close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 52. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme kîle lilleżîne zalemû żûkû ‘ażâbe-lḣuldi hel tuczevne illâ bimâ kuntum teksibûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra da zulmedenlere, tadın ebedi azabı denecek, kazandığınızın karşılığı neyse ondan başka bir şeyle mi cezaya uğrayacaktınız?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bu dünya zilletinden) Sonra (ahirette de) o zulmetmekte olanlara: (Artık) "Sürekli azabı tadın" denilecektir. (Küfür, zulüm ve kötülük olarak) Kazandıklarınız dışında, bir başka şeyle mi cezalandırılacağınızı (zannetmiştiniz?)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O gün ki, dünya hayatında, yaratılış gayesine aykırı davrananlara “Tadın bitmeyen azabı” denecek. “Yaptığınız işlerin karşılığından başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz sanki.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra yalanlamaları sebebiyle kendilerine zulüm ve haksızlık yapanlara, müşriklere: “Tadın bakalım şu ebedî cezayı” denilecek. Vaktiyle işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahların karşılığından başka bir ceza ile mi cezalandırılacaksınız?
bk. Kur’an-ı Kerim, 32/14.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra zulmedenlere: "Sonsuz azabı tadın. Kazandıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?" denilir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra o zulmetmekte olanlara: 'Sürekli azabı tadın' denilecek. Kazandıklarınız dışında, bir başka şeyle mi cezalandırılacaktınız?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra o zulmedenlere: “- Ebedî azabı tadın” denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başka bir sebeple cezalandırılacak değilsiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra o zalimlere: “Ebedî bir azabı tadın! Siz kazandığınızdan başka bir şey ile cezalandırılmıyorsunuz” denilir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonra zulmedenlere, “Süreli azabı tadınız” denilecek. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?
Besim Atalay
swap_vert close
Sonra da, zulüm edenlere: «Sonsuz azabı tadın, size ancak yaptığınızla ceza olunursuz» denilecektir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonra da zulmedenlere: “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecek.
Cemil Said
swap_vert close
O vakit zâlimlere dinilecek ki: " ’Azâb-ı ebedîyi tadınız müstehak oldığınızdan başka dürlü mu’âmele görmiyeceksiniz."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Haksızlık edenlere de: "Sürekli azabı tadın, ancak yaptığınıza karşılık ceza çekiyorsunuz" denir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonra da zulmedenlere, “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra o kötülük edenlere şöyle denilir: “Tadın bitmeyen azabı! Vaktiyle yaptıklarınızdan başka şeyler sebebiyle mi cezalandırılıyorsunuz?”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sonra o (kendilerine) zulmedenlere, «Ebedî azabı tadın!» denilecek. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra zulmedenlere: "Ebedi azabı tadın," denir, "Kazandığınızdan başka bir karşılık mı bekliyordunuz?"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra o zulüm yapanlara "Tadın bakalım şu ebedi azabı!" denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra denilecek o zulm edenlere ki tadın bakalım huld azâbını, vaktile kazandığınızdan başka bir sebeble cezalandırılacak değilsiniz?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sonra o (kendilerine) zulmeden (küfür üzere ölen) lere şöyle buyurulur: “(Haydi,) tadın sonsuz azabı! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra zulmedenlere, “Süresiz azabı tadın.” denir. Kazandığınızdan başka bir karşılık mı bekliyordunuz?
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sonra, o zulmedenlere «Ebedî azabı tadın, denilecek, (vaktiyle) ne kazanıyor idiyseniz ondan başkasıyle mi cezâlandırılacakdınız ya»?.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra o zulmedenlere: “Ebedî azâbı tadın! Vaktiyle kazanmakta olduğunuz(günahlar)dan başkası ile cezâlandırılacak değilsiniz!” denilecek.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonra (dünya hayatında) o zulmetmiş olanlara (âhirette) «tadın (Allah’ın dilediği vakte kadar) kalıcı olan azabı, siz ancak elde ettiğinize karşılık ceza görüyorsunuz» denilecek.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra dirilmeyi yalanlayıp kendilerine haksızlık yapanlara “Sürekli olan azabı tadın. Yalnızca sizin kendi başınıza kazandıklarınız la cezalandırılırsınız” denir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra kıyıcılara denilecek : "Şimdi sonu olmıyan azabı tadın bakalım. Kazandığınız günahlardan dolayı başka türlü bir karşılık mı görecektiniz?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sonra zalim olanlara denir: Azab-ı daimiyi [¹⁰] tatın. Siz, ancak kazancınızdan dolayı ceza görürsünüz.
