close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahkâf Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ ḣaleknâ-ssemâvâti vel-arda vemâ beynehumâ illâ bilhakki ve ecelin musemmâ(en)(c) velleżîne keferû ‘ammâ unżirû mu’ridûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gökleri ve yeryüzünü ancak gerçek olarak ve muayyen bir zaman için yarattık ve kafir olanlarsa korkutuldukları şeylerden yüz çevirirler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi, ancak Hakk ile (imtihan gayesiyle ve ölçüyle) ve belli bir ecel-süre (geçici olmak üzere ve imtihan kastı) ile yarattık. İnkâr edenler (anladıkları halde) uyarıldıkları şeylerden yüz çevirip (uzak kaçmaktadırlar.) [Yani küfür, yapılan tebliğ ve uyarıyı bile bile inkâr ettikten sonra oluşmaktadır.]
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gökleri, yeryüzünü ve arasındakileri şaşmaz bir düzen ve uygunluk içerisinde tarafımızdan konulmuş belli bir süre için yarattık, ama Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kendilerine tebliğ edilen bu uyarıdan yüz çevirirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları ve imkânları, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı olarak, hesaplı bir düzen içinde belirlenmiş bir vakte kadar işlevini korumak üzere yarattık. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, uyarıldıkları konulara aldırmıyorlar, İslâm'ı tebliğe, İslâmî faaliyetlere engel tedbirler alarak yüz çeviriyorlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak üzere ve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler ise uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel (belli bir süre) olarak yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çeviren(kimseler)dir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz göklerle yeri ve aralarındakileri, ancak adaletle ve (sona erecekleri) muayyen bir müddet ile yarattık. Kâfir olanlar ise, korkutuldukları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri, ancak hak ile(*) ve belli bir süre ile yarattık. O kâfirler ise, uyarıldıkları gerçeklerden yüz çeviriyorlar.
(*) Boşuna değil.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri bir amaç için ve belli bir süreye göre yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz göklerle, yeri hak olarak, belli bir zaman için yarattık ancak, küfredenler kocundurulan şeyden yüz çevirirler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkârcılar ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.
Cemil Said
swap_vert close
Biz semâvâtı ve arzı ve beynlerinde bulunanı hak içün ve mu’ayyen bir müddetle halk iyledik lâkin küfür idenler ihtârâtı işitmemek içün uzaklaşıyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, ancak gerçek üzere ve belirli bir süre için yarattık; inkar edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. Ama inkâr edenler kendilerine karşı yapılan uyarıdan yüz çevirmektedirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
 Âyet yaratılanların, Allah’ın kudret ve birliğine delâlet ettiklerini, bunların kıyamete kadar varlıklarını devam ettireceklerini, ama inkârcıların kıyameti ve dehşetini kabule yanaşmadıklarını haber vermektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak belli bir amaca göre ve belli bir süre için yarattık. İnkar edenler uyarıya aldırış etmemektedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz o Gökleri ve Yeri ancak hakk ile ve müsemmâ bir ecel ile yarattık, küfredenler ise inzar edildikleri şeylerden alındırmıyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları, ancak hak ile ve belirli bir ecel ile yarattık. (Âyetlerimizi ısrarla) inkâr eden (müşrik) ler, uyarıldıkları şeylerden (öldükten sonra diriltilme ve hesap gününü inkâr etmek sûretiyle îmân etmekten inatla) yüz çevirmektedirler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Gerçeği yalanlayan nankörler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri (başka değil) ancak hakkın ikaamesine sebeb olarak ve muayyen bir va'de için yaratdık. Küfredenler, korkutuldukları şeyden yüz çeviricilerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Biz) gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları, ancak hak ile (yerli yerinde) ve belirli bir ecel ile yarattık. İnkâr edenler ise, korkutuldukları şeyden (kıyâmetten) yüz çeviricidirler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gökleri, yerküreyi ve ikisinin (gök cisimleri ile yerküre) arasında (uzayda) bulunan her şeyi ancak gerçeğe dayalı (sabit bir sistem üzerinde, hak bir gaye) ve belirli bir süre için yarattık. Oysa inkâr etmiş olanlar (inkâra şartlanmış olanlar), kendisine karşı ikaz edildikleri (kıyamet gerçeği)nden ısrarla yüz çevirmektedirler. *
