close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Abese Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ yudrîke le’allehu yezzekkâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Belki o, arınacaktır, ne bilirsin?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Ne bilirsin; belki o, (Senden sormakla cehalet kirinden) temizlenecekti?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ne bilirsin belkide O senden öğrenecekleriyle günahlarından temizlenecekti.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Âmâ gelince senin böyle davranman gerektiğini bildiren belgeler neler? Umulur ki o pislikten, küfürden temizlenecek, vicdanını arındıracak.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ne bilirsin belki de o arınacaktır?
Ali Bulaç
swap_vert close
Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onun halini sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden sormakla cehalet kirinden) temizlenecekti.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nereden bileceksin? Belki o kör arınacaktı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [719][720]
[719] ‘Abese sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 343.[720] Hz. Peygamber’in uyarılmasına neden olan olay hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 346-350.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ne bilirsin, olabilir, o arınmak dileğinde
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Nereden bileceksin belki de o (senden öğrenecekleriyle cehalet kirinden) arınacaktı?
Cemil Said
swap_vert close
3,4. O âdemin fazîlet kesb itmeyeceğini ve va’zından müteneffi’ olmayacağını sana kim söyledi?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ama (ey Peygamber!) Sen nereden bileceksin, belki o kendini arındıracaktı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4. (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ne bilirsin, belki o temizlenecek?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ne bilirsin o belki temizlenecek
Emrah Demiryent
swap_vert close
3-4. (Resûlüm!) Sen nereden bilebilecektin ki? Belki o (soru soran kişi, senden öğrenecekleriyle) arınacak yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecekti!
Âyet-i kerîmedeki “belki” ifadesindeki belirsizlik, peygamber içindir. Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Allah Teâlâ için değildir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sen bilemezsin, belki o tezkiye¹ olacak.
1- İnancını arındıracak.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Onun haalini) sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle) temizlenecekdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
3,4. (Habîbim, yâ Muhammed!) Hâlbuki sana ne bildiriyor ki, belki o (günahlardan)temizlenecekti veya nasîhat alacak da bu nasîhat kendisine fayda verecekti!
İhsan Aktaş
swap_vert close
3, 4. Ve (onun hâlini) sana bildiren nedir? Muhakkak ki o (âmâ) arınacaktı ve öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecekti. (*)
(*)…Hz. Peygamber kendisini eleştiren âyetlere muhatap olduğunda, bir kere hata yaptım, bir daha yapmam diyerek gelen vahyi gizleme yoluna gitmeden, peygambere yakışır bir şekilde kınayanın kınamasını dikkate almadan, herkesin huzurunda âyetleri açıklamaktan çekinmemesi, Kur’an’ın onun sözü ve beşer kaynaklı olmadığını, vahiy ürünü olduğunu kesin bir şekilde açıklamaktadır. Hz. Peygamber’in de eleştirildiğini ifade etmesi takdire şayan bir davranıştır. Bu sebeple Allah katında insani makam, mevki ve sıfatlar ilâhî eleştiriye mâni değildir. Uygun olmayan hareketler kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın kişiyi rencide etmeden uygun bir şekilde belirtilmelidir. Böyle bir davranışın Müslümanlar arasında eleştiri kültürünün yaygınlaşmasına, fikir ve ifade hürriyetinin gelişmesine katkı sağlayacağı muhakkaktır. Not: 1- Üçüncü ayette bulunan (لعله)’’leallehu’’daki zamir kendisine tebliğ yapılan o inkârcı kimseye değil, (الاعمي) ‘’el-â’ma’’ya gider. Çünkü, bundan önce ‘’âma’’ zikri geçiyor, ama kendisine tebliğ yapılan o inkârcı kimsenin zikri hiç geçmiyor. 