültürel ve Dini Analizi” Bölümü, s. 108-131 19 Krş. Bakara, 2/221; Nisâ, 4/3, 23-24; Mâide, 5/5  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey Peygamber! Gerçekten biz senin için hiçbir darlık olmasın diye ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan cariyeleri; amcanın, halalarının ve teyzelerinin seninle beraber hicret eden kızlarını, bir de kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak istediği inanmış kadınları sana helâl kıldık. Bu diğer müminlere değil, sadece sana mahsus bir ayrıcalıktır. Biz eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere ne farz kıldığımızı biliyoruz. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey şanlı Elçi! Biz sana, —sayıları dördü geçse bile— mehirlerini vermiş olduğun bütün hanımlarını, Allah’ın sana savaş esiri olarak bahşettiği cariyelerini; seninle birlikte Mekke’den Medîne’ye hicret etmek sûretiyle İslâm’a bağlılıklarını ispat etmiş olan amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını ve teyze kızlarını helâl kıldık. Bir de, evlilik bedeli olan mehir hakkından feragat ederek kendisini Peygambere bağışlamak isteyen mümin bir kadını —eğer Peygamber de onunla evlenmeyi kabul ederse— sana helâl kıldık. Bütün bu hükümler, sadece sana özgü bir imtiyazdır, diğer müminlere değil. Onlara, eşleri ve cariyeleriyle ilgili hükümlerimizi daha önce (2. Bakara: 221, 4. Nisa: 3-4 ve 19-25) ayrıntılı olarak bildirmiştik.Ey Peygamber! Biz bu düzenlemeyi yaptık ki, eşlerin konusunda gereksiz endişelere kapılıp sıkıntıya düşmeyesin. Gerçekten Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.Müslüman olarak yaşamak için, Hz. Peygamber tek otorite ve tek örnektir. Bundan dolayı O kendisine emânet edilen büyük görevin gerekli kıldığı zamanlarda, dilediği sayıda kadınla evlenmiştir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey Nebiyy! Biz, mehirlerini ödediğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet verdiklerinden senin elinin mâlik olduklarını, seninle birlikte hicret etmiş, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını; bir mümin kadın kendi nefsini Nebiyy’e hibe etmişse, Nebiyy de onu nikâhlamak istediyse, diğer Müminler’e değil, sana mahsus olmak üzere halâl kıldık. Sana bir harec / sıkıntı olmaması için onların eşleri hakkında onlara farz kıldığımız / uygun gördüğümüz şeyleri ve ellerinin mâlik olduğu şeyleri bildik. Allah rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili resulüm! Bizim sana helâl ettiğimiz hanımlar: Mehirlerini verdiğin hanımlar, Savaş esiri olarak sahip olduğun cariyeler, Amca ve halanın kızları Seninle birlikte hicret eden dayı ve teyzenin kızları Peygamber kabul ettiği takdirde, kendisini peygambere mehirsiz olarak teslime hazır olan mümin bayan, - bu sadece sana özel bir durumdur. Tüm Müslümanları bağlamaz.- Diğer müminlere, hanımları ve cariyeleriyle ilgili olarak neler şart koştuğumuzu biz elbet biliyoruz. Bu gibi istisnalar, seni yasal olarak zor durumda bırakmamak içindir. Allah, engin hoşgörülü bir sevgi deryasıdır…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey Nebi! Biz sana maddi haklarını verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını helal kıldık. Ayrıca diğer Müminlere değil sana has olmak üzere, karşılıksız kendini Nebi’ye bağışlayan, Nebi’nin de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir Mümin kadını da sana helal kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları kadınlar hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanları, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle birlikte hicret eden kızlarını sana helal kıldık. [*] (Bir de) kendisini ([mehir]siz bir şekilde) Peygamber’e hibe eden, Peygamber’in de nikâhlamak istediği mümin bir hanımı diğer müminlere değil, sadece sana özel [*] olmak üzere (helal kıldık). Elbette biz sana bir zorluk olmasın diye eşleri ve ellerinin altında bulunanlar hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Bu cümle ümmete helal olan evliliklerin Hz. Muhammed için hicret şartına bağlı kılındığını, yani onun evliliklerinin keyfe göre değil, daha zor şartlara bağlandığı mesajını içermektedir.,Bu ve İsrâ 17:79. gibi ayetler Hz. Muhammed’e inen her vahyin Kur’an’da yer aldığının delilidir. Zira, sadece ona özel olarak inen bir hükmün Kur’an’da bulunuyor olması bunun en önemli göstergesidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey Peygamber! Sana bir zorluk olmaması için Biz, mihirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganîmet olarak verdiği kadın köleleri,¹ amcanın,² halalarının, dayının, teyzelerinin seninle beraber hicret eden kızlarını, bir de eğer kendisini Peygambere hibe eder ve Peygamber de kendisiyle evlenmeyi kabul ederse, böyle bir inanmış kadını, diğer Müslümanlara değil, sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık.³ Biz, (daha önce) eşleri ve kadın köleleri hakkında mü’minlere yapmaları gerekeni de bildirdik.⁴ Şüphesiz Allah çok bağışlayan, pek merhamet edendir.
