close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahkâf Sûresi 25. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Tudemmiru kulle şey-in bi-emri rabbihâ fe-asbehû lâ yurâ illâ mesâkinuhum(c) keżâlike neczî-lkavme-lmucrimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir azap var ki Rabbinin emriyle her şeyi mahvedip gider, derken hepsi de helak olup gitti, öyle bir güne erdiler ki evlerinden başka hiçbir şey görülmez oldu. İşte böylece cezalandırırız mücrim topluluğu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O, Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eden (bir âfattır). Böylece (o korkunç kasırga yüzünden) meskenlerinden başka, hiçbir şey(leri) görünemez duruma düşmüş (ve perperişan olmuşlardı). İşte Biz, suçlu-günahkâr bir kavmi böyle cezalandırırız.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O rüzgar ki, herşeyi Rabbinin emriyle yakıp yıkar. Derken onlar o hale geldiler ki, evlerinden başka birşey görülmez oldu. İşte biz, günaha batıp giden toplumları böylece cezalandırırız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“O rüzgâr, Rabbinin icra planı dâhilinde her şeyi yıkar, mahveder.” dedi. Nihayet o kasırga gelince, sabahleyin onların evlerinden başka birşey görünmez oldu. Biz, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir kavmi işte böyle cezalandırırız.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/65; 11/50; 26/123.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder." Böylece evlerinden başka bir şeyleri görünmez oldu. İşte biz suçlular topluluğunu böyle cezalandırırız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder. Böylece meskenlerinden başka, hiç bir şey(leri) görünemez duruma düştüler. İşte biz suçlu-günahkar bir kavmi böyle cezalandırırız.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rabbisinin emri ile herşeyi helâk edecektir.” Nihayet o hale girdiler ki, meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu. İşte öyle mücrim (inkârcı) bir kavme, biz böyle ceza veririz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Rabbinin emriyle her şeyi yıkar.” (dedik.) Öyle oldular ki evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte Biz, suçlu olan bir toplumu böyle cezalandırırız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“O rüzgâr, Rabbinin emri ile her şeyi yerle bir eder” der demez, evlerinin kalıntılarından başka bir şey görünmez oldu. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrının buyrumuyla yok eder o her şeyi»; ancak, evleri görünür oldular, günah eden ulusa, böyle ceza veririz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“O (kum fırtınası), Rabbimin emriyle (oradaki) her şeyi yerle bir eder” (dedi). Derken (gelen kum fırtınasıyla) onlar öylesine çarçabuk silinip gittiler ki geride (kumlar altında kalan) evlerinden başka bir şey kalmadı. İşte Biz kötülüğe saplanmış olan bir toplumu böyle cezalandırırız.
Cemil Said
swap_vert close
24,25. Vâdîlerine bir bulut geldiğini gördükleri vakit biri birilerine "Bulut bize yağmur getürecek" didiler. Hûd: "Hayır bu bulut sizin görmekde isti’câl itdiğiniz ’azâb-ı elîmi getüren rüzgârdır, rabbin emriyle her şeyi kahr ve tedmîr idecekdir." didi. İrtesi gün yalnız meskenleri göriniyordı. İşte mücrim kavmi biz böyle tecziye ideriz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O azabın, yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde: "Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır" dediler. Hud: "Hayır, o, acele beklediğiniz şeydir; can yakıcı azap veren bir rüzgardır; Rabbinin buyruğu ile her şeyi yok eder" dedi. Bunun üzerine evlerinin harabelerinden başka bir şey görünmez oldu. Biz, suçlu milleti işte böyle cezalandırırız.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
24-25. Felâketi vadilerine yönelmiş, ufku kaplayan bir bulut olarak görünce, “İşte bize yağmur getirecek bir bulut” dediler. Hayır, o hemen gelmesini istediğiniz ceza; içinde acılı azap bulunan, rabbinin emri ile her şeyi silip süpüren bir rüzgâr! Sonunda sadece evlerinin kalıntılarının görüldüğü bir hale geldiler. Günaha batıp kalmış bir topluluğu işte böyle cezalandırırız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.  
