İYİ BİLİN ki o, malum saate/zamana ilişkin tarifsiz bir bilgi kaynağıdır;[⁴⁴⁰⁹] şu halde bu konuda asla şüpheye düşmeyin ve Bana uyun: İşte bu dosdoğru yoldur!
[4409] Ya da le-’alemun okuyuşuna göre: “..bir alâmet ve işârettir.” İnnehu ibaresindeki zamirin öznesi Hasan, Katâde ve Said b. Cübeyr’e göre Hz. Kur’an, İbn Abbas ve öğrencisi Mücahid’e göre Hz. İsâ’dır (Taberî). Fakat bu ikinci görüş için, takdiri bir muzaf (nuzûl) ilavesi şarttır. Böylesine bir takdirin delili yoktur. Dolayısıyla bu “uzak bir tevil”dir (İbn Âşûr). Kaldı ki ilk muhataplar yaşarken gerçekleşmeyen bir şey, onlar için Son Saat’in bilgisi olamaz. Oysa ki âyette vuku bulan bir şeyden söz edilmektedir. O da Kur’an ya da Nebi’dir. Buna, “Vuku bulan şey babasız doğmuş olan İsa’nın kendisidir” şeklinde bir itiraz ileri sürülebilirse de, baştan beri sûrenin ekseni Kur’an vahyidir. Birçok peygambere ve olaya atıf yapılmakta, fakat her seferinde söz vahye getirilmektedir. Buraya kadar bu ver-kaç yöntemi 8 kez kullanılmıştır. Son olarak âyetin “işte bu dosdoğru yoldur” şeklindeki son cümlesi, âyetin başı hakkında yeterli delil sayılmalıdır. İkinci yoruma bazı hadisler delil gösterilmişse de aslolan âyettir. Dolayısıyla âyet uyan değil kendisine uyulan olmalıdır. Bu konuda Buhârî, Müslim, İbn Hanbel, Ebu Dâvud ve daha başkalarının naklettiği sahih senetli haberlerden, Hz. İsa’nın yeniden döneceği (nüzul-i İsa) meselesinin, ilk kuşakların gündemini meşgul eden konulardan biri olduğu anlaşılır, başkası değil.
Bu âyetin, temelde bir Yahudi-Hıristiyan inanışı olan ve zor dönemlerden çıkışta ruhban sınıfı tarafından dindaşlarını motive etme amacıyla icat edilen “Mesih’in dünyaya inişi” dogmasıyla hiçbir alakası yoktur. Fakat âyetteki “saat/zaman” ile, peygamberliğin İsrail oğullarından alınış ‘saatinin’ kastedilmiş olması gayet mümkündür. Zira Hz. İsa, İsrail oğullarına mensup “son” peygamberdir. İsa’nın ağzından bu hakikat şöyle aktarılır: “Size derim ki: Allah’ın saltanatı sizden alınacak ve onun meyvelerini geliştirecek bir millete verilecektir.” (Matta 21:43. Ayrıca bkz: Matta 21:33; Markos 12:1; Luka 20:9). Bu yoruma göre Hz. İsa, peygamberlikte nöbet değişiminin ‘saatini’ haber veren bir elçidir. Hz. Muhammed ise, değişim ‘saatinden’ sonraki yeni elçidir. Bu hakikati kabul eden kişi, önceki vahiylerde geleceği haber verilen elçiye uymak zorundadır (Bkz: 28:48’in ilgili notu). Ona uymanın ölçüsü, ona gönderilen Kur’an’a uymaktır. Kur’an’a uymak ise, Allah’a uymaktır. Âyetteki “bana uyun” emri böylece yerini bulmuş olur.