1 Hür kadınla evlenmeyle, cariye ile evlenme arasında ki fark; cariye ile evlenirken mihirin olmamasıdır. Zîrâ cariyenin satın alınma bedeli ve evlilik sonucunda hürriyetine kavuşma ihtimâli hür kadının mihirine denktir, hattâ daha da fazladır. Cariye ile evlenmede de nikâh şarttır. Peygamberimizin Hz. Marie annemizle evliliği bunun en güzel örneğidir.2 Peygamberimizin amcası Ebû Talib’in kızı Ümmü Hânî: “Peygamberimiz önce benimle evlenmek istedi, ben kabul etmedim, sonra da Allah bu âyeti indirdi, ben ona helâl olamadım. Çünkü ben onunla hicret etmemiştim.” demiştir. (Tirmîzî)3 Yani bir Müslüman kadın, eğer kendisini mihirsiz olarak Peygambere hibe eder, Peygamber de onu nikâh etmek isterse böyle bir evliliğin yapılması sadece Peygambere has olmak üzere mümkündür. Bazıları bu şekilde kendilerini Efendimize hibe etmiş olan kadınların, Havle binti Hakîm (Buhârî) Meymune binti Hâris, Zeyneb binti Huzeyme, Ümmü Şerîk binti Câbir (Zemahşeri) olduğunu söylemişlerse de İbnu Abbas Peygamber Efendimizin, hiç bir kadınla bu şekilde evlenmediğini söylemiştir. (Kurtubî)4 Bk: (Bakara: 221, Nisâ: 3, 19–25)  
Muhammed Esed
swap_vert close
EY PEYGAMBER! Mehirlerini ⁵⁷ verdiğin eşlerini ve Allah’ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları ⁵⁸ sana helal kıldık. Ve seninle birlikte [Yesrib’e] göç etmiş olan amcalarının ve halalarının kızlarını, dayılarının ve teyzelerinin kızlarını; ⁵⁹ ve kendilerini Peygamber’e özgür iradeleriyle teklif eden, Peygamber’in de almak istediği ⁶⁰ mümin kadınları [da sana helal kıldık]: [bu sonuncusu] yalnız sana özgü bir imtiyazdır, öteki müminler için değil, [zaten] onlara eşleri ve sağ ellerinin altında bulunanlar konusunda yapmaları gerekeni bildirdik. ⁶¹ [Ve] artık sen [gereksiz] bir endişeye kapılmamalısın, şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
57 Ecr terimi, bu bağlamda, spesifik olarak “mehir” (mehr) anlamına gelen farîda ile eş anlamlıdır: bkz. sure 2, not 224.58 Değişik yerlerde (bkz. özellikle 4:25, not 32) işaret edildiği gibi İslam, cariyeliğin hiçbir şekline rıza göstermez ve meşru bir nikaha dayanmadıkça bir erkek ile kadın arasındaki her tür cinsel ilişkiyi kesinlikle yasaklar. Bu konuda “özgür” bir kadın ile köle arasındaki tek fark, birincisinin kocasından mehir talep edebilmesine karşılık, meşru yollarla sahip olduğu kölesi (lafzen, “sağ elinin sahip oldukları”) ile, yani inancın ve özgürlüğün savunulması için yürütülen “Kutsal Savaş”ta (cihâd) esir alınan bir kadın (2:190, not 167 ve 8:67, not 72) ile evlenen kişinin böyle bir mükellefiyetinin olmamasıdır: çünkü bu durumda köle kadının evlenme yoluyla özgürlüğünü elde etmesi, mehire denk bir bedel olarak görülmektedir.59 Bu, Hz. Peygamber’in evliliği konusunda -eşlerinden hiç birini boşayamamasına ilaveten (bkz. aşağıdaki 52. ayet)- getirilmiş yeni bir kısıtlamadır: Bütün öteki Müslümanlar amca veya dayıları