O delici (karanlığı delen, nufüz eden) yıldızdır. *
(*) Kur’an’ın 86. sûresinin adı Tarık’tır. Tarık “tark” kökünden türeyen bir kelimedir. Kelimenin aslı “vurmak, çarpmak” anlamlarına gelir… Kur’an çevirilerinin birçoğunda “Tarık” kelimesi özel isim gibi yazılıp, anlamı çeviride verilmemiş, fakat açıklamalarda anlam açıklanmıştır. Oysa kelimenin en temel anlamı olan “Vuruş” diye ayet çevrilirse, kozmolojik fizik ile ilgilenenler ilginç bir bağlantıya tanıklık edebilirler. 1967 yılında İngiltere Cambridge Üniversitesi’nde Jocelyn Bell, düzenli ve ısrarlı bir radyo sinyali yakalar. Radyo sinyalinden kalbin vuruşları gibi düzenli vuruşlar gelmektedir. O dönemde Uzay’da böyle düzenli vuruşların kaynağı olabilecek bir gök cismi bilinmiyordu. Bu yüzden bu sinyallerin, başka gezegenlerdeki akıllı yaratıklar tarafından gönderildiğine kanaat getirildi. Büyük bir heyecanla davetiyeler bastırıldı, basın kuruluşlarına haber verildi ve LGM adı verilen görkemli bir seminer düzenlendi. LGM (Little Green Men) “Küçük Yeşil Adamlar” demektir ve bu isim, Evren’deki akıllı yaratıklarla irtibat kurulduğunu simgelemektedir. Çok kısa bir süre sonra söz konusu sinyallerin kaynağının nötron yıldızlarının çok büyük bir hızda dönmeleri olduğu anlaşılır. Böylece nötron yıldızlarının bu çeşidine “Pulsar” adı takılacaktır. Jocelyn’in buluşu uzaylılarla irtibatı sağlayamamıştır ama Pulsarların keşfini sağlamıştır. İngilizce’de “pulsate”, nabız gibi vuruşları ifade eden bir kelimedir. “Pulsation” da “vuruş, titreşim” demektir. Nötron yıldızlarının bu çeşidine takılan “Pulsar” ismi de Kur’an’da geçen “Tarık” yani “Vuruş” ismiyle uyumludur. PULSAR’I KAVRAYABİLİR MİSİNİZ? Tarık Suresi’nin ikinci ayetinde “Vuruşlu yıldızın (Tarık’ın)” insan zihni tarafından kavranmasının zor olduğu vurgulanmaktadır. 2. ayette geçen “Ve ma edrake” ifadesinde geçen “edrake” kelimesi Türkçe’mize “idrak etmek” olarak Arapça’dan girmiştir ve “kavramayı, anlamayı” ifade etmektedir. Pulsar’ı incelediğimizde ayetin bu mucizevi yönüne de tanık olmaktayız. Pulsar’ın içinden alacağımız bir kaşık madde bir milyar ton gelmektedir. Pulsar’dan alacağımız çok ufak bir maddeyi eğer yeryüzüne bıraksak Dünyamız’ın öbür ucuna kadar bir delik açıp çıkardı. Oysa Dünya’daki birçok maddenin bir kaşığı birkaç gramı geçmez. Sırf bunu düşünmek bile Pulsar’ın kavranması ne kadar güç bir yıldız olduğunu ortaya koyar. Güneş’in birkaç misli büyük yıldızlar sıkışarak Pulsar’ı oluşturur. Oysa bir Pulsar’ın çapı 15-20 km’dir. Dünyamız’ı aynı şekilde sıkıştırsak Dünyamız metrelerle ifade edilen bir çapta bir küre olurdu. Dünyamız 24 saatte kendi etrafındaki dönüşünü tamamlar, oysa Pulsar bir saniyede defalarca kendi etrafında döner. Pulsar’ın hem dönüşündeki hızı hem tüm bu bilgiler Tarık suresinin 2. ayetinde “Vuruşlu yıldızın (Tarık’ın, Pulsar’ın)” kavranmasının ne kadar zor olduğunun belirtilmesiyle oldukça uyumlu gözükmektedir. Pulsar; Pulsar’ın içinden alacağımız bir kaşık madde bir milyar ton gelmektedir. Ayette geçen yıldızın Saturn, Venüs gibi gezegenleri olabileceğine dair eskiden tahminler yapılmıştır. İlk Boşnakça Kur’an tercümesini yapan Mustafa Mlivo bu tahminlerin hatalı olduğunu, Tarık’ın Pulsar olduğunu söyleyerek özetle şöyle demektedir: 86/ Tarık suresi 1-3 ayetlerde şunlardan bahsedilir: “1-Vuruş yapmak. 2- Bir yıldız olmak... 3- Delmek. Uzaydaki hiçbir gök cismi bu kriterleri karşılamaz (Pulsar dışında) çünkü hiçbir gök cismi vuruşlar şeklinde tarif edilemez – Ayette bahsedilen yıldızdır. (Satürn, Venüs gibi gök cisimleri değildir.) – Pulsar güçlü radyasyon ve radyo dalgaları yaymaktadır. 3. ayette geçen “sakıb” kelimesine “karanlığı delmek, nufüz etmek” anlamlarına sahiptir.” Görüldüğü gibi ancak 1970 yılına gelindiğinde yeni keşfedilen bir yıldızdan Kur’an 1400 yıl önce bahsetmektedir. Vuruşları olan bir yıldızın ne anlama geldiğini binlerce yıldır kimse tahmin edemediğinden “Tarık” kelimesi özel isim gibi Arapça’sının aynısıyla çevrilmeden çevirilere yazılmış, ancak dip notlarda, sözlüklerde ve tefsirlerde anlamı açıklanmıştır. Gökyüzünde çok ince hesaplarla, çok muhteşem olaylar oluşmaktadır. Hiç kimsenin kafadan iki cümle atıp da gökyüzünde oluşan olaylar hakkında isabetli bir tahmin yapabilmesi, dediğine uyacak bir cismin gökyüzünde tesadüfen bulunması beklenemez. Kur’an’ın her cümlesinde, her kelimesinde nasıl inceliklerin olduğu, Kur’an’ın her sorusunda, her vurgusunda (“Vuruşlu nedir, kavrayabilir misin?” örneğinde olduğu gibi) nasıl derin anlamların saklı olduğu Kur’an ne kadar çok araştırılırsa o kadar iyi anlaşılmaktadır. (vuruşlu yıldız - The Quran: Unchallengeable Miracle)