close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zâriyât Sûresi 44. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe’atev ‘an emri rabbihim fe-eḣażet-humu-ssâ’ikatu vehum yenzurûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken Rablerinin emrine karşı azgınlıkta bulunmuşlardı da onları bir yıldırımdır, gelip helak edivermişti ve onlar da bakıp duruyorlardı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ancak (onlar) Rablerinin emrine başkaldırdılar; böylece (gaflet ve dalâlet içinde) bakıp-dururlarken, onları (korkunç bir) yıldırım çarpıp-yakalıyordu.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Çünkü Rablerinin buyruğuna baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine ümitsizce, bakınıp dururlarken, bir ceza yıldırımı onları yakalamıştı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rablerinin koyduğu düzene, şer'î hükümlere karşı geldiler. Onlar azâbı beklerlerken, başlarının üzerinde dolaşan felâketi hissede hissede onları yıldırım çarptı.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ancak Rablerinin emrine başkaldırdılar ve bu yüzden bakıp dururlarken kendilerini yıldırım çarptı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp-dururlarken, onları yıldırım çarpıp-yakaladı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rablerinin emrinden uzaklaşıb azmışlardı. Bu yüzden bakınıb dururlarken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun üzerine onlar, Rablerinin emrine karşı geldiler. Onlar baka bak, yıldırım onları yakalayıverdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Buna rağmen Rablerinin emirlerine karşı geldiler de bakıp dururlarken onları yıldırım çarptı.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar dahi, Tanrının buyrumunu tutmamışlardı, bakıp dururlarken yıldırıma tutuldular
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar ise Rablerinin buyruğuna başkaldırmışlardı, bu yüzden bakıp dururlarken onları yıldırım yakalayıvermişti.
Cemil Said
swap_vert close
Bunlar rabbin evâmirine karşu ’isyân itdiler, furtına ânlar muntazır iken ânları yakaladı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rablerinin buyruğuna uymayı kendilerine yediremediler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım yakalayıverdi!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Rab'lerinin emrine karşı geldiler. Bunun üzerine bakınırlarken onları bir yıldırım çarptı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlarsa Rablerinin emrine karşı büyüklük tasladılar. Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Rablarının emrinden azgınlık ettiler, bu yüzden o sâika kendilerini yakalayıverdi, bakınıp duruyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar ise (tövbe etmek yerine, iyice haddi aşarak) Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar. Bunun üzerine (üç gün sonra) kendilerini (gündüz vakti, apaçık bir şekilde) gözleri ile gördükleri (korkunç, gürültülü) bir yıldırım çarptı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Rablerinin emrinden uzaklaşıb azmışlardı. (Bu yüzden) kendilerine de göre göre, onları yıldırım tutuvermişdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Buna rağmen (onlar) Rablerinin emrine karşı geldiler; bu yüzden, onlar bakıp dururlarken o yıldırım kendilerini yakalayıverdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Artık ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rablerinin emirlerine isyan ettiler. Sonra onlar bakıp dururken, güçlü bir ses dalgası onları yakaladı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Oysaki onlar çalaplarının buyrukları dışına çıktılar. Bunun üzerine, gördüler işte, onları yıldırım çarpıverdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar ise Rablerinin emrine karşı boyunlarını çektiler. Bunun üzerine göre göre yıldırıma tutuldular.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Rablerinin emrine karşı geldiler, bu yüzden bakıp dururken onları yıldırım çarpmıştı.¹⁵
15 Krş. Hûd, 11/61-68  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ancak rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıp yakaladı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ama onlar, kendilerine verilen fırsatı kötüye kullanarak Rablerinin emrine karşı geldiler. Bunun üzerine dehşet içinde bakınıp dururlarken, korkunç gürültülü bir yıldırım onları çarpıverdi!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rabb’lerinin emrinden çıktılar. Bakıyorlarken onları Yıldırım çarptı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Tanrı'nın buyruğunu hiç tınmadılar. Sonunda hepsini yıldırım çarptı. Gözlerini belertip kaldılar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ayetlerimize karşı çıkıp emirlerimize karşı geldiler. Yasalarımızla alay ettiler. Bu yüzden gökyüzünü seyrederken hepsini yıldırım çarpıverdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Rablerinin emrine karşı gelmişlerdi. Bu yüzden, bakarlarken onları yıldırım çarpmıştı.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Onlar da) Rablerinin emrine (deveyi öldürerek) karşı gelince, yıldırım onları göz göre göre¹ çarpıverdi.
