close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Abese Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
‘Abese ve tevellâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yüzünü ekşitti ve döndürdü.
Hz. Muhammed (s.a.a), Rabia oğlu Utbe, Ebu-Cehl, Abbas ve Ümeyye'yle oturup konuşur, onları dine davet ederken gözleri görmeyen Ümmü Mektum oğlu Abdullah gelmiş, ya Resulullah, Tanrının sana öğrettiğinden bir kısmını bana öğret demiş ve bu sözü birkaç kere tekrarlamıştı. Hz. Peygamber, sözünün kesilmesi yüzünden sıkılmış, yüzünü ekşitmiş ve çevirmişti. Bu ayetler, bunun üzerine vahyedildi ve Ümmü Mektum geldikçe, merhaba ey yüzünden rabbimin azarına uğradığım diye iltifat ederdi. Onu, iki kere, Medine'de halife olarak bırakmıştı. Bunu, Hz. Peygamberin şanına layık görmeyip yanındakilerden birisi yüzünü ekşitti, ayetler onu anlatmadadır diyenler de olmuştur.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hz. Peygamber (SAV) ümmetine edep ve metot öğretmek, dini tebliğde; zengin ve etkin kişileri önceleyip, fakir ve aciz kimseleri ise ötelemenin yanlışlığına dikkat çekmek üzere, İlahi bir senaryo gereği öyle davranarak) Hoşlanmadı ve suratını ekşitip yüzünü çevirdi,
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yüzünü ekşitti ve döndü,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Peygamber, kavminin ileri gelenlerinin hidayete ermesi için uğraştığı bir sırada, iltifat etmedi, yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.
Ahmet Varol
swap_vert close
Surat astı ve döndü.
1-10.Tirmizi ve Hakim`in Hz. Aişe (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerimeler Abdullah ibnu Ümmi Mektum hakkında indirilmiştir. Mekke`nin ileri gelenleri Resulullah (a.s.)`ın yanına geldiklerinde şehrin fakirlerinin yanlarına girmelerini istemiyorlardı. (Bu konuda ayrıca Enam suresinin 52 ve 53. ayeti kerimelerinin iniş sebeplerine bakınız). Bir gün Resulullah (a.s.)`ın yanında Mekke`nin ileri gelenlerinden birinin bulunduğu sırada gözleri görmeyen (a`ma) İbnu Ümmi Mektum yanına gelerek: "Beni irşad et (doğruya yönelt, hak üzere ilerlememi sağlayacak şeyler öğret)!" dedi. Ama Resulullah (a.s.) ondan yüzünü çevirerek diğer adamla ilgilenmeye başladı. İbnu Ümmi Mektum: "Benim söylediğimde bir sakınca mı görüyorsun?" diye sordu. Bu olay üzerine bu ayeti kerimeler indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Surat astı ve yüz çevirdi;
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Peygamber) hoşlanmadı ve yüzünü çevirdi,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
1, 2. Ona o kör geldi diye, surat astı ve yüz çevirdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [719][720]
[719] ‘Abese sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 343.[720] Hz. Peygamber’in uyarılmasına neden olan olay hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 346-350.  
Besim Atalay
swap_vert close
Yüzünü ekşitip döndü
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Peygamber) yüzünü ekşitti ve çevirdi.
Cemil Said
swap_vert close
1,2. Kendi nezdine bir a’mâ geldiği içün (Muhammed ’aleyhisselâm) yüzini ekşitdi ve arkasını çevirdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2. Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2. Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.[571]
Hz.Peygamber, İslâm hakkında kendisinden bilgi almaya gelen kibirli bazı müşrik liderleriyle görüşürken sahabilerden gözleri görmeyen Abdullah b. Ummi Mektûm gelerek, “Ya Resûlullah, bana öğüt ver” demişti. Hz. Peygamber çok meşgul olduğu için yüzünü ekşitip öteye dönmüş, yanındakileri dinlemeye devam etmişti. İşte bu sûre bu olay üzerine inmiştir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yüzünü ekşitip başını çevirdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4. (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
Edip Yüksel
swap_vert close
Surat astı ve döndü;
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ekşidi ve döndü
Emrah Demiryent
swap_vert close
1-2. (Mekke’nin ileri gelen müşriklerini, îmâna davet etmek üzere, İslâm’ı tebliğ etmekte olan Peygamber,) gözleri görmeyen bir (mü’m) inin kendisine gelmesinden (ve o anki durumdan haberdar olmadığından ötürü ardı ardına birkaç defa, “Ey Allah’ın resûlü! Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!” demesi üzerine o anki tebliğ ile ilgili sözünün kesilmesinden) ötürü hoşnut olmadı ve (tebliğ vazifesini yapmak üzere tekrardan yönünü müşriklere) döndü.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Surat astı ve yüz çevirdi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yüzünü ekşitib çevirdi,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
1,2. Kendisine a'mâ bir kimse geldi diye (peygamber) yüzünü ekşitti ve döndü.(1)
(1)Bu sûreye isim olan “Abese” kelimesi “yüzünü ekşitti” anlamındadır. Birgün Resûlullah (asm)Kureyş’in ileri gelenlerine İslâm’ı teblîğ ederken, Ümm-i Mektûm (ra) meclise gelip: “Yâ Resûlallah! Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!” diye seslenerek, bu sözü birkaç def‘a tekrâr etmesi üzerine, Efendimiz (asm)mübârek yüzünü diğer tarafa çevirmişti. (İbn-i Kesîr, c. 3, 599)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
1,2. (Elçi, kavminin ileri gelenlerinin hidayete ermesi için tam uğraştığı bir sırada) yanına görmeyen (âmâ) biri geldi diye (kendisiyle ilgilenirse, diğerleri kendini terk edeceğinden endişe ettiği için) yüzünü ekşitti ve (sırtını) döndü (iltifat edip ilgilenmedi). (*)
(*) Hz. Peygamber putperest önderlerin ikna edilmesi halinde onları izleyen halkın İslâm’ı daha kolay benimseyecekleri düşüncesiyle onlarla da meşgul oluyordu. Böyle biriyle yaptığı görüşmenin ortasında yanlarına gelen görme engelli sahâbî Abdullah İbn Ümmü Mektûm’un kendisine yönelttiği sorudan rahatsız olarak yüzünü ekşitmiş, ona cevap vermemişti. Bunun üzerine Allah Teâlâ, resulünü âyetlerdeki sitemli ifadelerle uyardı. Bundan etkilenen Hz. Peygamber’in, daha sonra zaman zaman Abdullah’ı gördüğünde, “Kendisinden dolayı rabbimin beni azarladığı şahsa merhaba!” diyerek ona iltifatta bulunduğu rivayet edilir (Hattâbî, Me‘âlimü’s-Sünen, III, 3; Sa‘lebî, el-Keşf ve’l-Beyân, X, 131; Begavî, Tefsîru’l-Beğavî, V, 210). Birkaç âyette Hz. Peygamber’in “zelle” denilen bazı hataları hatırlatılmış ve düzeltilmiştir (meselâ buna yakın bir uyarı örneği için bk. Tevbe 9/43). Ancak bunlar içinde nisbeten sert bir üslûp taşıyan tek öğüt ve uyarı konumuz olan âyetlerdedir. Bu âyetler, vahyin objektifliğini ve peygamberin insanlığa kendi istek ve düşüncelerini değil, ilâhî vahyi tebliğ ettiğini, ayrıca onun bir ilâh gibi yanılgısız sayılmaması gerektiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır. Bunun kadar önemli bir husus da Resûlullah’ın, kendi tutumunu eleştiren bu âyetleri, en ufak bir kaygı ve komplekse kapılmadan halka okuması, duyurmasıdır. Bu da onun dâvetindeki samimiyetini, hakikat sevgisini ve üstün