close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahzâb Sûresi 37. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż tekûlu lilleżî en’ama(A)llâhu ‘aleyhi veen’amte ‘aleyhi emsik ‘aleyke zevceke vetteki(A)llâhe vetuḣfî fî nefsike ma(A)llâhu mubdîhi vetaḣşâ-nnâse va(A)llâhu ehakku en taḣşâh(u)(s) felemmâ kadâ zeydun minhâ vataran zevvecnâkehâ likey lâ yekûne ‘alâ-lmu/minîne haracun fî ezvâci ed’iyâ-ihim iżâ kadav minhunne vatarâ(an)(c) vekâne emru(A)llâhi mef’ûlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
An o zamanı ki Allah'ın, kendisine nimet verdiği ve senin de nimetler verdiğin kişiye eşini bırakma ve çekin Allah'tan diyordun ve Allah'ın açığa vuracağı şeyi, içinde gizliyordun ve insanlardan korkuyordun ve Allah'tan korkman daha doğruydu ve o, daha layıktı buna. Derken Zeyd, eşinden ilişiğini kesince biz o kadını sana eş ettik, bu da, oğul edinilen kişiler, eşlerinden ayrıldıkları zaman onların bıraktıkları kadınları inananların almalarında bir beis olmadığını bildirmek içindi ve Allah'ın emri yerine gelmiş oldu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Hani Sen, Allah’ın kendisine nimet (ve fazilet) verdiği ve Senin de kendisine nimet (ve kıymet) verdiğin kişiye (Zeyd bin Harise’ye): "Eşini yanında tut ve (ona haksızlık yapmak hususunda) Allah’tan sakın" diyordun; insanlardan (onların kınamalarından ve fitne çıkarmalarından) çekinerek Allah’ın açığa vuracağı şeyi (Halanızın kızı olan Zeyneb’in bir türlü ısınıp uzlaşamadığı eski evlatlığın Zeyd’den ayrılacağı ve Senin de sahipsiz kalmaması ve kırılan kalbinin onarılması için onu nikâhlayacağın gerçeğini) kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, Kendisinden çekinmene çok daha layıktır. Artık (eski evlatlığın) Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu Seninle evlendirdik (buna izin verdik); ki böylelikle (bâtıl ve yanlış bir âdet olduğu için yasaklanan) evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü’minler üzerine bir güçlük ve günah olmasın (diye ruhsat yolunu açtık. Böylece) Allah’ın emri (hükmü) yerine getirilmiş (bulunmaktadır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bir zaman ey Muhammed! Allah'ın nimet verdiği senin de iyilik ettiğin kişiye: “Eşini terketme, Allah'a, kendine ve diğer insanlara karşı vazifene dikkat et” diyordun. Ve böylece Allah'ın yakında aydınlığa çıkaracağı şeyi, içinde gizliyor ve insanların dedikodularından korkup, çekiniyordun. Oysa korkup çekinmen gereken, sadece Allah olmalıydı. Fakat sonra Zeyd, o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde, onu seninle evlendirdik ki, gelecekte evlatlıkları hanımlarıyla ilişkilerini kestikleri zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda, mü'minlere bir zorluk olmasın, yani boşanmış evlatlıklarının hanımlarıyla, evlendikleri için, mü'minler suçlanmasın. Allah'ın buyruğu böylece yerine getirilmiş oldu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rasulüm! Hani Allah'ın kendisine nimet verdiği, İslâm'ı nasip ettiği, senin de ihsanda bulunduğun, hürriyetine kavuşturduğun, güzel yetiştirdiğin kimseye: “ Eşini yanında tut. Allah'a sığın, emirlerine yapış, günahlardan arın, azaptan korun!” diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, boşandıktan sonra, Allah'ın Zeynep'le evlenmeni emrettiğini, insanlardan çekinerek, için titreyerek gönlünde gizliyordun. Oysa, saygı duyarak asıl kendisinden korkman gereken Allah'tır. Zeyd ondan ilişkisini kesince, boşayınca, biz, onu sana nikâhladık. Evlâtlıklarının, ilişkilerini kestikleri kadınları nikâhlamada mü'minlere bir güçlük olmasın istedik. Böylece de Allah'ın planı icra edilmiş oldu.
bk. Kur’an-ı Kerim, 4/23.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani Allah'ın kendine nimet verdiği senin de kendisine lütufta bulunduğun kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun. Allah'ın ortaya çıkaracağı şeyi de içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Oysa Allah kendinden korkmana daha layıktır. Sonunda Zeyd onunla ilişkisini kesince onu seninle evlendirdik ki, oğullukları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde üzerlerine bir zorluk olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: 'Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın' diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), hem o zamanı hatırla ki, Allah'ın kendisine (İslâm dinini) nimet verdiği, senin de kendisine (kölelikten azadı) ihsanda bulunduğun kimseye (Zeyd'e şöyle) diyordun: “- Zevceni (Zeyneb'i) nikâhında tut (onu boşama). Allah'dan kork.” Nefsinde ise, Allah'ın açığa vuracağı şeyi (şayet boşarsa onu nikâhlarım niyyetini) gizliyordun, insanlardan da (bu hususta) sakınıyordun. Halbuki Allah, kendisinden sakınıp korkmana daha lâyıktı. Ne zaman ki Zeyd, o kadından ilişiğini kesti, biz onu sana zevce yaptık ki, oğullukların ilişkilerini kestikleri zevcelerini nikâhlamakta müminlere bir günah olmasın. (Artık oğullukların boşadıkları kadınlar, iddetleri çıktıktan sonra, babalıklar tarafından nikâhlanabilir. İslâmdan önce yasak olarak yerleşen böyle bir âdet, Allah'ın hikmeti icabı İslâmda kaldırılmak üzere tatbikini bizzat Peygamberde bulmuştur.) Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hani, Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de ona nimet verdiğin (hürriyetine kavuşturduğun) adama: “Karını yanında tut, Allah’(ın azabın)dan sakın!” diyordun. İnsanlardan endişe edip Allah’ın açığa vuracağı bir işi, kendi içinde gizliyordun. Hâlbuki Allah, (yasalarına karşı gelmekten) endişe edilmeye daha layıktır. Zeyd, o kadınla evlenip ayrılınca, Biz, onu sana nikâhladık ki evlatlıklarının hanımlarında, onlardan ayrıldıkları zaman, müminler için bir sakınca olmasın. Allah’ın emrettiği şey, mutlaka yerine getirilir.(*)
(*) Bu ayet iki kısımdan müteşekkildir. Bundan önceki ayet, Hz. Muhammed’in halasının kızı Zeynep ile azad edilmiş kölelerden Zeyd’in evlenmesine aittir. Zeyd, Zeynep’le evlenmek istiyordu. Fakat Zeynep ile erkek kardeşi bu evlenmeye karşı idiler. Fakat ayete ve Hz. Peygamber’in emrine uyarak Zeyd ile Zeynep evlendi. Zeyd İslamiyet’i ilk kabul eden insanlar arasında idi. Hz. Muhammed’e çok bağlı idi. Bundan dolayı ona, “Muhammed’in oğlu” derlerdi. Gerek Zeynep’in, gerek erkek kardeşinin dileği, Zeynep’in Hz. Muhammed’le evlenmesiydi. Fakat Hz. Muhammed bunu istemedi. Zeyd ile Zeynep evlendikten sonra aralarında geçimsizlik başladı. Bu durum, Hz. Peygamberi üzüyordu. Çünkü ikisini kendisi evlendirmişti. Zeyd’e boşanmamasını tavsiye etti. Fakat buna rağmen Zeyd karısını boşadı. Bunun üzerine Hz. Muhammed Zeynep’le evlendi. Zaten Zeynep’le bütün akrabalarının arzusu da bu idi. Bu konuda Hıristiyan misyonerler Hz. Muhammed’e iftira ederler ve onun Zeynep’i Zeyd’den boşattırarak aldığını ileri sürerler. Hâlbuki Hz. Muhammed’in Zeynep’i Zeyd’den önce de alabilirdi ve Zeyd’den boşandıktan sonra da almasında bir mahzur yoktu. Çünkü Zeyd, Hz. Muhammed’in oğlu değil, evlatlığı idi.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine yardım etiğin kişiye, “Eşinden ayrılma, Allah'a saygı duy” dediğin anı hatırla! Oysa sen, içinde Allah'ın açığa çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah, çekinmeye daha lâyıktır. Müminlere, evlatlıkları eşlerinden ayrıldıklarında onların boşanmış eşleriyle evlenmelerinde bir sıkıntı olmaması için Zeyd, eşinden ilgisini tamamen kesip ayrılınca onu sana nikâhladık. Allah'ın emri kesinleşmiştir.[441]
[441] Zeyd ve Zeyneb’in evliliği hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 303-308.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hani hem Allahın, hem dahi senin kendisine iyilik ettiğin bir kimseye: «Karını tutasın, Allahtan sakınasın!» demekteydin, Allahın açığa vuracağı bir şeyi gizlemekteydin, insanlardan çekinirdin, Allah çekinilmeye daha çok yaraşıktır, boşandıkları zaman, oğulluklarının karıları işinde —inanmış olanlara oğullarının eşlerinde— güçlük olmamak için, Zeyt onu boşayınca, seninle evlendirdik, Allahın buyrumu yerine gelir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye: “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah'tan sakın!” diyordun. İçinde, Allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Kur’an’da adı geçen tek sahabe Hz. Zeyd b. Harise’dir.Hz. Muhammed Peygamber olmadan yıllar önce eşi Hatice, kabile savaşlarında esir düşen çocuk yaşta Zeyd adında bir köleyi satın alarak ona hediye etmişti. Daha sonra Hz. Peygamber onu azat edip evlat edinmişti. Hz. Muhammed’e Peygamberlik verildiğinde, ona ilk inananlardan biri de Zeyd olmuştu. Müslümanlar Medine’ye hicret ettikten sonra Hz. Peygamber, Zeyd’i kendi öz halasının kızı Zeynep binti Cahş ile evlendirmek istemişti. Oysa Zeynep, Hz. Peygamberi onun haberi olmadan çocukluğundan beri seviyordu. Onun için bu evlenme teklifine sıcak bakmamıştı. Ancak Hz. Peygamberin ısrarına dayanamayarak bu teklifi kabul etmiş ve Zeynep’in Zeyd ile evliliği sağlanmıştı. Fakat Zeyd’le Zeynep bir türlü anlaşamamışlardı ve Hicretin 5. yılında boşandılar. Kısa bir süre sonra da Hz. Peygamber, geçmişteki mutsuzluğundan dolayı üzerinde hissettiği ahlakî sorumluluğu telafi etmek ve değişmesi gereken bir âdeti ortadan kaldırmak için Allah’ın izniyle Zeynep’i nikâhına aldı. O günkü geleneklere göre, bir kişinin evlatlığı aynen öz evladı gibi kabul edildiği için evlatlığın boşadığı kadınla evlenmek çirkin bir davranış olarak görülüyordu. Ama Allah bu yanlış geleneği kökünden kaldırmak istiyordu. İşte bu ayetle İslâm’dan önce yerleşen bu gelenek de yıkılmış oldu.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! Allâh’ın lütfuna gark itdiği bu âdeme [1] bir gün "Zevceni hoş tut, Allâh’dan kork" didik. Sen Allâh’ın bir gün meydâna çıkaracağını kalbinde saklıyor idin. Halbuki sen insânlardan fazla Allâh’dan korkmalı idin. Lâkin Zeyd karâr virüb de zevcesini tatlîk itdiği vakit biz ânı senin taht-ı nikâhına virdik, tâ ki ba’de-t talâk evlâdlıklarının zevcelerini tenkîh itmek mü’minler içün bir cürüm olmadığı anlaşılsun. Allâh’ın takdîr itdiği husûl bulur.
[1] Zeyd bin Hârise.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.[439]
Bu âyette adı geçen Zeyd, Hz. Peygamber’in kölelikten azat ederek evlat edinmiş olduğu Zeyd b. Hârise’dir. Hz. Peygamber, onu halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Ancak aralarında başlayan geçimsizlik sebebiyle Zeyd, Hz. Peygamber’e gelerek eşini boşamak istediğini söylüyordu. Hz. Peygamber, bu boşanmanın uygun olacağını düşünmekle beraber dedikodu çıkmasından çekindiği için Zeyd’e, eşini boşamamasını söylüyordu. Ancak daha sonra Zeyd, eşini boşamıştı. Bu boşamadan sonra Allah, Zeyneb’i Hz. Peygamber’e eş yapmıştı. O güne kadar Araplar evlat edindikleri kimseyi öz evlatlarıyla bir tutuyorlar, onların boşadıkları eşleriyle evlenmiyorlardı. Bu uygulama Arapların bu âdetini ortadan kaldırmıştır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bir zaman, Allah’ın kendisine lutufta bulunduğu, senin de lutufkâr davrandığın kişiye, “Eşinle evlilik bağını koru, Allah’tan kork” demiştin. Bunu derken Allah’ın ileride açıklayacağı bir şeyi içinde saklıyordun; öncelikle çekinmen gereken Allah olduğu halde sen halktan çekiniyordun. Zeyd onunla evlenip ayrıldıktan sonra müminlere, evlâtlıklarının -kendileriyle beraber olup ayrıldıkları- eşleriyle evlenmeleri hususunda bir sıkıntı gelmesin diye seni o kadınla evlendirdik. Allah’ın emri elbet yerine getirilecektir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.  
 Bu âyette zikredilen ve Kur’an’da adı geçen tek sahâbî olan zât, Zeyd b. Hârise’dir. Çocukluğunda esir düşmüş, Hz. Hatice onu köle olarak satın almıştır. Hz. Hatice’nin kendisine hediye ettiği bu çocuğu, Peygamberimiz azâd edip evlât edinmişti. Resûlullah, Zeyd’i çok severdi, ona halasının kızı Zeyneb binti Cahş’ı nikâhlamıştı. Fakat Zeyneb, Zeyd ile geçinemedi. Zeyneb, asil bir aileden geldiği için bir köle azâdlısı ile evlenmek istememiş, ancak bu yönde vahiy gelince onunla evlenmişti. Zeyd’e bir türlü ısınamamış, bu yüzden ona karşı asâletiyle övünmekten geri durmamıştı. Zeyd, bir süre daha buna sabretti ise de sonunda Allah’ın Resûlüne varıp Zeyneb’den ayrılmak istediğini söyledi. Bunun üzerine Resûlullah hoşnutsuzluğun sona ermesi için ayrılmalarını uygun bulduysa da bunu Zeyd’in yüzüne söylemedi, ona sadece «karını yanında tut» dedi. Hz. Peygamber’in içinde gizlediği şey, Zeyneb’in sonradan kendisine zevce olacağını bildiği halde bunu açıklamamasıdır. Bu konuda uydurulan birtakım isnatların aslı yoktur. Peygamberimiz, Zeyneb’in güzelliğine hayran kaldığı için onunla evlenmiş değildir. Zeyneb onun halasının kızı idi ve Peygamber onu her zaman görüyordu. İsteseydi onunla Zeyd’den önce kendisi evlenebilirdi.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH tarafından kendisine iyilik yapılan ve senin de iyilikte bulunduğun kişiye, "Karını tut ve ALLAH'ı gözet," diyordun. Böylece ALLAH'ın açığa vuracağı bir şeyi gizliyordun. ALLAH'tan çekinmen gerekirken halktan çekiniyordun. Zeyd eşiyle ilişiğini kestiğinde biz seni onunla evlendirmiştik ki, inananlar, evlatlıkları eşleriyle ilişiklerini kestiklerinde onlarla evlenmekte güçlükle karşılaşmasın. ALLAH'ın buyruğu yerine getirilmelidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: "Hanımını kendine sıkı tut ve Allah'tan kork" diyordun da nefsinde Allah'ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri de yerine getirilmiştir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem hatırla o vakıt ki o kendisine hem Allahın in'am ettiği hem senin in'am ettiğin kimseye: «zevceni kendine sıkı tut ve Allahdan kork» diyordun da nefsinde Allahın açacağı şeyi gizliyordun, nâsı sayıyordun, halbuki Allah, kendisini saymana daha gerekti, sonra vaktâ ki Zeyd, o kadından ilişiğini kesti biz onu sana tezvic eyledik tâ ki oğullukların ilişiği kestikleri zevcelerinde mü'minlere bir darlık olmasın, Allahın emri de fi'le çıkarılmış bulunuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Hani Allah’ın kendisine ihsanda bulunduğu ve senin de (kölelikten azat etmek sûretiyle) kendisine iyilikte bulunduğun kimseye (Zeyd b. Hârise’ye): “Zevceni (Zeyneb’i) yanında tut (onu boşama) ve Allah’tan kork!” diyordun. Allah’ın (ileride) izhâr edeceği şeyi içinde saklı tutuyor ve insanlardan çekiniyordun. Asıl kendisinden çekinilecek olan Allah’tır. Zeyd (zevcesi Zeyneb’i boşayıp) ondan ilişiğini kesince, biz onu (Zeyneb’i) sana nikâhladık ki, evlatlıklarının boşadığı kadınlarla evlenme hususunda mü’minlere bir güçlük olmasın. Ve (böylece) Allah’ın emri yerine getirilmiş oldu.
Câhiliye devrinde, bir kimse birisini evlât edindiği zaman, o evlatlık, her yönü ile öz evlât gibi olurdu. Hâliyle, bu bâtıl inanca göre, evlâtlığın hanımı da evlat edinen kişinin kendi gelini konumda olduğundan evlat edinen kimse evlatlığının boşadığı hanım ile evlenemezdi. İşte, Peygamber Efendimiz [aleyhissalâtu vesselâm], Allah Teâlâ’nın emrine uyarak, Hz. Zeyneb’i zevceliğe almasıyla, câhiliye devrinin bu bâtıl inancı ortadan kaldırılmış oldu. Hüküm sahibi, ancak Allah’tır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin kimseye diyordun ki: “Eşini yanında tut. Allah'a karşı takvalı ol.¹ Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyorsun. İnsanlara huşu² duyuyorsun; oysa ki huşu duyman gereken Allah'tır.³” Sonra Zeyd ondan tamamıyla ayrılınca, onu sana eş yapmak istedik ki böylece evlatlıkların⁴ boşadıkları kadınlarla evlenmelerinde inananların üzerinde bir güçlük olmasın. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.
1 – Allah'ın buyruklarına titizlikle uy. 2 – Toplumsal değer yargılarını dikkate alıyorsun. 3 –Ayette geçen “Ve Tuhfî fî nefsike” (İçinde gizliyorsun) hitabı Nebi'ye değil, Nebi'den Zeyd'edir. Hitap, şimdiki/geniş zaman formundadır ve hitabın muhatabı Zeyd'tir. Doğru çeviri “gizliyordun” değil, “gizliyorsun” dur. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizleyen Nebi değil, toplumun baskısından çekinen Zeyd'tir. 4- Evlât edinip, “Evlâdım!” diye çağırdığınız. NOT: Bu ayet üzerinden Nebi'ye yönelik hadis, siyer ve tefsir kaynaklarında, çok çirkin ve ahlaksız yakıştırmalar ve iftiralar yer almaktadır. Oysa ki Nebi; vahyin elçisi ve temsilcisi olma şerefine erişmiş, yüksek ahlak, izzet ve erdem sahibi bir kimsedir. Böyle bir kimse olduğu göz ardı edilerek, Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğini basit ve süfli düşüncelerle anlatmaya çalışmak ahmakça bir davranıştır. Bu ahlaksız iftiralara inanan bazı kimseler, bu konuda çeşitli tereddütler yaşamaktadırlar. Oysaki o yüce şahsiyet bir şey yapmış ve bu Allah tarafından uygun görüldüğü için düzeltilmemişse, yaptığı şeyi eleştirmek Allah'ı eleştirmektir; Kur'an'ın deyimi ile haddi aşmaktır, fahşalıktır. Şu gerçek unutulmamalıdır ki: Bir konuda yargıda bulunmak için gerekli olan ana koşul, o konu hakkında kesin bilgi sahibi olmaktır. Hakkında kesin bilgi sahibi olunmadan, yani bir şeyin neden ve niçin yapıldığı, nasıl olduğu bilinmeden yargıda bulunulamaz. Öyle ki elinde bıçakla bir kimseyi öldürürken gördüğümüzde ona hemen katil deriz. Ancak neden öldürdüğünü öğrendiğinizde belki de ona kahraman diyeceğiz. Nebi'mizin Zeyd'in boşanmış eşi ile evliliğinin öncesi ve sonrası konusunda da neden ve nasıl olduğuna dair de kesin hiçbir bilgiye sahip değiliz. Geleneksel kaynaklarda yer alan uydurma bilgilerden hareketle yargıda bulunanlar, Nebi'ye atılan iftiraya ortak olmaktadırlar. Olması gereken şudur: Bir ön yargı olarak; eğer Nebi'miz bir şey yapmışsa, onun iyi ve doğru olduğunu düşünmeliyiz. Ona olan güvenimiz ve inancımızın gereği olarak onun asla haksızlık yapmayacağını, adil olduğunu, gerekeni gerektiği gibi yaptığından emin olmalıyız.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) hatırla o zamanı ki Allahın kendisine ni'met verdiği ve senin de yine kendisine lûtufta bulunduğun zâte sen: «Zevceni uhdende tut. Allahdan kork» diyordun da Allahın açığa çıkarıcısı olduğu şey'i içinde gizliyor, insanlar (ın dedi kodusun) dan korkuyordun. Halbuki Allah kendisinden korkmana daha çok lâyıkdı. Şimdi mademki Zeyd o kadından ilişiğini kesdi, biz onu sana zevce yapdık. Tâki oğullarının kendilerinden ilişkilerini kesdikleri zevceler (ini almakda) mü'minler üzerine günâh olmasın. Allahın emri yerine getirilmişdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hani (sen), kendisine hem Allah'ın ni'met verdiği, hem de senin ni'met verdiğin kimseye (Zeyd'e): “Zevceni üzerinde (nikâhında) tut ve Allah'dan sakın!” diyordun; Allah'ın, kendisini ortaya çıkarıcı olduğu şeyi ise, içinde gizliyordun ve insanlardan çekiniyordun.(1)Hâlbuki Allah, kendisinden çekinmene daha lâyıktır. Buna rağmen Zeyd (kendisini fazîlet cihetiyle ona koca olarak denk görmediğinden) ondan ihtiyâcı (olan boşamasını) yerine getirince, onu sana (biz) nikâhladık; tâ ki, kendi(zevce)lerinden alâka(larını) kestikleri zaman evlâdlıklarının zevceleri (ile evlenmeleri husûsu)nda mü'minlere bir zorluk olmasın!(2) Ve Allah'ın emri, (böylece) yerine getirilmiş oldu.
(1)Resûl-i Ekrem (asm)’ın içinde gizlediği şey, Zeyneb vâlidemiz (ra)’nın kendisine zevce olacağını vahye dayanarak önceden bilmesidir. (Beyzâvî, c. 2, 247)(2)“ ‘Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın -Zeyneb’i- tezevvücünü (kendine zevce olarak almasını); eski zaman münâfıkları gibi, yeni zamânın ehl-i dalâleti (dinsizleri) dahi medâr-ı tenkid (tenkid sebebi) buluyorlar, nefsânî, şehevânî telakkī ediyorlar’ diyorsunuz. El-cevab: Yüz bin def‘a hâşâ ve kellâ! O dâmen-i muallâya (yüce şerefe) şöyle pest şübehâtın (alçak şübhelerin) eli yetişmez. (...) Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hizmetkârı veya ‘oğlum’ hitâbına mazhar olan Zeyd (ra), rivâyet-i sahîha ile, i‘tirâfına binâen, izzetli zevcesini kendine ma‘nen küfüv (denk) bulmadığı için tatlîk etmiş (boşamış). Yani: Hazret-i Zeyneb, başka yüksek bir ahlâkta yaratılmış ve bir peygambere zevce olacak fıtratta olduğunu, Zeyd ferâsetle hissetmiş ve kendisini ona zevc olacak fıtratta kendine küfüv bulmadığından, ma‘nevî imtizaçsızlığa(kaynaşmamaya) sebebiyet verdiği için tatlîk etmiştir. Allah’ın emriyle Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm almış; yani ****** [Onu sana (biz) nikâhladık] (meâlindeki âyet)in işâretiyle, o nikâh bir akd-i semâvî (semâda kıyılan bir nikâh) olduğuna delâletiyle (işâretiyle), hârikulâde ve örf ve muâmelât-ı zâhiriyenin fevkinde (örf ve âdetlerin üzerinde), sırf kaderin hükmüyledir ki Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o hükm-i kadere inkıyad göstermiştir ve mecbûr olmuştur. Nefis arzusuyla değildir.” (Mektûbât, 7. Mektûb, 20-21)Ayrıca bakınız; (sahîfe 424, hâşiye 1)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bir zaman Allah’ın kendisine (İslam nimetini) lütfettiği ve senin de kendisine iyilik ettiğin (hürriyetine kavuşturduğun) kimseye ‘’Eşini yanında tut, (sakın boşama!) ve bu hususta Allah’tan sakın’’diyordun. Ve Allah’ın ortaya çıkaracağı bir durumu (Zeyd ile Zeynep arasındaki geçimsizlik ve Zeyd’in boşanma talebi) içinde saklıyor ve (duyulması hâlinde bu geçimsizliği daha da alevlendirirler diye bazı münafık) insanlardan (korkup) çekiniyordun. Hâlbuki (her konuda) Allah, kendisinden (korkup) çekinmene daha layıktır. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), biz seni onunla eşleştirdik ki, ‘’evlât diye iddia ettikleri’’ evlâtlıkların, eşleriyle ilişkilerini kestikleri zaman onlar (o boşanan kadınlar) hususunda müminlere (boşanan o kadınlarla evlenmek isterlerse) herhangi bir zorluk olmasın! Böylece Allah’ın emri yerine getirilmiş bulunuyor. *
(*) Aşağıdaki tefsirlerde de ‘’Hz. peygamberin içinde gizlediği şey Zeyd’in Zeynep ile olan geçimsizlik ve boşama talebidir.‘’ Burada olay Hz. Peygamberin Zeyd’in Zeynep’le boşanma isteğinin arkasında yatan gerekçeyi peygamberin içinde saklaması ve topluma açıklamaktan çekinmesidir. Çünkü o dönem de tıpkı bugün kültürümüzde olduğu gibi hatta çok daha katı olarak boşanmak hele mantıklı bir izahı yoksa büyük bir ayıptır. Yani Hz. Peygamberin içinde gizlediği şey, Zeynep’le alakalı bir evlilik düşüncesi değildi. Zira Hz. Peygamberin içinde gizlediği şey, Zeyd ile Zeynep arasındaki geçimsizlik ve Zeyd’in boşanma talebi idi. Eğer aralarındaki bu geçimsizlik ve boşanma talebi duyulsaydı, münafıklar ve müşrikler bunu Hz. Peygamberin aleyhine bir propaganda malzemesini yapmak üzere daha da alevlendirirlerdi. Ayrıca Zeyd, Hz. Peygamberin evlatlığı idi şeklindeki geleneksel iddianın da geçerli ve mantıklı bir dayanağı yoktur. Çünkü Hz. Peygamber Hz. Hatice ile evlenince kendisi 25, Hz. Hatice’nin kölesi olan Zeyd de o zaman 21 yaşında idi, bu yaşta biri nasıl evlatlık olarak alınabilir? Hâlbuki neredeyse ikisi de yaşıt sayılırdı. Yine Zeyd Hz. Peygamberin evinde de büyümemiş ve o güne kadar da birbirleriyle hiç tanışmamışlardı, peki böyle bir durumda evlatlık söz konusu olabilir mi? Olamaz! Zira Zeyd‘in yaşı evlatlık için ne müsait idi, ne de kendisi Hz. Peygamberin evinde ve himayesinde büyümüştür. Bu nedenle Kur’an, gerçek evlatlık olan ( تبني) ‘’tebenni“yerine burada (أدعياء )“ed’iya‘‘ yani’’ EVLATLIKLARI İDDİA EDİLENLER’’ şeklinde bir ifade kullanmıştır. Zaten Zeyd, Hz. Peygamber’den sadece 4 yaş küçüktü. Aralarında hukuken evladı olacağı bir yaş aralığı da yoktu. Arapçada evlat edinme ise, “et-tebenni” kelimesiyle ifade edilir. Kur’an’da “ittehaze veleden” (çocuk edinmek) şeklinde geçer. Bu nedenle Zeyd Hz. Peygamberin evlatlığı değildi ve dolayısıyla Hz. Peygamberin de kendi evlatlığının boşanmış eşiyle evlenmiş sayılamazdı! Yani bu evlatlık meselesi gerçek dışı bir iddiadan başka bir şey değildi. Ayrıca birçok mealde ‘’…onu sana nikâhladık’’ şeklindeki ifade de çok yanlıştır. Zira ayette (زوجناكها)‘’zevvecnakeha’’nın anlamı,‘’seni onunla eşleştirdik’’ şeklindedir. Eğer (انكحناكها) ‘’enkehnakeha’’şeklinde olsaydı, o zaman ‘’ Onu sana nikâhladık’’ şeklinde olurdu. Haşa, onların nikâhını Allah mı kıymıştır? Bu nasıl bir meal? Özetle, aşağıdaki tefsir metinlerinde de belirtildiği gibi, Hz. Peygamberin ortaya çıkmasını istemediği şey, Zeyd’in kendi eşi ile olan geçimsizlik ve boşanma isteği idi. Hz. peygamber de kimsenin bu durumu duymasını istemiyordu. Zira münafıklar bunu duysaydılar, bu geçimsizliği daha da alevlendirirlerdi. Çünkü her fırsatta Hz. Peygamberin yaptığı işlerin başarısızlıkla sonuçlanması için münafıklar ve müşrikler bütün gayretlerini sarf ediyor ve özellikle de kendi eliyle evlendirdiği bu iki çiftin mutlu olmasını istemiyorlardı.. Ayrıca Hz. peygamberin boşandıktan sonra Zeynep’le evleneceğine dair bir düşüncesi veya onunla evlensin diye daha önce inmiş bir ayet de yoktur. Çünkü Zeyd, eşini boşuyor, sonra Zeynep’in ailesinin çok ısrarı üzerine Hz. peygamber de Zeynep’le evleniyor ve daha sonra Ahzab-37. ayet bu duruma vurgu yapmak üzere iniyor. Yani burada yüce Allah şu mesajı vermiştir. ‘’Allah böyle bir evliliğe ruhsat veriyor ve bundan sonra da, evlatlıkları İDDİA EDİLENLER (dikkat edilirse - أدعياء -İddia edilenler diyor, çünkü burada bir evlatlık söz konusu değildir) için bu tür evliliklerin sakıncalı olmadığını bildiriyor.’’ İşte hepsi bu kadar, yani bir evlatlık söz konusu değil! Bunun dışında konuyla ilgili geleneksel rivayetlerde anlatılanların tümü uydurma ve yalandan başka bir şey değildir. Detaylı bir bilgi için aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. ( الله اعلم) Ayrıca bu ayet Allah tarafından Hz. peygamberle Zeynep’in evlendirildiğini bildiren bir ayet de değildir. Bu ayet Hz. peygamberle Zeynep evlendikten bir süre sonra inmiştir. Bunu ayetin Arapçasından anlıyoruz. Şöyle ki: Ayet “Ve iz” ile başlıyor. "Hani bir zaman" deniliyor. Yani geçmişteki bir olay aktarılıyor. Tüm ayet boyunca da geçmiş zaman fiilleri kullanılıyor. Örneğin: Diyordun, saklıyordun, çekiniyordun, Allah’tı, boşayınca, seni onunla eşleştirdik. Yani bu ayet geçmişteki bir olayı anlatıyor. Zira bu ayet söz konusu olaydan sonra inmiştir. İşte aşağıdaki tefsir metinlerinde de Hz. Peygamberin kendi içinde sakladığı şeyin bu çiftin geçimsizlik ve boşanma istekleri idi, boşandıktan sonra asla bir evlilik düşüncesi değildi ve böyle gaybı bir durumun bilmesi de mümkün değildi. Yani vahiy ile ona böyle bir durum bildirilmiş de değildi. Bunun vahiyle ona bildirildiğini iddia eden varsa, o ayeti göstermesi gerekir. Çünkü bu ayet daha önce vaki olmuş bir olaydan söz ediyor, gelecekle ilgili en ufak bir bilgi vermiyor. Çünkü ayette hep geçmiş fiil kipleri kullanmıştır. قوله تعالي وتخفي في نفسك ما الله مبديه: إشارة لطلاقها ، قاله ابن جريج ومقاتل وقتادة (زاد المسير - تفسير الماوردي) معنى الآية: وإِذْ تَقُولُ يا محمد لزيد بن حارثة الذي أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ بالإسلام وبالعيش بصحبتك وبغير ذلك من نِعم، وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ بتحريره من الرق، وبتزويجه من ابنة عمتك: أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ زينب ولا تطلقها، وَاتَّقِ اللَّهَ؛ فلا تتسرع في حلّ العقد الذي تمّ باسم الله وبتوجيه مباشر من رسوله. وَتُخْفِي يا محمد فِي نَفْسِكَ مَا اللَّهُ مُبْدِيهِ من فشل هذا الزواج ومن شماتة المنافقين فيه، ومن وقوع الناس في ابتلاء بسببه فيقولوا: النبي بنفسه أصرّ على تزويجها من زيد رغم عدم رضا أهلها في البداية، وفي نهاية الأمر رضوا بذلك.. فلم يُبارك هذا الزواج، بل فشل. وَتَخْشَى النَّاسَ الشامتين وضعيفي الإيمان والقيل والقال الذي سيملأون به الدنيا شماتة بفشل هذا الزواج الذي كان زيد قد اعتُبر فيه غير كفؤ لزينب القرشية. وكأن موقف المعارضين لهذا الزواج قد نجح، وموقف الداعمين له قد خسر. وَاللَّهُ أَحَقُّ أَنْ تَخْشَاهُ، فلا يجوز إجبار الزوجين على البقاء معا إذا كانا يصران على الانفصال، ولم يعودا قادرين على الاستمرار معا. فَلَمَّا قَضَى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَرًا فطلقها، زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِي أَزْوَاجِ أَدْعِيَائِهِمْ إِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًا، فيصبح الزواج من مطلقة الابن المدعي بالتبني لا بأس فيه بالمرة، وتنتهي تلك التقاليد الجاهلية التي تحرّم ذلك وتجرّمه. وَكَانَ أَمْرُ اللَّهِ مَفْعُولا.