Hani, bir gün Nebî eşlerinden birini bir hadiseden[⁵¹⁷³] (dolayı) sırrına ortak etmişti;[⁵¹⁷⁴] fakat eşi bu sırrı ifşa edip Allah da onu (Nebî’ye) bildirince, (Nebî) o hadisenin bir kısmını (diğer eşine) de anlatmış, ama bir kısmından hiç söz etmemişti.[⁵¹⁷⁵] Nihayet (Nebî sır tutmayan) eşine yaptığı (yanlışı) bildirince, “Bunu sana kim haber verdi?” demişti.[⁵¹⁷⁶] (Nebî de), “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan haber verdi” diye cevap vermişti.[⁵¹⁷⁷]
[5173] Hadîs, bir eylemi bildiren hadsân’dan türetildiği için söze nisbeti mecazidir. Asıl mânası fiilidir ve “Bir olayı haber veren söz” demektir.
[5174] Bu âyetin iniş nedenine dair haberler muhteliftir. Bir rivayete göre bu âyet, Allah Rasûlü’nün kendisinden sonra İslâm toplumunun liderliğini Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in üstleneceği sırrının ifşası üzerine nâzil olmuştur (Âlûsî). Bizce bu, âyetin ana konusu olan Allah Rasûlü’nün haram kılmasını açıklamaz. Tefsirlerde ayrıntısı anlatılan bal şerbeti rivayeti ise, aslında aşağıdaki ana olayın bir devamı gibi görünmektedir. Zira aşağıdaki olay olmadan, sırf bir bardak bal şerbetinden dolayı, hadise, hakkında âyet inecek kadar ciddi sonuçlar üretemezdi. Geriye bağlamla örtüşen şu olay kalıyor: Allah Rasûlü, oğlu İbrahim’in annesi Mısırlı Mariye ile, onun kaldığı hane uzakta olduğu için Hz. Hafsa’nın yokluğunda onun odasında birlikte olmuştur. Hz. Hafsa durumu fark eder ve tepki gösterir. Allah Rasûlü Hafsa’nın bu aşırı tepkisine karşı tepki olarak bir daha Mariye ile beraber olmayacağına dair yemin eder. Bu sırrını Hafsa’ya söyler ve durumu Âişe’ye söylememesini tembih eder. Allah Rasûlü’nün eşleri arasındaki saflaşmada Hafsa ile Âişe aynı safta yer almaktadır. Hafsa Allah Rasûlü’nün kendine verdiği sırrı aynı safta yer aldığı Âişe’ye ifşa eder. Olayın devamı âyette aktarıldığı gibi cereyan eder (Taberî ve İbn Kesir; ayrıca haberi Nesâî ve Taberânî rivayet etmişlerdir). Buhari şarihi İbn Hacer de Fethu’l-Bârî’de âyetin sebebi olarak bu şıkkı tercih etmiştir (VIII, 657).
[5175] Azharahullahu ‘aleyh, “duruma el koyup oyunu bozunca” zımnî anlamını içerir. Muhtemelen Allah Rasûlü, yeminini bildirip o yemine neden olan olayı anlatmamıştı.
[5176] İki ihtimal vardı: Ya Hz. Âişe, ya da vahiy meleği. Burada ele alınan, eşlerin birbirlerinin sırrını ifşa etmesinin büyük bir hata olduğudur. Onun için isimler arkaya atılmış, olayın kendisi değil, olaydan çıkarılacak ahlâkî ders öne alınmıştır. Amaç tarih yazmak değil, ahlâk inşâ etmektir.
[5177] ‘Alîm ve Habîr, verilen örnek “söz” ve “olay” unsurunu ayrı ayrı içerdiği için birlikte gelmiştir. Açılımı: Sözlerin arkasında yatan maksadı bilendir, olayların arka planından haber alma işinde uzman olandır. Habîr ismi, hibre (uzmanlık) sahibine verilir.