ahlâkını gösterir. (Tefsir (Kur’an Yolu) Tebliğin başarısız olma sebebini Müşriklerin içinde yaşayan Allah Resul’ü çok iyi biliyordu. Zira zenginler kibirlerinden, köle, sakat, düşkün ve fakirlerle oturup kalkmazlardı, onlarla aynı karede yer almak bile istemez, sınıfsal bir üstünlük taslardı. Onları aşağıladıkları için bir araya gelmek istemezdi. Bu kadim bir hastalıktır. Hz. Nuh bile bu seçkinci/ elitik zihniyetle mücadele etmiştir: “Sana en basit insanlar tâbi olduğuna göre, biz mi sana inanalım ‘’dediler. (Şuara:111) (Kurandan Hayata) Not: Bu ayetlerde Hz. Peygamberin yaptığı bir içtihattan, tutum ve davranışından dolayı itap edildiği/kınandığını, yaptığının yanlış olduğunu ve bundan vazgeçmesinin istendiğini görüyoruz. Demek ki, Hz. Peygamberin içtihatları, sözleri ve sünneti vahiy değildir. Eğer vahiy olsaydı hem burada hem de diğer bazı ayetlerde yaptığı işlerden dolayı kınanmaz ve yaptığından vazgeçmesi istenmezdi. Bu nedenle bundan kesin anlıyoruz ki, bir tek vahiy kaynağı vardır, o da Kur’an’ı kerimdir. Kur’an’dan başka bir vahiy olduğunu iddia etmek, Kur’an’ı -Kerimi yeterli bulmamak ve onun gibi bir vahiy kaynağına inanmak olduğundan Allah muhafaza Kur’an’a olan iman zedelenir! Ayrıca Hz. Peygamberin buradaki tutumu konusunda aşağıdaki tefsir metnine de bakılabilir. ويظهر أن النبيء - صلى الله عليه وسلم - رجا من ذلك المجلس أن يسلموا فيسلم بإسلامهم جمهور قريش أو جميعهم ، فكان دخول ابن أم مكتوم قطعا لسلك الحديث ، وجعل يقول للنبيء - صلى الله عليه وسلم - يا رسول الله استدنني ، علمني ، أرشدني ، ويناديه ويكثر النداء والإلحاح ، فظهرت الكراهية في وجه الرسول - صلى الله عليه وسلم - لعله لقطعه عليه كلامه وخشيته أن يفترق النفر المجتمعون ، وفي رواية الطبري أنه استقرأ النبيء - صلى الله عليه وسلم - آية من القرآن (التحرير والتنوير )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Suratını astı ve sırtını döndü,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yüzünü ekşitti, arkasını döndü,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
1, 2. Kendisine, âmânın, (Ümmü Mektum oğlunun) gelmesinden yüzünü ekşitip çevirdi.
[1] Mekke'de nazil olmuş (42) âyettir. Bir gün Kureyş'in ileri gelenleri nezd-i nebevide toplanmışlardı. Resûlullah Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz kendilerine dinî telkinlerde bulunuyor ve İslâmî kabul etmeleri için gayret sarfediyordu. Bu sırada Hazret-i İbn-i Ümmü Mektum içeriye girdi. Gözleri görmediği için, Fahri kâinatın meşguliyetinin farkında değildi. Tekrar tekrar, «— Ya Resûlallah! Allah'ın sana öğrettiklerinden bana da Öğret» diye hitabetti. Resûl-i ekrem Hazretleri de onları yumuşatmak üzereyken «— Ümmü Mektum Hazretleri keşke şimdi gelmeselerdi de biraz sonra gelselerdi» diye gönülleriyle Ümmü Mektum Hazretlerinden izin istediler ve yanındakilere dönerek telkinlerine devam buyurdu. Fakat tam sözlerini bitirmişti ki, vahiy hali geldi. Gözlerini kapayıp daldı. Ve bu Sûre-i Celîle nâzil oldu.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Peygamber) suratını astı ve yüz çevirdi¹
1 Rivayetlere göre, Hz. Peygamber, Kureyş’in ileri gelenlerinden ve sözü dinlenen Velîd bin Muğîre veya Umeyye ibn Halef veya Ubey bin Kâ’b’la görüşüyor ve onu ikna etmeye çalışıyordu. Tam bu sırada, gözleri görmeyen Abdullah bin Ümmi Mektum adlı sahabe, Hz. Peygamber’in yanına gelerek Hz. Peygamber’den kendisine öğüt vermesini isteyip söze karışır. Hz. Peygamber suratını asar ve yüz çevirir. Zira o, hem gelip söze karışıyor hem de karşısındaki Kureyşli, yanında fakir kişilerin bulunmasından hoşlanmayan kodamanlardan biridir. Zaten Ümmü Mektum gelince o kodaman da kalkıp gider. İşte bu olay üzerine bu sûre iner ve ilk 10 ayeti bu konuyla ilgilidir. Bu sûre gelince, Hz. Peygamber de Ümmü Mektum’a gidip gönlünü alır. Onu her gördüğünde, “Hoş geldin Rabbimin kendisi yüzünden beni azarladığı adam!” der.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Surat astı ve yüz çevirdi.
(Medine’de nazil olmuştur ve 42 ayettir. Adını, “yüzünü ekşitti, buruşturdu” anlamına gelen ilk kelimesinden almıştır. Bize göre bu ayetlerin hiçbirisi Resulullah ile ilgili değildir ve onlardaki kınama başkalarına aittir. Bu ayetlerin ve ayetlerdeki kınamanın Resulullah’a yönelik olduğunu ileri süren rivayetlerin hiçbirisi, senetleri zayıf olduğu için müstakil bir delil ve hüccet sayılamaz. Zira bu rivayetlerin bir kısmı sahabeden, bir kısmı ise tabiî olanlardan nakledilmiştir. Sahabeden nakledilen rivayetler üç kişiye; yani Âişe, Enes b. Malik ve İbn-i Abbas’a dayandırılmaktadır. Hâlbuki bu şahıslar söz konusu olay yaşandığında, ya dünyaya gelmemişlerdi, (İbn-i Abbas gibi) veya henüz çok küçük yaşta idiler ki bu olaya şahit olup da onu rivayet etmeleri oldukça zor veya gayr-i mümkündür. Tabiî olanların (Katâde, Mücâhid, Ebu Malik, Hakem, İbn-i Zeyd ve Zehhâk gibi) rivayetlerine gelince, onların da sahabeye varan senetleri kopuk olduğu ve kimden naklettikleri bildirilmediği için delil sayılamaz. Bu rivayetler muhteva açısından da çelişki ve tenakuzlarla doludur. Bu çelişki, iki ravinin rivayetleri arasında değil, hatta tek râviden nakledilen rivayetlerde de söz konusudur.İmam Cafer-i Sadık’tan (a.s) nakledilen bir hadiste şöyle geçmektedir: “Abese suresindeki kınama ayetleri, Benî Ümeyye’den olan bir kişinin hakkında nazil olmuştur. Söz konusu şahıs Resulullah’ın yanında bulunduğu sırada Abdullah b. Ümm-i Mektum meclise gelmiş, onu gören Emevî şahıs ondan iğrenerek yüzünü ekşitmiş ve elbisesini toplayarak ondan yüzünü çevirmiştir. Bunun üzerine Allah-u Teâla, söz konusu ayetleri indirerek bu olayı başkalarına ibret olsun diye kınamıştır.”)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Mekke’nin ileri gelen inkârcılarına büyük bir umut ve heyecanla İslâm’ı tebliğ etmekte olan Peygamber, gözleri görmeyen bir müminin, “Ey Allah’ın Elçisi! Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!” diye seslendiğini duyunca, “yersiz ve zamansız” bulduğu bu müdâhaleden hoşlanmayarak suratını astı ve adamcağıza arkasını döndü! Neden mi?
Mekke döneminin başlarında, Necm sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, Hz. Peygamber’in bir davranışını eleştiren ilk ayetindeki “Abese: Suratını astı” kelimesinden almıştır. 42 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
YÜZ EKŞİTTİ; yüz çevirdi;
Mehmet Çakır
swap_vert close
1,2. A'mâ geldi diye // surat asıp sırtını döndü.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kendini beğenmiş kibirliyi gördün mü? Suratını asarak yüzünü çevirdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
1,2. Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü. [*]
Yüzünü ekşitip arkasını dönen kişi”nin Mekke’nin ileri gelenlerinden biri olma ihtimali çok yüksektir. Buna göre, söz konusu kişi Velîd b. Muğâr’adır. Müddessir 74:22’de de geçen [‘abese] fiili ilgili şahıs için kullanılmaktadır. Bu ayet grubunda Hz. Muhammed’e yönelik hitap 3. ayette başlamaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2. (Peygamber) kör adamın kendisine gelmesinden¹ hoşlanmadı² ve yüzünü çevirdi.
1 Hz. Aişe ve İbnu Abbas’tan: “Abese sûresi, Hz. Hatice’nin dayısının oğlu, âmâ Abdullah b. Ümmi Mektûm hakkında nâzil oldu. Abdullah, Peygamberimize gelerek; “Ey Allah’ın Rasûlü! Beni irşat et!” deyip duruyordu. Peygamberimizin yanında ise, müşriklerin büyüklerinden, Utbe b. Rabî’a, Ebû Cehil, Abbas b. Abdülmuttalib ve Ümeyye b. Halef vardı. Peygamberimiz âmâ’ya aldırmadı, yüzünü buruşturup döndü ve ötekilere yöneldi. Peygamberimiz sözünü bitirip kalkacağı esnada Abese sûresi nâzil oldu.” (Tirmizî, Muvatta) (Buhârî’de bu olaya dâir bir rivâyet zikredilmemiştir.) Bazıları hiçbir kaynak göstermeden Müddessir: 11-24. ayetlerdeki şahısla bu olaydaki şahısların aynı şahıslar olduğunu söyleyerek (عَبَسَ) fiilinin öznesinin bu şahıslar olduğunu söylemişlerdir. Hâlbuki Müddessir suresinde bahsedilen şahıs Velîd b. Muğîre’dir. Buradaki şahıslar ise, Utbe b. Rabî’a, Ebû Cehil, Abbas b. Abdülmuttalib ve Ümeyye b. Halef’tir. Eğer (عَبَسَ) fiilinin öznesi bu şahıslar olsa idi fiilin çoğul gelmesi gerekirdi. (Arapçada çoğul olan fail gizli olduğu zaman fiil çoğul kullanılır.) Bu ayetin iniş sebebi hakkında yukarıdaki rivayetler ve sünnî müfessirlerin büyük çoğunluğunun kanaati böyledir. Bu sebeple rivayeti ve gerekçesi kendi keyfinden veya Şii müfessirlerden (Bk. Tabatabaî) menkul olanlara itibar etmemek gerekir. Bir de bu âyetten Peygamberlerin de hata edebilecekleri anlaşılmaktadır. Peygamberimizin buna benzer hataları (zelle) için. Bk. (En’am: 52, Kehf: 23, Tahrim: 1, Tevbe: 113, Kasas: 56)2 Abs ve Ubus: Huzursuzluktan yüzü burkulmak, yüzü ekşimek, burun çevrilmek, çehre dürülmek, demektir. Müteaddî olarak kullanılırsa, yüz ekşitmek, surat etmek, surat asmak, çehreyi dürmek, kaşını çatmak manalarını ifade eder. Burada yüz zikredilmediği için “hoşlanmadı” şeklinde anlamak daha uygun olur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
O, SURATINI ASTI ve uzaklaştı,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Suratını astı ve yüzünü çevirdi. 6/52, 18/28
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O (KİBİRLİ KİŞİ) surat astı ve sırtını dönüp uzaklaştı,
Orhan Kuntman
swap_vert close
1,2. (Peygamber, Kureyş’in kodamanlarından birini İslam’a davet ederken) Huzuruna bir a'ma (fakir) geldi diye, yüzünü ekşitti, ona iltifatta bulunmadı.
Osman Fırat
swap_vert close
O Suratını astı ve ondan yüz çevirdi;
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yüzünü ekşitti ve ardını döndü.
Suat Yıldırım
swap_vert close
1, 2. Yanına görmeyen (âma) biri geldi diye yüzünü ekşitti ve sırtını döndü.