إن اعتراضات المستشرقين على زواج النبي صلى الله عليه وسلم من زينب قد بلغ من الحضيض الغاية، فقولهم أن النبي صلى الله عليه وسلم قد رغب في الزواج منها، فطلب من زيد تطليقها باطل بالبداهة، فالرسول صلى الله عليه وسلم نفسه كان قد زوّجها زيدًا، رغم اختلاف اللون والنسب والقبيلة، فزيد أسود وكان عبدًا، بينما زينب هي ابنة عمة رسول الله صلى الله عليه وسلم، ومن أعرق قبيلة.. فهل يُعقل أن لا يرغب بها النبي صلى الله عليه وسلم وهي بكر، ثم يقع حبها في قلبه ويسيطر عليه وقد كبرت وصارت ثيبًا ومطلقة؟ وان قصة وقوعه في حبها حين وقع نظره إليها باطلة بداهة، فقد كبرت تحت نظره، وهي ابنة عمته، فكيف لم يرها خلال تلك الفترة وفي ريعان شبابها، ثم رآها بعد إصراره على تزويجها من خادمه العبد سابقا؟ إن أمر الرسول صلى الله عليه وسلم لزيد (أمسك عليك زوجك واتق الله) أي لا تطلقها لدليل قاطع على كذب هذا الادعاء -- وبه تعلم أن ما قاله بعض المفسرين، من أن ما أخفاه فى نفسه صلى الله عليه وسلم وأبداه الله - تعالى -،وهو وقوع زينب فى قلبه صلى الله عليه وسلم ومحبته لها، وهى زوجة لزيد، وأنها سمعته يقول عندما رآها: سبحان مقلب القلوب.. إلى آخر ما قالوا... كله لا صحة له...وقال الإِمام ابن كثير عند تفسيره لهذه الآية: ذكر ابن جرير وابن أبى ح حاتم - وغيرهما - هاهنا آثارا عن بعض السلف، أحببنا أن نضرب عنها صفحا، لعدم صحتها. فلا نوردها..هذا، ولفضيلة شيخنا الجليل الدكتور أحمد السيد الكومى رأى فى معنى هذه الجملة الكريمة، وهو أن ما أخفاه الرسول فى نفسه: هو علمه بإصرار زيد على طلاقه لزينب، لكثرة تفاخرها عليه، وسماعه منها ما يكرهه. وما لا يستطيع معه الصبر على معاشرتها.وما أبداه الله هو علم الناس بحال زيد معها، ومعرفتهم بأن زينب تخشن له القول، وتسمعه ما يكره، وتفخر عليه بنسبها..فيكون المعنى: تقول للذى أنعم الله عليه،وأنعمت عليه، أمسك عليك زوجك واتق الله، وتخفى فى نفسك أن زيدا لن يستطيع الصبر على معاشرة زوجه زينب لوجود التنافر بينهما.. مع أن الله - تعالى - قد أظهر ذلك يؤيد هذا الرأى أنه لم يرد لا فى الكتاب ولا فى السنة ما يدل دلالة صريحة على أن الله قد أوحى إلى نبيه ص أن زيدا سيطلق زينب، وأنه صلى الله عليه وسلم سيتزوجها، بكل ما ورد فى ذلك هى تلك الرواية التى سبق أن ذكرناها عن على بن الحسين - قال صاحب الظلال...وهذه الأقوال جميعها تهدم هدما تاما كل الروايات التى رويت عن هذا الحادث، والى تشبث بها أعداء الإِسلام فى كل زمان ومكان، وصاغوا حولها الأساطير والمفتريات (الوسيط في تفسير القرآن الكريم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın kendisine nimet verdiği ve senin de nimet verdiğin kimseye “Allah’dan sakın, eşini boşama” derken, insanlardan korkarak Allah’ın nefsinde olanı açıklamasından korkuyordun. Hâlbuki Allah kendisinden korkulmaya daha çok layık olandır. Zeyd eşinden boşanmayı gerçekleştirince, Zeyd’in boşadığı eşinin seninle evlenmesini sağladık ki, evlatlıkların boşanmış eşleriyle inananların evlenebilecekleri konusunda bir zorluk olmasın. Allah’ın, emri böyle planlanıp uygulanmıştır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün Allah’ın iyiliğini gören, senin de iyiliğini gören kimseye: "Sakın karından ayrılma, Allah’tan sakın!" diyordun. Böylelikle sen Allah’ının ortaya koyacağını içinde saklıyordun. Çünkü insanlardan korkuyordun. Oysa ki korkulmaya değen Allah’ın kendisi idi. Sonunda Zeyt kadınla ilişiğini kesince Biz de onu seninle evlendirdik. Kendine oğul edindiklerinin ayrıldıkları kadınları almakta inananlara söz gelmesin diye. Böylece Allah’ı buyruğu yerine gelmiş oldu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani Allah/ın da nimet ve lûtfuna, senin de nimet ve lûtfuna nail olan kimseye [¹] «— Zevceni tut [²] , Allah/tan sakın» diyordun. Allah/ın ortaya çıkaracağı şeyi kalbinde saklıyordun [³], halktan korkuyordun, halbuki korkulmaya en ziyade lâyık olan, Allah/tır. Vaktaki Zeyd onun dileğini yerine getirdi, boşadı. Mü/minler hakkında oğulluklarının kadınlarını, dileklerini yerine getirdikten sonra [⁴] almaları hususunda beis görülmesin diye biz seni onunla evlendirdik. Allah/ın emri elbette yapılır.
[1] Müslüman olmak ile Allah'ın, azat olmak ile peygamberin lûtfuna nâil olan Zeyd ibn-i Harisiye.[2] Zeynep bint-i Cahş'i boşama, ona iyi muamele et.[3] Zeynep cemaliyle, hasep ve nesebiyle iftihar ederdi. Azatlı köleye vardığından dolayı teessür içindeydi. Peygamberimiz iptidadan onu istediği vakit kendisi için istiyor zannına düşmüştü. Buna mebni arada geçimsizlik baş gösterdi. Peygamberimiz Zeyd'e boşamamasını tembih etmişti; Fakat Zeyd'in boşayacağı kendilerinin Zeyneb'i alacağı kalb-i pâklarına vahiy olunmuştu veya Zeyd boşarsa Zeyneb'in arzusu veçhile onu almak hatırından geçmişti; fakat bunu halkın, “bak oğlunun zevce i metrukesini aldı” diyeceklerini düşünerek kimseye söylemiyordu. Zeyd tenbih-i Nebi hilâfına olarak Zeyneb'i boşadı, peygamberimiz bu kere Zeyneb'i aldı, bununla bilfiil, oğullukların oğul olduğunu, zevce-i metrukelerini almanın caiz olduğunu, ahkâm-ı şahsiyeden bir husus hakkındaki hükm-ü şeriatı beyan etti, işte bu hususu ketmetmemesini Cenab-ı Hak tembih buyurmuştu. Beyzavî ve Ebussuut, Celâleyn gibi müfessirlerin ve onlara muvafık olanların bu baptaki izahları asla doğru değildir, bu beyan ilm-i hadise vukufsuzluğu gösterir, hayır, büyük bir hata ve hatiedir. Nitekim Ahmed es-Sâvî Celaleyn haşiyesinde bunu tasrih ediyor.[4] Boşayıp iddet çıktıktan sonra.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Hani sen, Allah’ın kendisine nimet verdiği/lütufta bulunduğu ve senin de kendisine iyilik ettiğin/azat ettiğin kimseye; “Eşini (nikâhında) tut/boşama, Allah’a karşı sorumluluk bilincinde ol” diyor, Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi insanlardan çekinerek [tahşâ] içine atıyordun. Oysa kendisinden çekinmene daha layık olan Allah’tır.¹⁴ Zeyd eşiyle ilişiği kestiğinde onu seninle evlendirdik ki, himayenizdekilerin [ed’iyâ’ikum] ilişkilerini kestikleri eşlerini nikâhlama hususunda inananlara bir zorluk/hukuki bir engel olmasın. Allah’ın emri böylece yerine geldi.¹⁵
14 Kur’an’ı Hz. Peygamber’in kendisinin yazmadığı veya kendisine gelen ayetlerin bir kısmını gizlemediğinin en açık örneği bu ayettir. Nitekim Hz. Ayşe, “Allah’ın elçisi, kendisine vahyedilenlerden birini gizlemek isteseydi, muhakkak ki bu ayeti gizlerdi” demiştir (Buhari, Tevhid, 22; Müslim, Tefsîr, 33/9-16). 15 Zeyd bin Hârise, aslen Yemenli olan ve daha sonra Kuzey Arabistan’a yerleşen kabilelerden Benu Kelp kabilesindendir. Çocukken esir alınmış ve Mekke’de satılmıştır. Hz. Hatice’nin amcasının oğlu Hakem b. Hızam onu satın alıp kendisine hediye etmiştir. O da onu çarşı pazar ve diğer hizmetlerde kullanmıştır. Daha sonra Hz. Peygamber’le evlenince, artık kemal yaşına gelmiş olan Zeyd’i Hz. Peygamber’e hediye etmiştir. Peygamber de onu azat etmiş, daha sonra da onu himayesi/koruması altına almıştır. Bu himaye (ed’iyâ) maalesef meâllerde ve tefsirlerde, semantik analiz yapılmadığı için, “evlatlık” diye tercüme edilmiştir. Arapçada asıl evlatlık “tebenni” veya “ittihazu veled” tabirleriyle ifade edilir. “Evlatlık” şeklinde yapılan bu yanlış tercüme, tarih boyunca İslam’ın zayıf karnı olmuştur. Bugün ateistler ve deistler bile, bu yanlış tercümeyi, dillerine dolayıp “Muhammed geliniyle evlendi” diye İslam aleyhine propaganda yapıyorlar. O, Kur’an’a göre, “en güzel örnek”tir. Gayr-i ahlaki bir davranışta bulunması mümkün değildir. Gerçi Hz. Peygamber, kendisinden sadece beş yaş küçük olan Zeyd’i evladı gibi seviyor, onu hiç akrabası olmayan Mekke, Medine toplumunda yalnız bırakmıyor, onu tabiri caizse bir emir eri gibi yanından ayırmıyordu. Onu himaye ediyor, koruyor, ihtiyaçlarıyla yakından ilgileniyordu. Azat edilse bile kölelerin horlandığı bir toplumda ona sahip çıkıyor ve diğer sahabeleriyle eşit