2- Her ne kadar birçok kaynakta (لعله يزكى) ‘’leallehu yezzekâ’’ nın cümlesi (وَما يُدْرِيكَ)’’yudrike’’ nin ikinci mef’ulu olarak gösteriliyorsa da bu yanlıştır. Çünkü (يدريك) üzerindeki hitap ‘’kâfı’’ birinci me’ful değil, bilakis mef’ulu bihidir. 3- ’’lealle’’nin birkaç anlamı bulunsa bile, yine ayetlerin siyak ve sibakına göre anlamı değişmektedir. Bu nedenle burada geçen (لعل)’’ lealle’’kelimesi ise cümleye muhakkak anlamını katmaktadır. Çünkü Allah hakkında ‘’belki, olabilir ki veya umulabilir’’şeklindeki ifadeler muhaldır, zaten o, bir şeyin olup olmayacağını bilmektedir. Bu durum diğer benzer ayetler için de aynen geçerlidir. Ayrıca Buradaki (أو) ’’ev’’ ise, sadece’’atıf edatıdır, yahut-veya anlamlarında değildir. Bu nedenle yüce Allah’tan Lealle (لعل), “müspet ve gereklidir, cümlenin anlamanı olumlu ve gerekli kılmaktadır, teracci anlamında değildir. İşte başta İmam Maturidi (تأويلات أهل السنة) ve Ebu Suud’un tefsirleri olmak üzere buradaki (لعل)’’lealle’’hakkındaki açıklamalara bkz: ومَا يُدْرِيكَ" أي: يعلمك "لَعلَّهُ" ابنُ أم مكتوم "يَزَّكَّى" بما استدعى منك تعليمه إياه من القرآن والدين،( اللباب في علوم الكتاب)") { وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّىٰ }، "لعل" من الله - تعالى – واجب (تأويلات أهل السنة – الماتريدي) وجملة (لعله يزكى) تفسيرية لما قبلها (أي لجملة وما يدريك) : والهاء هنا (لعله) مفعول به. وجملة (ما يدريك) كلها مستأنفة (أرشيف ملتقى أهل الحديث – 3 - ص256 - أرشيف ملتقى أهل الحديث - إعراب جزء عم الحلقة الثالثة) - وقيل: إنَّ (لَعَلَّ) تُفيد تحقيق مضمون الجملة التي بعدها ووقوعه، نحو قولك: لَعَلَّ ينجحُ وأرى أنَّ (لَعَلَّ) قد جاءَت في مواضع متعددةٍ من كلام الله - تعالى - وتنوَّعت معانيها تَمَشِّيًاه مع سياق الآيات الكريمة، فلا ضيرَ إنْ حُمِلَت في بعض الآيات على معنًى من المعاني المذكورة دون غيره أمَّا الوقوف عند معنًى واحدٍ منها فقط، وعدم قَبول غيره، فهذا ما لا أرتضيه، ولا أقبله البتةَ؛ لأنه يُوقعُ في خطأ كبيرٍ، وإثمٍ عظيمٍ. ("لعل" في كلام الله تعالى - شبكة الألوكة) ، متى اقتضى السياقُ القرآني ذلك,.).أمَّا الوقوف عند معنًى واحدٍ منها فقط، وعدم قَبول غيره، فهذا ما لا أرتضيه، ولا أقبله البتةَ؛ لأنه يُوقعُ في خطأ كبيرٍ، وإثمٍ عظيمٍ. ("لعل" في كلام الله تعالى - شبكة الألوكة) وكلمة (لعل) مع تحقق التزكي واردة علي سنن الكبرياء ...( إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم) معني حرف ( أو) في القران ؟ فمن الأول - وهو ما يشي بشيء من بالتلازم والاقتران - قوله تعالى: (فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَى ﴾ [طه: 44]، وكذلك قوله تعالى: ﴿ وَكَذَلِكَ أَنْزَلْنَاهُ قُرْآَنًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ الْوَعِيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ أَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا ﴾ [طه: 113]؛ فالمعنى الراجح في الآيتين لدى كثيرين تقديره: لعله يتذكر ويخشى، ولعلهم يتقون ويُحْدِث لهم ذكراً، أي: عظة وعبرة؛ لأن كلاً من الخشية والتقوى لا يتنافى مع التذكر وحدوث الذكر؛ إذ لا تصح التقوى إلا مع الذكر، فهو من لوازمها، كما لا تصحَ الخشية إلا بالتذكر؛ ؛ لأن كلاً من الخشية والتقوى لا يتنافى مع التذكر وحدوث الذكر؛ إذ لا تصح التقوى إلا مع الذكر، فهو من لوازمها، كما لا تصحَ الخشية إلا بالتذكر؛ لأن و) المبنية في الأصل على عدم الاشتراك، والدلالة على أحد الشيئين فقط : أنظر: (اللباب في علوم الكتاب، لأبي حفص عمر)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nereden bileceksin ki, belki o temizlenecek.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ne bilirsin, belki arınacaktı,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ne bilirsin? Olabilir ki senden öğreneceği şeylerle nefsi pâk olur.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Nereden biliyorsun, belki o arınacak?
Kadri Çelik
swap_vert close
Ne bilirsin sen, belki o arınacak?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hayır, bunu yapmamalıydın, ey Peygamber! Ne biliyorsun, belki de o kör adam, senin okuyacağın birkaç ayet sayesinde günah kirlerinden arınıp tertemiz bir kul olacak?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sana ne bildiriyor? Belki o arınır;
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ne biliyorsun belki de adam arınacak.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kendini üstün gören kişi körün gelişinden hoşlanmadı. Hoşnutsuzluğunu göstermek için suratını asıp yüzünü çevirdi. Peki sen ne yaptın? Konuşmam bölündü diye; Sen de O kör olan kişiden yüzünü çevirdin! Kendini üstün görenlere bir şeyler anlatabilmek için; kör olan kimseye değil, kendini toplumun önde gelen şahsiyeti sayan, o kibirli, burnundan kıl aldırmayanlara itibar gösterdin! Niçin onlara uydun? Ne biliyorsun? Belki de o gözleri görmeyen, kör olan kulum, senin ağzından dökülen ayetlerimi işittiğinde kalbi ile görecek! Belki ayetlerimle arınacak! Kendisini Rabbine teslim edecek!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
3,4. O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! [*]
Bu ayet grubunda Hz. Muhammed’e hitap burada başlamaktadır. Yüce Allah [mâ yüdrîke] ifadesiyle gündeme getirdiği meseleyi, Hz. Muhammed dahil kimsenin bilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Çünkü konu gaybla ilgilidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Nereden biliyorsun! Belki o, (günâhlarından) temizlenecek,
Muhammed Esed
swap_vert close
Nereden bilebilirsin [ey Muhammed,] belki de o arınacaktı,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nereden bileceksin belki de o arınacak. 4/146, 20/75-76
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Ve (sana gelince Ey Nebi!) Sen nereden bileceksin o (müşrikin) arınacağına[⁵⁵⁶⁶] dair bir ihtimal[⁵⁵⁶⁷] bulunduğunu;
[5566] Yezzekkânın aslı yetezekkâdır. Dönüşlü kiptir. Kipin bu bağlamdaki açılımı şudur: Vahiy gibi arıtan bir öznenin varlığı tek başına yetmez. Onun yanında insan da arınmaya gönüllü olmalıdır ki işlem tamamlansın. [5567] Lealle edatının bu bağlamdaki en uygun karşılığı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Ne bilirsin, belki de o, (günahlarından) arınacaktı,
Osman Fırat
swap_vert close
Nereden bilebilirsin (Ey Muhammed!) belki O (senin anlatacaklarınla) arınacak,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sana ne şey bildirdi, olabilir ki, o temizlenecektir?
Suat Yıldırım
swap_vert close
3, 4. Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı?
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ne bilirsin belki o arınacak?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ne bilirsin? Belki o günâhdan temizlenir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ne biliyorsun, belki o kendini geliştirecekti,
Şaban Piriş
swap_vert close
Ne bilirsin belki o, arınacaktır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Nereden biliyorsun, belki arınacaktı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ne nesene bildürdi saña? ola kim ol arma yazuķdan ya'nį senüñ sözüñ-ile
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ne bildürdi saña yā Muḥammed, ola kim özini arıda yamanlıḳdan,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nə bilirsən, bəlkə də, o (səndən islama dair soruşub öyrənəcəkləri ilə) təmizlənəcəkdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
What could inform thee but that he might grow (in grace)
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But what could tell thee but that perchance he might grow (in spiritual understanding)?-
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا يُدْر۪يكَ
ve sana ne bildiriyor
لَعَلَّهُ
belki o
يَزَّكّٰىۙ
arınacak
(Resulüm!) Ne bilirsin, belki de o (seni dinleyip) arınacak?
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَدْرٰى
Fiil-IV
د ر ي
Bildirdi
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَزَكّٰى
Fiil-V
ز ك و
Arındı, temizlendi, tezkiye oldu