 Rivayet edildiğine göre bu müthiş kasırga, erkeklerini, kadınlarını, çocuklarını ve mallarını yerle gök arasında savurarak parçalamış ve helâk etmiştir. Sadece Hz. Hûd ve ona iman edenler kurtulmuşlardır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Rabbinin emriyle herşeyi yerle bir eder. Sabahladıklarında, evlerinden başka herşey görülmez olmuştu. Suçlu topluluğu işte böyle cezalandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O rüzgâr, Rabbinin emri ile herşeyi yıkar mahveder." dedi. Nihayet helâk oldular ve evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte biz günahkâr kavmi böyle cezalandırırız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Rabbının emriyle her şey'i tedmir eder, derken öyle oluverdiler ki meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu, işte öyle mücrim bir kavme biz böyle ceza veririz
Emrah Demiryent
swap_vert close
O (azap rüzgârı), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nihâyet helâk oldular ve evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte biz suçlu (kâfir) bir kavmi, böyle cezalandırırız.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Rabb'inin emri ile her şeyi yok edecek!” Böylece, meskenlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. Biz, suçlu halkı böyle cezalandırırız.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«O, Rabbinin emriyle her şey'i helak edecekdir». İşte onlar o haale geldiler ki meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu. İşte günahkârlar güruhunu biz böyle cezalandırırız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Rabbisinin emriyle herşeyi helâk edecek!” Derken o hâle geldiler ki, evlerinden başka bir şey görünmez oldu! İşte, günahkârlar topluluğunu böyle cezâlandırırız!(2)
(2)“Adâlet iki şıktır. Biri müsbet, diğeri menfîdir. Müsbet ise, hak sâhibine hakkını vermektir. Şu kısım adâlet, bu dünyada bedâhet derecesinde (apaçık bir şekilde) ihâtası (kuşatması) vardır. Çünki; (...) herşeyin isti‘dad (kābiliyet) lisânıyla ve ihtiyâc-ı fıtrî (yaratılışlarına âid ihtiyaç) lisânıyla ve ızdırar (çâresizlik) lisânıyla Fâtır-ı zü’l-Celâl’den (celâl sâhibi yaratıcıdan) istediği bütün matlûbâtını (istediği şeyleri) ve vücud ve hayâtına lâzım olan bütün hukūkunu (haklarını) mahsus mîzanlarla (husûsî ölçülerle), muayyen (belirli)ölçülerle bil-müşâhede (herkesin müşâhede ve görmesiyle) veriyor. Demek adâletin şu kısmı, vücud ve hayat derecesinde kat‘î vardır. İkinci kısım menfîdir ki, haksızları terbiye etmektir. Yani haksızların hakkını, ta‘zîb ve tecziye (azab ve cezâ vermek) ile veriyor. Şu şık ise çendan (gerçi) tamâmıyla şu dünyada tezâhür etmiyor (görünmüyor). Fakat o hakīkatin vücûdunu (varlığını) ihsâs edecek (hissettirecek) bir sûrette hadsiz işârât ve emârât (işâretler ve emâreler) vardır. Ezcümle (meselâ): Kavm-i Âd ve Semûd’dan tut, tâ şu zamânın mütemerrid (hakka karşı inad eden)kavimlerine kadar gelen sille-i te’dîb (edeblendirme tokadı) ve tâziyane-i ta‘zib (azab kamçısı), gāyet âlî bir adâletin hükümrân olduğunu hads-i kat‘î (delilden kalbe çabuk gelen kat‘î bir kanâat) ile gösteriyor.” (Zülfikār, 10. Söz, 37-38)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
O (şiddetli rüzgâr ve kum fırtınası), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga ve kum fırtınası gelince) onların (harabe) evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz suç işleyen (zulmeden, insan haklarını çiğneyen, onlara işkence ve kötülük yapan) toplumu böyle cezalandırırız.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O rüzgâr Rabbinin emri ile her şeyin altını üstüne getirdi. Öyle ki, yaşadıkları mekânlarının harabeleri dışında, kendileri yok olup görünmez oldular. Biz suçlu toplumları böyle cezalandırırız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
şimdi o, çalabımın buyruğu ile her nesneyi yok ediverecek. Derken hepsi yok oldu da yalnız barınaklar kaldı. İşte Biz suçluları böyle cezalandırırız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O, her şeyi Rabbinin emriyle berbat eder» cevabını aldılar. Hep berbat oldular. Artık meskenlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz günahkârlara böyle ceza veririz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder. Bunun üzerine çok geçmeden evlerinden başka bir şey görünmez oldu. İşte Biz, suç işleyen toplumu [kavm] böyle cezalandırırız.
