close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahzâb Sûresi 29. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-in kuntunne turidna(A)llâhe ve rasûlehu ve-ddâra-l-âḣirate fe-inna(A)llâhe e’adde lilmuhsinâti minkunne ecran ‘azîmâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yok, eğer Allah'ı ve Peygamberini ve ahiret gününü istiyorsanız bilin ki hiç şüphe yok, Allah, iyilik edenlerinize büyük bir mükafat hazırlamıştır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Yok) "Eğer siz Allah’ı, Resulü’nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, artık hiç şüphesiz Allah, içinizden iyilik-güzellik (sadakat ve kanaat) ehli olanlar için büyük ecir hazırlamıştır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yok eğer sizler Allah'ı, elçisini ve ahiret hayatının güzelliklerini istiyorsanız bilin ki Allah, sizden güzel hareket ve davranışta bulunanlara, büyük bir mükafat hazırlamıştır.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Eğer Allah'ın dinine, Rasulüne hizmeti, âhiret yurduna, ebedî yurda hazırlığı arzu ediyorsanız, unutmayın ki, Allah içinizden, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı hizmetler yapan hatun önderlere, idarecilere büyük mükâfatlar hazırlamıştır.”
Ahmet Varol
swap_vert close
Ama eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu istiyorsanız şüphesiz Allah, sizden iyilik edenlere büyük bir ecir hazırlamıştır."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Eğer siz Allah'ı, Resûlü'nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız artık hiç şüphesiz Allah, içinizden güzellikte bulunanlar için büyük bir ecir hazırlamıştır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yok, eğer Allah ile Rasûlünü ve ahiret yurdunu (cenneti) istiyorsanız, biliniz ki Allah, içinizden salih amel işliyenlere büyük bir mükâfat hazırlamıştır. (Onlar da, kendilerine, peygamberi seçtiler ve dünya süsünü terk ettiler).”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yok eğer Allah’ı, Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah, sizden iyilik ve güzel ameller yapanlar için büyük bir ücret hazırlamıştır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Yok eğer, Allah'ı, Peygamberini ve âhiret yurdunu istiyorsanız, biliniz ki Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir ödül hazırlamıştır.”
Besim Atalay
swap_vert close
Eğer sizler Allahı, peygamberini, son günü dilerseniz sizden iyilik edenlere, Allah ulu sevap hazırlamıştır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Yok, eğer Allah'ı, Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
Cemil Said
swap_vert close
28,29. Ey Nebî! Zevcelerine di ki: "Siz eğer dünyâ hayâtını ve zînetini arıyor iseniz geliniz size kesretli emvâl ile mükrimâne bir talâk vireyim. Lâkin Allâh’ı, rasûlüni ve âhiret hayâtını istiyor iseniz Allâh muhsinlere ’azîm mükâfât ihzâr iylemişdir."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Eğer Allah'ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Eğer Allah’ı, Resûlünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yok eğer Allah’ı, resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız şunu bilin ki Allah, içinizden güzel davrananlara büyük bir ödül hazırlamıştır.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Yok, siz ALLAH'ı, elçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, ALLAH sizden güzel davrananlara büyük bir ödül hazırlamıştır."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yok eğer Allah ve Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, haberiniz olsun ki, Allah içinizden güzellik edenlere pek büyük bir ecir hazırlamıştır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yok eğer Allah ve Resulünü ve Âhıret evini istiyorsanız haberiniz olsun ki Allah içinizden güzellik edenlere pek büyük bir ecir hazırlamıştır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Yok,) eğer Allah’ı (n rızasını), Resûlü’nü (n hoşnutluğunu) ve âhiret yurdunu (cenneti) istiyorsanız, biliniz ki Allah, içinizden iyilik sahipleri için (âhirette) büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Eğer Allah ve Resûl'ünü ve Ahiret Yurdu'nu istiyorsanız, kuşkusuz Allah, sizden Muhsin¹ olan kadınlar için büyük bir ecir² hazırlamıştır.”
1- İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan. 2- Ödül, karşılık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Eğer Allâhı, peygamberini ve âhiret yurdunu diliyorsanız şübhe yok ki Allah, içinizden güzel hareket edenler için büyük bir mükâfat hazırlamışdır».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Yok eğer (siz), Allah'ı, Resûlünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, hiç şübhesiz ki Allah, içinizden iyilik edenlere (pek) büyük bir mükâfât hazırlamıştır.”(2)
(2)Ezvâc-ı tâhirât vâlidelerimiz (peygamberimizin mübârek hanımları) İslâm fetihleriyle gelen bolluktan, kendilerinin de velev bir nebze, hisse sâhibi olmalarını arzû etmişlerdi. Ancak onları îkāz eden bu vahiy gelince Resûllullah, kendilerini nikâhlarında muhayyer bıraktı. Onların: “Biz Allah’ı, Resûlünü ve âhireti tercîh ederiz” demeleri üzerine, Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm kendilerinden yine evvelki gibi sâde bir hayat tarzını devâm ettirmelerini istedi. Başta Hz. Âişe (ra) olmak üzere diğer mübârek vâlidelerimiz de buna gönül hoşluğu ile muvâfakat gösterip, sâde bir hayâtı kabûl ettiler. (Beyzâvî, c. 2, 244)“Şu dünyadaki tezyînât (süslemeler), yalnız telezzüz (lezzet alma) veya tenezzüh (gezinti) için değil. Çünki bir zaman lezzet verse, firâkıyla (ayrılığıyla) birçok zaman elem (acı) verir. Sana tattırır, iştihânı açar, fakat doyurmaz. Çünki, ya onun ömrü kısa, ya senin ömrün kısadır. Doymağa kâfî değil. Demek kıymeti yüksek, müddeti kısa olan şu tezyînât; ibret içindir, şükür içindir, usûl-i dâimîsine (dâimî olan asıllarına) teşvîk içindir. Başka gāyet ulvî (yüce) gāyeler içindir.” (Zülfikār, 10. Söz, 27)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer (dünya refahı yerine) Allah’ı, elçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız (ve böylece elinizdekiyle kanaat getiriyorsanız) bilin ki, Allah sizden (sürekli) iyi davrananlara büyük mükâfat hazırlamıştır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Eğer Allah’ı, O’nun elçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, şunu bilin ki Allah, sizden güzel davranıp iyilik yapan kadınlara büyük mükafaatlar hazırlamıştır.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yok, eğer sizler Allah’ı, elçisini öbür dünya yurdunu diliyorsanız, işte Allah içinizden iyilik eden kadınlar için ulu bir karşılık düzmüştür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şayet Allah/ı, peygamberini ve âhiret sarayını isterseniz Allah içinizden iyilik eden kadınlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır [⁴].
[4] Ezvac-ı tâhirat birtakım mütalebelerde bulunmuşlardı ki onlar peygamberimizde bulunmuyordu. Onlardan bir ay ayrı oturdu. Onun üzerine onlara talâkta muhayyer olmak hususu teklif olunmuştu. Onlar da âhireti ihtiyar etmişlerdi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Eğer Allah’ı, elçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, hiç şüpheniz olmasın ki, Allah, iyi davrananlar [muhsinât] için çok büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Eğer siz (ey Peygamber'in eşleri!) Allah'ı, resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, artık hiç şüphe yok Allah, içinizden ihsan sahipleri için büyük bir ecir hazırlamıştır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Yok, eğer Allah’ı, Elçisini ve âhiret yurdunu tercih ediyorsanız, bilin ki Allah, içinizden güzel davrananlara büyük bir mükâfât hazırlamıştır.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Eğer Allah’ı, O’nun rasûlünü, Âhiret Yurdu’nu istiyorduysanız, Allah, sizden Muhsine / Güzellik Eden Kadınlara çok büyük bir ödül hazırladı”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer, Allah’ı, resulünü ve ahret hayatını istiyorsanız, herhalde Allah, güzel geçimli bayanlar için güzel şeyler hazırlamıştır. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Eğer Allah’ı, Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’ı, Elçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, (bilin ki) şüphesiz ki Allah içinizden güzel davrananlar için büyük bir ödül hazırlamıştır.
Mehmet Türk
swap_vert close
28,29. Ey Peygamber! Eşlerine: “Eğer siz, dünya hayatını ve onun güzelliklerini istiyorsanız, gelin sizi mihirlerinizi vererek güzelce boşayayım, yok eğer Allah’ı, Rasûlü’nü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, şüphesiz Allah, içinizden Allah’ın istediği gibi iyi olanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”¹ de.
1 Hendek savaşı ve Hayber’in fethinden sonra Müslümanlar refaha kavuşmuşlardı. Peygamberimizin eşleri de ziynet, elbise ve biraz daha lüks bir hayat istemişlerdi. Bunun üzerine bu âyetler inince Peygamberimiz, eşlerini isterlerse boşayabileceği konusunda serbest bıraktı. Onlar da; “Allah’ı, Rasûlü’nü ve âhiret yurdunu isteriz.” dediler. Ayrıca bu âyetten, bir kimsenin eşine, “isterse boşayabileceğini” söylemesinin, boşama anlamına gelmeyeceği de anlaşılmaktadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Yok eğer Allah’ı, Elçisi’ni ve ahiret hayatının [güzelliklerini] istiyorsanız, [bilin ki] Allah, içinizden güzel işler yapanlar için büyük bir ödül hazırlamıştır!” ³²
32 Hz. Peygamber, yukarıdaki iki ayeti, nazil olduktan hemen sonra eşlerine tebliğ ettiği zaman hepsi ayrılmayı kesinlikle reddettiler ve “Allah’ı, Elçisi’ni ve öteki dünya[nın güzelliklerini]” seçtiklerini bildirdiler (Buhârî ve Müslim dahil birçok Hadis külliyatında nakledilir). İlk dönem İslam alimlerinden bir kısmı (Taberî’ye göre Katâde ve Hasan Basrî) bu surenin daha sonraki 52. ayetinin, Allah’ın bu tavır için hazırladığı ödülü ortaya koyduğunu söyler.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yok eğer, Allah’ı, Elçi’sini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah, sizden böyle güzel bir tercihte bulunanlara muazzam bir mükâfat hazırlamıştır. 33/21
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
yok eğer Allah’ı, Rasulü’nü ve âhiret yurdunun (mutluluğunu) istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyi davranışı tabiat haline getirenlere muhteşem bir ödül hazırlamıştır!”[³⁷⁴¹]
[3741] Bu âyetlerin indiği dönemde İslâm cemaati, savaş gelirlerinden paylarına düşenle refah standartlarını yükseltmişti. Fakat bu Rasulullah’ın hanelerine yansımadı. Onlar da, kendilerince haklı gerekçelere sığınarak, herkese düşen pay gibi pay istediler. Oysa Allah Rasûlü’nün gözettiği ilke yönetimi altındaki ortalama tabakanın standartlarında yaşamaktı. Eşleri refah paylarını artırmakta ısrar edince onları ayrılıp ayrılmamakta muhayyer bıraktı. Hz. Âişe “Allah Rasûlü’nü dünya nimetlerine tercih ediyorum!” dedi ve bunu diğerleri takip etti. Bazen eşleriyle ilişkileri kopma noktasına kadar gelen Rasulullah, eşlerine ömrü boyunca bir tek fiske dahi vurmadı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Yok eğer Allah'ı, Resulünü ve ahiret yurdunu tercih ediyorsanız, muhakkak ki Allah, içinizden iyi davrananlara büyük mükafat hazırlamıştır.
