3, 4. Ve (onun hâlini) sana bildiren nedir? Muhakkak ki o (âmâ) arınacaktı ve öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecekti. (*)
(*)…Hz. Peygamber kendisini eleştiren âyetlere muhatap olduğunda, bir kere hata yaptım, bir daha yapmam diyerek gelen vahyi gizleme yoluna gitmeden, peygambere yakışır bir şekilde kınayanın kınamasını dikkate almadan, herkesin huzurunda âyetleri açıklamaktan çekinmemesi, Kur’an’ın onun sözü ve beşer kaynaklı olmadığını, vahiy ürünü olduğunu kesin bir şekilde açıklamaktadır. Hz. Peygamber’in de eleştirildiğini ifade etmesi takdire şayan bir davranıştır. Bu sebeple Allah katında insani makam, mevki ve sıfatlar ilâhî eleştiriye mâni değildir. Uygun olmayan hareketler kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın kişiyi rencide etmeden uygun bir şekilde belirtilmelidir. Böyle bir davranışın Müslümanlar arasında eleştiri kültürünün yaygınlaşmasına, fikir ve ifade hürriyetinin gelişmesine katkı sağlayacağı muhakkaktır. Not: 1- Üçüncü ayette bulunan (لعله)’’leallehu’’daki zamir kendisine tebliğ yapılan o inkârcı kimseye değil, (الاعمي) ‘’el-â’ma’’ya gider. Çünkü, bundan önce ‘’âma’’ zikri geçiyor, ama kendisine tebliğ yapılan o inkârcı kimsenin zikri hiç geçmiyor. 2- Her ne kadar birçok kaynakta (لعله يزكى) ‘’leallehu yezzekâ’’ nın cümlesi (وَما يُدْرِيكَ)’’yudrike’’ nin ikinci mef’ulu olarak gösteriliyorsa da bu yanlıştır. Çünkü (يدريك) üzerindeki hitap ‘’kâfı’’ birinci me’ful değil, bilakis mef’ulu bihidir. 3- ’’lealle’’nin birkaç anlamı bulunsa bile, yine ayetlerin siyak ve sibakına göre anlamı değişmektedir. Bu nedenle burada geçen (لعل)’’ lealle’’kelimesi ise cümleye muhakkak anlamını katmaktadır. Çünkü Allah hakkında ‘’belki, olabilir ki veya umulabilir’’şeklindeki ifadeler muhaldır, zaten o, bir şeyin olup olmayacağını bilmektedir. Bu durum diğer benzer ayetler için de aynen geçerlidir. Ayrıca Buradaki (أو) ’’ev’’ ise, sadece’’atıf edatıdır, yahut-veya anlamlarında değildir. Bu nedenle yüce Allah’tan Lealle (لعل), “müspet ve gereklidir, cümlenin anlamanı olumlu ve gerekli kılmaktadır, teracci anlamında değildir. İşte başta İmam Maturidi (تأويلات أهل السنة) ve Ebu Suud’un tefsirleri olmak üzere buradaki (لعل)’’lealle’’hakkındaki açıklamalara bkz:
ومَا يُدْرِيكَ" أي: يعلمك "لَعلَّهُ" ابنُ أم مكتوم "يَزَّكَّى" بما استدعى منك تعليمه إياه من القرآن والدين،( اللباب في علوم الكتاب)") { وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّىٰ }، "لعل" من الله - تعالى – واجب (تأويلات أهل السنة – الماتريدي) وجملة (لعله يزكى) تفسيرية لما قبلها (أي لجملة وما يدريك) : والهاء هنا (لعله) مفعول به. وجملة (ما يدريك) كلها مستأنفة (أرشيف ملتقى أهل الحديث – 3 - ص256 - أرشيف ملتقى أهل الحديث - إعراب جزء عم الحلقة الثالثة) - وقيل: إنَّ (لَعَلَّ) تُفيد تحقيق مضمون الجملة التي بعدها ووقوعه، نحو قولك: لَعَلَّ
ينجحُ وأرى أنَّ (لَعَلَّ) قد جاءَت في مواضع متعددةٍ من كلام الله - تعالى - وتنوَّعت معانيها تَمَشِّيًاه مع سياق الآيات الكريمة، فلا ضيرَ إنْ حُمِلَت في بعض الآيات على معنًى من المعاني المذكورة دون غيره أمَّا الوقوف عند معنًى واحدٍ منها فقط، وعدم قَبول غيره، فهذا ما لا أرتضيه، ولا أقبله البتةَ؛ لأنه يُوقعُ في خطأ كبيرٍ، وإثمٍ عظيمٍ. ("لعل" في كلام الله تعالى - شبكة الألوكة) ، متى اقتضى السياقُ القرآني ذلك,.).أمَّا الوقوف عند معنًى واحدٍ منها فقط، وعدم قَبول غيره، فهذا ما لا أرتضيه، ولا أقبله البتةَ؛ لأنه يُوقعُ في خطأ كبيرٍ، وإثمٍ عظيمٍ. ("لعل" في كلام الله تعالى - شبكة الألوكة) وكلمة (لعل) مع تحقق التزكي واردة علي سنن الكبرياء ...( إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم) معني حرف ( أو) في القران ؟ فمن الأول - وهو ما يشي بشيء من بالتلازم والاقتران - قوله تعالى: (فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَى ﴾ [طه: 44]، وكذلك قوله تعالى: ﴿ وَكَذَلِكَ أَنْزَلْنَاهُ قُرْآَنًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ الْوَعِيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ أَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا ﴾ [طه: 113]؛ فالمعنى الراجح في الآيتين لدى كثيرين تقديره: لعله يتذكر ويخشى، ولعلهم يتقون ويُحْدِث لهم ذكراً، أي: عظة وعبرة؛ لأن كلاً من الخشية والتقوى لا يتنافى مع التذكر وحدوث الذكر؛ إذ لا تصح التقوى إلا مع الذكر، فهو من لوازمها، كما لا تصحَ الخشية إلا بالتذكر؛ ؛ لأن كلاً من الخشية والتقوى لا يتنافى مع التذكر وحدوث الذكر؛ إذ لا تصح التقوى إلا مع الذكر، فهو من لوازمها، كما لا تصحَ الخشية إلا بالتذكر؛ لأن و) المبنية في الأصل على عدم الاشتراك، والدلالة على أحد الشيئين فقط : أنظر: (اللباب في علوم الكتاب، لأبي حفص عمر)