çocukları ile evlenmekte serbest oldukları halde Hz. Peygamber, bunlar arasından ancak kendisi ile birlikte Mekke’den Medine’ye göç etmek (hicret) suretiyle İslam’a bağlılıklarını güçlü bir şekilde ve erkenden isbatlamış olanları ile evlenebilir: Beğavî’ye göre, “amcalarının ve halalarının kızları” terimi, eski Arapça’daki kullanımından gelen bir içerikle, yalnız gerçek amca ve hala çocuklarını değil, genelde Muhammed (s)’in babasının mensup olduğu Kureyş kabilesinin bütün kadınlarını kapsar. Aynı şekilde “dayılarının ve teyzelerinin kızları” da, annesinin kabilesi olan Benî Zühre’nin bütün kadınlarını gösterir.60 Bu yan cümlecik, lafzen, “kim Peygamber’e kendini bir armağan olarak sunarsa (in vehebet nefsehâ)” şeklindedir. Klasik müfessirlerin büyük kısmı, bunun, “bir mehir beklemeden veya istemeden” anlamına geldiğini, çünkü mehrin normal/sade Müslümanlar için evlilik akdinin temel bir unsuru olduğunu söylerler (karş. 4:4 ve 24 ve ilgili notlar; ayrıca sure 2, not 224).61 Yukarıdaki ara cümle, evlilik konusunda daha önce vahyedilmiş genel kurallara (bkz. 2:221, 4:3-4 ve 19-25 ve ilgili notlar) ve özellikle mehir sorunu ile ilgili olanlara işaret etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Ey Nebi! Biz sana, mehirlerini verdiğin eşlerini seninler birlikte hicret eden kimsesiz hanımlardan, seninle birlikte hicret eden amca ve halakızlarını, dayı ve teyzekızlarını, nikâhlamana izin verdik. Bir de mehir talebi olmaksızın nebiye eş olmak isteyen nebinin de kendisiyle evlenmeyi kabul ettiği mümin hanımları da helal kıldık. Ancak bu son hüküm, müminlere değil yalnız sana mahsustur. Müminlerin eşleri ve malik oldukları ile ilgili hükmümüzü daha önce bildirmiştik, zorluk çekmeyesin diye senin için özel hükümler koyduk. Zaten Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir. 4/126...129
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SEN ey Nebî! Biz sana mehir bedellerini verdiğin eşlerini; savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunan kimseleri;[³⁷⁷²] seninle birlikte göç etmiş bulunan amca ve hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını; ve kendilerini Nebî’ye (mehir bedeli istemeksizin) sunan ve nebînin de kendilerini nikâhlamayı kabul ettiği mü’min kadınları -ki bu yalnızca sana hastır, diğer mü’minler için değildir-[³⁷⁷³] helâl kıldık. Doğrusu onlara eşleri ve sağ elleri altında bulunanlar[³⁷⁷⁴] konusundaki talimatlarımızı bilmekteyiz;[³⁷⁷⁵] ne ki bununla amaçlanan, senin zor durumda kalmamandır: zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
[3772] Müslüman olanlarını müslüman erkeklerin eş edinmeleri Nisâ sûresinin 24. âyetinde tavsiye edilirken, onların dost tutmamış olmaları ve zinaya bulaşmamış olmaları şart koşulmuştu. Bu gerçek ortadayken savaş esiri kadınların cinselliğinin esir sahiplerinin keyfine bırakıldığı asla söylenemez. Bu âyet Nisâ 24 ve Allah Rasûlü’nün fiilî sünneti ışığında anlaşılmalıdır (Bkz: Âyet 52; 47:4 ve 4:24’ün ilgili notları). [3773] Rasulullah kendisine tanınan bu ayrıcalıktan yararlanmak yerine aktif ilişkide olduğu eş sayısını dönüşümlü de olsa dörtle sınırlamıştır. Bu bir sonraki âyetten de anlaşılmaktadır. [3774] İbarenin farklı bir çevirisi ve açıklama için bkz: 4:24 (Krş: 47:4, not 8). [3775] Bu talimatlar daha önce indirilmiş bulunan evlilikle ilgili düzenlemelerin yer aldığı âyetlerdir (Bkz: 2:221, 4:3, 4, 23-25).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey Peygamber biz sana, mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını sana helal ettik. Bir de, Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini Peygamber'e hibe eden mümin bir kadını, diğer müminlere değil, sırf sana has olmak üzere helal kıldık. Kuşkusuz biz diğer müminlerin üzerine eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliriz. Sana böyle bir aile teşkilini helal laldık ki senin üzerine bir darlık olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhametli olandır!
Osman Fırat
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını mehirlerini vermek üzere sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Nebiye’e bağışlayan, Nebinin ’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık. ) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey Peygamber! Şüphe yok ki, Biz sana helâl kıldık, mehirlerini verdiğin zevcelerini ve Allah'ın sana ganîmet olarak verdiğinden mülk-i yeminin olan cariyeleri ve seninle beraber hicret etmiş bir amcan kızlarını ve hâlan kızlarını ve dayın kızlarını ve teyzen kızlarını ve bir de imân etmiş bir kadın, eğer nefsini peygambere bağışlarsa peygamber de onu taht-ı nikâhına almak isterse o da sâir mü'minlere değil (ey Peygamber) sana mahsus olmak üzere helâl kılınmıştır. Onların (diğer mü'minlerin) üzerine zevceleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) hakkında ne farzetmiş olduğumuzu elbette bilmişizdir. Sana bu böyle bir âile teşkilini helâl kıldık, tâ ki senin üzerine bir darlık olmasın. Ve Allah yarlığayıcı, bağışlayıcıdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz, şu gruplara dahil kadınları sana helâl kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana harp esîri olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcan kızlarını, halan kızlarını, dayın ve teyzen kızlarını, Bir de mehir istemeksizin kendisini Peygambere hibe eden ve Peygamberin de kendisini nikâhlamak istediği mümin kadını, diğer müminlere değil, sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Bizim, müminlerin eşleri ve ellerinin altındaki cariyeler hakkında gerekli kıldığımız mehir gibi hususlar, zaten malumumuz olup onları bildirmiştik. Hibe yoluyla mehirsiz evlenmeyi sana mahsus kılmamız, nikâh konusunda senin için bir güçlük olmaması içindir. Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).
