close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tûr Sûresi 45. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feżerhum hattâ yulâkû yevmehumu-lleżî fîhi yus’akûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Artık bırak onları helak olacakları güne dek.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Öyleyse Sen onları (İlahi bir inkılâpla tepetaklak yıkılacakları ve darbeye) çarpılıp derbeder olacakları günlerine kavuşuncaya kadar (kendi halleri ve hileleriyle baş başa) bırak (ve sabırla sonlarını bekleyiver).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Artık korkudan bayılacakları güne kavuşuncaya kadar bırak onları, ne yaparlarsa yapsınlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Artık ölecekleri, helâk edilecekleri, savaş meydanlarında öldürülecekleri güne kavuşuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak.
Ahmet Varol
swap_vert close
Öyleyse onları çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
Ali Bulaç
swap_vert close
Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O halde (Ey Rasûlüm), bırak onları; tâ o çarpılacakları (ölüm) günlerine kadar...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Artık içinde bayılacakları gün ile karşılaşacaklarına kadar, onları bırakıver.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Artık, çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak!
Besim Atalay
swap_vert close
Çarpılacakları bir güne değin, bırak onları
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Artık sen, çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.
Cemil Said
swap_vert close
Ânları dûçâr-ı darbe olacakları güne kadar terk it.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.[508]
“Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Artık dehşete kapılacakları gün ile yüzyüze gelinceye kadar onları kendi halleriyle baş başa bırak.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.  
 Çarpılacakları gün, ölüm veya birinci Sûr’un üfürülüşüdür.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O halde bırak onları ta o çarpılacakları günlerine kadar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Artık onları (küfürde ısrar eden o kâfirleri,) cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar (sapkınlıklarıyla baş başa) bırak (onlara aldırış etme).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Artık onları cezalandırılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi hallerine bırak.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Artık onları çarpılacakları günlerine kadar (hallerine) bırak.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Habîbim!) Artık, içinde çarpılacakları günlerine (kıyâmete) kavuşuncaya kadar onları (kendi hâllerine) bırak!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Artık çarpılacakları (ölüm) günlerine kavuşuncaya kadar (mesajlarımın tebliğini ihmal etmeden) onları (inkârda ısrar edenleri, kendi hallerine) bırak.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dehşetle çarpılacakları güne kavuşuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Artık onları cezaya çarpılacakları güne kavuşuncaya kadar kendi başlarına bırak.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık bihûş (aklını kaybetmiş) ve helâk olacakları güne kavuşuncaya kadar onları hallerine bırak.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sen onları çarpılacakları günlerine kadar kendi hâllerine bırak!
Kadri Çelik
swap_vert close
Öyleyse sen onları kendisinde (en dayanılmaz azapla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öyleyse, ey Müslüman! Onları inandırmak için mûcizeler peşinde koşma! Kur’an’ın beyânına inanmıyorlarsa bırak onları, dehşetle çarpılacakları Hesap Günü ile karşılaşıncaya kadar inkâr bataklığında bocalayıp dursunlar!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Çarpılacakları günleriyle karşılaşmaları için onları bırak!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Bırak onları. Nasıl olsa bir gün ayaklar altına alınacaklar. (BEDİR)
Mehmet Çoban
swap_vert close
Artık ceza gününe kadar onları kendi hallerinde bırak!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Artık bayıltılacakları [*] günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hâllerine bırak!
Buradaki [yus‘akûne] fiili ölmek değil, A‘râf 7:143 ve Zümer 39:68’de de olduğu gibi bayılmak demektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Öyleyse sen, helâk olacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bundan böyle, dehşete kapılacakları [Hesap] Günü ile karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak onları:
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O halde, sen onları dehşetten kendilerini kaybedecekleri günle karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak. 3/178
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Artık onları, dehşetten kendilerini kaybedecekleri günle karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak!
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Artık sen, -helak olacakları o azap gününe kavuşuncaya kadar- onları kendi hallerine terk et!
Osman Fırat
swap_vert close
Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık onları bırak, o kavuşacakları güne değin ki, onda çarpılıp helâk olacaklardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O halde sen onları, darbe yiyip çarpılacakları güne kadar kendi hallerine bırak!
Bu âyetin işaret ettiği hadiselerin birincisi, Bedir zaferidir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yıldırım urmuş gibi bîhûş yüzüstüne düşecekleri güne kadar onları tuğyânlarında ve didikodılarında terk it. (İstedikleri gibi hareket itsünler)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onları kendi başlarına bırak; cezaya çarptırılacakları güne kadar böyle gitsin.
Şaban Piriş
swap_vert close
-O halde, bırak onları, tâ ki çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar sen onları kendi hallerine bırak.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bayılıp yere serilecekleri günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ķo anları tā göreler günlerini ol kim anuñ içinde öleler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ḳoy anları yitişince ol gün ki anda ‘aḳlları gider.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Elə isə (dəhşətdən) sarsılıb karıxacaqları günə qovuşana qədər sən onları tərk et!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then let them be (O Muhammad), till they meet their day, in which they will be thunder stricken,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So leave them alone until they encounter that Day of theirs, wherein they shall (perforce) swoon (with terror),-(5079)
5079 That is, the Day of Judgement. Cf. 39:68, and n. 4343.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَذَرْهُمْ
artık onları bırak
حَتّٰى يُلَاقُوا
kavuşmalarına kadar
يَوْمَهُمُ
günlerine
الَّذ۪ي
o ki
ف۪يهِ
onda
يُصْعَقُونَۙ
çarpılırlar
(Resulüm!) Artık (kendilerine vaad edilen azaba) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hâllerine) bırak!
وَذَرَ
Fiil-I
و ذ ر
Geride bıraktı, terk etti
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
لاَقَى
Fiil-III
ل ق ي
Kavuştu
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
صَعِقَ
Fiil-I
ص ع ق
Öldü, çarpıldı