Osman Fırat
swap_vert close
"Eğer Allah’ı ve Resûlünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden güzel davrananlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ve eğer siz, Allah'ı ve Resülünü ve ahiret yurdunu diliyor iseniz, elbette ki Allah sizlerden güzel amellerde bulunanlar için büyük bir mükâfaat hazırlamıştır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Yok, eğer Allah'ı, Resulünü ve âhiret mülkünü isterseniz, haberiniz olsun ki Allah sizin gibi iyi hanımlara büyük mükâfat hazırlamıştır. ”
Sûrenin tefsirinin baş tarafında belirttiğimiz gibi, bu tarihlerde, yani hicretin 5. yılından sonra, Müslüman toplumunun maddî şartları nisbeten iyileşti. Ezvac-ı tahirat da bu refahtan biraz yararlanmak istediler. Hz. Peygamber isteseydi bunları temin ederdi. Fakat o zühd prensibini, yoksul Müslümanların hayat standardlarını esas aldığından, ilahî irşadla buna razı olmadı. Hatta ciddî bir imtihan geçirdi. Bu âyetin talimatıyla bütün eşlerini boşamak durumu ile karşı karşıya geldi. Onları ya alışageldikleri sade hayata devam, ya da boşanma arasında muhayyer bıraktı. Onlar neticede dünya refahını değil, Hz. Peygamberle olan beraberliği tercih ettiler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer siz, Allah'ı, Eçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, (biliniz ki) Allah, sizden güzel hareket edenlere büyük bir mükafat hazırlamıştır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Ve eğer siz Allâh ve rasûlüni isteyor ve dâr-ı âhireti murâd idiyor iseniz tahkîk Allâh Te'âlâ sizden muhsin olanlara büyük ecir ve mükâfât hazırlamışdır."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ama eğer Allah'ı, Elçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizden iyi davrananlara büyük bir karşılık hazırlamıştır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer, Allah'ı ve peygamberini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, şüphesiz Allah, iyilik eden kadınlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Yok, Allah'ı, Resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, hiç şüphe yok ki, Allah, sizden iyilik yapan ve iyi kulluk edenlere büyük bir ödül hazırlamıştır.”(11)
(11) İslâm toplumunun gelişip genişlemesi ile birlikte imkânlar da genişleyince, Peygamber hanımları arasında, doğal olarak, bu imkânlardan yararlanma arzusu doğmuştu. Allah’ın buyruğuna uygun olarak Peygamberimiz onları tercihlerinde serbest bıraktı; onlar da Allah ve Resulünü seçtiler. (Buhârî, Tefsir 33:5; Tirmizî, Tefsir 33:6.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Yok eğer Allah'ı, resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah sizin güzel düşünüp güzel hareket edenlerinize büyük bir ödül hazırlamıştır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“daħı eger olursañuz dilerseñüz Tañrı’yı daħı yalavacını daħı śoñraġı sarāyı bayıķ Tañrı yaraķladı eyü işlüler içün sizden müzd ulu.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve eger siz Tañrı Ta‘ālā[yı] dilerseñüz resūlini daḫı, āḫiret evini daḫı dile‐señüz, pes Tañrı Ta‘ālā yaraḳlayupdur sizüñ muḥsinlerüñüze ulu müzd.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yox, əgər Allahı, Onun Rəsulunu və axirət yurdunu istəyirsinizsə, (bilin ki) Allah içərinizdən yaxşı işlər görənlər üçün böyük bir mükafat (Cənnət) hazırlamışdır. (Peyğəmbər əleyhissəlamın xanımları dünya ne’mətlərindən vaz keçib axirət yurdunu daha üstün tutdular).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But if ye desire Allah and His messenger and the abode of the Hereafter, then lo! Allah hath prepared for the good among you an immense reward.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But if ye seek Allah and His Messenger, and the Home of the Hereafter, verily Allah has prepared for the well-doers amongst you(3707) a great reward.
3707 They were all well-doers. But being in their exalted position, they had extra responsibility, and they had to be specially careful to discharge it. In the same way, their reward would be "great", for higher services bring higher spiritual satisfaction, though they were asked to deny themselves some of the ordinary indulgences of life.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِنْ
ve eğer
كُنْتُنَّ
iseniz
تُرِدْنَ
istiyor- sunuz
اللّٰهَ
Allah'ı
وَرَسُولَهُ
ve resulünü
وَالدَّارَ
ve yurdunu
الْاٰخِرَةَ
âhiret
فَاِنَّ
hiç şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
اَعَدَّ
hazırla- mıştır
لِلْمُحْسِنَاتِ
muhsinlere
مِنْكُنَّ
sizden
اَجْراً
bir mü- kâfat
عَظ۪يماً
büyük
"Yok eğer siz, Allah'ı, resulünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız bilin ki Allah, içinizden muhsinlere (güzellik yapıp güzel olanlara) büyük bir mükâfat hazırlamıştır."
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَعَدَّ
Fiil-IV
ع د د
Hazırladı
مُحْسِنَات
Etken fiil-IV
ح س ن
Muhsinler
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam