Ve İmran’ın kızı Meryem’i de (örnek göstermiştir): O (Meryem) ki iffetini korumuş, buna karşılık biz de ona (bir çocuğu bahşetmek üzere) ruhumuzdan (yaratılışla ilgili emrimizden) üflemiştik (ana rahminde çocuğun yaratılması için ol emrini vermiştik); ve Rabbinin sözlerini (mesajlarını) ve onun kitaplarını tasdik etmişti ve (böylece o, Rabbine) gönülden bağlanan kimselerden olmuştu.*
(*) Not: Dikkat edilirse, burada (فنَفَخْنَا فِيهِ مِن رُّوحِنَا) ’’fenefaḣnâ fîhi min rûhinâ’’ yani ‘’Ona ruhumuzdan üfledik’’ şeklindeki üfleme olayı, henüz ceninden bir eser yok iken gerçekleşiyor. Bu nedenle bu nefh olayı onun yaratılışı için verilen bir emirdir, yani ceninin yaratılışı için üflenen (كن)’’ ol’’ emridir. Bu, canlılık veren bir ruh değildir. Çünkü Hz. Meryem’in yumurtası aşılanmadan ve bu yumurta embriyoya dönüşmeden ona bildiğimiz ruh/canlılık girmez. Demek ki bu üflenme, ceninin yaratılması için Hz. Meryem’in yumurtasını harekete geçiren bir olaydır. Ayrıca bakıyoruz ki, Hz. Âdem için bu (نفخ) ‘’üflenme’’olayı (فَإِذَا سَوَّيْتُهُ Ben onu, (canlı bir beşer olarak onun yaratılışını) tamamladığım’’ ifadesinden sonra ‘’ve ona ruhumdan üflediğim zaman…‘’cümlesi geliyor. Demek ki ‘’Onu her yönüyle tesviye etmek’’onu canlı bir varlık olarak yaratmaktır. Yaratılışından sonra Âdem’e ruh üflemek ise, ona mânevî ruh ve hayat veren vahiy, akıl, bilgi, duygu, vicdan, sorumluluk ve irade gibi özellikleri bahşetmektir. Veya şöyle de diyebiliriz: Kur’an’ın genelinden anladığımıza göre; “Allah’ın insana ruhundan üflemesi” insanın yaratılışında Allah’ın öğretilerini içeren bir programın insan fıtratına yüklenmesidir. Yani ’’ Allah’ın ruhundan üflemek’’ ifadesi ‘’ Allah’ın yaratılışla ilgili emir vermek ve ilahi proğramı onun fıtratine yüklemektir. İşte hem Hicr -29, hem (Sad - 72) ayetlerinde Hz. Âdem’e üflenen ruh budur. Fakat Tahrim- 12 ve Enbiya – 91. ayetlerde ise, Hz. Âdem hakkındaki ‘’tesviye’’Hz. İsa için hiç kullanılmamıştır. Demek ki, Hz. İsa için yapılan (نفخ)’’nefh’ olayı ona ruh/canlılık üflenmek değil, çocuğun oluşması için Meryem’in ana rahmine yaratılış emri üflenmektir. Ve bu (نفخ) olayından sonra Hz. Meryem’in yumurtası harekete geçiyor, aşılanıyor, sonra embriyoya ve daha sonra cenine dönüşüyor. Böylece Hz. Meryem için hamilelik süreci başlıyor ve bu süre bitince de yüce Allah’ın iradesiyle bir çocuk doğuruyor. (الله اعلم). Ayrıca Enbiya 91.ayette dişil olarak gelen zamir, burada (Tahrim-12. ayette) eril olarak gelmiştir. Bu nedenle Meryem’in istisnai bir biçimde her iki cinsiyeti de birlikte temsil ettiği sonucuna varılabilir. Bu sonucun, çift cinsiyetlilikle bir alakası yoktur. (Krş: Elmalılı, Âl-i İmran 59’un tefsiri). Bu takdirde, “Rabbi onu bir bitki gibi yetiştirdi” (3:37) ibâresini mecaza değil hakikate hamledip, Meryem’in üreme sisteminin mucizevî bir biçimde bitkilerin eşeyli üreme sistemine veya ebeveynli üremeye değil de monomer (tek asıllı/analı) üremeye benzediği yorumuna ulaşılabilir. Allahu a’lem (M. İslamoğlu 12. Ayet Açıklaması) Özetle, Hz. Meryem’in vücudunda hem erkek hem de dişi hücrenin bulunması mümkündür. Çünkü Hz. Meryem’in çift hücre sahibi olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’in içerisinde hem Enbiya-91, hem de Tahrim-12. ayetlerinde Meryem’e gönderme yapan ifadelerde hem dişil zamiri olan, (فيها)’’fiha’’hem eril zamiri olan (فيه)’’fihi’’kullanılıyo. Bundan anlaşılıyor ki onun vücut yapısında bir farklılık var. Başka ayetlerde onun bitki ile ilişkilendirilen bir ifadesi de var. İkisini beraber yan yana aldığınız zaman o döllenmede bir “kendi kendine döllenme” örneğini Meryem’de yaratılmış olmasına dair bir fikir geliştirebilir...‘’الله اعلم