close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahkâf Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ beyyinâtin kâle-lleżîne keferû lilhakki lemmâ câehum hâżâ sihrun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz okundu mu gerçeği inkar edenler, gerçek, onlara gelince bu derler, aşikar bir büyü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o inkâr edenler; kendilerine gelmiş olan Hakk (Din ve davet) için, "Bu, apaçık bir büyüdür" diyorlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz okundu mu, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kendilerine gelen bu gerçek için, bu apaçık bir büyüdür derler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bizim âyetlerimiz kendilerine açıkça okunduğu zaman, Allah ve Rasulünü inkârda ısrar edenler, kâfirler, kendilerine gelen gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur'ân için: “Bu aklı etki altına alan apaçık, büyüleyici bir söz.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda inkar edenler, kendilerine gelen hak için: "Bu apaçık bir büyüdür" derler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o inkâr edenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: 'Bu, apaçık bir büyüdür.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlara açık ve parlak olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o kâfirler, kendilerine hak olan o ayetler gelince, dediler ki: “- Bu açık bir sihirdir.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ayetlerimiz, onlara açık olarak okunduğu zaman o kâfirlere hak geldiğinde (göründüğünde:) “Bu, apaçık bir büyüdür” derler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Âyetlerimiz onlara apaçık okunduğunda, hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
Açık âyetlerimiz onlara okununca, onlara gelmiş olan hak için, kâfirler dediler ki: «Bu belli bir büyüdür !»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ama ayetlerimiz onlara bütün açıklığıyla okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen gerçek için: “Bu, apaçık bir büyüdür” derler.
Cemil Said
swap_vert close
Bizim sarîh âyâtımız kendilerine okundığı vakit kâfirler tezâhür iden hakîkate karşu âşikâr bir sihirdir diyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman inkar edenler, kendilerine gelen gerçek için: "Bu, apaçık bir büyüdür" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için, düşünmeden “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gerçek kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, “Bu açık bir sihirdir” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğunda, kendilerine gelen gerçeğe karşı çıkanlar, "Bu, açıkça bir büyüdür," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bizim âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen hak kitap için: "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Karşılarında âyetlerimiz açık açık, parlak parlak okunurken de o küfredenler dediler ki hakka, kendilerine geldiği zaman: bu parlak bir sihir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, (âyetlerimizi) inkâr eden (müşrik) ler kendilerine gelen hak (Kitap, Kur’ân) için, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, gerçeği yalanlayan nankörler; kendilerine gelen “hakk” için, “Bu apaçık bir büyüdür.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Karşılarında açık açık âyetlerimiz okunduğu vakit (içlerinde) o küfredenler, kendilerine o hak gelince «Bu, apâşikâr bir büyüdür» dediler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve âyetlerimiz onlara açıkça okunduğunda inkâr edenler, kendilerine geldiği vakit o hak olan (Allah kelâmın)a dedi ki: “Bu apaçık bir sihirdir!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlara (inkâr edenlere) açık belgeler olarak ayetlerimiz (mesajlarımız) tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, (hem mucizevi yönüyle hem de büyüleyici güzelliğiyle insanı etkileyen bu ayetler) kendilerine geldiğinde gerçeği inkâr etmiş (inkâra şartlanmış) olanlar “Bu, apaçık bir büyüdür!” demişlerdi. *
(*) Not: Onların, ’’ Sihir diye nitelemeleri bu kitabın/Kur’an’ın sıradan bir kelam olmayıp bir insan sözü olmadığının farkına varmadan kendi ağızlarıyla itiraf edilmesidir. Yani Kur’an, i’câz ve büyüleyici güzelliğiyle onları etkiliyordu, fakat sihre inandıkları için inkâra şartlanmış olanlar, ona sihir demelerinden başka yapacakları bir şey kalmıyordu. Zira Kur’an’a muhatap olanlar onun olağanüstü bir metin olduğunu görüyor ve anlıyorlardı, ancak adeta hem inkâra şartlanmış olmaları hem de içinde bulundukları ve yararlandıkları konum sebebiyle sihir diyerek geçiştirmeye çalışıyorlardı. Zaten Kur’an’ın olağanüstü i’caz ve büyüleyci güzelliği karşısında onların kullanabildikleri tek silah, ancak bir büyüdür demeleri olmuştur.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O inkâr edenlere açıklayıcı ayetlerimiz okunduğu zaman, İnkâr edenler, onlara gelen Hak (Kur’an) için “Bu, apaçık bir aldatmaca (sihir)” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kendilerine apaçık belgelerimiz okununca da tanımıyan kimseler kendilerine gelen dosdoğru Kur’an için: "İşte apaçık bir büyü!" derler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Apaçık olan âyetlerimiz onlara okunduğu zaman bu kâfirler kendilerine gelen hak Kur/an hakkında «— Belli bir büyüdür» demişlerdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara apaçık okunduğu zaman, inkâr edenler gerçek/hak kendilerine geldiğinde, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o küfre sapanlar kendilerine gelmiş olan hak için, “Bu, apaçık bir büyüdür” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hakikati ortaya koyan ayetlerimiz bu inkârcılara tüm açıklığıyla tebliğ edilince, kendilerine ulaşan gerçek hakkında, “Büyüleyici güzelliğiyle insanı etkileyen bu ayetler, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir. Yoksa, okuma yazması dahî olmayan bir insanın böylesine harikulade sözler söylemesi başka türlü izah edilemez!” diyorlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Açık belgeler olarak bizim âyetlerimiz onlara okunduğu zaman, kendilerine geldiğinde inkâr etmiş olanlar Hakk için: -“Bu açıkça bir sihir!” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Nitekim, ayetlerimiz vaktiyle kendilerine tane tane okunurken, ayaklarına kadar gelen bu nimeti tepen nankörler: " büyü " deyip geçmişlerdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler; ayetlerimiz onlara okunduğu zaman “Bu apaçık bir büyüdür!" dediler. Hiç düşünmediler. Hiç akıl etmediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz apaçık [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kendilerine geldiğinde gerçeği inkâr edenler “Bu, apaçık bir büyüdür!” demişlerdi.