tutuyordu. Ama bildiğimiz anlamda bir evlatlık söz konusu değildi. Zaten metinde kullanılan “Ed’iyâ” kelimesi, “çağırma, davet etme” kökünden gelir. Korumaya, himayeye alınan kişiler içindir. Onlar yakın ve her çağrılışta hazır olan kişiler için kullanılır. “Evlatlık” tabiri yakıştırmadır ve galat-ı meşhur bir kelime olmuştur. Zeyd, İslam’ı ilk kabul edenlerdendir. Hz. Peygamber onu önce azatlı câriyesi Ümmü Eymen ile evlendirmiştir. Daha sonra halasının kızı Zeyneb binti Cahş ile nikâhlamıştır. Hz. Peygamber, bir Cahiliye adeti olan hür ile hürün, azatlı da olsa köle ile kölenin evlenmesine bir son vermek istemişti. Köle de olsalar onlar da insandı. Aristokrat/ soylu bir aileden gelen ve hür bir kadın olarak kendisini üstün gören Zeynep, geçmişinde kölelik bulunan Zeyd’le evlenmek istememiş ve sadece Hz. Peygamber’in hatırı için evlenmiştir. Nikâhlarını da Hz. Peygamber kıymıştır. Zeynep kocasını ta başından beri hor görüyor, geçinmek istemiyordu. Zeyd birkaç kere Peygamber’e gelerek Zeynep’ten şikâyetçi oldu ve boşanmak istediğini beyan etti. Peygamber de halkın dedikodusundan çekinerek geçinmeye devam etmesini istedi. Ancak bu evlilik boşanmayla son buldu. Cenab-ı Hak ayette geçtiği şekliyle Peygamber’in Zeyneb’le nikâhlanmasını istedi. Hz. Peygamber de Zeyneb’in ve ailesinin kırılan onurunu onarmak, mutsuzluğunu telafi etmek amacıyla onunla evlenmeye razı oldu. Böylece bir cahiliye âdeti daha yıkılmış oldu. Câhiliye Arapları azatlı da olsa mazisinde kölelik olan birinin boşadıkları eşlerini, gurur ve kibirlerinden dolayı hor gördükleri için almazlardı. Bu evlilik İslam düşmanları tarafından çok istismar edilen ve saptırılan olaylardan biridir. Denildiği gibi Hz. Peygamber, Zeyneb’in güzelliğine hayran olarak onu boşattırıp da onunla evlenmiş değildir. Öyle olsaydı, onu baştan Zeyd’e nikâhlamazdı. Hz. Peygamber’in Zeynep’le evliliğini isteyen, ayetten de anlaşılacağı gibi Cenab-ı Hak’tır. Nitekim Zeynep, Hz. Peygamber’in diğer hanımlarına: “Sizi Peygamber efendimizle aileleriniz evlendirdi ama beni ise Allah Teâlâ evlendirdi” demiştir. (Buhari, Tefsir, 33/36). Hz. Ayşe, “Eğer Allah’ın elçisi Kur’an’dan bir şey gizleyecek olsaydı, bu ayeti gizlerdi” demiştir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine (azat etmek suretiyle) nimet verdiğin kişiye, “Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın” diyordun da insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi (boşayacağı eşiyle evlenmesini emreden ilahi hükmü) kendi nefsinde saklı tutuyordun. Oysa Allah, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd ondan ilişiğini bitirince, evlatlıkları kendileriyle ilişiğini bitirdiği (boşadığı) zaman onlarla evlenme konusunda müminler üzerine bir güçlük olmasın diye biz onu seninle evlendirdik. Böylelikle Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Hatırla; hani Allah’ın İslâm nîmetiyle şereflendirereklütufta bulunduğu ve senin de kölelikten kurtarıp evlatlık edinerek kendisine iyilik ettiğin ve daha sonra, Kureyş soylularından olan halanın kızı Zeyneb binti Cahş ile evlendirdiğin Zeyd bin Harise’ye, o ne zaman eşini boşamak için sana danışsa, “Ey Zeyd, Allah’ın razı olmayacağı bir iş yapmaktan sakın; bana kalırsa hanımını boşama!” diyordun. Oysa bu evliliğin yürümeyeceğini gâyet iyi biliyordun. Üstelik Allah, evlatlığın boşadığı bir kadınla evlenmeyi haram sayan bir geleneği kökünden söküp atmak için, Zeyd’in boşayacağı kadınla evlenmen gerektiğini sana bildirmişti. Fakat sen, Allah’ın yakında açıklayacağı şeyi içinde gizliyordun. Çünkü evlatlığın boşadığı kadınla evlenmeyi çok çirkin bir davranış olarak gören toplumun tepkisinden ve seni yıpratmak için fırsat kollayan kötü niyetli insanların dedikodularından çekiniyordun. Oysa asıl Allah’tan çekinmen ve kendine ne kadar da ağır gelse, O’nun hükmünü uygulaman gerekiyordu. Nihâyet Zeyd eşini boşayınca, o kadınla evlenmeni sana vahiy yoluyla emrettik ki, evlatlıklarının boşadığı kadınlarla evlenme konusunda müminlerin zihninde en ufak bir şüphe ve tereddüt kalmasın ve böyle bir evlilik yapanlar, bundan dolayı herhangi bir suçlamaya maruz kalıp sıkıntı yaşamasınlar. Unutmayın, Allah’ın emri mutlaka yerine getirilir! İşte bu yüzden Peygamber, Allah’ın emrini yerine getirerek Zeynep’le evlendi. Nitekim:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, Allah’ın da nimet verdiği, senin de nimet verdiğin kimseye: “Eşini (nikâhında) tut! Allah’tan sakınıp korun!” diyordun. Allah’ın açıklayacağı şeyi kendi içinde gizliyor, İnsanlar’dan çekiniyordun! Oysa kendisinden çekinmene Allah en uygundur / en layıktır. Müminler üzerine, onlardan ilişik kestikleri zaman evlatlıklarının eşleriyle evlenmelerinde sıkıntı olmayacağı için Zeyd eşiyle ilişiğini kestiğinde (boşadığında) onu sana eş yaptık. Allah’ın emri yapılagelmiştir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm sen, Allah'ın değer verdiği, senin de değer verdiğin bir şahsa: " Eşine hakim ol. Allah'tan kork " diyordun. Bir yandan da, Allah'ın açıklayacağı bir şeyi içinde tutuyor, dedikodudan çekiniyordun. Halbuki asıl çekinilmesi gereken Allah'tı. Zeyd, [1] şiddetli geçimsizlikle eşini boşayınca, seni onunla nikahladık. Bundan böyle, evlatlıkların boşadığı kadınlar ile evlenme konusu, Müslümanlar için bir sıkıntı olmaktan çıksın istedik. Artık Allah'ın emri uygulanacaktır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de köleyken özgürleştirerek evladın yerine koyduğun Zeyd’e, "Eşini nikâhında tut! Onu boşama! Allah’tan sakın!" diyordun. Zeyd’in eşine karşı kalbinde olan aşkı Allah’ın bildiğini de biliyordun. Böyle olmasına rağmen ortaya çıkar diye insanlardan çekiniyordun. Oysa Allah’tan çekinmen daha doğruydu! Zeyd eşinin isteğiyle karısını boşayınca, boşadığı karısını seninle evlendirdik ki; evlatlık olanlar eşlerini boşadığında üvey babalarının evlenmelerinde bir sakınca olmadığını gösterdik. Sen evlatlığın Zeyd karısını boşayınca kadınla anlaşarak evlendin. Böylece hukukumuzu yerine getirmiş oldun. Bundan dolayı senin kınanman gerekmez. Katımızdaki hüküm; evlatlık olan çocuklar üvey babalarının kan bağıyla kurulmuş çocukları değildir. Üvey babalar da evlatlık alınan çocukların kan bağıyla kurulmuş babaları değildir. Birbiriyle evlenme yasaklarımızın temelinde kan bağı ilişkileri vardır. Biz kimin kimlerle evlenemeyeceğini hükmümüzle ortaya koyduk. Buna rağmen evlatlıklarını kendi oğulları gibi görüp, onların boşadıkları kadınlarla evlenmeyi kınayanlar var. Bu onların zannıdır. Rabbin doğruya hükmeder. Sen Rabbinin hükmünü uygulayarak, onların kınadıkları şeyin haram olmadığını gösterdin!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de nimet verdiğine (Zeyd’e) “Eşini yanında (nikâhında) tut; Allah’a karşı [takvâ]lı ol!” [*] diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi [*] insanlardan korkarak içinde gizliyordun. Oysa kendisinden korkmana layık olan Allah’tır. Zeyd, ondan (eşi Zeynep’ten) ilişiğini tamamen kesince, biz seni onunla (Zeynep’le) eşleştirdik (nikâhladık) ki evlatlıklar eşlerinden tamamen ayrıldıklarında müminlere (ayrılan o kadınlarla evlenmek isterlerse) herhangi bir zorluk olmasın! [*] Allah’ın emri yerine getirilmiştir.
Hz. Muhammed, halası Ümeyme’nin kızı olan Zeyneb binti Cahş’ı Hz. Zeyd ile evlendirmişti. Amacı toplumdaki zengin-fakir gibi ayrımları kaldırmaktı ve bunu kendi evinden başlattı. Denklik olmadığı gerekçesiyle başta taraflar istemese de Ahzâb 33:36. ayetteki hüküm gelince tarafları razı ederek, Hz. Zeynep ile Hz. Zeyd’i evlendirmişti. Evliliğinin yürümediği hususunda Hz. Zeyd, Hz. Muhammed’e müracaat edince Hz. Muhammed kendisine ayetteki bu cümleyi söylemiş ve boşanmaya engel olmaya çalışmıştı. Ancak evlilik yürümeyip, Hz. Zeyd eşinden ayrılınca Yüce Allah Hz. Peygamber ile Hz. Zeynep’i evlendirdiğini bildirmiştir. Buradaki amaç, evlatlıkların biyolojik olarak çocukları olmadığına dikkat çekmektir. Boşanma sonrasında mağdur olan Hz. Zeynep’in mağduriyetini gidermek de temel amaçlardandı “Hz. Muhammed’in insanlardan çekindiği için içinde sakladığı şey”, evlatlığın boşadığı eşle evlenilmesi konusunda toplumsal hayattaki olumsuz baskıdır. ,Burada verilmek istenen asıl mesaj, evlatlıkların kişinin kendi çocuğu olmadığıdır.   
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Allah’ın kendisine (îman) nîmeti verdiği, senin de kendisine (kölelikten azat) nîmeti verdiğin kişiye:¹ “Eşini boşama ve Allah’tan sakın.” diyordun. İnsanlardan çekinerek Allah’ın (ileride) açığa vuracağı şeyi² kendi nefsinde gizliyordun. Oysa Allah, kendisinden çekinmene çok daha lâyıktı.³ Sonunda Zeyd,⁴ ondan ilişkisini kesip (boşayınca), Biz onu seninle evlendirdik.⁵ Biz bunu, evlatlıklarının ilişkilerini kesip (boşadıkları kadınlarla) mü’minlerin evlenmelerinde bir güçlük olmaması için yaptık. Böylece Allah’ın emri yerine getirilmiş oldu.
1 Bu kişi Peygamberimizin evlatlığı diye bilinen azatlı kölesi Zeyd b. Harise’dir. Efendimiz daha sonra bu zatı halasının kızı Zeyneb b. Cahş ile evlendirmişti.2 Peygamberimizin Zeynep’le evlenmesinin Allah tarafından emredileceğini veya Zeyd’le Zeyneb’in boşanacaklarını… Zira Zeyneb’in gönlü Zeyd’e bir türlü ısınmamıştı. Çünkü o asil bir aileden geliyor, Zeyd ise azatlı bir köle idi ve aralarında denklik (küfüv) bulunmuyordu. Bunu da Peygamberimiz biliyordu, ama evlenmelerini kendisi istediği için bir türlü söyleyemiyordu.3 Hz. Aişe: “Eğer Peygamber (s.a.v) Allah’tan aldığı vahiylerden herhangi birini gizlemek isteseydi, bu âyeti gizlerdi.” demiştir. (Kurtubî)4 Zeyd b. Harise: Zeyd b. Harise’nin anası Su’da, oğlu Zeyd’le beraber kendi kavmini ziyarete gitmişti. Cahiliye döneminde Kayn b. Cisr Oğullarının süvarileri Ma’n Oğullarının evlerine baskın yapıp, Zeydi esir aldılar ve Ukâz Pazarına getirip, satılığa çıkardılar. Hakîm b. Huzam, halası Hz. Hatice hesabına dört yüz dirheme onu satın aldı. Hz. Hatice de Rasulullah’la evlenince onu Rasulullah’a hibe etti. Onu kaybetmiş olan babası Harise, acıklı beyitler söyleyerek onu aramış, sonra Harise’nin kabîlesi olan Kelb kabîlesinden bir takım kimseler Hacca gelmişler ve Zeyd’i Mekke’de görmüşler. Zeyd onlara kendisini tanıtmış, onlar da tanımışlar ve gidip babasına bildirmişler ve yerini tarif etmişler. Bunun üzerine Hârise ve biraderi Kâ’b onu kurtarmak için fidyesini alıp yola çıktılar, Mekke’ye gelip, Peygamber Efendimizin yanına gittiler ve: “Ey Muttalibin oğlu! Siz Allah’ın Harem-i Şerifi’nin ehlisiniz, siz zahmettekileri kurtarır, esirleri doyurursunuz, biz sana senin yanındaki çocuğumuz için geldik, bize lütfet, takdim edeceğimiz fidyesini kabul eyle ve onu azat et.” dediler. Efendimiz: “O ne?” buyurdu, “Zeyd b. Harise” dediler. Efendimiz bunun üzerine: “Haydin çağırın onu ve muhayyer bırakın. Eğer sizi tercih ederse fidyesiz sizin olsun, yok eğer beni seçerse vallahi ben, beni seçeni bırakamam” buyurdu. Zeyd’i çağırdılar ve Zeyd: “Ben sana karşı kimseyi tercih edemem, sen benim hem babam hem amcamın yerinesin” dedi. Bunun üzerine babası ve amcası: “Yazıklar olsun sana ey Zeyd! Köleliği hürriyete, babana, amcana ve ehl-i beytine tercih mi ediyorsun?” dediler. Zeyd de: “Ben bu zattan öyle şeyler gördüm ki ona karşı hiç kimseyi tercih edemem” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasulullah: “Şahit olun Zeyd benim oğlumdur, bana vâris olacak ben de ona vâris olacağım” buyurunca babası ile amcasının da gönülleri hoş oldu ve memnun olarak dönüp gittiler. Bundan sonra İslam gelene kadar o, “Zeyd b. Muhammed” diye çağırıldı. Rasulullah azatlı cariyesi Ümm-i Eymen’i ona nikâhladı ve ondan oğlu Üsâme doğdu. Daha sonra onu halasının kızı Zeyneb binti Cahş ile evlendirdi. Sonra Zeyd, Zeyneb’i boşayınca Efendimiz onu akrabalarından Ummü Külsüm binti Ukbe b. Ebî Müayt’la evlendirdi.5 Âyetteki bu ifâdeden; Zeynep’le Peygamberimizin evlenmesinin tamamen Allah’ın emriyle olduğu anlaşılmaktadır. Hattâ bu bir emir olduğu için aralarında ayrıca bir nikâh da kıyılmamıştır. Bu, tamamen özel bir olaydır. Bu konuyla ilgili olarak batılıların ve sonunun nereye varacağını kestiremeyen sözde Müslüman ilim adamlarının yakışıksız rivâyetlerinin ise aslı yoktur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE BİR ZAMAN, ⁴² [ey Muhammed,] Allah’ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, ⁴³ “Eşini terk etme ve Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!” demiştin. Ve [böylece] Allah’ın yakında aydınlığa çıkaracağı şeyi ⁴⁴ içinde gizlemiştin; çünkü insanlar[ın ne düşüneceklerin]den çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! ⁴⁵ [Fakat] sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde ⁴⁶ onu seninle evlendirdik ki [gelecekte] evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlar[la evlendikleri] için müminler suçlanmasın. ⁴⁷ Ve Allah’ın buyruğu [böylece] yerine getirilmiş oldu.
42 İz edatının bu şekilde çevrilmesi konusunda bkz. sure 2, not 21. Yukarıdaki ayetle, 4. ayette ve devamında değinilen “tercihe bağlı” ilişkiler konusuna yeniden dönülmektedir. Muhammed (s)’in tebligatına başlamasından yıllar önce eşi Hz. Hatice, Kuzey Arabistan kabilelerinden Benî Kelb soyundan gelen ve kabile savaşlarından birinde çocuk yaşta esir alınarak Mekke’de satılan genç bir köle olan Zeyd b. Hârise’yi kendisine hediye etti. Muhammed (s), çocuğu alır almaz serbest bıraktı ve bir süre sonra da evlatlığı yaptı. Zeyd de, buna karşılık, İslam’ı ilk kabul edenler arasında yer aldı. Yıllar sonra, bir kölenin yahut özgürlüğüne kavuşmuş eski bir kölenin “özgür doğmuş” bir kadınla evlenmesine karşı eski Arap toplumunda mevcut olan önyargıları kırmak için Hz. Peygamber, Zeyd’i kendi öz halasının kızı Zeyneb binti Cahş ile evlenmeye ikna etti. Zeyneb, Hz. Peygamber’i o’nun haberi olmadan çocukluğundan beri seviyordu ve bu nedenle, bu evlenme teklifine büyük bir isteksizlikle ve yalnızca Hz. Peygamber’in otoritesine saygıdan dolayı razı oldu. Zeyd de bu beraberliğe istekli olmadığından (çünkü o sırada kendisi gibi özgürlüğüne kavuşmuş eski bir köle olan, oğlu Üsâme’nin annesi Ümmü Eymen ile mutlu bir evliliği vardı) bu evliliğin ne Zeyneb’e, ne de Zeyd’e mutluluk getirmemiş olması sürpriz değildi. Zeyd, kendisini sevmediğini gizlemeyen yeni eşini birkaç defa boşamanın eşiğine kadar geldi, fakat her seferinde tahammül göstermeye ve ayrılmamaya Hz. Peygamber tarafından ikna edildiler. Ancak sonunda evliliğin yürüyemeyeceği kesinleşti ve Zeyd, Zeyneb’i H. 5. yılda boşadı. Kısa bir süre sonra da Hz. Peygamber, geçmişteki mutsuzluğundan dolayı üzerinde hissettiği ahlakî sorumluluğu telafî etmek için Zeyneb ile evlendi.43 Yani, Zeyd b. Hârise’ye. Allah, onu müminlerden biri kılmış, Hz. Peygamber de yanına evlatlık olarak almıştı.44 Yani, Muhammed (s)’in bizzat desteklediği ve ısrarla tavsiye ettiği Zeyd ile Zeyneb’in evliliğinin yürümeyeceği ve boşanma ile biteceği gerçeğini (bkz. bir sonraki not).45 Lafzen, “halbuki Allah, kendisinden korkmana daha çok layıktı (ehakk)”. Bu ilahî uyarıya (ki, Kur’an’ın “Muhammed (s) tarafından üretildiği” iddiasını tek başına çürütmektedir) atıfta bulunan Hz. Ayşe’nin şöyle söylediği rivayet edilir: “Allah’ın Rasûlü, kendisine vahyedilenlerden birini gizlemek isteseydi, muhakkak ki bu ayeti gizlerdi” (Buhârî ve Müslim).46 Lafzen, “ona karşı arzusu [veya onun üzerindeki “hakkı”] sona erdiğinde”, yani onu boşamak suretiyle (Zemahşerî).47 Hz. Peygamber’in, Zeyneb’in geçmişteki mutsuzluğunu telafî etme isteği dışında, evlatlığının eski eşiyle evlenmeye zorlanmasındaki (ayette “Biz onu seninle evlendirdik” ifadesiyle vurgulanmıştır) ilahî maksat, müşrik Arap inançlarının tersine, evlatlık ilişkisinin, biyolojik ebeveyn çocuk ilişkisinden kaynaklanan evlilik sınırlamalarından hiç birine tâbi olmadığını göstermektir (karş. bu surenin 4. ayeti, not 3).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey Nebi hani sen, Allah’ın kendisine lütufta bulunduğu, senin de gözetip kolladığın kişiye: – Hanımını boşama ve Allah’a karşı gelmekten sakın! Diyordun. Bu sırada sen Allah’ın açıklayacağı şeyi insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Hâlbuki asıl kendisinden çekinilmesi gereken Allah’tır. Nihayet Zeyd, o hanımı boşayıp onunla ilişkisini kesince, “Evlatlıklar eşlerini boşayıp ilişkilerini kesince, onlarla evlenmek için müminler üzerine hukuki bir engel kalmasın diye” seni onunla evlendirdik. Allah’ın emri böylece yerine gelmiş oldu. 2/77, 11/12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
HANİ bir zamanlar Allah’ın kendisine ikram ettiği, senin de iyilikte bulunduğun kişiye diyordun ki: “Eşini bırakma ve Allah’tan kork!” Ama Allah’ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun;[³⁷⁵⁸] zira insanlardan çekiniyordun: oysa kendisinden çekinmen gereken sadece Allah’tı.En sonunda Zeyd[³⁷⁵⁹] o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kesip boşadıklarında kişilerin onlarla evlenmelerinin önünde hiç bir engel bulunmasın: sonuçta Allah’ın emri yerine gelmiş oldu.
