close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tîn Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve hâżâ-lbeledi-l-emîn(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve bu emin şehre.
Mekke.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve şu emin beldeye (güvenli kent Mekke’ye ve mübarek civarına)…
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
ve güvenli bu Mekke şehrine yemin olsun ki,
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şu emin beldeye, Mekke'ye andolsun!
Ahmet Varol
swap_vert close
Ve şu güvenli beldeye ki,
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de bu emîn şehre (Mekke'ye) ki:
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bu güvenli şehre yemin ederim ki;
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bu güvenli beldeye yemin olsun ki,
Besim Atalay
swap_vert close
Bu emniyetli kente ant
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve bu güvenli şehir (Mekke'ye) ki,
Cemil Said
swap_vert close
1,2,3. İncir, zeytûn, Tûr-i Sînâ ve emîn belde (Mekke) hakkıçün yemîn iderim.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun bu güvenli Mekke şehrine ki:
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu güvenli şehre (Mekke’ye) andolsun ki,
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ve şu güvenli beldeye!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5. İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emîn beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.  
 Allah Teâlâ insanı ruh ve beden kabiliyetleri bakımından canlıların en mükemmeli kılmıştır. Sûrede «en güzel biçimde yarattık» ifadesi bu hususu belirtmektedir. İnsan serbest iradesi ile ya bu kabiliyetlerini güzel kullanarak «kâmil insan» olacak, yahut da aksi yönü tutarak şuurlu varlıkların ve canlıların en aşağı mertebesinde yer alacaktır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve andolsun bu güvenilir kente (Mekke'ye) ki;
1-3 Sina ve Mekke kelimeleri o yörelerde vahiy alan Musa ve Muhammed için kullanılan semboller ise İncir ve Zeytin de başka peygamberlerin vahiy aldıkları yörelere işaret olabilir mi? Ayrıca bak 89:5.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve bu güvenli beldeye andolsun ki,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve Bu beledi emîne
Emrah Demiryent
swap_vert close
1-2-3. İncire ve zeytine, Tûr-i Sînâ’ya ve şu emin beldeye (Mekke’ye) kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve bu güvenli kente.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
ve şu emîn şehre ki,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve bu emîn beldeye (Mekke'ye)!
İhsan Aktaş
swap_vert close
1,2,3, 4. İncire, zeytine, (insanlık tarihi boyunca nice Peygamberlere ev sahipliği yapan, ilâhî vahyin merkezi konumunda olan ve bolca incir ve zeytinin yetiştiği coğrafi bölgelere), Sina dağına ve şu emîn beldeye (vahyin indiği Mekke şehrine) kasem ederim ki, elbette biz insanı (beyni ile akleden, düşünen, araştıran, karar veren, sorgulayan, sorumlu davranan, çalışıp üretebilen, medeniyetler kuran ve diğer canlı türlerinden farklı meziyetleri bulunan bir varlık olarak) en iyi ve mükemmele ulaşacak potansiyelde yarattık.*
(*) (Tîn” incir, “zeytûn” da zeytin anlamındadır. Ancak Kur’an’ı kerimin genel kullanımına baktığımızda bazı meyve isimleriyle, o meyvelerin ağaçları veya bahçeleri kastedilmiştir. Mesela üzüm anlamındaki “ineb”in çoğulu “a’nâb”dır. Bağlar anlamındadır. Keza “nahl” hurma demektir, Kur’an, bu ifadeyle hurma ağacını veya hurmalıkları kasteder. Burada da incirle incir ağacını, zeytinle de zeytin ağacını veya zeytinlikleri kastediliyor olabilir. Çok daha özelde ise Zeytin Dağı’nı ifade etmektedir. Bu ayetlerde vahiy alınan yerler söz konusudur. Ayrıca Muhammed Hamidullah’a göre incir ağacı ile Buda kastedilmiştir. Nitekim Sanskritçede “budi” kelimesi Buda demektir ve Budizm’in kurucusu Buda, vahyini incir ağacının altında almıştır. (Bkz. Le Saint Coran). Demek ki Budizm de vaktiyle bir hak dinmiş ama bozulmuş. Zaten Buda’nın Çinli bir ressam tarafından uzaktan çizilen tek bir resmi vardır. Bütün tapınaklarında hep aynı resim ve o resme göre yapılmış heykelleri kullanılır. ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’ Zeytin ağacı daha doğrusu Zeytin Dağı ise, Hz. İsa’nın vahiy aldığı dağdır. Tûr-u Sinâ da Hz. Musa’nın vahiy aldığı dağdır. Emin/ belde ise tartışmasız Mekke’dir ki Hz. Muhammed de ilk vahyini burada almıştır. (İ. Yakıt Meali Tin suresi - 1. Ayet Açıklaması) İşte burada önemine dikkat çekilen incir, en çok mensubu bulunan dinlerden Budizm’in kurucusu Buda’nın da Nebîlerden olduğunu gösteriyor olmalıdır. Çünkü Budistler Buda’nın, Ganj’ın bir kolu olan Neranjara kıyısında, Gaya’da Bodhi veya Bo ağacı denen incir ağacı altında aydınlanmaya eriştiğine inanır ve orayı kutsal ziyaret yeri sayarlar. (Budizm, Günay Tümer DİA). Ayrıca Bkz: (S. Vakfi Meali Tin Sûresi -1 Ayet Açıklaması) Zaten Kur’an’da şöyle deniliyor: ‘’Hiçbir ümmet yoktur ki, içlerinde (hayat süreçlerinde) onlara bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın.’’ (Fatır 35/23-24) Ayrıca metni aşağıya alınan (محاسن التأويل - القاسمي) ‘’Mehasinut-Te’vil’’adlı tefsirde de şöyle deniliyor: Bazı çağdaş âlimler, yüce Allah’ın şu sözünün: {ve incir}, gerçek kökeninden büyük ölçüde sapmış olan Budist dininin kurucusu Buda’nın altında aydınlandığı/vahiy aldığı/İncir ağacı anlamına geldiğini ortaya çıkarmışlardır. Fakat Buddha’nın öğretileri onun zamanında yazılmadı, sözlü anlatımlarla hadisler gibi anlatıldı ve ardından takipçileri tarafından yazıldı. Sonra bu araştırmacı alimler şöyle diyorlar: Bizim için en doğru olan şey, eğer bu ayetle ilgili yorumumuz doğruysa, onun gerçek bir peygamber olduğu ve Skiamuti veya Junama olarak adlandırıldığı ve görevinin başlangıcında olduğudur. Büyük bir incir ağacına sığındı ve onun altında kendisine vahiy indi ve Allah onu bir elçi olarak gönderdi, bunun üzerine şeytan onu orada ayartmak için yanına geldi, fakat o, onunla başarılı olamadı. Ve bu ağaç Budistler arasında çok ünlüdür ve adı: kutsal incir ağacı ve onların dilinde: Ajabala . Yine bu alimler demişlerdir ki: Cenâb-ı Hak bu âyet-i Kerimede, insanların hidâyeti, din ve dünya işlerinde faydalı işleri yapmaları için indirdiği en büyük dört dini zikretmiştir. İşte bu surede önce Budizmin kurucusu olan Buda’ın altında aydınlandığı/vahiy aldığı kutsal İncir ağacına, daha sonra Hz. İsa’nın vahiy aldığı mübarek ve mukaddes kılınmış zeytinlik bölgeye, daha sonra da Hz. Musa’nın vahiy aldığı Sina dağına ve en son olarak da Hz. Muhammed’in ilk vahyini almış olduğu Emin beldeye (Mekke’ye) yemin edilmiştir. Yani kendileriyle yemin edilen bu dört yer veya nesne, dört büyük dininin peygamberlerinin ilk vahyi almış oldukları yerleri veya nesneleri