(*) Burada bütün varlıklar için Allah tarafından konulan “süre”ye yapılan atıf ile Allah’ın sonsuzluğu ve zaman üstü oluşuna karşılık öteki varlıkların hem zaman hem de mekândaki sonluluğunun vurgulanması amaçlanmıştır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gökleri ve yeryüzünü yalnızca, gerçek doğru bir amaç ve belirlenmiş bir vakit için yarattık. Doğruları inkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirenlerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz yerlerle gökleri, aralarındakileri ancak gerektiği gibi, belli bir süre için yarattık. Tanımıyanlar ne ile uyarıldılarsa ondan yüz çevirdiler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz, gökleri, yeri ve aralarındakini ancak hak ve hikmet ve muayyen bir müddetle yarattık; kâfirler, peygamberler kendilerini neden korkuttularsa hepsinden yüz çevirirler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak bir plana göre/hakla¹ ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
1 Krş. Âl-i İmrân, 3/191; En’âm, 6/22, 73; Yûnus, 10/28; Meryem, 19/82  
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel (belli bir süre) üzere yarattık. Küfre sapanlar ise, uyarılıp korkutuldukları şeyden yüz çevirmekte olanlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Çünkü Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri, ancak hak, hukuk ve adâlet esaslarına göre belli bir hikmet ve amaç doğrultusunda ve tarafımızdan belirlenmiş bir süre için Allah’ın tek rab ve ilâh oluş gerçeği anlaşılsın ve insanlar O’na kul köle olsunlar diye yarattık. Ama gel gör ki, hakîkati inkâr edenler, kendilerine yapılan uyarılara aldırış etmiyorlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yer’i, Gökler’i, ikisi arasındakileri ancak belirli bir süreliğine ve Hakk ile yarattık. İnkâr etmiş olanlar uyarıldıkları şeyden yüz çevirmişlerdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz, gökleri yeri ve bu ikisi arasında olan her şeyi hem dengeli hem de vadeli olarak yarattık. İnkarcılar, kendilerine yapılan uyarılara aldırmıyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Gökleri, yeri, ikisi arasında bulunanları gerçekler üzerine yaratmıştır. Her yaratılışın bir amacı bir süresi vardır. Süresi gelince hepsi yok olur. Gerçeklerimizi inkâr edenler, uyardığımız şeyleri duymazlıktan geliyor.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak ve ancak bir amaç ile [*] ve belirli bir süre için yarattık. Kâfir olanlar, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.
Yaratılışın amacıyla ilgili ayetler için bkz. Duhân 44:39, dipnot 9.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri ancak şaşmaz (kural)larla ve belirli bir süre ile¹ yarattık. Kâfirler ise, uyarıldıkları şeyden hâlâ yüz çeviriyorlar.
1 Gökler ve yer yani madde, ezeli olmadığı gibi ebedi de değildir. Hele hele yaratanıyla asla ve asla aynı şey hiç değildir ve günü gelince sona erecektir. Bu ayet; “Allah’ı her şeyin dışında görecek yerde, Allah’ın yarattığı her şeyde ve hatta her şeyi, Allah olarak gören” Vahdet-i Vücud felsefesinin ve materyalist düşüncelerin tamamını reddeder.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Biz, gökleri, yeri ve onlar arasındaki her şeyi ancak [derunî bir] anlam ve amaç üzere ve [Bizim tarafımızdan] konulmuş bir süre için yarattık: ² ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, kendilerine tebliğ edilen uyarıdan ³ yüz çevirirler.
2 “[Derunî bir] anlam ve amaç üzere” ifadesi konusunda bkz. 10:5, not 11. Bütün varlıklar için Allah tarafından konulan “süre”ye yapılan atıf ile, Allah’ın sonsuzluğu ve zaman üstü oluşuna karşılık öteki varlıkların hem zaman hem de mekandaki sonluluğunun vurgulanması amaçlanmıştır.3 Lafzen, “kendisine karşı uyarıldıkları şeyden”; yani onlar, Allah’ın yanısıra başka varlıklara veya güçlere ilahî sıfatlar yakıştırmamaları uyarısına kulak vermezler.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak/gerçek bir amaç ve belirli bir süreliğine yarattık. Ne var ki gerçekleri örtbas eden kâfirler kendilerine yapılan uyarılara kulak asmıyorlar. 21/16, 30/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri, ancak gerçek bir anlam ve amaç[⁴⁵⁰⁰] uğruna -ama sınırlı bir ömürle- yarattık;[⁴⁵⁰¹] ne ki inkâr eden kimseler uyarıldıkları hakikatten yüz çeviriyorlar.[⁴⁵⁰²]
[4500] Bi’l-hakk ibaresinin bu anlamı için bkz: 21:18, not 19. Bir önceki sûreye atıf: “Ölürüz zira (bir kez) hayata gelmiş bulunuruz; ve bizi sadece Dehr/Zaman yok eder” (45:24). [4501] Ecelin musemmen, lafzen sınırlı bir ömrü ifade etse de, belirsiz gelmesi hasebiyle bu süreyi kimsenin bilemeyeceğine delâlet eder (Bkz: 11:3, not 7). Zımnen: Yaratılmış olan sonludur, sonsuzluk Allah’a mahsustur. [4502] Şirkin temelinde yatan Allah’ın müdahil olmadığı alan fikri, hayatın anlamlı ve amaçlılığını zımnî inkâr anlamına gelmektedir. Bu da maddeyi tanrılaştırıp onu sonsuz ilan eden bir sapmaya yol açmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz; gökleri, yeri ve -insanlar dahil- arasında bulunanları hak (ve bir hikmet) gereği belli bir süre için yarattık. (*) (İşte) Kâfirler tehdit edildikleri şeylerden -bu gerçeklerden- yüz çevirmektedirler. (İnanmak istememektedirler ve Allah'ı bırakıp da O’na ortak koştukları hayali ilahlardan boş yere, yardım ve şefaat ummaktadırlar)
(*) Ki o süre dolduğunda -Sûr'un birinci üfürülüşünde- hepsi mahv olacak sadece Celâl sahibi Allah Teâlâ'nın zât'ı bâki kalacaktır!.. Sonra da -aynı zamanda- İkram sahibi de olan, Allah Teâlâ’nın lütfu ve keremiyle -Sûr’un ikinci kez üfürüşüyle- gökler ve yer yepyeni bir düzenle tekrar halk olunacak ve insanlar da kabirlerinden yepyeni bir bedenle diriltilip, hesap vermek üzere Rablerinin huzuruna getirileceklerdir,  
Osman Fırat
swap_vert close
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanlar] hak olarak ve belirli bir sürenin dışında yaratmadık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O gökleri ve yeri ve o ikisinin arasındakileri yaratmadık, ancak hak ile ve bir tayin edilmiş müddetle (yarattık). Kâfir olanlar ise korkutulmuş oldukları şeyden yüz çeviricilerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve bunların arasındaki varlıkları ancak gerçek bir maksatla, adalet ve hikmetle, bir de belli bir süre için yarattık. Ama kâfirler uyarıldıkları kı
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları (boş yere değil), ancak gerçek ile ve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ile ve bir vakt-i mu'ayyene değin kalmak üzere halk itdik. kâfirler inzâr olıundukları şeyden i'râz idicidirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Gökleri, yeri ve bu ikisinin arasında olanları başka değil; belli bir ömrü olan gerçek varlıklar olarak yarattık. Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler)[*], yapılan uyarılardan yüz çevirenlerdir.
[*] Birinci ayette Allah'ın indirdiği kitaptan, bu ayette de yarattığı kitap olan varlıklar aleminden bahsettikten sonraki bu ifade, öncelikle yaratılan kitabı okumak gerektiğini gösterir. Allah'ın indirdiği kitabı da görenlerin artık bir bahanesi kalmaz. Bunları görmezlikten gelmek, kafirlik olur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konmuş bir süre ile yarattık. Nankörler ise uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri hak ile ve belirlenmiş bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeye sırtlarını dönüyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri hak olarak ve belirlenmiş bir süre için yarattık biz. Küfre batanlarsa uyarılmış oldukları şeyden yüz çevirmektedirler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yaratmaduķ gökleri daħı yiri daħı anı kim ol ikisi arasındadur illā ḥaķk-ıla daħı adanılmış zamān-ıla. daħı anlar kim kāfir oldılar andan kim ķorķıdınıldılar yüz döndüricilerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz yaratmaduḳ gökleri ve yirleri, daḫı ikisi arasında olanları, illā ḥaḳḳ‐ıla.Daḫı mu‘ayyen müddet‐ile ve kāfirler özlerine olan ögütden, ya‘nīḳıyāmetden yüz ḳaytarurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz göyləri, yeri və onların arasında olanları ancaq haqq olaraq və (qiyamət günü sona çatacaq) müəyyən bir müddət üçün yaratdıq. Kafirlərin qorxudulduqları şeylərdən (qiyamətdən, imana də’vət edən öyüd-nəsihətdən) üz döndərdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We created not the heavens and the earth and all that is between them save with truth, and for a term appointed. But those who disbelieve turn away from that whereof they are warned.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We created not(4776) the heavens and the earth and all between them but for just ends, and for a Term Appointed: But those who reject Faith turn away from that whereof they are warned.
4776 Cf. 45:22- Many things may appear to us in the present world as strange and inexplicable. But everything made by Allah has a just purpose which must be fulfilled. Nothing in this world is permanent: everything is for an appointed term. The Word of Allah alone abides. All else will pass away after it has fulfilled its purpose. But Unbelievers refuse to face the danger of which they are warned.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا خَلَقْنَا
yaratmadık
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضَ
ve yeri
وَمَا
ve o şey- leri ki
بَيْنَهُمَٓا
ikisi ara- sındadır
اِلَّا
an- cak
بِالْحَقِّ
hak ile
وَاَجَلٍ
ve bir süre ile
مُسَمًّىۜ
belirlenmiş
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- seler ki
كَفَرُوا
inkâr ettiler
عَمَّٓا
o şey- den ki
اُنْذِرُوا
uyarıldılar
مُعْرِضُونَ
yüz çevirenlerdir
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak (ve hikmet) ile (yerli yerinde) ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise uyarıldıkları şey (olan kıyamet günün)den yüz çevirmektedirler.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
خَلَقَ
Fiil-I
خ ل ق
Yarattı
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
مُسَمًّى
Edilgen fiil-II
س م و
Belirli, belli
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَنْذَرَ
Fiil-IV
ن ذ ر
Uyardı
مُعْرِضُون
Etken fiil-IV
ع ر ض
Yüz çevirenler