Bildirilen hükümler: İznin en fazla sınırının dört hanım ile sınırlandırılması, velisiz, şahitsiz, mehirsiz evlilik akdi yapılmamasıdır. Diğer taraftan evlenmede şartlar müsait olursa, bir erkek en fazla dört kadınla evlenebilir. Kur’ân’ın indirildiği toplumda olsun, Yahudi ve Hıristiyan şeriatlarında olsun, sınırsız kadınla aynı anda evlenme imkânı dörde indirilmiştir. Şayet birden fazla kadınla evli olursa adaleti uygulama farzı getirilmiştir. Bildirilen evlilik hükümleri özetle bunlardır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini; Allah'ın sana ganimet olarak verdiğ(i savaş esir)lerinden elinin altında bulunan(cariye)leri; amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan(cariye)leri hakkında mü'minlere yapmalarını gerekli kıldığımız şeyi bil(dir)dik. (onların bu hususta ne yapması lazım geldiğini de daha önce açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Nebî! Mihirlerini virdiğin zevcelerini, Allâh'ın sana ihsân iylediği câriyelerini ve seninle hicret iden 'amca ve hala ve dayı ve teyze kızlarını sana helâl iyledik. Ve eğer bir mü'min kadın nefsini nebîye hîbe ider ve nebî de onı nikâh itmeği murâd iyler ise, mü'minlerden gayrı ve yalnız sana mahsûs olarak helâl kıldık. Ve mü'minlere zevce ve câriyeleri husûsunda farz iylediğimiz şeyi biz bildik. (Onların mesâlihine muvâfık oldığını bilerek farz itdik) Nefsini hibe iden kadının nikâhını sana mahsûs olarak helâl iylediğimiz sana güçlük olmaması içündir. Allâh gafûr rahîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey Nebi! (Şu sayılanları) özel olarak sana helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerini[1], Allah'ın sana fey olarak verdiğinden hâkimiyetin altında olanı[2], seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını[3] ve eğer nikâhlamak istersen kendini sana[4] hibe eden kadını[5], diğer müminlere değil, sadece sana helal kıldık. Müminlerin eşleri ve yönetimleri altındaki esirlerle ilgili hangi hükümleri koyduğumuzu elbette biliyoruz. Bütün bunlar sana bir sıkıntı olmasın diyedir. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.
[*] Tevrat ve incil, bir sınırlama yapmadan çok eşliliği kabul ettiği gibi Cahiliye dönemi Arapları da kabul ederlerdi. Evliliği dört kadınla sınırlayan Nisa 3. ayet indiğinde Nebîmiz'in dokuz eşi vardı. Bu âyet, eşlerini tutmasına iznini sadece ona verince dörtten fazla eşi olanlardan, eş sayısını dörde indirmeleri istendi. On eşi olan Gaylan b. SeIeme onlardandı. (Tirmizi, Nikah, 33, hadis no:1047) [2] Fey, savaşmadan elde edilen, ganimet ise savaş sonucu elde edilene şeylere denir. Fey ile ilgili âyet şudur: "Allah'ın, o kentlerin halkından alıp Elçisine fey olarak verdiği şeyler; Allah için, elçisi ve yakınları için, yetimler, çaresizler ve yolda kalmışlar içindir. Böylece onlar, içinizden zenginler arasında dolaşan bir servet haline gelmez." (Haşr 59/7) Ganimetlerle ilgili âyet de şudur: "Eğer Allah'a ve inanıp güveniyor, doğru ile yanlışın ayrıldığı o gün, yani o iki ordunun çarpıştığı gün, kulumuza indirdiğimize de inanıyorsanız, bilin ki aldığınız her ganimetin beşte biri Allah'ın, elçisinin, elçinin en yakınlarının, yetimlerin, çaresizlerin ve yolcunundur. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır." (Enfal 8/41) Ganimetin 4/5'i savaşçılara verilir ama feyde savaşçıların payı yoktur. Bu. âyet, Bizans'ın Mısır genel valisi. Mukavkıs tarafından Nebîmize hediye edilen Mâriye'nin ona helal olduğunu bildirmektedir. Bu hüküm ona özeldir, diğer müminlerin böyle bir hakkı yoktur. Savaş sonucu elde edilen esir kadınlarla nikahsız birliktelik mümkün değildir (Nur 24/32-33). Esirler ya fidye karşılığı veya karşılıksız serbest bırakılırlar (Muhammed 47/4) Gelenekte fey'e ganimet anlamı verilerek bir çarpıtma yapılmış ve bu âyet, cariyelerin cinselliğinden yararlanma suçuna alet edilmiştir. Bu, ne büyük bir iftiradır! [3] [*] Bu âyette iltifat vardır, Meal, bu sanat yok sayılarak verilmiştir. Ayrıntı için bkz. 8. âyetin dipnotu. [5*] Mehir almadan evlenmek isteyen kadın da sadece Nebîmize helaldir. Bir mümin erkek, bir kadınla mehirsiz evlense evlilik geçerli olur ama ona denk bir kadının mehri kadar mehir vermesi gerekir. Böyle bir eşi, ilişkiye girmeden boşayan da ona mal vermek zorundadır (Bkz. Bakara 236).  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey peygamber, mehirlerini ödediğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de mü'min bir kadın kendisini peygambere hibe ederse, peygamber de onu nikahlamak isterse, bunu diğer müminlere değil sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara, eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Sana bir sıkıntı vermemesi için böyle yaptık. Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını ve teyze kızlarını helâl kıldık. Mehir istemeksizin kendisini Peygambere hibe eden mü'min kadınları da, eğer Peygamber onları nikâhlamak istiyorsa, diğer mü'minlerden farklı olarak yalnız sana helâl kıldık. Biz mü'minlere hanımları ve ellerinin altındaki cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri bilerek takdir etmiş bulunuyoruz.(18) Bütün bunlar,(19) senin gönlüne bir darlık gelmesin diyedir. Allah ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
(18) Mü’minler için eş sayısı dört ile sınırlandırılmıştır; ayrıca mehirlerini vermek ve adaletli davranmak yükümlülüğü de vardır. (Bk. 4:3-4.)(19) Gerek peygamberlik görevinin özellikleri nedeniyle sana tanıdığımız haklar; gerekse bunları ve mü’minlerle ilgili hak ve sorumlulukları açıklamış olmamız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey Peygamber! Biz sana şu hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber'e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu... Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ay peyġamber! bayıķ biz ḥelāl eyledük saña 'avratlaruñı anlar kim virdüñ ķabinlerini daħı anı kim mālik oldı elün ya'nį ķaravaş andan kim girü döndürdi Tañrı üzerüñe daħı ķızlarını atañ ķarındaşınuñ daħı anuñ ķız ķarındaşı ķızlarını daħı ŧayıñ ķızlarını daħı ķızlarıını ŧeyezelerünüñ anlar kim ayrıldılar yirlerinden senüñ-ile daħı 'avrat mü’mine eger baġışlar-ise gendüzini peyġamber’e eger diler-ise peyġamber nikāh eyleye anı ħaś iken saña mü’minlerden ayruķ. bayıķ bildük anı kim farįża eyledük anlaruñ üzere 'avratlarında anlaruñ daħı anda kim mālik oldı elleri tā olmaya üzerüñe. ŧarlıķ. daħı oldı Tañrı yarlıġayıcı raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy peyġamber, biz saña ḥalāl itdük ol ‘avratlaruñı ki virdük özlerine mehr‐lerini, senüñ elüñ altında ḳırnaḳları daḫı, Tañrı Ta‘ālā saña virdügi ġanīmet‐lerden. Atañ ḳardaşı ḳızlarını daḫı ḥalāl itdük saña, anañ ḳız ḳardaşı ḳızla‐rını daḫı, ṭayuñ ḳızlarını daḫı, diyezeñ ḳızlarını daḫı, anlar ki senüñle hicretitdiler, bir mü’mine ‘avratı daḫı eger özi baġışlasa nebīye, peyġamber anıevlenmek dilese, ḫāliṣ senüñ‐çün mü’minlerden özge. Biz bilürüz farż ey‐ledügümüz nesneleri anlar üstine ‘avratlarından ḳolları altındaġı ḳırnaḳlardadaḫı. Ḥattā ki senüñ üstüñe günāh olmaya. Tañrı Ta‘ālā günāhlar baġışla‐yıcıdur, raḥmet idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ya Peyğəmbər! Mehrlərini verdiyin zövcələrini, Allahın sənə qənimət olaraq verdiklərindən sahib olduğun cariyələri, səninlə birlikdə (Mədinəyə) hicrət etmiş əmin qızlarını, bibilərinin qızlarını, dayın qızlarını, xalalarının qızlarını və bir də Peyğəmbər onunla evlənmək istədiyi təqdirdə özünü (mehrsiz) Peyğəmbərə bağışlayan hər hansı bir mö’min qadını – digər mö’minlərə deyil, yalnız sənə məxsus olmaq üzrə - sənin üçün halal etdik. Onların zövcələri və sahib olduqları cariyələr barəsində (“Nisa” surəsində) nə hökm etdiyimizi (onlara hansı qadınları halal buyurduğumuzu və bu məsələdə onları Peyğəmbərlə bir tutmamağımızın hikmətini), əlbəttə, bilirik. (Ya Rəsulum!) Sənə (evlənməkdə) bir çətinlik olmasın deyə (bu buyurduqlarımızı sənə halal etdik). Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O Prophet! Lo! We have made lawful unto thee thy wives unto whom thou hast paid their dowries, and those whom thy right hand possesseth of those whom Allah hath given thee as spoils of war, and the daughters of thine uncle on the father's side and the daughters of thine aunts on the father's side, and the daughters of thine uncles on the mother's side emigrated with thee, and a believing woman if she give herself unto the Prophet and the Prophet desire to ask her in marriage, a privilege for thee only, not for the (rest of) believers. We are aware of that which We enjoined upon them concerning their wives and those whom their right hands possess that thou mayst be free from blame, for Allah is Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O Prophet! We have made lawful to thee(3741) thy wives to whom thou hast paid their dowers;(3742) and those whom thy right hand possesses out of the prisoners of war whom(3743) Allah has assigned to thee; and daughters of thy paternal uncles and aunts, and daughters of thy maternal uncles and aunts, who migrated(3744) (from Makka) with thee; and any believing woman who dedicates her soul to the Prophet(3745) if the Prophet wishes to wed her;- this only for thee, and not for the Believers (at large); We know what We have appointed for them as to(3746) their wives and the captives whom their right hands possess- in order that(3747) there should be no difficulty for thee. And Allah is Oft- Forgiving, Most Merciful.(3748)
3741 This introduces no new exemption or privilege. Verses 50-52 merely declare the points in which, on account of the special circumstances (see n. 3706 above), the Prophet's marriages differed from those of ordinary Muslims. This is considered under four heads, which we shall examine in the four notes following. 3742 Head 1. Marriage with dower (4:4): this is the universal Muslim marriage. The difference in the Prophet's case was that there was no limitation to the number of four (4:3), and women of the People of the Book (5:5) were not among his wives, but only Believers. These points are not expressly mentioned here, but are inferred by his actual practice. Obviously women who are expected to instruct other women in Islam must be Muslims. 3743 Head 2. Women Prisoners of War: the same remark as the last note. The point does not now arise, as the whole condition and incidents of war have been altered and slavery has been abolished by international agreement. 3744 Head 3. These are first cousins, and not within the Prohibited Degrees of Marriage (see 4:23 -24). These are specially mentioned here by way of limitation. None of them could marry the Prophet unless she had performed the Hijrah with him. If she had not so performed it in spite of her close relationship, she could not be credited with any great fervour for Islam, or be considered suitable for instructing other women in Islam. 3745 Head 4. A believing woman who dedicates her soul to the Prophet: obviously this case, like the last, is only applicable to the Prophet, and is hedged around with the limitations that the Prophet considers it a suitable and proper case of true service to the community, and not merely a sentimental woman's freak. Some Commentators think there was no such case. But others, with whom I agree, think that this applies to Zaynab bint Khuzaymah, who had dedicated herself to the poor and was called the Mother of the Poor ( Umm al masakin). Similarly, the last head might possibly refer to Zaynab bint Jahsh, who was a daughter of the Prophet's paternal aunt, herself a daughter of 'Abd al Muttalib. 3746 The ordinary law of Muslim marriage will be found chiefly in 2:221-235, 4:19 -25, 4:34 -35, and 5:5. 