[3758] 38. âyette geçen “Allah’ın yasası”ndan Allah Rasûlü’nün habersiz olduğu düşünülemez. İşte bu yasaya göre, toplumsal geleneklere dayalı fiilî durumların hukuk bilinci oluşmamış bir toplumda tartışılmaz bir hukuk normu gibi algılanmasına son verilmesi gerekiyordu. Bu gerekliliği Rasulullah da görüyor, fakat yanlış anlaşılacağından çekindiği için harekete geçemiyordu. Âyet bu maksada işaret etmektedir. Hz. Âişe bu âyet hakkında şöyle der: “Eğer Muhammed (s) kendisine indirilenden bir şey gizleseydi, bu âyeti gizlerdi.” (Buharî ve Müslim) [3759] Kur’an’da ismen geçen tek sahabidir. Zeyd, daha önce “Muhammed’in oğlu Zeyd” diye anılırdı. İlâhî uyarıyla böyle anılma şerefinden mahrum kaldı. Bunun yerine o vahyin ismen andığı tek sahabi olma şerefine nail olarak ödüllendirildi. Bunun gerekçesi ise, kişinin gerçek nesebinin sunî bir nesep ihdasıyla örtülmesine dayalı “cahiliyye tebennisi” denilen yanlış evlatlık uygulamasıdır (Bkz: 4 ve 5. âyetler, notlar 7-11).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Hatırla ki sen, Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiği kimseye (Zeyd'e) "Eşini nikâhın altında tut, bırakma Allah'tan kork" diyordun, Allah’ın açığa vuracağı şeyi. (Boşadıktan sonra onun eşi ile evleneceğin gerçeğini) içinde saklıyor, insanlardan korkuyordun. Oysa en çok Allah'tan korkman gerekirdi. Sonunda Zeyd onunla evlilik bağını kopardığında biz onu seninle evlendirdik ki, müminler için, evlatlıklarının eşleriyle evlilik bağlarını kopardıktan soma evlenmelerinde bir günah olmadığı, böylece bilinmiş olsun. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.
Osman Fırat
swap_vert close
Hann sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın" diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve hatırla o zaman ki, O kendisine Allah'ın in'am ettiği ve senin de kendisine in'am ettiğin kimseye, «Zevceni kendin için tut ve Allah'tan kork,» diyordun ve kendi içerinde Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi gizliyordun ve nâstan korkuyordun. Halbuki, korkmaya en ziyâde layık olan Allah'tır. Sonra Zeyd, o kadından alakasını nihâyete erdirince onu seninle evlendirdik. Tâ ki oğulluklarının alakalarını zevcelerinden kestikleri zaman o zevcelerde mü'minler üzerine bir darlık (bir günah) olmasın. Ve Allah'ın emri yerine getirilmiş oldu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hani hem Allah'ın nimet ve ihsanına, hem de senin iyiliğine nail olmuş olup da hanımını boşamaya karar vermiş olarak sana danışmaya gelmiş olan kişiye sen: “Eşini yanında tut Allah'tan kork! ” demiştin. Allah'ın açığa çıkaracağı bir durumu içinde saklamıştın, çünkü insanlardan çekinmiştin. Halbuki asıl Allah'tan çekinmen gerekirdi. Neticede, Zeyd eşini boşayıp onunla ilişkisini kestikten sonra, Biz onu sana nikâhladık ki, bundan böyle evlatlıkları, eşleriyle ilişkilerini kestikleri, onları boşadıkları zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri her zaman gerçekleşir. [4, 23]
Allah’ın ve Peygamberimizin ihsanlarına nail olan şahıs, Zeyd ibn Harise (r.a)’dır. Çocuk iken esir düşüp köle olarak satılan Zeyd’i Hz. Hatice (r.a) almış, daha sonra Hz. Peygamber (a.s.) ile evlendiği zaman ona hediye etmişti. Bilahare ailesi fidye vererek geri almak istedi. Peygamberimiz, isterse fidyesiz olarak ailesine gitmesi hususunda onu muhayyer bıraktı. O ayrılmak istemeyince Hz. Muhammed (a.s.m.) onu evlat olarak ilan etti. Hz. Peygamber, Zeyd’in, halası Ümeyme’nin kızı Zeyneb ile evlenmesine vesile oldu. Fakat Zeyneb, köle asıllı olan Zeyd’i kendisine denk saymadığından, işin başından beri onunla uyum sağlayamadı. Sonunda Zeyd Hz. Peygambere gelip evliliğe son vermek istediğini söyledi. Durumu izleyen Hz. Peygamber (a.s.m) bu neticeyi yerinde bulmakla beraber Zeyd’in yüzüne karşı söylemek de istemedi. “Eşini yanında tut!” diye asıl temennisini dile getirdi. Zeyd boşayıp iddetini doldurunca Zeyneb serbest kaldı. Peygamberimiz çekinmesine rağmen, Allah onunla evlenmesini emretti. Böylece evlatlık kurumunu ilga işinde Hz. Peygamber, kendi nefsinden örnek vermek imtihanı ile karşı karşıya kaldı. Hz. Peygamberin, bir gün Zeyneb’in güzelliğinin farkına varması neticesinde Zeyd’in onu boşadığı zannını uyandıran ve nakil yönünden de sahih olmayan rivayetin, muhtevası da makul değildir. Zira halası kızı olarak öteden beri tanıyıp evlenmelerinde de tam bir aracılık yapan Hz. Peygamber’in onu yeni fark ettiği iddiasını doğru bulmak mümkün değildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ın ni'met verdiği; senin de kendisine ni'met ver(ip hürriyete kavuştur)duğun kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan kork" diyordun, fakat Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun, insanlardan çekiniyordun; oysa asıl çekinmene layık olan, Allah idi. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki (bundan böyle) evlatlıkları, kadınlarıyle ilişkilerini kestikleri zaman o kadınlarla evlenmek hususunda mü'minlere bir güçlük olmasın. Allah'ın buyruğu (her zaman) yerine getirilmiştir.
Bu âyette işâret edilen zât, Zeyd ibn Hârise'dir. Çocukluğunda annesinden çalınıp köle diye satılmış ve Hz. Hatice kendisini satın almıştı. Hz. Hatice'nin hediye ettiği bu çocuğu, peygamberimiz âzâdedip evlâd edînmişti. Allah'ın Elçisi, Zeyd'i çok severdi. Onu evlâd edindiği gibi, âzâdlı câriyesi Ümmü Eymen ile de evlendirmiş, daha sonra da halasının kızı Zeyneb binti Cahş'ı ona nikâhlamıştı. Fakat şerefli bir âileden geldiği için bir köle âzâdlısı ile evlenmekten hoşlanmayan, sırf Allah Elçisinin hatırı için evlenen Zeyneb, bir türlü ısınamadığı Zeyd'e karşı asaletiyle övünürdü. Bir süre buna sabreden Zeyd, sonunda Allah'ın Elçisine varıp, Zeyneb'den ayrılmak istediğini söyledi. Allah'ın Elçisi de bu hoşnutsuzluğa bir son vermek için ayrılmalarını, içinden uygun bulduysa da bunu Zeyd'in yüzüne söylemedi. "Karını yanında tut!" dedi. Peygamberimizin içinde gizlediği, bu huzursuzluğun giderilmesi için, boşanmanın uygun olacağı ve sırf kendisinin hâtırına, bir köle âzâdlısı ile evlenmeğe razı olan Zeyneb'in ve âilesinin incinen onurunu onarmak amacıyla onu da temiz eşleri arasına katmak niyyeti idi. Bundan başka, uydurulan şeylerin esası yoktur. peygamberimiz, Zeyneb'in güzelliğine hayran kaldığı için onunla evlenmiş değildir. Eğer öyle olsaydı zaten kendi halasının kızı olan Zeyneb'i her zaman görüyordu. Pekalâ onu, Zeyd'den önce kendisi alabilirdi ve bundan Zeyneb'in âilesi de şeref duyardı. Zeyneb'in, Allah'ın Elçisi tarafından nikâhlanması, İslâm hukuku bakımından önemli bir hikmete dayalı idi. O zamana dek, evlâd gibi kabul edilen evlâdlığın karısıyla evlenilmezdi. Halbuki bu, hoş olmayan birtakım işlere neden oluyor ve insanları bağlayıcı bir engel oluşturuyordu. İslâm bunu kaldırıyor ve Allah, ilk önce bunu, Elçisinin uygulamasıyle halka gösteriyor ki bundan böyle evlâdlık karısıyla evlenme yasağı kalksın ve şayet evlâdlık, karısını boşarsa onun karısıyla mü'minler evlenebilsinler. Çünkü İslâm, öz oğul biçiminde bir evlâdlık anlayışını kabul etmemektedir. Evlâd, ancak insanın kendi öz oğludur. Allah'ın koyduğu yasa böyledir. İnsan birini evlâdı gibi sevebilir ama onun boşadığı karısıyla da gerektiğinde evlenebilir. Çünkü evlâd gibi sevdiği o insan, aslında kendi oğlu değil, dîn kardeşidir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâ Muhammed! Yâd iyle şunı ki Allâh'ın ve senin ona in'âm iylediğin kimseye "Zevceni taht-ı nikâhında tut ve Allâh'dan ittikâ it" derdin ve Allâh'ın izhâr ideceği şeyi nefsinde gizler ve nâsdan (ta'ndan) korkardın. Halbuki Allâh Te'âlâ korkulmağa daha müstehakdır. Vaktâ ki Zeyd, zevcesinin istediği talâkı icrâ itdi, mü'minlere evlâdlıklarının tatlîk itdikleri zevcelerinde vebâl ve müşkilât olmaması içün o kadını sana tezvîc iyledik. Allâh'ın emri her halde icrâ olunur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan kork" diyordun ama aslında insanlardan çekinerek Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyordun[*]. Oysa Allah'tan çekinmen daha doğru olur. Zeyd eşiyle ilişiğini kesince onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiğinde onlarla evlenmek müminlerin üstünde bir sıkıntı oluşturmasın. Allah'ın buyruğu yerine gelir.
