(Ey Muhammed! Onlara): “Sizin Allah’ın berisinde taptıklarınızın, (ne olduklarını) hiç biliyor musunuz?¹ Gösterin bana! Yeryüzündeki neyi onlar yarattılar? Ya da onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Eğer doğru söylüyorsanız, bu (Kur’an)’dan önce size indirilmiş bir kitap veya (elinizde) bir bilgi kalıntısı² varsa, getirin bana.” de.
1 Yani Allah’ı inkâr etmeden, Onun berisinde, Ondan daha fazla önem verdiğiniz, Onun sıfatlarından bir kısmını taşıdıklarına inandığınız veya Onun sıfatlarından bir kısmını kendilerine vererek ilâhlaştırdığınız, putlar veya putlaştırılmış kimselerinizin ne olduklarını hiç biliyor musunuz? Ve onların kendilerinden menkul kerametler, rüyalar, keşifler, murakabeler adı altında uydurdukları emirlerine, yasaklarına ve arzularına itaat ederek Allah’a isyan ediyorsunuz. Şüphesiz böyle yapmak, gerek Allah’ı inkâr ederek olsun, gerek olmasın ilahlık manasında onları Allah’a ortak yapmaktır. Bunların bir kısmı bu şirki açıkça söylerler. Firavunlara, Nemrutlara denildiği gibi onlara açıktan rabbimiz, tanrımız derler ve onlara aynı cinsten, oğullar, kızlar isnat ederler. Diğer bir kısmı da açıkça söylemeseler bile aynı muameleyi yaparlar, onları Allah sever gibi severler, veli-i nimet tanırlar, Allah’a yapılacak şeyleri onlara yaparlar. Allah’ın rızasını düşünmeden onların rızalarını kazanmaya çalışırlar, Allah’a isyan olan şeylerde bile onlara itaat ederler. Hatta Allah’ın ayetlerini bile efendilerinin zırvalarının önüne alamazlar. Allah’tan çok onlardan, Allah’ın ahiret azabından çok efendilerinin şefkat tokadından, çarpmasından hatta bir yan bakışından bile korkarlar. Eğer bunlar, efendilerinden veya putlarından korktuklarının yarısı kadar Allah’tan korksalar mutlaka kurtuluşa erenlerden olurlar.2 İlim sayılabilecek bir eser, evvelki Peygamberlerin ilimlerinden kalma bir ilim, yâhud bari toz üstüne yazılmış bir yazı. (Elmalılı)