[10] Acısı devam eden azap.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonra zulmedenlere denecek ki: “Sürekli olan bu azabı tadınız! Siz ancak vaktiyle kazanmış olduğunuz şeylerle cezalandırılıyorsunuz!”
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra o zulmetmiş olanlara, “Temelli azabı tadın; kazanmakta olduklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılacaksınız?” denilecek.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sonra zâlimlere, “Tadın bakalım sonsuz azâbı!” denilecek, “Yaptığınız fenâlıklardan başka bir şeyin cezasını mı çekiyorsunuz sanki?” İşte âhirette durum bundan ibaret. Fakat zâlimlerin dünyadaki şu tavırlarına bir bakar mısınız:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonra zulmetmiş olanlara denildi ki: “Sürekli Azab’ı tadın! Kazanıyor olduğunuz şeyden başkasıyla mı cezalandırılırsınız?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
O gün haksızlık yapanlara şöyle denecek: " sonu gelmez acıları çekin artık. Artık sadece yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr ederek kendilerine zulmedenlere; "Sürekli azabı tadın!" denilecek. Onlar o gün görecekler ki; "Yalnız kendi yaptıklarına karşılık azap ediliyor." Rabbin hiç kimsenin üzerine suç atmamış. Suçsuz hiç kimseyi cezalandırmıyor. Bizim sözümüz sözdür. Yapmadıklarıyla hiç kimseye azap etmeyiz. Rabbin zulmedici değildir. İnsanlara yapmadıklarından dolayı azap edecek değildir. Rabbin suçluyu suçsuzu birbirinden ayırır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra (kendilerine) haksızlık edenlere “[Ebedî] azabı tadın!” denmiş (olacak)tır. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonra o zâlimlere (âhirette): “Şimdi sonsuz azabı tadın bakalım. (Nasıl?) yaptıklarınızın karşılığını tam görüyorsunuz değil mi?” denilecek.
Muhammed Esed
swap_vert close
O Gün ki, [dünya hayatında] haksızlık yapmaya eğilim gösterenlere, ‘Tadın bitmeyen azabı’ denecek, yapageldiğiniz işlerin karşılığından başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz sanki?” ⁷³
73 Lafzen, “Kazanıp durduğunuz şeyden başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonra o kendilerine yazık edenlere: – Tadın bakalım kalıcı azabı, kazandıklarınızın dışında bir karşılık mı bekliyordunuz? 6/70, 27/90, 68/35…37
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sonunda, zulmeden o kişilere[¹⁶²⁸] denilecek ki: “Tadın bitimsiz azabı! Kazanıp durduğunuz şeyler dışında bir karşılık mı bekliyordunuz?”[¹⁶²⁹]
[1628] Zımnen: “bilinci ters dönmüş kişiler”. Zira zulüm, bir şeyi yerinden etmektir (bkz: 7:148, not 109). Burada, “başkasına haksızlık yapmak” anlamında bir zulüm söz konusu değildir. Pasajı oluşturan 31-55. âyetler, sahibini “bitimsiz azabı” hak eden eylemlere sürükleyen alt-üst olmuş bir bilince atıf yapmaktadır. Söz konusu bilinç, bir sonraki âyette, hakikati nasıl tersinden okuduğunu açıkça ele vermektedir. [1629] Âhireti dünya ile, kalıcıyı geçici ile, değerliyi değersizle ve hayrı hazla takas etmek, ters dönmüş bilincin sahibine oynadığı en tehlikeli oyundur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonra da (kıyamet gününde, sizin gibi şirk ve küfürde direnen) zalimlere: "Sonsuza dek sürecek cehennem azabını tadın, yoksa siz dünyada işlediğiniz kötü amellerinizin cezasız kalacağım mı sanıyordunuz?” diye nida olunacaktır.
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra da zulmedenlere, " Tadın bakalım devamlı olan azabı! Siz başka cezayla değil, ancak kazanmış olduğunuz cezayla cezalandırılıyorsunuz. " Denilecektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra zulmetmiş olanlara denilecektir ki, «Şimdi ebedî azabı tadınız. Siz başkasıyla değil, ancak kazanmış olduğunuz şey sebebiyle cezalandırılırsınız.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sonra o zalimlere: “Ebedî azabı tadın bakalım! Siz dünya hayatında neyi hak ettiyseniz, sadece onun karşılığını göreceksiniz. ” denir. [32, 14]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonra zulmedenlere: "Sürekli azabı tadın!" denilecek, "Yalnız kazandığınız şeylerle cezalandırılmıyor musunuz?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sonra küfür ve şirk ile nefislerine zulüm idenlere: "Ebedî ve dâimî 'azâbı tadınız, size bu, dünyâda iken kazandığınız günâhların cezâsıdır." dinilir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İlerisinde yanlışlar içindeki o kimselere şöyle denecektir: “Kalıcı azabı tadın bakalım. Kazandığınızın karşılığından başka ne görecektiniz!”
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonra zalimlere şöyle denir:-Sonsuz azabı tadın, Kazandıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılacaksınız? denir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sonra da o zulmedenlere denir ki: Sürekli azabı tadın bakalım! Siz ancak kendi işlediklerinizin cezasını görüyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonra, zulmedenlere şöyle denecek: " O uzun süreli azabı tadın! Kazandığınız şeyler dışında bir şeyle cezalandırılmayacaksınız!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan eyidildi anlara kim žulm eylediler “ŧaduñ ebed ķalmaķ 'aźābını cezā virinilmezsiz illā anı kim olduñuz ķazanursız.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan eyidile ẓālimler[e] ki: Daduñuz dāyim olıcı ‘aẕābuñ dadını. Cezāgörmezsiz illā ḳazanduġuñuz günāhlar cezāsını.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra zülm edənlərə: “Dadın əbədi əzabı. Siz ancaq qazandığınız günahlara görə cəzalandırılırsınız!” – deyiləcək.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then will it be said unto those who dealt unjustly: Taste the torment of eternity. Are ye requited aught save what ye used to earn?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"At length will be said to the wrong-doers: ´Taste ye the enduring punishment!(1443) ye get but the recompense of what ye earned!´"
1443 This will be the final doom, and they will themselves have brought it on themselves! The psychology of the Unbelievers is here analysed and exposed. This particular argument begins at 10:47 and ends at 10:53 . It begins with the general statement that every People has had due warning and explanation by means of a Prophet specially sent to them; that Prophet will be a relevant witness at the final Judgement, when the matter will be judged in perfect equity. Then follows a dialogue- The Unbelievers mock and say, "Why not bring on the Punishment now?" The reply to the Unbelievers is, "It will come in Allah's good time". The Believers are told to watch and see how the sinners would take it if the Punishment were to come at once. Would they not think it too sudden? When it actually comes, their panic will be indescribable. "Is that true?" say the Unbelievers. "It is the very truth," is the answer, "and nothing can ward it off."  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
son- ra
ق۪يلَ
denildi
لِلَّذ۪ينَ
o kimse-lere ki
ظَلَمُوا
zulmettiler
ذُوقُوا
tadın
عَذَابَ
azabı
الْخُلْدِۚ
ebedi
هَلْ تُجْزَوْنَ
cezalandırılacak mısınız
اِلَّا
an- cak
بِمَا
o şey ile ki
كُنْتُمْ
idiniz
تَكْسِبُونَ
kazanıyorsunuz
Sonra da (hem kendilerine hem de başkalarına) zulmedenlere, "ebedi azabı tadın! Siz kazandıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılacaksınız?" denilir.
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
ذَاقَ
Fiil-I
ذ و ق
Tattı, hissetti
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
خُلْد
İsim
خ ل د
Ebedilik, ölümsüzlük
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
جَزٰى
Fiil-I
ج ز ي
Ödedi, mükâfatlandırdı, cezalandırdı, karşılığını verdi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
كَسَبَ
Fiil-I
ك س ب
Kazandı