[*] Evlatlıkların hanımları ile evlenmenin Nebi ile örneklendirilmesi.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de nimet verdiğin kimseye:-Eşini tut ve Allah'tan sakın! diyordun. Allah'ın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Allah kendisinden korkulmaya daha layıktır. Zeyd, eşiyle ilişkisini kestiğinde, biz onu sana eş kıldık. Evlatlıkları eşleriyle ilişkisini kesince, onlarla evlenmek için müminler üzerine bir günah olmadığını göstermek için Allah'ın emri yapılagelmiştir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hem Allah'ın nimetine, hem senin iyiliğine erişmiş olan kimseye sen “Allah'tan kork da eşini yanında tut” diyordun. Bunu söylerken, insanlardan korkarak, Allah'ın daha sonra açığa çıkaracağı birşeyi gönlünde gizliyordun. Oysa Allah korkulmaya daha lâyıktır. Sonra Zeyd onunla ilişkisini kesince, Biz onu sana nikâhladık—tâ ki, evlâtlıklarının boşadığı hanımlarla evlenmekte mü'minler için bir günah olmadığı belli olsun. Böylece Allah'ın emri yerine getirilmiş bulunuyor.(14)
(14) Zeyd, Peygamberimizin âzâd ederek evlâtlık edindiği kölesiydi. Peygamberimiz daha sonra onu halasının kızı Hz. Zeynep ile evlendirmişti. Böylelikle, Peygamberimiz, âzâd edilmiş kölelerin horlandığı bir toplumda eşitlik fikrini fiilen yerleştirmeyi amaçlıyordu. Fakat eşlerin arasında denklik bulunmadığından, bu evlilik uzun sürmedi. Zeyd bu işin yürümeyeceğini anlayıp da Peygamberimize durumu açtığı zaman, o evliliği devam ettirme tavsiyesinde bulundu. Ancak daha sonra Zeyd eşini boşayıp o da iddetini doldurduğunda, Allah, Peygamberimize Zeynep ile evlenmesini emretti. Böylece, evlât edinmekle bir nesep bağının doğmadığını bildiren ve bu konudaki Cahiliyet anlayışını ortadan kaldıran İslâm dininin uygulaması da, 21’inci âyetteki “Allah Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır” beyanı uyarınca, Peygamberimizin şahsında ortaya konmuş oldu. Hz. Ayşe, “Eğer Allah’ın Resulü Kur’ân’dan birşey gizleyecek olsaydı, bu âyeti gizlerdi” demiştir. (Tirmizî, Tefsir 33:9-16.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hani sen Allah'ın nimetlendirdiği, senin de lütufta bulunduğun kişiye "Eşini yanında tut, Allah'tan kork!" diyordun ama, Allah'ın açıklayacağı bir şeyi de içinde saklıyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden korkmana Allah daha layıktır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim eydür idüñ aña kim ni'met virdi Tañrı aña daħı ni'met virdüñ aña “tut üzerüñe 'avraŧuñı daħı ķorķ. Tañrı’dan!”. daħı gizlersin nefsüñ içinde anı kim Tañrı eşkere eyleyicidür anı daħı ķorķarsın ādemįlerden daħı Tañrı yigrekdür kim ķorķasın andan. pes ol vaķt kim tamām eyledi zeyd andan ya'nį zeyneb'den ḥācetı çiftlendürdük saña anı tā olmaya mü’minlere ŧarlıķ oġul eylendüklerinüñ 'avratlarında ķaçan kim tamām eylediler anlardan ḥāceti. [225b] daħı oldı Tañrı işi işlenmiş.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eydürsin ol kişiye ki ni‘met virdi aña Allāh İslāma girmeg‐ile. Sen daḫıni‘met virdüñ aña. Dut ‘avratuñı, dirsin. Daḫı Allāhdan ḳorḳ, dirsin. Sennefsüñde gizlersin ol nesneyi Tañrı Ta‘ālā bellü ider ve ādemīlerden ḳorḳarsın.Tañrı Ta‘ālā ḥaḳdur ki andan ḳorḳsun. Ol vaḳt ki Zeydüñ ‘arżıdükendi ‘avratından, saña evlendürdük biz anı. Ḥattā ki mü’minler üstin‐de yazuḳ olmaya oġul idindükleri kişilerüñ ‘avratlarını evlenmekde ‘arżlarıdükendügi vaḳt. Tañrı Ta‘ālānuñ buyruġı işlenür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Xatırla ki, bir zaman Allahın (islam dininə yönəltməklə) ne’mət verdiyi və sənin özünün (köləlikdən azad etməklə) ne’mət verdiyi şəxsə (Zeyd ibn Harisəyə): “Zövzəni (Zeynəb bint Cəhşi) saxla (boşama), Allahdan qorx!” – deyir, Allahın aşkar etdiyi şeyi (Zeynəbin boşanacağı təqdirdə onu almağın haqda sənə nazil olan vəhyi) ürəyində gizli saxlayır və adamlardan (onların Peyğəmbər oğulluğunun boşadığı övrətlə evlənir, – deyəcəklərindən) qorxurdun. Halbuki əslində sənin qorxmalı olduğuna ən çox layiq Allahdır. Zeyd zövcəsi ilə əlaqəsini kəsdikdə (Zeynəbi boşadıqda) səni onunla evləndirdik ki, oğulluqları övrətlərini boşadıqları zaman onlarla evlənməkdə mö’minlərə heç bir çətinlik (günah) olmasın! (Bu işdən mö’minlərə heç bir günah gəlmədiyini bildirmək üçün belə bir övrətlə birinci səni evləndirib bütün müsəlmanlara nümunə etdik). Allahın hökmü mütləq yerinə yetər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when thou saidst unto him on whom Allah hath conferred favour and thou hast conferred favour: Keep thy wife to thyself, and fear Allah. And thou didst hide in thy mind that which Allah was to bring to light, and thou didst fear mankind whereas Allah had a better right that thou shouldst fear Him. So when Zeyd had performed the necessary formality (of divorce) from her, We gave her unto thee in marriage, so that (henceforth) there may be no sin for believers in respect of wives of their adopted sons, when the latter have performed the necessary formality (of release) from them. The commandment of Allah must be fulfilled.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold! Thou didst say to one who had received the grace of Allah(3722) and thy favour: "Retain thou (in wedlock) thy wife, and fear Allah." But thou didst hide in thy heart(3723) that which Allah was about to make manifest: thou didst fear the people, but it is more fitting that thou shouldst(3724) fear Allah. Then when Zaid had dissolved (his marriage) with her, with the necessary(3725) (formality), We joined her in marriage to thee: in order that (in future) there may be no difficulty to the Believers in (the matter of) marriage with the wives(3726) of their adopted sons, when the latter have dissolved with the necessary (formality) (their marriage) with them. And Allah's command must be fulfilled.
3722 This was Zayd, son of Harithah, one of the first to accept the faith of Islam. He was freedman of the Prophet, who loved him as a son and gave him in marriage to his own cousin Zaynab. The marriage however turned out unhappy. See next note. 3723 Zayd's marriage with the Prophet's cousin Zaynab, daughter of J ahsh, did not turn out happy. Zaynab the high-born looked down upon Zayd the freedman who had been a slave. And he was not comely to look at. Bom were good people in their own ways, and both loved the Prophet, but there was mutual incompatibility, and this is fatal to married life. Zayd wished to divorce her, but the Prophet asked him to hold his hand, and he obeyed. She was closely related to the Prophet; he had given a handsome marriage gift on her marriage to Zayd; and people would certainly talk if such a marriage was broken off. But marriages are made on earth, not in heaven, and it is no part of Allah's Plan to torture people in a bond which should be a source of happiness but actually is a source of misery. Zayd's wish-indeed the mutual wish of the couple-was for the time being put away, but it became eventually an established fact, and everybody came to know of it. (R). 3724 All actual facts are referred to Allah. When the marriage is unhappy, Islam permits the bond to be dissolved, provided that all interests concerned are safeguarded. Apparently there was no issue here to be considered. Zaynab had to be considered, and she obtained the dearest wish of her heart in being raised to be a Mother of the Believers, with all the dignity and responsibility of that position. Seen. 3706 to 33:28 above. 3725 The 'Iddah or period of waiting after divorce ( 2:28 , and n. 254) was duly completed. 3726 The Pagan superstition and taboo about adopted sons had to be destroyed. See 33:4-5 and notes 3671-3672 above.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve o zaman
تَقُولُ
diyor(dun)
لِلَّـذ۪ٓي
o kim- seye ki
اَنْعَمَ
nimet verdi
اللّٰهُ
Allah
عَلَيْهِ
kendisine
وَاَنْعَمْتَ
ve sen nimet verdin
عَلَيْهِ
kendisine
اَمْسِكْ
tut
عَلَيْكَ
üzerinde
زَوْجَكَ
eşini
وَاتَّقِ
ve tak-vâlı ol
اللّٰهَ
Allah'a karşı
وَتُخْف۪ي
ve gizliyordun
ف۪ي نَفْسِكَ
içinde
مَا
o şe- yi ki
اللّٰهُ
Allah
مُبْد۪يهِ
onu ortaya çıkarıcıdır
وَتَخْشَى
ve çekiniyordun
النَّاسَۚ
insanlardan
وَاللّٰهُ
oysa Allah
اَحَقُّ
daha layıktı
اَنْ تَخْشٰيهُۜ
ondan çekinmene
فَلَمَّا
ne za- man ki
قَضٰى
kesti
زَيْدٌ
Zeyd
مِنْهَا
ondan
وَطَراً
ilişkiyi
زَوَّجْنَاكَهَا
onu sana nikâhladık
لِكَيْ
için
لَا يَكُونَ
olmaması
عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlere
حَرَجٌ
bir güçlük
ف۪ٓي اَزْوَاجِ
eşlerinde
اَدْعِيَٓائِهِمْ
evlatlıklarının
اِذَا
o va- kit ki
قَضَوْا
kestiler
مِنْهُنَّ
kendile- rinden
وَطَراًۜ
ilişkiyi
وَكَانَ
ve oldu
اَمْرُ
emri
اللّٰهِ
Allah'ın
مَفْعُولاً
yerine getirilmiş
(Resulüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine nimet verdiğin kimseye (Zeyd'e), "eşini (nikâhın) üzerinde tut (onu boşama) ve Allah'a karşı takvâ sahibi ol (kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalış)!" diyordun ve Allah'ın açığa vuracağı şeyi insanlar(ın ne söyleyeceklerin)den çekinerek içinde gizliyordun. Oysa Allah, çekinmene daha layık (değil miy)di! Zeyd, o (eşi)nden ilişiğini kesince Biz onu sana nikâhladık ki evlatlıkları eşlerinden ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) mü'minlere bir güçlük olmasın. Ve Allah'ın emri (böylece) yerine getirilmiş oldu.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَنْعَمَ
Fiil-IV
ن ع م
Nimet verdi, nimet bahşetti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَنْعَمَ
Fiil-IV
ن ع م
Nimet verdi, nimet bahşetti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَمْسَكَ
Fiil-IV
م س ك
Tuttu, alıkoydu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اُخْفِىَ
Fiil-IV
خ ف ي
Gizledi, sakladı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مُبْدِي
Etken fiil-IV
ب د و
Ortaya çıkarıcı
خَشِىَ
Fiil-I
خ ش ي
Korktu, haşyet duydu, endişe etti, çekindi
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَحَقّ
İsim
ح ق ق
Daha fazla hak sahibidir, daha layıktır, daha gerçektir
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
خَشِىَ
Fiil-I
خ ش ي
Korktu, haşyet duydu, endişe etti, çekindi
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
زَيْد
Özel isim
زَيْد
Hz. Zeyd (r.a.)
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَطَر
İsim
و ط ر
İlişki
زَوَّجَ
Fiil-II
ز و ج
Nikâhladı, evlendirdi, birleştirildi
كَى
Masdar harfi
كَى
Ki, için, ta ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
حَرَج
İsim
ح ر ج
Sıkıntı, güçlük, zorluk
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
اَدْعِيَٓاءَ
İsim
د ع و
Nispet edilen, evlatlık
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَطَر
İsim
و ط ر
İlişki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَفْعُول
Edilgen fiil
ف ع ل
Yapılmış, yapılan, yerine getirilen, gerçekleşmiş