simgeler. Ayrıca Buda’nın ahlak öğretileri tamamen İslamın öğretileriyle tam uyumludur. Örneğin: Hz. Muhammed (انما بعثت لاتمم مكارم الاخلاق) ‘’Ben yeryüzünde ancak güzel ahlakı/doğru, dürüst ve erdemli bir yaşam tarzı ile ilgili öğretileri/ tamamlamak üzere elçi olarak gönderildim’’ diye buyurmuştur. Bakıyoruz ki, Buda da hep aynı şeyler üzerinde durmuştur, yani hem sözde hem de özde doğru ve dürüst davranışları sergilemek, güzel ahlaki prensipleri öğretmek ve bunları insanlar arasında yaymaya çalışmak istemiştir. Bu nedenle Buda da Kur’an’da zikredilen bir nezir/bir uyarıcı peygamber/olarak Hindistan ve Çin gibi Uzak Doğudaki ülkelerde tebliğ göreviyle görevlendirilmiş olması güçlü bir ihtimaldir, deniliyor. Fakat vefatından sonra Budizm, gerçek kökeninden büyük ölçüde sapmış/tahrif edilmiş ve maalesef Buda’ da adeta bir tanrı hâline getirilmiştir. ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’ Mekke’nin “güvenli şehir” olarak anılmasının sebebi ise gerek İslâm’dan önce gerekse İslâmî dönemde buranın bir barış kenti olarak tanınması ve orada her türlü kan dökmenin yasaklanmasıdır. Ayrıca dördüncü ayet, insanın fiziki güzelliğine değil, manevi özellikleri olan akıl, irade ve düşünebilme gibi, insanı diğer canlı türlerinden ayıran beynin bütün fonksiyonlarına vurgu yapmaktadır. واستظهر بعض المعاصرين أن قوله تعالى: {وَالتِّينِ} يعني به شجرة بوذا مؤسس الديانة البوذية، التي تحرفت كثيراً عن أصلها الحقيقي؛ لأن تعاليم بوذا لم تكتب في زمنه وإنما رويت كالأحاديث بالروايات الشفهية، ثم كتبت بعد ذلك حينما ارتقى أتباعها.ثم قال: والراجح عندنا، بل المحقق إذا صح تفسيرنا لهذه الآية أنهُ كان نبياً صادقاً ويسمى: سكياموتي، أو جوناما، وكان في أول أمره يأوي إلى شجرة تين عظيمة وتحتها نزل عليه الوحي، وأرسله الله رسولاً، فجاءه الشيطان ليفتنه هناك فلم ينجح معه. ولهذه الشجرة شهرة كبيرة عند البوذيين، وتسمى عندهم: التينة المقدسة، وبلغتهم: أجابالا.قال: ففي هذه الآية ذكر الله تعالى أعظم أديان البشر الأربعة الموحاة منه تعالى لهدايتهم ونفعهم في دينهم ودنياهم، فالقسم فيها كالتمهيد لقوله بعده: {لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ} إلى آخر السورة.قال: ولا يزال أهل الأديان الأربعة هم أعظم أمم الأرض وأكثرهم عدداً وأرقاهم. والترتيب في ذكرها في الآية هو باعتبار درجة صحتها بالنسبة لأصولها الأولى، فبدأ تعالى بالقسم بالبوذية لأنها أقل درجة في الصحة وأشد الأديان تحريفاً عن أصلها، كما يبدأ الْإِنْسَاْن بالقسم بالشيء الصغير، ثم يرتقي للتأكيد إلى ما هو أعلى، ثم النصرانية وهي أقل من البوذية تحريفاً، ثم اليهودية وهو أصح من النصرانية، ثم الإسلامية وهو أصحها جميعاً وأبعدها عن التحريف والتبديل، بل إن أصولها: الكتاب والسنة العملية المتواترة، لم يقع فيها تحريف مطلقاً. ومن محاسن هذه الآية الشريفة غير ذلك، ذكر ديني الفضل: البوذية والمسيحية أولاً، ثم ديني العدل: اليهودية والإسلامية ثانياً؛ للإشارة إلى الحكمة بتربية الفضل والمسامحة مع الناس ...ومن محاسن الآية أيضاً الرمز والإشارة إلى ديني الرحمة بالفاكهة والثمرة، وإلى ديني العدل بالجبل والبلدة الجبلية: مكة، وهي البلد الأمين. ومن التناسب البديع بين ألفاظ الآية أن التين والزيتون ينبتان كثيراً في أودية الجبال، كما في جبل الزيتون بالشام وطور سيناء، وهما مشهوران بها. فهذه الآية قسم بأول مهابط الوحي، وأكرم أماكن التجلي الإلهي على أنبيائه الأربعة، الذين بقيت شرائعهم للآن، وأرسلهم الله لهداية الناس الذين خلقهم في أحسن تقويم. انتهى بحروفه. والله أعلم : المصدر (محاسن التأويل – محمد جمال الدين القاسمي) .الم يتطرق القرآن مباشرة إلى أكثر الأديان كما هو الحال مع الهندوسية والبوذية والكنفشيوســية والتاوية والشــنتوية، إلا أنه تم توســيع مفهوم أهل الكتاب من قبل علماء المســلمين ليضم غيرهم. وعلى الرغم من الصعوبات التي جابهــت العلماء في فهم طبيعــة هذين التقليدين نتيجــة اختلاف اللغة الأسطورية التي تتســم بها التقاليد الهندية عن لغة الإسلام المجردة. وفي هذا الشــأن أورد البيروني (توفــي فــي 453هـ1061/م) معلومــات قيمة عن الهندوســية في كتابه كتاب التحقيق عن أهل الهن المعتقدات المتشابهة مع الإسلام وخاصة ما يتعلق بالتوحيد . لاعتقادهم وصف بعض العلماء المسلمين الهندوس بأنهم أهل كتاب؛ نظرا ُعثوا قبل الإســلام، ولدرجة أنهم بأنهم ينتمون لسلســلة من الأنبياء الذيــن ُبعثوا قبل الإســلام ولدرجة أنهم أجمعوا على منحهم صفة أهل الذمة التــي تطلق عادة على أهل الكتاب، النظرة إلــى الديانة البوذية من النمــاذج العملية لإظهار تباين تعد الآراء بين الباحثين المســلمين تجــاه الأديان الأخرى (نظرة المسلمين المعاصرين إلى الأديان الأخرى) تشتمل أقوال بوذا المتعلقة بالإيمان بالله والعمل الصالح والإيمان بالجنة والجحيم على كثير من الجوانب المنسجمة مع تعاليم الإسلام، وبناء على جميع ما تقدم يمكن القول أن الراجح في مسألة نبوة بوذا أنه،إن صحت الروايات التي جاءت عنه، أنه كان نبيا رسولا بعثه الله إلى الهند وهذا الرأي ينسجم مع قول الشهرستاني"( مسألة نبوة بوذا من منظور إسلامي دراسة عقدية نداء الهند)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ve bu güvenli beldeye yemin olsun ki.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
şu güvenlik kenti hakkı için ki,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bu emniyetli memleket hakkı için [²],
[2] İncirle zeytinde menfaat, Turû Sina'da fazilet bulunmakla onda lâyık görülmüştür. İncirle zeytin en çok Beyt-i Mukaddes'te olmakla Hazret-i İsa'nın, Turû Sina Hazret-i Musa'nın, emniyetli belde de Hazret-i Peygamberin mahalleridir. Aleyhimüsselâm.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bu güvenilir beldeye/Mekke’ye!²
2 Krş. Neml, 27/91  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve şu güvenli şehre.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve İbrahim Peygamberin Kâbe’yi inşâ etmesinden bu yana, yüzyıllar boyunca Arabistan’da iman ve teslimiyetin, huzur ve sükûnun kaynağı olan bu güvenli şehre, Son Elçinin Kur’an vahyini aldığı ve tebliğ etmeye başladığı kutsal Mekke şehrine andolsun ki,Kur’an-ı Kerim’de adı geçen Peygamberlerin yaşadığı bölgelere; Şam bölgesi, Filistin diyarı, Sina ve çevresi bir de Hicaz bölgesine andolsun ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bu Güvenli Belde’ye!
Mehmet Çakır
swap_vert close
1,2,3. İncire, zeytine, // Tûr dağına ve // bu güvenli Mekke şehrine yemin ederim ki
Mehmet Çoban
swap_vert close
İçinde yaşadığınız emin belde olan Mekke’ye andolsun ki,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bu güvenli şehre (Mekke’ye) ki
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3. İncir’e, Zeytin’e,¹ Sina dağına² ve şu güvenli beldeye³ yemin olsun ki,
1 Tefsirler, Tin ve Zeytin hakkında başlıca iki görüş nakletmişlerdir: 1. Tin ve Zeytin; bu ad ile meşhur olan incir ve zeytin yemişleri veya ağaçlarıdır. Zira lügat itibariyle görünen bu olduğu gibi bir kısım âlimlerden “O, sizin şu inciriniz ve zeytininizdir”, tabirleriyle rivayet edilmiş ve İbnu Abbas’a da nispet edilmiştir. Bunlarda, bir mecaz veya kinaye kastedildiğini gösteren bir ipucu bulunmayınca, açık olan incir ve zeytin diye bildiğimiz meyveler olmasıdır. 