Kadri Çelik
swap_vert close
Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder. Nihayet (helâk oldular ve) evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte biz günahkârlar topluluğunu böyle cezalandırırız.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu korkunç kum fırtınası, Rabb’inin emriyle oradaki her şeyi yerle bir etti; böylece, o zâlimlerin kumlar altında kalan harab olmuş evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte Biz, suçlu bir toplumu böyle cezalandırırız.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rabb’inin emriyle her şeyi yerle bir ediyor. Meskenleri hariç artık görünmez oldular. Suçlu Kavm’i böyle cezalandırıyoruz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Rabb'in fermanıyla her şeyi yıkıp devirecek." Sonunda ortalıkta sadece evleri sırıtıp kaldı. Yanlış yaptılar, biz de cezalarını verdik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
"O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder." Kasırga yaşadıkları yere gelince; evlerinden başka hiçbir şey görünmez hâle geldi. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (kasırga gelince) evlerinden başka bir şey görülemez olmuştu. İşte biz, suçlu toplumu böyle cezalandırırız.
Mehmet Türk
swap_vert close
24,25. Sonunda onlar, o (azabı) vadilerine doğru ufku kaplayarak gelen bir bulut¹ şeklinde görünce: “Bu ufku kaplayan, bize yağmur yağdıracak bir buluttur.” dediler. (Hûd, onlara): “Hayır o, gelmesi için acele ettiğiniz; içerisinde acıklı azap bulunan ve Rabbinin emriyle her şeyi yok eden bir rüz-gârdır.” dedi. Sonunda onların (bomboş) evlerinden başka bir şey kalmadı. İşte Biz günâhkâr toplumları, böyle cezâlandırırız.²
1 Ârız: Bir yanı görünen, ufku örten, dağ, afet ve engel demek olup, mecâzen “ufku kaplayan bulut” anlamında kullanılır.2 Bk. (Hâkka: 6-8)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Her şeyi Rabbi’nin emriyle yakıp yıkacak [bir rüzgar]!” Onlar öylesine çarçabuk silinip gittiler ki ²⁸ geride [bomboş] evlerinden başka bir şey kalmaz oldu: Biz günaha saplanmış bir topluluğu işte böyle cezalandırırız.
28 Lafzen, “sonra öyle oldular ki ...” vd. Bkz. 69:6-8, ‘Âd kavmini arkalarında hiçbir iz kalmayacak şekilde yok eden kum fırtınasını tasvir eden ayetler.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hem de Rabbinin emriyle her şeyi altını üstüne getirecek bir kasırga! Sonun da geriye bomboş evlerden başka bir şey kalmadı. İşte biz, suça batmış bir toplumu böyle cezalandırırız. 26/123...139
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir etmekte: nihayet, (harap olmuş ) haneleri dışında gözle görülen hiçbir şey kalmamıştır. Biz, günaha gömülen bir toplumu işte böyle cezalandırırız.
Orhan Kuntman
swap_vert close
“Ki o azap rüzgarı; Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder" dedi. Sonunda (helâk oldular) meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu, işte biz günahkâr bir toplumu böyle cezalandırırız.
Osman Fırat
swap_vert close
Rabbinin emriyle O her şeyi mahveder. Derken onları o hale getirdi ki konutlarından başka bir şey görülmez oldu. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezâlandırırız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Rabbisinin emriyle her şeyi helâk eder.» Artık sabahladılar, (bir halde ki) ikametgâhlarından başka bir şey görülemez oldu. İşte günahkarlar olan bir kavmi böylece cezalandırırız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
24, 25. Vaktâ ki, bildirilen azabı, vâdilerine doğru enlemesine yayılarak ilerleyen bir bulut halinde görünce: “Bu, dediler, bize yağmur getiren bir bulut! ”Hûd: “Hayır, dedi, bu, sizin gelmesi için acele edip durduğunuz şeydir, yani can yakıcı azap taşıyan bir rüzgârdır! Rabbinin izniyle her şeyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır. ”Derken hepsi helâk olup sadece meskenleri kaldı. İşte Biz, suça gömülmüş gürûhu böyle cezalandırırız. [7, 65; 11, 50; 26, 123 vd. ]
Burada yalnız canlıları öldürüp binaları tahrip etmeyen ve yirminci yüzyılın son çeyreğinde icad edilen bir bomba çeşidine işaret bulabiliriz.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Derken onlar o hale geldiler ki konutlarından başka bir şey görülmez oldu. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O rüzgâr, Allâh Te'âlâ'nın emriyle gerek cân ve gerek mal her şeyi helâk idüb ancak meskenlerinden başka bir şey görülmez oldı. Biz mücrimleri böyle cezâ ideriz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rabbinin emriyle evlerin içine girecek, her şeyi kökünden sökecektir[*]. Sabaha erdiklerinde evlerinden başka görünen bir şey kalmamıştı. Biz suçlular topluluğunu böyle cezalandırırız.