1 Onlara helâk için üç gün süre verildiği, helâkin alâmetleri de görülmeğe başlandığı için helâk onlara göz göre göre gelmişti. Bk. (Hûd: 65)  
Muhammed Esed
swap_vert close
(çünkü) Rablerinin buyruğuna baş kaldırmışlardı; bunun üzerine, [ümitsizce] bakınıp dururlarken bir ceza şimşeği onları yakalamıştı:
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Fakat onlar da Rabblerinin emrine karşı gelmişler Sonunda akıbetlerini bekleyip dururlarken korkunç gürültülü, bir yıldırım çarpmıştı. 7/77, 26/155
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nitekim onlar Rablerinin emrine karşı gelmişlerdi: Derken bir (bela) yıldırımı kendilerini enseleyiverdi ve onlar bakakaldılar;
Orhan Kuntman
swap_vert close
Rablerinin emrine karşı geldiler. (Allah'ın devesini öldürdüler de bu yüzden) Onları -göğe bakıp dururlarken- yıldırım (ilahi azap) çarpıverdi.
Osman Fırat
swap_vert close
Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar ise Rablerinin emrine imtisalden kaçındılar, artık onları bakar oldukları halde yıldırım yakaladı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar Rab'lerinin emrinden uzaklaşıp azıtınca kendileri baka baka, o müthiş yıldırım onları çarpıverdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rablerinin emrinden yüz çevirüb hârice çıkdılar ve onları yıldırım urub helâk itdi. O esnâda onlar 'azâbın geldiğini göriyorlardı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rablerinin (Sahiplerinin) emrinden uzaklaşıp büyüklenmişlerdi. Sonra göz göre göre onları yıldırımlar çarpmıştı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Rab'lerinin emrinden çıkmışlar, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpmıştı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar Rablerinin emrine karşı geldiler. Onları da göz göre göre yıldırım yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Daha sonra onlar, Rablerinin emrine kafa tuttular da gözleri baka baka yıldırım kendilerini yakaladı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ḥaddan geçdiler çalabı’ları buyruġından pes duttı anları 'aźāb göyündürici anlar baķarlarken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ‘āṣī oldılar. Tañrıları buyruġından çıḳarlar. Pes anları ıldırım helāk itdi,anlaruñ gözleri baḳarken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar öz Rəbbinin əmrinə (tabe olmağa) təkəbbür göstərmiş və onları gözləri baxa-baxa ildırım vurmuşdu.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But they rebelled against their Lord's decree, and so the thunderbolt overtook them even while they gazed;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But they insolently defied(5021) the Command of their Lord: So the stunning noise(5022) (of an earthquake) seized them, even while they were looking on.
5021 They had already defied the order to preserve the She-camel, which was symbolical of the grazing rights of the common people: see 11:64-65 and n. 1560. They continued to flout the warnings of the prophet until the earthquake came on them with a stunning noise and buried them where they were: 7:78; and 11:67. 5022 Sa'iqah: a stunning sound like that of thunder and lightning ( 2:55 ); such a sound often accompanies an earthquake, (see 41:17, n. 4485, and 7:78 and n. 1047).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَعَتَوْا
derken baş- kaldırdılar
عَنْ اَمْرِ
emrinden
رَبِّهِمْ
Rabb- lerinin
فَاَخَذَتْهُمُ
bu yüzden onları yakaladı
الصَّاعِقَةُ
o yıldırım
وَهُمْ
onlar iken
يَنْظُرُونَ
bakıyorlar
Derken onlar, Rabblerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden bakıp dururlarken onları (helâk edecek bir) yıldırım yakalayıverdi.
عَتَا
Fiil-I
ع ت و
Karşı geldi, ısrarla vazgeçmedi, azgınlaştı, başkaldırdı, isyan etti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
صَاعِقَة
İsim
ص ع ق
Yıldırım
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti