Evlerinizde oturun, cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Dosdoğru namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Şüphesiz Allah, (tekvini iradeyle) sadece sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.
(Ümmü Seleme anlatıyor: “Ben, Resûlullah’ın (s.a.a) evinin kapısında iken şu ayet nazil oldu. Evde “Resûlullah (s.a.a), Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin vardı. Onlara bir örtü bürüdü ve “Allahım! İşte bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir, bunlardan günahı gider ve bunları kirlerden tertemiz kıl!” buyurdu. Ben atılıp, “Ey Allah’ın Resûlü! Ben Ehl-i Beyt’ten değil miyim?” dedim. Bana, “Sen hayır üzeresin, sen Resûlullah’ın zevcesisin (ama Ehl-i Beyt’ten değilsin)!” diye cevap verdi.” (Tirmizi, Menakıb, (3870)Enes anlatıyor: “Mezkur ayet indiğinde Resûlullah (a.s) sabah namazına giderken, altı aya yakın bir müddet, Hz. Fatıma’nın kapısına uğrayıp, “Namaza (kalkın) ey Ehl-i Beyt! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor!” buyurdu.” (Tirmizi, Tefsir, Ahzab, (3204)Aişe anlatıyor: ““Resûlullah (s.a.a), üzerinde siyah (yünden) nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin (evden) çıktı. O sırada Hasan geldi, onu örtünün altına aldı. Sonra Hüseyin geldi, onu da örtünün altına aldı. Sonra Fatıma geldi, onu da örtünün altına aldı. Sonra Ali geldi onu da örtünün altına aldı. Sonra da şöyle buyurdu: “Ey Ehl-i Beyt! Şüphesiz Allah, (tekvini iradeyle) sadece sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.” (Müslim, Fezailu’s-Sahabe 61, 2424)Yezid İbn-u Hayyan, Zeyd İbn-i Erkam’dan naklen Resûlullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu bildiriyor: “Haberiniz olsun! Ben size iki ağırlık (değerli şey) bırakıyorum. Bunlardan biri Allah-u Teâla’nın Kitabı’dır. O, Allah’ın (yerle gök arasına uzanmış) ipi olup, kim ona tutunursa hidayet üzere olur, kim de onu terk ederse dalâlete düşer. İkincisi itretim, Ehl-i Beyt’imdir.” Zeyd İbn-i Erkam’a, “Kadınları da Ehl-i Beyt’inden midir?” diye sorulunca da o, “Hayır!” dedi. “Allah’a yemin olsun ki kadın bir müddet erkekle beraber olur, sonra (kocası) onu boşar, o da babasına ve kavmine döner. Resûlullah’ın Ehl-i Beyt’i aslı ve kendinden sonra sadaka haram olan akrabasıdır.” (Müslim, Fezailu’s-Sahabe 37, 2408)