[O halde,] Allah’ın kendisi için takdir ettiği şeyi ⁴⁸ [yapmasından dolayı] Peygamber’e hiçbir suç isnad edilemez. [Gerçekte, bu] sizden önce gelip geçenler için de Allah’ın bir uygulamasıydı; ⁴⁹ ve [şunu unutma ki] Allah’ın iradesi mutlaka tecelli eder.
48 Yani, Zeyneb ile evlenmesini; bu da yürürlükteki hukukun bakış açısını ortaya koymayı ve Hz. Peygamber’in kişisel ahlakî sorumluluğu olarak gördüğü konuda o’nu tatmin etmeyi amaçlıyordu.49 Yani, Muhammed (s)’den önceki bütün peygamberlerde, Muhammed (s)’de olduğu gibi, bütün şahsî istekler, Allah’a teslim olma kararlılığına uygun düşen isteklerdi: bu da, Allah’ın seçiciliğini karakterize eden ve -daha sonraki yan cümleciğin ifade ettiği gibi- onların “kaçınılmaz/mutlak kader”lerini (kaderen makdûren) oluşturan, doğuştan edinilmiş uyumlu bir ruh halidir.