[*] Tedmir  
Şaban Piriş
swap_vert close
O, Rabb'inin emriyle her şeyi yerle bir eder. Nitekim evlerinden başka bir şey görünmez oldu. Suçlu toplumu işte böyle cezalandırırız.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Rabbinin emriyle herşeyi yerle bir eder.” Nitekim öyle bir helâk oldular ki, meskenlerinden başka birşey görünmez oldu. Mücrimler güruhunu Biz böyle cezalandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir edecek. Sonunda o hale geldiler ki, konutlarından başka hiçbir şey görünmüyordu. Suçlular topluluğunu işte böyle cezalandırırız biz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“helāk eyler her neseneyi çalabı’sı buyruġı-y-ıla.” pes oldılar görinmez illā ŧuraķları anlaruñ. ancılayın cezā virevüz ķavma yazuķlular.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Helāk ider her nesneyi Tañrısı buyruġı‐y‐la. Pes helāk oldılar. Gör‐mez ḳılduḳ, illā evlerini. Anuñ gibi cezā virürüz yaman ḳavmlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O öz Rəbbinin əmri ilə hər şeyi məhv edər!” Onlar (ertəsi gün) səhər çağı elə bir vəziyyətə düşdülər ki, evlərindən başqa heç bir şey görünmədi (hamısı məhv oldu). Biz günahkar qövmü belə cəzalandırırıq!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Destroying all things by commandment of its Lord. And morning found them so that naught could be seen save their dwellings. Thus do We reward the guilty folk.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"Everything will it destroy by the command of its Lord!" Then by the morning they -(4803) nothing was to be seen but (the ruins of) their houses! thus do We recompense those given to sin!
4803 Here is the figure of speech known in rhetoric as aposiopesis, to heighten the effect of the suddenness and completeness of the calamity. In the Arabic text, the verb asbahu, in the diird person plural, leads us to expect that we shall be told what they were doing in the morning. But no! They had been wiped out, and any small remnant had fled (see n, 1040 to 7:65). Nothing was to be seen but the ruins of their houses.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
تُدَمِّرُ
yerle bir eder
كُلَّ شَيْءٍ
her şeyi
بِاَمْرِ
emriyle
رَبِّهَا
Rabb- isinin
فَاَصْبَحُوا
nitekim oldular
لَا يُرٰٓى
görünmez
اِلَّا
ancak
مَسَاكِنُهُمْۜ
evleri
كَذٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِي
cezalan- dırırız
الْقَوْمَ
kavmi
الْمُجْرِم۪ينَ
mücrim
"O (rüzgâr), Rabbisinin emriyle her şeyi yerle bir eder." Nitekim (o kasırga gelince) onların evleri(nin harabeleri)nden başka bir şey görünmez oldu (yeryüzünden silinip gittiler). İşte, Biz (Allah'a karşı suç işleyen) mücrim kavmi böyle cezalandırırız!
دَمَّرَ
Fiil-II
د م ر
Yerle bir etti, darmadağın etti, yok etti
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَصْبَحَ
Fiil-IV
ص ب ح
Oldu, sabahladı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَسْكَن
İsim
س ك ن
Mesken, yurt, ev, yuva, oturulan yer
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
جَزٰى
Fiil-I
ج ز ي
Ödedi, mükâfatlandırdı, cezalandırdı, karşılığını verdi
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
مُجْرِم
Etken fiil-IV
ج ر م
Mücrim, suçlu