close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 117. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fekulnâ yâ âdemu inne hâżâ ‘aduvvun leke velizevcike felâ yuḣricennekumâ mine-lcenneti feteşkâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Demiştik ki: Ey Âdem, şüphe yok ki bu, sana ve eşine düşmandır, sakın sizi cennetten çıkarmasın sonra zahmetlere uğrarsınız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bunun üzerine: "Ey Adem, bu (şeytan) gerçekten sana ve eşine düşmandır; sakın sizi (aldatıp) cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursunuz" diye (uyarıvermiştik.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunun üzerine Adem'e demiştik ki: “Ey Adem! Şüphe yok ki, bu sana ve eşine düşmandır, sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra ekip biçmek, kazanmak, harcamak gibi işleri yapmak zorunda kalarak zahmete uğrarsınız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Ey Âdem, bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi Cennet'ten çıkarmasın. Sonra bedbaht olur, sıkıntı çeker, perişan olursun.” dedik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bunun üzerine dedik ki: "Ey Adem! Şüphesiz bu, sana da, eşine de düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. Sonra zorluk çekersin."
Ali Bulaç
swap_vert close
Bunun üzerine dedik ki: 'Ey Adem, bu gerçekten sana ve eşine düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz de Adem'e şöyle demiştik: “Muhakkak bu (İblis) sana ve zevcene düşmandır. Sakın sizi Cennetden çıkarmasın; sonra zahmet çekersin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz dedik ki: “Ey Âdem! Bu, sana ve eşine düşmandır. Sizi Cennetten çıkarmasın. Böyle bir durumda mutsuz olursunuz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
117,118,119. “Ey Âdem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa mutsuz olursun. Zira cennette ne acıkırsın ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın” dedik.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz dedik: «Ey Adem I Bu hem benim, hem de eşinin düşmanıdır, sizleri cennetten çıkarmıya kararlı o; sonra mutsuz olursunuz»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
117-118-119. Biz de Âdem'e şöyle demiştik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra (dünya hayatına dönerek) mutsuz olursun. Çünkü burada (cennette) senin için aç kalmak, çıplak kalmak yoktur. Ve sen burada susamazsın, güneşin harareti de dokunmaz sana.
Cemil Said
swap_vert close
O vakit Âdem’e didik ki: "Bu iblîs sana ve senin zevcene düşmandır dikkat idiniz sizin cennetden ihrâc idilmenize ve bedbaht olmanıza sebeb olmasun."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
117,118,119. "Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunun üzerine “Ey Âdem!” dedik, “Bil ki bu senin de eşinin de düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa mutluluğunu yitirirsin!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine: Ey Âdem! dedik, bu, hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra yorulur, sıkıntı çekersin!
Edip Yüksel
swap_vert close
"Adem," dedik, "Bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa perişan olursun."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz de (Âdem'e) şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun)."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine biz de ya Âdem dedik: haberin olsun bu sana ve zevcene düşmandır, sakın sizi Cennetten çıkarmasın ki sonra bedbaht olursun
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bunun üzerine Âdem’e şöyle) buyurmuştuk: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (iblîs) sana ve zevcene düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarma (ya sebep olma) sın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan hâle düşersin)!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine Biz de: “Ey Âdem! Kuşkusuz bu sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi Cennet'ten¹ çıkarmasın. Sonra mutsuz olursun.” dedik.
1- Söz konusu cennet, ahiretteki cennet değildir. Âdem, bu dünyada ve bu dünyanın toprağından yaratılmıştır. Cennet, sözcük anlamı olarak, “yeşilliklerle örtülü toprak parçası” demektir. Çıkılacak cennet de böylesi bir yerdir. Yoksa ahiretteki Cennette iblisin bir rolü yoktur ve orada bir kısıtlama da söz konusu değildir. Orada ne suç vardır ne de ceza.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz de: «Ey Âdem, demişdik, hiç şübhesiz ki bu, senin de, zevcenin de düşmanıdır. Bundan dolayı sakın sizi cennetden çıkarmasın o. Sonra zahmete düşersin».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem demiştik: “Ey Âdem! Şübhesiz ki bu (şeytan), senin ve zevcenin düşmanıdır; o hâlde sakın sizi Cennetten çıkarmasın (buna sebeb olacak bir günahla sizi kandırmasın); yoksa çok sıkıntı çekersin!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bunun üzerine: "Ey Âdem! "dedik, "Muhakkak ki, bu senin ve eşinin düşmanıdır; öyleyse, (dikkat edin,) ikinizi (bu yeryüzünün uzerindeki) cenneten (has bahçeden) sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun.»*
(*) Not: Bu cennetin ebedi ahiret yudunun cenneti olmayıp, dünyada Âdem’e tahsis edilen bir cennet/ bahçe olduğuna dair detaylı bilgi için Bakara-35. ayetin açıklamasına bakılabilir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bizde Âdeme “Ey Âdem! Şüphesiz ki bu İblis, sana ve eşine düşmandır. Dikkat edin sizin ikinizi de cennetten çıkarmasın. Yoksa başkaldıranlardan olursunuz.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz de demiştik: "Ey Adem! İşte bu sana da, eşine de düşmandır. Onun için sakın ikinizi de Cennet’ten çıkarmasın. Yoksa sıkıntı çekersin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz de demiştik: «— Âdem! Bu, sana ve zevcene düşmandır. Sakın sizi Cennetten çıkarmasın, bedbaht olursun».
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Muhakkak ki bu senin ve eşin için bir düşmandır. Sakın ola ki ikinizi cennetten çıkarmasın. Yoksa mahrum/bedbaht olursunuz.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Bunun üzerine dedik ki: “Ey Âdem, bu gerçekten sana da eşine de düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra meşakkate düşersin.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine, “Ey Âdem!” dedik, “İşte bu şeytan, senin ve eşinin düşmanıdır ve kıyâmete kadar da düşmanınız olacaktır. O hâlde, onun hilelerine karşı ikiniz de dikkatli olun ki, sizi isyankârlığa sürükleyip cennetten çıkarmasın, yoksa büyük bir sıkıntıya düşer, mutsuz olursun!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dedik ki: “Ey Âdem! Bu, senin için ve eşin için düşmandır. Sizi Cennet’ten çıkarmasın! Sonra mutsuz olursun / sıkıntıya düşersin”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bunun üzerine Adem'e: " Adem! İblis senin de eşinin de düşmanıdır. Sakın ola ki sizi cennetten çıkarmasına izin verme yoksa perişan olursun.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunun üzerine: Ey Âdem! “Rabbinin emrine karşı çıkan İblis bu hareketiyle şeytanlaşmıştır. Bil ki Şeytanlaşanlar hem senin için hem de eşin için düşmandır. Düşmanınız sakın sizi cennetten çıkarmasın! Sonra yorulur, sıkıntı çekersiniz!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Demiştik ki: “Ey Âdem! Bu (İblis) hem senin için hem de eşin için düşmandır. Sakın sizi cennetten (bahçeden) çıkarmasın! Sonra sıkıntı çekersin.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bunun üzerine): “Ey Âdem! Bu (iblis) gerçekten sana da eşine de düşmandır. Sakın o sizi cennetten çıkarmasın, sonra sıkıntıya düşersin.” dedik.
Muhammed Esed
swap_vert close
ve bunun üzerine Âdem’e: “Ey Âdem!” dedik, “Gerçek şu ki, bu senin ve eşinin düşmanıdır; öyleyse, dikkat edin, sizi (bu) hasbahçeden çıkarıp da seni bedbaht kılmasın. ¹⁰⁴
104 Lafzen, “bedbaht olmayasın”. Burada sözü geçen “hasbahçe (cennet)” sözcüğünün anlamı konusunda bkz 2. sure, 27. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz de ona: Ey Âdem! Bu senin ve eşinin düşmanıdır, sakın sizi bahçeden çıkarmasın, aksi halde perişan olursun, dedik. 2/30...39, 7/11...25, 15/28...44, 17/62...65, 18/50, 38/71...85
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Biz de “Ey Âdem!” demiştik, “İşte bu, sana ve eşine tarifsiz[²⁶⁴⁵] bir düşmanlık beslemektedir; dolayısıyla, onun sizi bu has bahçeden çıkarma girişimlerine karşı çok dikkatli olun; yoksa bedbaht olursun![²⁶⁴⁶]
[2645] Aduvvun’un belirsiz kullanılmasının anlama teksîr olarak yansıması (Bkz: İtkân II, 292). [2646] Âyette hitap Âdem ve eşine yönelik başladığı halde, son cümlede sadece Âdem’e yönelerek biter. Metnin bu yapısı, İsrâilî rivayetlere dayanan Havva’nın Âdem’i ayarttığı yaygın kanaatinin tam tersini verir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine “Ey Adem, İblis hem senin, hem de eşinin düşmanıdır, sakın o sizi cennetten çıkarmasın. Yoksa sıkıntıya düşersin.
Osman Fırat
swap_vert close
Dedik ki: "Ey Âdem, kesinlikle bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sizi cennetten çıkarmasın, sonra sıkıntıya düşersin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Biz de demiştik ki: «Ey Âdem! Bu şüphesiz senin için ve refikan için bir düşmandır. Sizi cennetten çıkarmasın, sonra meşakkate düşmüş olursun.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz de dedik ki: “Âdem! İyi bil ki bu, sana da eşine de tam bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra perişan olur, helâke sürüklenirsin! ”
Perişanlık “geçim derdine düşmek” diye tefsir edilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dedik ki: "Ey Adem, bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın, sizi cennetten çıkarmasın, sonra yorulursun."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Yâ Adem bu, sana ve zevcene düşmandır. Sizi cennetden çıkarmasun, o zamân zahmet ve meşâkkate uğrarsınız."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dedik ki “Bak Âdem! Bu sana da eşine de düşmandır. Sakın sizi bu bahçeden çıkarmasın yoksa mutsuz olursun.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey Adem, bu senin ve eşinin düşmanıdır. sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa sıkıntı çekersin, dedik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz de “Ey Âdem,” buyurduk. “İşte bu senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın o sizi Cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht olursun.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunun üzerine biz şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şu, senin de eşinin de düşmanıdır, dikkat et de sizi cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht olursun."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes eyittük “iy ādem! bayıķ bu düşmāndur saña daħı 'avratuña pes çıķarmasuñ siz ikiyi uçmaķdan pes emeklenesin.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdük Ādeme ki: Bu saña düşmandur, ‘avratuña daḫı düşmandur. Pessizi cennetden çıḳarmasun, ta‘aba düşürmesün, didük.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz də belə dedik: “Ey Adəm! Bu (İblis) sənin də, övrətinin də düşmənidir. (Ehtiyatlı olun ki) sizi (tovlayıb) Cənnətdən çıxartmasın, yoxsa (ey Adəm!) məşəqqətə düşüb bədbəxt olarsan! (Gecə-gündüz əziyyət çəkib öz əlinin zəhməti ilə yaşamağa məcbur olarsan!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Therefor We said: O Adam! This is an enemy unto thee and unto thy wife, so let him not drive you both out of the Garden so that thou come to toil.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then We said: "O Adam! verily, this is an enemy to thee and thy wife: so let him not get you both out of the Garden, so that thou art landed in misery.(2641)
2641 See last note. The story is referred to, in order to draw attention to man's folly in rushing into the arms of Evil, through he had been clearly forewarned.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَقُلْنَا
bunun üzeri-ne dedik
يَٓا
ey
اٰدَمُ
Âdem
اِنَّ
şüp- hesiz
هٰذَا
bu
عَدُوٌّ
düşman- dır
لَكَ
sana
وَلِزَوْجِكَ
ve eşin
فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا
o hâlde sakın ikinizi çıkarmasın
مِنَ الْجَنَّةِ
cennetten
فَتَشْقٰى
yoksa bed-baht olursun
Bunun üzerine Biz (Âdem'e) şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz ki bu (iblis), hem senin hem de eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarma(k için bir oyun yapıp sizi kandırma)sın! Yoksa bedbaht olur (sıkıntı çeker)sin."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اٰدَم
Özel isim
اٰدَم
Hz. Âdem (a.s.)
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
شَقِىَ
Fiil-I
ش ق و
Şaki oldu, meşakkat çekti, bedbaht oldu