2. Birçok tefsirci de: Burada “tin” ve “zeytun”dan maksat yemiş değil, bu isimlerle anılan mübarek yerlerdir. “Tur-i Sinin ve Beled-i Emin” ile beraber zikredilmeleri de bunu gösteren bir karinedir. Bu yerlerin nereleri olduğuna gelince de birer dağ ismi, mescid ismi, belde ismi olması hakkında üç görüş zikretmişlerdir. Bu takdirde Allah, Nebilerin yetiştiği yerlere yemin etmiş demektir. “Tin” denilen dağ İsa (a.s)’nın; “Zeytin, yani Şam” İsrail Oğullarına gelen peygamberlerin çoğunun gönderildiği yer; “Tur”, Musa (a.s)’nın peygamber gönderildiği yer; “Beled-i Emin” de Muhammed (s.a.v)’in peygamber olarak gönderildiği yerdir denilmiştir. En doğrusunu Allah bilir. 2 (سِينِينَ)’in ağaçlı, güzel anlamı varsa da kastedilenin Sina dağı olduğu hakkındaki rivâyetler kuvvetlidir. Bu üç bölge Hz. Mûsa ve Hz. İsa’nın yaşadığı topraklardır.3 Hemen hemen bütün tefsirciler buna, “Mekke” demişlerdir. Çünkü Beled Sûresi’nde de geçtiği üzere Mekke’nin bir ismi de “Beled”tir. Mekke, insanlara bir sevap yeri, bir sığınak olan Ka’be ve İbrahim’in makamı olarak Beled-i Emîn adıyla tanınmıştır. (Bakara: 125) “Emin” ise, "emanet" kökünden “emniyette kılan, zulüm ve haksızlık yapmaktan uzak, kendisine bırakılan şeyi iyi koruyan, güvenilir” demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve bu güvenli toprakları! ¹
1 “İncir” ve “zeytin”, bu anlam akışı içinde, bu ağaçların çokça bulunduğu toprakları, yani Akdeniz’in doğusuna sınır olan ülkeleri, özellikle Filistin ve Suriye’yi sembolize etmektedir. Kur’an’da zikredilen Hz. İbrahim soyundan peygamberlerin çoğu bu topraklarda yaşayıp bu topraklarda tebliğde bulunduklarından, bu iki ağaç cinsi, son İbranî Peygamber Hz. İsa’da doruğa erişen Allah’tan vahiy alan bu insanlar zincirinin dile getirdiği dinî öğretilerin sembolü olarak kabul edilebilirler. Öte yandan “Sina Dağı” ise, Hz. Musa’nın peygamberliğini özellikle vurgulamaktadır, çünkü Muhammed (s)’den önce ve o’nun nübüvvetine kadar geçerli olan -ve esasları itibariyle Hz. İsa’yı da bağlamış bulunan- dinî kurallar, Sina çölündeki bir dağda Hz. Musa’ya vahyedilmişti. Son olarak, “bu güvenli topraklar” ifadesi, kesin olarak (2:126’dan açıkça anlaşılacağı gibi), Son Peygamber Muhammed (s)’in, doğduğu ve ilahî çağrıyı aldığı yer olan Mekke’yi gösterir. Böylece 1-3. ayetler, Hz. Musa, İsa ve Muhammed (s)’in şahıslarında temsil edilen tevhid dîninin üç tarihî safhasında geçerli öğretilerin -sahîh öğretilerin- gerisindeki temel ahlakî aynılığa dikkatimizi çekmektedir. Burada hatırlanıp düşünülmesi gereken spesifik gerçeğe sonraki üç ayette işaret edilmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve bu güvenli belde (Mekke)’ye andolsun ki. 3/96-97, 5/97
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu güvenli belde şahittir:[⁵⁷⁹⁴]
[5794] Rabbin vahyinin geldiği/geleceği yerlere dair Eski Ahid’de benzer bir ibare vardır (Bkz: Tesniye 33:2). Yine Tevrat’ta Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’in soyundan orta Arabistan’dan bir elçi geleceği açıkça ifade edilir. Bunun için “Faran Vadisi”, “Havila Diyarı”, bugün suyu kurumuş olan ve Medine’den (Akik vadisi) başlayıp Kuveyt’e kadar yarımadayı baştan başa geçen “Pişon Nehri”, neslinden elçi geleceği müjdelenen İsmail’in oğlu “Kedar soyu” ve nihayet Neşideler Neşidesi’nde geçen “MUHAMMED’IM” ismi, adına varıncaya kadar Allah Rasûlü’nü müjdelemektedir (Referansları için bkz: 28:48’in notu).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve şu emin beldeye (Mekke'ye) andolsun ki!
(Râzi, bu konuda şu açıklamalarda bulunmaktadır, İbnü Abbas "Bunlar mukaddes topraklardan iki dağdır. Bunlar incir ve zeytin yetişen yerler olduklarından dolayı bunlara Süryanice’de Tur-i Tina (tin dağı) ve Tur-i Zeyta (Zeytin dağı) denilmiştir" der. Bu takdirde Allah Teâlâ; Nebilerin yetiştikleri yerlere yemin etmiş demektir. Tin denilen dağ İsa (a.s.) nın; Zeytun, Şam İsrailoğullarına gelen peygamberlerin çoğunun gönderildiği yer, Tûr, Musa (a.s.) nın peygamber gönderildiği yer, Beled-i Emin de, Muhammed [s.a.s] in peygamber olarak gönderildiği yerdir. O halde gerçekte yeminden maksat, peygamberlere hürmet ve derecelerini göstermek olur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve bu güvenli Şehir,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve bu emin olan beldeye.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu emin belde hakkı için ki:
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve bu güvenli Şehre andolsun ki,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bu emîn belde (Mekke-i Mükerreme) hakkıyçün
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
ve bu güvenli şehir önemlidir[*]!
[*] Buraya kadar olan üç âyette Allah yemin etmektedir. Allah'ın bir şeye yemin etmesi, onun ve ondan sonra anlatılan şeyin önemine vurgu yapmak içindir. Bu yüzden biz, bu anlama uygun meal verdik.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Ve bu güvenli beldeye.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve bu güvenli beldeye:(2)
(2) Mekke’ye.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve şu güvenli kente ki,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı uşbu şar ḥaķķı inam ya'nį mekke.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı bu imin Mekke şehri ḥaḳḳı‐çun.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun bu təhlükəsiz (qorxusuz-xətərsiz) şəhərə (Məkkəyə) ki,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And by this land made safe;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And this City(6197) of security,-(6198)
6197 "This City of security" is undoubtedly Makkah. Even in Pagan times its sacred character was respected, and no fighting was allowed in its territory. But the same City, with all its sacred associations, persecuted the greatest of the Prophets and gave itself up for a time to idolatry and sin, thus presenting the contrast of the best and the worst. 6198 Having discussed the four symbols in detail, let us consider them together. It is clear that they refer to Allah's Light or Revelation, which offers man the highest destiny if he will follow the Way. Makkah stands for Islam, Sinai for Israel , and the Mount of Olives for Christ's original and pure Message. It has been suggested that the Fig stands for the Ficus Indica, the Bo-tree, under which Gautama Buddha obtained Nirvana. I hesitate to adopt the suggestion, but if accepted it would cover pristine Buddhism and the ancient Vedic religions from which it was an offshoot. In this way all the great religions of the world would be indicated. But even if we refer the Fig and the Olive to the symbolism in their fruit, and not to any particular religion, the contrast of Best and Worst in man's destiny remains, and that is the main thing. This raises a doctrinal question of considerable importance: how does Islam view the ancient vedic religions and Buddhism, or for that matter, any other religion? As Muslims we are not in a position to affirm whether Budha was a prophet or not. Although the Qur'an states that Allah sent Prophets to every people (35:24), it does not mention the names of all of them. In fact it mentions by name relatively few of the Prophets of the Semitic tradition, or only such as with whom its first audience, the Arabs were generally familiar. As to its present form, we find the doctrines of Buddhism clearly at variance with monotheism and cardinal Principles of the True Religion as explained in the Qur'an. This may have been the result of distortion or loss by the followers of its original teachings. As a general rule, we cannot describe anyone as a Prophet or Messenger of Allah unless explicitly mentioned in the Qur'an, or Hadith. The Message as brought by Prophet Muhammad preserves in itself all that was essential in the earlier revelations or scriptures: it abrogates all the previous messages sent through earlier Prophets (3:85). (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَهٰذَا
ve bu
الْبَلَدِ
beldeye
الْاَم۪ينِۙ
emin
Ve bu emin beldeye (Mekke'ye) andolsun ki,
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
بَلَد
İsim
ب ل د
Belde, diyar, memleket, şehir, ülke
اَمِين
Sıfat
ا م ن
Güvenilir, emin, emniyetli