close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 37. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad menennâ ‘aleyke merraten uḣrâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki bir kere daha lutfetmiştik sana.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Andolsun, Biz sana (daha önce) bir defa daha lütufta bulunmuş idik."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
“Zaten sana, geçmişte bir kere daha lütufta bulunmuştuk.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.”
bk. Kur’ân-ı Kerim, 28/7-13.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun biz sana bir başka defa gene lütufta bulunmuştuk.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
And olsun, biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bir kere daha sana ikram ve ihsan etmiştik:
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.”
Besim Atalay
swap_vert close
Başka kez de seni nimetlemiştik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, biz sana bir kere daha (şöyle) iyilikte bulunmuştuk: 
Cemil Said
swap_vert close
"Zâten evvelce de sana karşu lütufkâr idik."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
36,37,38,39. Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Zaten sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Sana bir kez daha lütufta bulunduk."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"And olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şanım hakkı için biz lûtfeylemiştik sana diğer bir def'a daha
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, biz sana bir kere daha (şöyle bir) iyilikte bulunmuştuk:
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçek şu ki, Biz sana daha önce de lütufta bulunmuştuk.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
37,38,39. «Andolsun ki biz sana diğer bir zamanda, anana vahyolunacak şey'i ilham etdiğimiz vakıtda da lutf etmiş ve (kendisine): — Onu tabuta koy da denize at ki deniz onu kıyıya bıraksın, onu benim de, kendisinin de düşmanı olan biri alacak diye (emreylemişdik). Sana karşı (Ey Musa) gözümün önünde yetişdirilmen için kendimden bir sevgi bırakmışdım.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Ve and olsun ki, sana başka bir def'a daha lütufta bulunmuştuk.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Şüphesiz biz sana (daha önceden de) başka bir iyilik yapmıştık” dedi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Sana (daha önceden de) başka bir iyilik yapmıştık” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki biz sana bundan önce de iyilikte bulunmuştuk.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Başka defa da sana bol nimet vermiştik:
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Andolsun Biz sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Şüphesiz biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçekten sana, geçmişte bir kez, daha büyük bir lütufta bulunmuştuk.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun ki sana diğer bir kere daha iyilikte bulunduk!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Böylece sana bir kez daha iyilik etmiş olduk. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Zaten biz sana daha öncede de iyilikte bulunmuştuk.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki sana bir kez daha bir lütufta bulunmuştuk.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve devamla: “Yemin olsun Biz sana (daha önce) bir defa daha lütufta bulunmuştuk.”
Muhammed Esed
swap_vert close
“Zaten sana geçmişte ²⁰ bir kere daha lütufda bulunmuştuk;
20 Lafzen, “bir başka zaman”; yani, 38-40. ayetlerde hatırlatıldığı gibi, Hz. Musa’nın çocukluk ve gençlik döneminde. Bu döneme dair bundan sonraki atıflar -yani, Firavun’un İsrailoğulları’na zulmetmesi, yeni doğan erkek çocuklarının öldürülmesi, Hz. Musa’nın bir sandık içinde kurtulması, Firavun ailesince evlatlık edinilmesi, Mısırlı bir adamı öldürmesi ve bunun üzerine Mısır’dan kaçması- hakkında daha geniş bir açıklama için bkz. kıssanın daha ayrıntılı olarak anlatıldığı 28:3-21.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki biz sana geçmişte bir ikramda daha bulunmuştuk. 28/3...6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve zaten geçmişte bir kez daha sana (bu şekilde) ikramda bulunmuştuk.[²⁵⁶⁹]
[2569] Gecmişteki ikram, devamında anlatılacağı gibi, bebek Musa’nın Firavun’un soykırımından kurtarılması olsa gerektir (28:7-13).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Ey Musa, andolsun ki biz sana daha önce de ihsanda bulunmuştuk,"
Osman Fırat
swap_vert close
Ve zaten biz sana bir kere daha lutufta bulunmuştuk
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ve andolsun ki, sana başka defa da ihsanda bulunmuşuzdur.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
36, 37. “Mûsâ! ” dedi, “istediklerin sana verildi. Zaten başka bir sefer de sana lütufta bulunmuştuk. ” [28, 7-13] {KM, Çıkış 2, 1-10}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Zaten biz sana bir kez daha lutufta bulunmuştuk.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Ve sana bundan evvel de in'âm iylemişdik."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana bir iyiliğimiz daha olmuştu.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana bir defa daha iyilikte bulunmuştuk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Başka bir sefer daha Biz sana lütufta bulunmuştuk.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Yemin olsun, sana bir kez daha lütufta bulunmuştuk."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
37-39. “daħı bayıķ minnet eyledük senüñ üzere bir gez daķı ol vaķt kim göreline bıraķduķ añanuñ ol kim göñüle bıraġılur kim bıraķ mūsā’yı ŧābut içine pes bıraķ anı deñiz içine pes bıraķsuñ anı deñiz deñiz ķıranına duta anı ya'nį nil ırmaġı [164b] benüm düşmānum daħı anuñ düşmānı daħı bıraķdum senüñ üzerüne sevgülik benden daħı tā bislenesin śaķlamaķlıġum üzere.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ senüñ üstüñe bir kez daḫı minnet eyledüg‐idi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sənə (bundan əvvəl də) bir dəfə ne’mət bəxş etmişdik
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And indeed, another time, already We have shown thee favour,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"And indeed We conferred a favour on thee another time (before).
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
ve and olsun ki
مَنَنَّا
lütufta bu-lunmuştuk
عَلَيْكَ
sana
مَرَّةً
bir defa
اُخْرٰىۙ
başka
"Andolsun ki Biz sana başka bir defa daha lütufta bulunmuştuk."
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
مَنَّ
Fiil-I
م ن ن
Lütufta bulundu, lütfetti, başa kaktı, minnet etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مَرَّة
İsim
م ر ر
Defa
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki