Ve dediler ki: "Bu Kur'an iki kentten, büyük bir adama indirilmeli değil miydi?"
Hz. peygamber'e inanmayan adamlar, birçok bahane ileri sürmüşlerdi. İnanmalarına engel olan en büyük etken de, Hz. peygamber'i çekememeleri idi. Onlara göre Kur'ân, ya Mekke'nin zenginlerinden Velîd ibn Muğîre'ye veya Tâif'in zenginlerinden Urve ibn Mes'ûd es-Sekafî'ye indirilmeliydi. Velîd ibn Muğîre: "Kureyşin büyüğü ve efendisi olan ben, yahut Sakîf'in ulusu Ebû 'Amr es-Sekafî dururken Kur'ân Muhammed'e mi inecek?" demişti. Halbuki Allah nazarında ma'nevî ululuk, zenginlikle veya soylulukla değil, takvâ iledir. Kaldı ki Hz. Muhammed, soy bakımından da onların en şereflisi idi. Yalnız anneden babadan yetîm kaldığı için zengin değildi. Allah vahyini göndermek için kalbi temiz, İlâhî vahyi almaya dayanıklı bir insan seçmişti.