Mehmet Türk
swap_vert close
Kendilerine apaçık olan âyetlerimiz okunduğunda o kâfirler, kendilerine gelen bu gerçekler için: “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama mesajlarımız ne zaman onlara bütün açıklığıyla iletildiyse, hakikati inkara şartlanmış olanlar, hakikat kendilerine iletilir iletilmez onun hakkında, “Bu, göz boyayan bir büyüden ⁷ başka bir şey değil!” diye konuşurlar.
7 Lafzen “sihir”: bkz. sihr teriminin yukarıdaki anlamda kronolojik olarak ilk defa kullanıldığı 74:24 ile ilgili not 12. Bu ilk örnekte olduğu gibi burada işaret edilen hakikat, Kur’an’ın mesajıdır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysa ayetlerimiz onlara bütün açıklığı ile iletildiğinde gerçekleri örtbas eden kâfirler kendilerine gelen gerçekler için; “Bu apaçık bir sihirden ibarettir” demişlerdi. 37/14-15, 38/1...10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Evet ne zaman âyetlerimiz onlara bütün açıklığıyla tebliğ edildiyse, inkâr eden kimseler ayaklarına kadar gelen hakikat için “Bu ayan açık bir sihir!” dediler.[⁴⁵⁰⁵]
[4505] Âyetleri sihir saymakla ilgili bkz: 43:30. Bu âyette sihr ile hakk birbirinin karşıtı olarak kullanılıyor. Şu halde sihr’in mânalarından biri de “gerçek olmayan”dır. Bu âyet, ilk inkârcı muhatapların vahyin gücünü tersinden itiraf ettiklerini gösterir. Zira, eğer etkilenmeselerdi “sihir” demezlerdi.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ayetlerimiz okunduğunda o kâfirler, kendilerine gelen hak (Kur’an) için, "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlara apaçık âyetlerimiz anlatıldığı zaman kendilerine gelen hakkı inkâr edenler: "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlara karşı açık açık âyetlerimiz okunduğu zaman kendilerine geldiği vakit hakkı inkâr edenler dedi ki: «İşte bu bir apaçık sihirdir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Âyetlerimiz açık açık okunup beyan edildiğinde o kâfirler önlerine gelen gerçek hakkında: “Bu, besbelli bir sihirdir! ” derler.
Sihir diye nitelemeleri bu kitabın sıradan bir kelam olmayıp bir insan sözü olmadığının kendi ağızlarıyla itiraf edilmesidir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman kendilerine gelen hakkı inkar edenler: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve bizim âşikâr ve muvazzah âyetlerimiz kendilerine okundukda kâfir olanlar kendilerine gelen hakka: "Bu âşikâr bir sihirdir" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca, kendilerine gelen gerçekleri görmek istemeyenler şöyle derler: “Bu apaçık büyüdür!”.
Şaban Piriş
swap_vert close
Açıklayıcı ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, kendilerine gelen gerçeği inkar edenler şöyle dediler:-Bu, apaçık bir sihirdir!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, o kâfirler, kendilerine gelmiş olan hak kitap için “Bu düpedüz büyü” dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Her şeyi ayan-beyan gösteren ayetlerimiz onlara okunduğunda, kendilerine gelmiş olan hakkı inkâr edenler şöyle derler: "Açık bir büyüdür bu!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan oķına anlaruñ üzere āyetlerümüz bellüler eyitti anlar kim kāfir oldılar ḥaķķa ol vaķt kim geldi anlara “uşbu cādūlıķdur bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan oḳunsa anlar üstine bizüm āyetlerümüz beyān eyleyici, eydürler kāfir‐ler ḥaḳḳa özlerine geldügi vaḳt: Bu ulu siḥrdür, dirler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ayələrimiz onlara açıq-aydın olaraq oxunduqda (və ya: açıq-aydın ayələrimiz onlara söylənildikdə) kafirlər özlərinə gələn (Qur’an) barəsində: “Bu, aşkar bir sehrdir!” – deyirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Our clear revelations are recited unto them, who disbelieve say of the Truth when it reacheth them: This is mere magic.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When Our Clear Signs are rehearsed to them, the Unbelievers say, of the Truth when it comes to them:(4780) "This is evident sorcery!"
4780 When the truth is actually brought to their doors, they call it sorcery! Cf. 37:12-15, and n. 4042.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o zaman ki
تُتْلٰى
okunuyor
عَلَيْهِمْ
onlara
اٰيَاتُنَا
âyetlerimiz
بَيِّنَاتٍ
açıkça
قَالَ
dedi
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
inkâr ettiler
لِلْحَقِّ
hak için
لَمَّا
ne za- man ki
جَٓاءَهُمْۙ
onlara geldi
هٰذَا
bu
سِحْرٌ
bir si- hirdir
مُب۪ينٌۜ
apaçık
(Resulüm!) Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen Hakk (kelamımız olan bu Kur'ân) için dediler ki: "Bu, apaçık bir sihirdir."
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan