close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahzâb Sûresi 49. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ nekahtumu-lmu/minâti śümme tallaktumûhunne min kabli en temessûhunne femâ lekum ‘aleyhinne min ‘iddetin ta’teddûnehâ(s) femetti’ûhunne veserrihûhunne serâhan cemîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, inanan kadınları nikahladıktan sonra onlara dokunmadan boşarsanız onlar için sayacağınız bir bekleme müddeti yoktur; onlara geçinecek bir şey verin ve güzellikle bırakın.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler, mü’min kadınları nikâhlayıp da, sonra (anlaşamayacağınızı fark edip) onlara dokunmadan (zifaf olmadan önce) boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. (Ama) Bu durumda (uygun bir tavırla) onları yararlandırın (yeterli miktar mut’alarını: Tanışma ve dayanışma paylarını verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları boşayıverin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey inananlar! Mü'min kadınları nikahlayıp sonra ilişkide bulunmadan boşarsanız, onları iddet müddetince bekletmeniz gerekmez. O halde onlara bağışta bulunarak, onları memnun edin ve onları zarar ve eziyet vermeksizin serbest bırakın.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman edenler, mü'min kadınları nikâhladığınız zaman, henüz zifafa girmeden onları boşar, boşanma kararı alırsanız, onları, mahkemeye, hakemlere veya âlimlere hesaplatacağınız bir iddet süresince bekletmeye hakkınız yoktur. Onları hemen dünyalık vererek, ihtiyaçlarını karşılayarak güzel bir şekilde serbest bırakın.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/236-237.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikahlar da sonra kendilerine dokunmadan boşarsanız sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Onlara geçimlik birşeyler verin ve kendilerini güzel bir tarzda salıverin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir tarzda onları salıverin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey müminler! Mümin hanımları nikâh edip de, sonra kendilerine dokunmadan (onlarla başbaşa kalmadan) onları boşarsanız, artık üzerlerine sayıp duracağınız bir iddet (üç hayız müddeti kadar bir bekleyiş) size yoktur; (hemen başka bir kocaya varabilirler). Bu takdirde onlara, hemen nikâh haklarını verip kendilerini güzel bir şekilde boşayın.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhladığınız, sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, onlar üzerinde tamamlanmasını bekleyeceğiniz bir iddet hakkınız yoktur. Artık onları faydalandırın ve güzel bir şekilde salıverin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp sonra kendileriyle cinsel ilşkiye girmeden onları boşarsanız, artık onlar üzerinde sizin sayıp duracağınız bir iddet bekletme hakkınız yoktur. Onlara bir miktar yardımda bulununuz ve onları güzellikle serbest bırakınız![443]
[443] Hz. Peygamber’in aile hayatı hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 326-334.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! inanlı kadınlarla evlenmiş bulunup da, dokunmadan boşarsanız onları, saya günü saymak gerekmez size, onlara meta verin, güzellikle, tatlılıkla bırakın!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Mü'min kadınları nikâhlayıp da henüz dokunmadan onları boşarsanız, onları iddet müddetince beklemeniz gerekmez. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.
Cemil Said
swap_vert close
Ey îmân idenler sâdık bir zevcenizi kendisiyle münâsebet-i cinsiyede bulunmazdan evvel tatlîk ider iseniz ânın içün ’iddet yokdur fazla alıkoymayınız âna istihkâkını viriniz ve nâmuskârâne terhîs idiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a[440] verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.
Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para veya maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 28. âyetine bakınız.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınlarla evlenme akdi yapıp da sonra, birleşmeden onları boşadığınızda onlar üzerinde, hesaplayıp bekleteceğiniz bir iddet hakkınız yoktur. Onları bir şeyler vererek memnun ediniz ve güzellikle boşayınız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız, onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur. O halde onları (bir bağışla) memnun edin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın.  
 Zifaftan önce boşanan kadına, önceden tayin edilmiş bir mehir varsa onun yarısı verilir. Yoksa bağış yapılır. Bu bağışın belli bir miktarı yoktur. Bu şekilde boşanmış kadın iddet beklemeden evlenebilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey inananlar, inanan kadınları nikahladıktan sonra, onlarla cinsel ilişkiye girmeden boşarsanız, (bir başkasıyla evlenmelerinden önce) onların size bir bekleme süresi borcu yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâh edip de sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Derhal müt'alarını (mehirleri belirlenmediği takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları güzel bir şekilde salıverin.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! Mü'minleri nikâh ettiğiniz, sonra onlara dokunmadan talâk verdiğiniz vakıt üzerlerinde sayacağınız bir ıddet hakkınız yoktur, derhal müt'alarını verib onları güzel bir surette salıverin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler! Mü’min kadınları nikâhlar da sonra kendilerine dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan ya da birleşmeye hiçbir engel bulunmayan tenha bir yerde onlarla baş başa kalmadan) önce onları boşarsanız, sizin için onların üzerinde sayacağınız bir iddet (süresi) yoktur. Onlara (tayin ettiğiniz mehrin yarısını, henüz mehir tayin etmediyseniz) faydalanacakları (hediyelik) bir şeyler verin ve kendilerini güzel bir şekilde serbest bırakın.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'min kadınlarla evlenip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın¹ ve güzellikle ayrılın.
1- Tazminatlarını verin, bağışta bulunun.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, mü'min kadınları nikâhlayıb da sonra, kendilerine dokunmadan, onları boşadığınız zaman sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yokdur. O suretde onları fâidelendirib kendilerini güzel bir şekilde salıverin.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Mü'min kadınları nikâh eder de sonra kendilerine dokunmanızdan önce onları boşarsanız, bu durumda sizin için onların üzerinde sayacağınız bir iddet (süresi bekletme hakkınız) yoktur. Hemen onları (mehirlerinin yarısıyla) faydalandırın ve onları güzelce bir bırakmayla (incitmeden) güzellikle salıverin!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey iman etmiş olanlar! Mü’min kadınları nikâhlayıp, sonra (anlaşamayacağınızı fark edip) onlara dokunmadan (zifaf olmadan önce) boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. (Ama) Bu durumda bile (uygun bir tavırla) onları yararlandırın (tazminatlarını verin, bağışta bulunun) ve (haklarını çiğnemeden, eziyet etmeden) güzel bir salma tarzıyla onları salıverin.*
(*) Zifaftan önce boşanan kadına, önceden tayin edilmiş bir sıdak/mehir varsa fakıhlara göre onun yarısı verilir. Yoksa bağış yapılır, yani bir tazminat verilir. Ama bu bağışın belli bir miktarı yoktur. Bu şekilde boşanmış kadın iddet beklemeden hemen evlenebilir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! İnanan kadınlarla evlendiğinizde, onlarla evlilik ilişkisine girmeden boşarsanız, kadınlar için belirlenen iddet günlerini (dört ay on günü) saymanıza gerek yoktur. O kadınların geçimliklerini sağlayın ve (haklarını çiğnemeden, eziyet etmeden) onları güzellikle bırakın.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! İnanan kadınları alır, sonra da el sürmeden boşarsanız, onları bekletmiye hakkınız yoktur. Onları gönendirin. Onlara güzellikle yol verin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/minler! Mü/min kadınları, nikâh edip onlara dokunmadan evvel boşarsanız sizin onlar hakkında sayacağınız hiçbir iddet yoktur. Onlara, mehir takdir olunmamış ise istifade edilecek bir şey verin, onlara iyi bir surette yol verin [³].
[3] Haklarını kesmeyin, onlara zarar vermeyin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! İnanan kadınları nikâhlayıp da sonra onlara dokunmadan/ilişkiye girmeden boşadığınız takdirde, bir iddet dönemi hesaplayıp onları bekletmeye hakkınız yoktur. Bu durumda onlara geçimliklerini veriniz ve onları güzelce serbest bırakınız.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık onları (yetecek miktarda) yararlandırın ve onları güzel bir salıverişle salıverin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin veya Kitap Ehlinden olan bir kadınla evlenir, fakat henüz kendisine dokunmadan —yani gerdeğe girmeden— onu boşarsanız, evlilik o anda bitmiş olur. Artık kadın serbesttir, dilerse bir başkasıyla evlenir, dilerse yeni bir nikah ve mehir ile eski kocasına geri döner (2. Bakara: 228-232). Bu kadın, —gerdeğe girmiş kadınların aksine— bir başkasıyla evlenmeden önce üç ay hâli beklemek zorunda değildir ve sizin de ondan bunu istemeye hakkınız yoktur. Bu durumda, evlilik bedeli olan mehir belirlenmiş ise, ona mehrin yarısını verin. Belirlenmemiş ise, maddî gücünüz ölçüsünde, onu teselli edici hediyelerle faydalandırın ve kendisini üzmeden, rencide etmeden ve yeni bir yuva kurmasını engelleme hırsına kapılmadan güzelce bırakın. Gerdeğe girdikten sonra boşadığınız kadınlara gelince; mehir belirlenmiş ise mehrin tamamını, belirlenmemiş ise ‘mehr-i misil: ortalama bir mehir’ verin. Bütün bu hükümler, Peygamber dışındaki müminler için geçerlidir. Peygambere gelince:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp, sonra dokunmadan onları boşadığınız zaman onlara iddet saymanıza gerek yoktur. Onlara geçimliklerini verin! Onları güzel bir şekilde salıp bırakın!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! Mümin bayanlarla nikahlanır da, kendilerini, zifaf olmadan boşarsanız, üç temizlik dönemini beklemeye gerek yoktur. Kendilerini, mehirlerini iade edip gönülleyerek serbest bırakabilirsiniz...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp, sonra onlarla cinsel ilişki kurmadan boşadığınızda, onlar üzerinde sizin benden bir çocuk var mı yok mu diye bekleme süreniz yoktur. Böyle bir durumda onlara evlilik süresince geçirdikleri zaman için uygun bir ücret verin! Kendilerini güzel bir şekilde bırakarak üzerlerinde hiçbir hak iddia etmeyin! Çünkü onlar boşadığınız andan itibaren Mümin kardeşleriniz olmuştur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da onlara (cinsel olarak) dokunmadan onları boşarsanız, onların aleyhine sizin lehinize sayacağınız hiçbir (bekleme) süresi yoktur. Onlara, geçimlik ([mehr]in yarısını) [*] verin ve onları güzel bir şekilde bırakın (boşanın). [*]
Bu ayet Bakara 2:237 ile birlikte okunmalıdır.,Bu ayetin öncesi ile ilgili konu bağlantısı hakkında geniş bilgi için bkz. Râzî, [Mefâtîhu’l-Ğayb], c. XXV, s. 218-219.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! Müslüman kadınları nikâhlayıp sonra henüz zifafa girmeden¹ onları boşarsanız bu durumda sizin onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur.² Bir de onlara bir miktar mal verin³ ve onları güzellikle serbest bırakın.
1 Halvet-i sahîha: İki kişinin özellikle bir erkek ve bir kadının bir yerde yalnız kalmasıdır. Halvet, sahih ve fâsit olmak üzere ikiye ayrılır. “Sahih halvet,” eşlerin sahih bir nikâh akdinden sonra, kimsenin göremeyeceği ve istekleri dışında kimsenin giremeyeceği, ev veya kapalı sayılan bir yerde yalnız başlarına kalmasıdır. Eşler, umuma açık yerlerde baş başa kalsa, bununla sahîh halvet gerçekleşmez. Sahih halvet engelleri üç tanedir: a. Tabiî engel: Eşlerin yanında, yedi yaşlarından büyük ve temyiz gücüne sahip üçüncü bir şahıs bulunması halvet için bir engeldir. b. Hissi engel: Eşlerden birisinin diğerine yaklaşamayacak derecede sakat, özürlü ve hasta olması. c. Şer’î engel: Eşlerin birbirine yaklaşmasını şer’an haram kılan haller, şer’î engel sayılır. Ramazanda oruçlu olmak, ihramda bulunmak, itikâfta olmak, hayız ve nifaslı bulunmak, gibi. Yukarıdaki şartlar tam olarak bulunmazsa halvet, fâsit halvet olur. Hanefi ve Hanbelîlere göre, cinsel birleşme hükmünde olan sahih halvetin sonuçları şunlardır: 1. Tam mihre hak kazanma. Koca, karısını sahih halvetten sonra boşarsa, kadın daha önce belirlenmiş olan mihrin tamamına hak kazanır. 2. Doğacak çocuğun nesep hakkı. Kadın, sahih halvetten sonra boşanır ve halvetten altı aydan daha fazla zaman sonra çocuk dünyaya getirirse, çocuğun nesebi bu babaya bağlanır. 3. İddet. Kadın, sahih veya fâsit halvetten sonra boşanmışsa, boşanma iddeti bekler. 4. İddet nafakası. Boşayan kocanın iddet süresince, kadının mâişet, giyim ve mesken ihtiyacını karşılaması gerekir. Yukarıdaki esaslar evli çiftlerle ilgilidir. Evli olmayan ve birbirinin mahremi de bulunmayan bir erkekle bir kadının, üçüncü bir kişinin giremeyeceği kapalı yerlerde yalnız baş başa kalması veya kadının sefer mesafesinden uzak yerlere yanında mahremi bulunmaksızın yolculuğa çıkması caiz değildir. Bu konuda, Hz. Peygamber’den çeşitli hadisler nakledilmiştir: “Hiç bir erkek yabancı bir kadınla, baş başa kalmasın ve hiç bir kadın da mahremi olmaksızın yolculuğa çıkmasın” buyurdu. Bunun üzerine bir adam ayağa kalktı ve: “Ey Allah’ın elçisi! Ben falanca gazveye katılmak için yazıldım. Karım da hac için yolculuğa çıktı.” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Git, sen de hanımınla birlikte haccet” buyurdu. (Buhârî, Müslim) “Kadın, yanında kocası veya mahrem bir hısımı bulunmadıkça, üç günden fazla yolculuğa çıkmasın.” (Buhârî, Ebû Dâvud, Dârimî) Halvet-i sahîha olan kadın, zifafa girmiş sayılır ve iffetinden şüphe edilir. Ama bu, onun iffetsiz olduğu anlamına gelmez. Bir kadının, ona bakmak ve dokunmak haram olacak derecede yakın bir erkek akrabasıyla, yolculuk yapması ve baş başa kalması caiz olur. Anne, nine, kız, kızın kızları, kız kardeş, kardeşlerin kızları, hala ve teyze gibi nesep hısımları ile kayın valide gibi sıhrî hısımlar buna dâhildir. Ayrıca kendileriyle halvette bulunmanın caiz olmadığı kimselerle bir arada bulunmak İslâm’ın uygun görmediği ve yasakladığı bir husustur. Kadın ve erkeğin “ihtilâtı” (karışık oturması) durumunda haram nazarın kaçınılmaz olacağı muhakkaktır. Ümmü Seleme der ki: Biz Meymune ile beraber Rasulullah (s.a.v)’in yanında iken Abdullah b. Ummi Mektum gelerek onun yanına girdi. Bu hadise bize örtünme emri geldikten sonra idi. Rasulullah (s.a.v): “ondan gizlenin” dedi. Bunun üzerine “Ya Rasulullah! O âmâ değil midir? Bizi görmez ve tanıyamaz?” dedim. Rasulullah (s.a.v) “Siz ikiniz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?” dedi (Tirmizi).2 İddet: Eşinden ayrılan kadının, tekrar evlenebilmek için beklemek zorunda olduğu süre, demektir. Bu süre; boşananlarda; “üç ay hali,” kocası ölenlerde; “dört ay on gün,” hamilelerde ise “doğuruncaya kadardır.” Bk. (Bakara: 226, 228, 234, Talak: 1-4, dipnotları) Kadınların iddet beklemesi, kocalarının onlar üzerindeki hakkıdır. Bu da neslin muhafazası içindir. 3 Mihir: Evlenme sırasında erkek tarafından kadına ödenen, dinen alt ve üst sınırı belirlenmeyen, tarafların anlaşacakları bir miktar mal veya para, demektir. Peygamberimiz (s.a.v) mihirsiz hiç bir evliliğe müsaade etmemiştir. Mihir, kadının hakkıdır. Mihir, evlilik hayatı süresince veya kocasını kaybetmesi veya boşanması hâlinde, yeni bir hayat programı hazırlayıncaya kadar kadın için bir yedek akçe, niteliğindedir. Bu âyetteki durumda erkek, kadına eğer mihir belirlenmişse mihrin yarısını, belirlenmemişse makul bir miktar mal verir. Bk. (Bakara: 236, 237)  
Muhammed Esed
swap_vert close
SİZ EY imana ermiş olanlar! Mümin kadınlarla evlenir ve fakat onlara dokunmadan boşarsanız, onlar adına bir iddet dönemi hesaplamaya ve (onlardan bunu) beklemeye hakkınız yoktur; ⁵⁵ o halde [hemen] ihtiyaçlarını karşılayın ve en güzel şekilde bırakın. ⁵⁶
55 Lafzen, “onlar için hiçbir şekilde iddet hesaplamak zorunda değilsiniz” -yani, “ikinizin de hesaplamak zorunda olduğu süreyi”: karş. 2:228’in ilk bölümü ve bununla ilgili not 215. Ama eğer evlilik fiilen gerçekleşmemişse bir hamilelik sorunu doğmayacağından boşanan kadının iddeti beklemesi anlamsız olur ve ne kendisine ne de boşandığı kocasına bir fayda sağlar.56 Genelde bütün müminleri ilgilendiren belli evlilik problemleri ile ilgili olan bu emir, sonraki ayette, yalnız Hz. Peygamber için geçerli olan evlilik kuralları konusundaki söylemin yeniden vurgulanmasına bir giriş oluşturmaktadır: Böylece, “Ey Peygamber eşleri! Siz [öteki] kadınlar gibi değilsiniz” (ayet 32) sözleri ile başlayan ayetle ve Zeyneb ile evliliğini konu alan müteakip ifadelerle (ayet 37 vd.) bağlantılı bulunmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler, mümin kadınları nikâhlayıp, sonra da gerdeğe girmeden onları boşarsanız onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Şu halde onlara belirlediğiniz mehirlerini ve boşanma tazminatlarını verin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın! 2/221...242, 65/1...6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SİZ ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlar da onları gerdeğe girmeden önce boşarsanız, onlara karşı iddet hesaplama hakkınız yoktur; şu halde derhal onlara dünyalıklarını verin ve kendilerini güzellikle salıverin.[³⁷⁷¹]
[3771] Krş: 2:234 ve 65:1-7. İddet nesebin sıhhati içindir. Buna göre, “hamilelik yoksa iddet de yoktur” denilebilirse de, boşanma eyleminin nesepten öte duygusal ve sosyal boyutları da olduğu aşikârdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, mümin kadınları nikâhlayıp da, onlarla temas etmeden boşadığınızda bir "iddet süresi" saymanıza gerek yoktur, onları güzel bir bağışla memnun edin ve güzellikle serbest bırakın.
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlara karşı sizin sayacağınız bir iddet/müddet yoktur. Bu durumda onlara (halinizce) dünyalık verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân etmiş olanlar! İmân sahibesi olan kadınları nikâh ettiriniz, sonra da onları daha kendilerine temas etmeden evvel boşadığınız vakit, artık sizin için onların üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. O halde onları fâidelendiriniz ve onları güzelce bir sûrette salıveriniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey müminler! Mümin kadınlarla nikâh akdi yapıp da onlara dokunmadan kendilerini boşayacak olursanız, onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Bu durumda bağışlayacağınız hediyelerle onları memnun ederek güzel bir şekilde boşayın. [2, 228. 236-237]
Müt’a: Koca tarafından boşadığı karısının gönlünü almak için vermesi gereken mal, para, elbise gibi şeylerdir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan boşarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen müt'alarını verin (biraz geçimlik verip memnun edin) ve onları güzellike serbest bırakın.
Boşanan kadın, üç temizlik süresi geçmeden evlenemez. Ancak kadın, henüz kendisine dokunulmadan boşanmış ise hiç beklemeden evlenebilir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler! Mü'min kadınları nikâh idüb sonra, temâs itmezden evvel tatlîk ider iseniz, onlar üzerine ta'dâd ideceğiniz 'aded yokdur. Onları bir şey i'tâsıyla müstefîd idiniz ve hüsn-ü sûretle yol viriniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey iman etmiş kişiler! Mümin kadınlarla nikahlanır da ilişkiye girmeden boşarsanız onların, sizden dolayı iddet beklemeleri gerekmez. Onlara yararlanacakları bir şey verin ve onları güzellikle serbest bırakın.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıp, sonra da onlarla ilişkiye girmeden boşadığınız zaman, onlara iddet saymanıza gerek yoktur. Onlara geçimliklerini verin ve onları güzel bir şekilde bırakın.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikâhladıktan sonra kendilerine dokunmadan boşadığınız takdirde, onlar için saymanız gereken bir iddet yoktur. Yalnız onları gönül alacak birşeylerle faydalandırın ve güzellikle boşayın.(17)
(17) Bk. 2:236-237.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da kendilerini, onlara dokunmadan boşarsanız, sizin belirleyeceğiniz bir iddet boyunca onları bekletme hakkınız yoktur. O halde, böyle durumlarda onları nimetlendirin ve kendilerini güzelce serbest bırakın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler! ķaçan kim nikāh eyleyesiz mü’mine 'avratları andan ŧalāķ viresiz anlara andan ilerü kim yaķınlıķ eyleyesiz anlara yoķdur sizüñ anlaruñ üzere hįç iddet kim śayasız anı. pes muŧ'a virüñ anlara daħı śalı virüñ anları śalı virmek görklü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy īmān getürenler, ḳaçan evlenseñüz mü’mine ‘avratları, daḫı boşasañuzanları, özlerine yapışmadan burun, pes anlar üstine sizüñ ‘iddetüñüzyoḳdur. Mut‘a virüñüz anlara, daḫı ḳoyıvirüñüz yaḫşı ḳoyıvirmek.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Əgər mö’min qadınlarla evlənib onlara toxunmadan əvvəl talaqlarını versəniz, artıq onlar üçün sizə gözləmə müddəti saymağa ehtiyac yoxdur. (Onları evlərinizdə saxlayıb gözləmə müddətini başa vurmağa məcbur etməyin. Aranızda yaxınlıq olmadığı üçün nə vaxt istəsələr, o vaxt da başqasına ərə gedə bilərlər). Belə olduqda onlara bir şey (mehrin yarısını və ya bir az mal) verib gözəl tərzdə sərbəst buraxın!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! If ye wed believing women and divorce them before ye have touched them, then there is no period that ye should reckon. But content them and release them handsomely.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! When ye marry believing women, and then divorce them before ye have touched them, no period of ´Iddah(3738) have ye to count in respect of them: so give them a present.(3739) And set them free in a handsome manner.(3740)
3738 See n. 254 to 2:228. The 'Iddah counts for three monthly courses, or if there are no courses, for three months (see 2:34 and 65:4). 3739 This present is held, by some, to be in addition to the half dower due to them under 2:237. If the dower had not been fixed, the gift would presumably be larger, and it would absorb the gift prescribed n 2:236. 3740 The gift should be given with good grace, and the freedom of the woman should not be interfered with in any way. If she chooses to marry again immediately, no obstacle should be placed in her path. On no pretext should she be allowed to remain doubtful about her freedom.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُٓوا
iman ettiler
اِذَا
o za- man ki
نَكَحْتُمُ
nikâh ettiniz
الْمُؤْمِنَاتِ
mü'min kadınları
ثُمَّ
sonra
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
onları boşadınız
مِنْ قَبْلِ
önce
اَنْ تَمَسُّوهُنَّ
kendilerine dokun- manızdan
فَمَا لَكُمْ
bu durumda sizin için yoktur
عَلَيْهِنَّ
üzerlerinde
مِنْ عِدَّةٍ
bir iddetten ki
تَعْتَدُّونَهَاۚ
onu sayacaksınız
فَمَتِّعُوهُنَّ
hemen onları faydalandırın
وَسَرِّحُوهُنَّ
ve onları salıverin
سَرَاحاً
bir salı- vermeyle
جَم۪يلاً
güzelce
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Mü'min kadınları nikâhlayıp da sonra kendilerine el sürmeden onları boşarsanız, bu durumda sizin için onların üzerinde sayacağınız bir iddet (süresi bekletme hakkınız) yoktur. Hemen onları (nikâhta mehir belirtmişseniz mehrin yarısıyla, mehir belirtmemişseniz hediye cinsinden bir şeyle) faydalandırın ve onları güzelce bir bırakmayla (incitmeden) salıver(ip boşay)ın!
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
نَكَحَ
Fiil-I
ن ك ح
Nikâhlandı, evlendi
مُؤْمِنَات
Etken fiil-IV
ا م ن
Mü'min kadınlar, iman eden kadınlar
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
طَلَّقَ
Fiil-II
ط ل ق
Boşadı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِدَّة
İsim
ع د د
Sayı, iddet, bekleme müddeti
اِعْتَدَّ
Fiil-VIII
ع د د
Saydı, hesapladı
مَتَّعَ
Fiil-II
م ت ع
Faydalandırdı, mut'a verdi, nimet verdi, yararlandırdı, istifade ettirdi, geçindirdi
سَرَّحَ
Fiil-II
س ر ح
Salıverdi
جَمِيل
Sıfat
ج م ل
Güzel, güzelce