Hz. Aişe’den (r.a) şöyle dediği nakledilmiştir: “Abese diye başlayan ayetler, âma olan İbn Ümmi Mektum hakkında indi. O Resûlullah’a (a.s.m) gelip: “Beni irşad et” deyip duruyordu. Hz. Peygamberin yanında ise müşriklerin ileri gelenlerinden birisi vardı. O böyle derken Resulullah âmadan yüzünü çevirip diğerine döndü ve:‘Ne dersin, sana söylediğim sözlerde, sence mahzurlu bir taraf var mı? deyince o da: ‘Hayır, (böyle bir şey yok)’ dedi. İşte bu sûre, bu vesile ile indirildi.”Bu rivayeti kitabına alan Tirmizî, senedi yönünden bu hadisin “garîb” olduğunu söyler. Ayrıca Hz. Âişe’den olmaksızın başka bir rivayete de yer verir. Kütüb-i Sitte’den Tirmizî dışında bu rivayeti nakleden muhaddis yoktur. Fakat müfessirler, bu rivayete dayanarak, bu âyetlerin nüzul sebebinin, bu hadise olduğunu yazarlar. Abese sûresinin baş tarafındaki âyetler başka türlü tefsire de müsaittir. Fakat nüzul sebebi bu hadise olsa ve âyetler buna göre tefsir edilse dahi, burada Hz. Peygamber (a.s.)’a itab edildiğini söylemek doğru olmaz. Zira Hz. Peygamber görevi olan tebliğ işini yapmaktadır. Gelen kişi, sözün arasına girmekle âdaba aykırı davranmıştır. Peygamberimizin işine müdahale ederek, görgü kuralına aykırılığın ötesinde ma’siyet bile işlediği söylenebilir. Hz. Peygamber, onu azarlamamış, sadece can sıkıcı bir iş yaptığını yüz ifadesiyle belirtip onu eğitmiştir. Bu eğitme de onun hem hakkı, hem görevi idi. Dolayısıyla burada itap için hiçbir sebep yoktur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Surat astı ve döndü;
Süleyman Tevfik
swap_vert close
1,2. Yanına a'mâ geldiği zamân yüzüni ekşidüb çevirdi. [¹]
[1] Bir gün ekâbir-i Kureyş Rasûl-i Ekrem'in nezdine gelmişlerdi. Fahr-i Kâinât onlara İslâm'ın mezâyâsından bahisle İslâm'a da'vet itmekde ve bununla meşgûl olmakdalar iken gözi a'mâ olan Abdullah ibni Ümmü Gülsüm geldi. Huzûr-u risâletpenâhîde bulunanları görmeyerek ve Rasûlullah'ın onlarla meşgûl oldığını bilmeyerek "Yâ Rasûlallah, Hakk'ın sana ta'lîm iylediğinden bana öğret" diye mükerreren kelâm-ı şerifi kat' itmekle vech-i sa'âdetde işmi'zâz hâsıl olmuş ve başlarını çevirmişlerdi. Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nâzil oldı. Bundan sonra Fahr-i Risâlet ona tesâdüf itdikce "Mehaba Yâ Abdullah, rabbim senin içün bana 'itâb itdi" diye tatyîb ve nevâzîş iderlerdi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yüzünü ekşittin ve sırtını döndün.
Şaban Piriş
swap_vert close
(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yüzünü ekşitti ve döndü:
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
1-2. yüz burudı ya'nį peyġamber daħı yüz döndürdi kim geldi aña gözsüz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yüzin burtardı ve i‘rāż eyledi,
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Peyğəmbər) qaşqabağını töküb üzünü çevirdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He frowned and turned away
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(The Prophet) frowned and turned away,(5950)
5950 See the Introduction to this Surah for the incident to which this refers. The lesson is that neither spiritual worth nor the prospect of effective spiritual guidance is to be measured by a man's position in life. The poor, or the blind, the halt, or the maimed, may be more susceptible to the teaching of Allah's Word than men who are apparently gifted, but who suffer from arrogance and self-sufficiency.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
عَبَسَ
yüzünü ekşitti
وَتَوَلّٰىۙ
ve yüz çevirdi
(1-2) (Kavminin ileri gelenlerinin hidâyete ermesi için uğraştığı bir sırada) Kendisine (o) âmâ (kimse) geldi diye (resul) yüzünü ekşitti ve yüz çevirdi.
عَبَسَ
Fiil-I
ع ب س
Yüzünü eşkitti
تَوَلّٰى
Fiil-V
و ل ي
Yüz çevirdi, çevirdi, geri döndü, dönüp gitti, üstlendi, dost edindi