3747 The words "this only for thee . . . right hands possess" are parenthetical, and the words "in order that. . ." connect on with the previous clauses beginning with "O Prophet, We have made lawful . . . wishes to wed her." 3748 Marriage is an important relationship not only in our physical life, but in our moral and spiritual life, and its effects extend not only to the parties themselves but to children and future generations. A number of special problems arise according to special circumstances. Every man and woman must seriously consider all sides of the question and must do the best in his or her power to temper instincts and inclinations with wisdom and guidance from Allah. Allah wishes to make every one's path easy, for He is indeed "Oft-Forgiving, Most Merciful".  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
النَّبِيُّ
nebî
اِنَّٓا
şüphe- siz Biz
اَحْلَلْنَا
helâl kıldık
لَكَ
sana
اَزْوَاجَكَ
hanımlarını
الّٰـت۪ٓي
onlar ki
اٰتَيْتَ
verdin
اُجُورَهُنَّ
ücretlerini
وَمَا
ve o şey- leri ki
مَلَكَتْ
sahip oldu
يَم۪ينُكَ
sağ elin
مِمَّٓا
o şey- lerden ki
اَفَٓاءَ
ganimet verdi
اللّٰهُ
Allah
عَلَيْكَ
sana
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
عَمِّكَ
amcanın
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
عَمَّاتِكَ
halanın
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
خَالِكَ
dayının
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
خَالَاتِكَ
teyzenin
الّٰت۪ي
onlar ki
هَاجَرْنَ
hicret ettiler
مَعَكَۘ
seninle beraber
وَامْرَاَةً
ve bir kadın ki
مُؤْمِنَةً
mü'min
اِنْ
eğer
وَهَبَتْ
hibe ederse
نَفْسَهَا
kendini
لِلنَّبِيِّ
nebîye
اِنْ
eğer
اَرَادَ
isterse
النَّبِيُّ
nebî
اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗق
onu nikâhlamak
خَالِصَةً
sadece
لَكَ
sana
مِنْ دُونِ
haricinde
الْمُؤْمِن۪ينَۜ
mü'minlerin
قَدْ
kuş- kusuz
عَلِمْنَا
bildik
مَا
o şe- yi ki
فَرَضْنَا
farz kıldık
عَلَيْهِمْ
onlara
ف۪ٓي
hak- kında
اَزْوَاجِهِمْ
hanımları
وَمَا
ve o şey ki
مَلَكَتْ
sahip oldu
اَيْمَانُهُمْ
sağ elleri
لِكَيْلَا يَكُونَ
olmaması için
عَلَيْكَ
sana
حَرَجٌۜ
bir güçlük
وَكَانَ
ve olan- dır
اللّٰهُ
Allah
غَفُوراً
Ğafûr
رَح۪يماً
Rahîm
Ey nebî! Ücret (olarak mehir)lerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiğ(i savaş esir)lerinden elinin altında bulunan (cariye)leri, seninle beraber hicret eden; amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını (istersen nikâhlamayı) Biz sana helâl kıldık. Bir de kendisini nebîye (mehir istemeden) hibe eden mü'min bir kadını, eğer nebî de kendisiyle evlenmek isterse, diğer mü'minlere değil sadece sana mahsus olmak üzere (onu mehirsiz olarak nikâhlamayı sana helâl kıldık). Kuşkusuz Biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan (cariye)leri hakkında mü'minlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları gerektiğini onlara daha önce açıkladık) Ki sana bir güçlük olmasın. Çünkü Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَحَلَّ
Fiil-IV
ح ل ل
Helal kıldı, kondurdu, yerleştirdi
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَفَٓاءَ
Fiil-IV
ف ي ا
Ganimet verdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بَنَات
İsim
ب ن ي
Kızlar
عَمّ
İsim
ع م م
Amca
بَنَات
İsim
ب ن ي
Kızlar
عَمَّة
İsim
ع م م
Hala
بَنَات
İsim
ب ن ي
Kızlar
خَال
İsim
خ و ل
Dayı
بَنَات
İsim
ب ن ي
Kızlar
خَالَات
İsim
خ و ل
Teyze
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
هَاجَرَ
Fiil-III
ه ج ر
Hicret etti
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اِمْرَاَت
İsim
م ر ا
Kadın, hanım, eş
مُؤْمِنَة
Etken fiil-IV
ا م ن
Mü'min bir kadın
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
وَهَبَ
Fiil-I
و ه ب
Hibe etti, bahşetti, lütfetti, ihsanda bulundu, ikram etti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اِسْتَنْكَحَ
Fiil-X
ن ك ح
Nikâhlamak
خَالِصَة
Etken fiil
خ ل ص
Sadece, has, mahsus, samimi
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فَرَضَ
Fiil-I
ف ر ض
Farz kıldı, tayin etti, takdir etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
كَى
Masdar harfi
كَى
Ki, için, ta ki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حَرَج
İsim
ح ر ج
Sıkıntı, güçlük, zorluk
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli