close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 105. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veyes-elûneke ‘ani-lcibâli fekul yensifuhâ rabbî nesfâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O gün dağlar ne olur diye soruyorlar sana; de ki: Rabbim onları unufak eder, kuma döndürür de savurur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sana (bu sağlam ve sarsılmaz) dağların (kıyametteki durumu) hakkında soruyorlar. De ki: "Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracaktır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O kıyamet günü, dağların ne olacağını soruyorlar sana. O zaman onlara de ki: “Rabbim onları parça parça edip savuracak.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana dağlarla ilgili sualler soruyorlar. “Rabbim onları temelinden sökerek ufalayıp toz duman halinde savuracak” de.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak,
105.İbnu Münzir`in İbnu Cureyc`den rivayet ettiğine göre Kureyşiler Resulullah (a.s.)`a: "Ey Muhammed! Rabbin kıyamet günü şu dağları ne yapacak?" diye sordular. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: 'Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), sana dağların kıyâmetteki halini sorarlar(sa), de ki: “- Rabbim onları ufalayıp savuracak.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve sana dağları soracak olurlarsa(*) de ki: “Rabbim onları kökünden kaydırır.
(*) Nesefi.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sana dağlar hakkında sorarlar. De ki: “Rabbim onları ufalayıp savuracak.”
Besim Atalay
swap_vert close
Dağların halinden sana sorarlar, de ki: «Tanrın onları kökünden savuracak»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Sana dağların durumunu soruyorlar. De ki: “Rabbim onları (kıyamet günü) toz edip savuracak.
Bkz. 18/47, 101/5  
Cemil Said
swap_vert close
Cibâl hakkında sana suâl soracaklar Allâh "Ânları toz gibi dağıtacak" cevâbını vir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
105,106,107,108. Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) hâlini soruyorlar. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sana dağları soruyorlar. De ki: “Rabbim onları un ufak edip savuracak.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Sana dağlar hakkında sorarlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracak.
Edip Yüksel
swap_vert close
Senden dağları sorarlar. De ki, "Rabbim onları ufalayıp savuracak."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana dağlar(ın kıyametteki durumunu) sorarlar, de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de sana dağlardan soruyorlar, binaenaleyh de ki: rabbım onları un ufra edip savuracak da
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sana dağların (kıyametteki durumu) hakkında soruyorlar. De ki: “Rabbim, (kıyamet günü) onları (kudreti ile) ufalayıp (toz edip) savuracaktır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sana dağlardan soruyorlar. De ki: “Rabb'im onları ufalayıp savuracak.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sana dağları (n kıyamet günündeki haalini) sorarlar. De ki: «Rabbim onları ufalayıb savuracak».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Sana (kıyâmet gününde) dağlar(ın nasıl olacağın)dan soruyorlar; de ki: “Rabbim (o gün) onları ufalayıp savuracak!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Bir de sana (kıyamet koptuğu zaman) dağların durumunu sorarlar. De ki; (çok şiddetli depremler ve volkanik patlamalarla) Rabbim onları ufalayıp (havada) savurur.*
(*) Kur’an’ın bir bölümü sorulan sorulara ait âyetler barındırır. Kur’an; önemli-önemsiz, ciddi-gayrı ciddi veya alay niyetli bile olsa hiçbir soruyu cevapsız bırakmamıştır. Zaten“fekul, söyle!”emrinin başındaki“ fa” harfi, cevabın derhal verilmesi, ertelenmemesini ifade etmekte olan takip edatıdır. Bu âyetlerden mahşer meydanındaki o toplanma ve tüm insanların bir araya gelmesi ile ilgili düzlüğün nasıl olacağı, yüksek ve oynamaz dev kütleli dağların buna engel olacağı şeklindeki basit soruya bile cevap verilmiştir. Son saatte dünyamıza dev bir asteroit veya kuyruklu yıldızın çarpması sonucu oluşacak olan depremlerden Zilzal sûresinde bahsedilmiştir. Çok şiddetli depremlerle yer üstüne çıkan lavlar, tekrar inşa için dünyanın üzerindeki tüm coğrafî şekil ve oluşumları sıfırlayacaktır. (Kurandan Hayata)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sana dağlar hakkında soruyorlar. Onlara deki “Rabbim onları kıyamet günü yerle bir edecek.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sana dağların ne olacağını sorarlar. Sen de de ki: "Çalabım onları kül gibi savuracaktır,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kıyamet günü senden dağların ahvalinden sorarlar. Onlara de ki Rabbim onları darmadağın edip savuracak.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sana dağların (kıyamet günü) hâlini soruyorlar. De ki: “Rabbim onları toz edip savurur.”²⁴
24 Krş. Kehf, 18/47  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: “Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sana, Kıyâmet Gününde dağların ne olacağını soruyorlar; onlara de ki: “Rabb’im, onları un ufak edip savuracak!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sana Dağlar’dan da soruyorlar. De ki: “Rabbim onları püskürtecektir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm sana dağları soruyorlar. De ki: " Rabb'im onları dipten söküp savuracak.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar yıkılmaz erişilmez gördükleri “Dağlar hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorarlar. Onlara de ki, “Rabbim onları paramparça ufalayıp savuracak!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sana (Son Saat’te) dağlar(ın durumun)dan soruyorlar. De ki: “Rabbim, onları şiddetli bir şekilde savuracaktır.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!): Sana dağlar(ın kıyametteki durumunu) sorarlarsa, (onlara) derhal: “Rabbim onları darmadağın edip savuracak.” de.¹
1 Kur’an’da Peygamberimize (يَسْأَلُونَكَ) şeklinde sorulan sorudan sonra, “de” şeklinde söylemesi istenilen ifâdelerin buranın dışında başka bir yerde başında (ف) yoktur. Burada olmasının sebebi ise, sorunun henüz sorulmadığını ve cümlenin şart ifâde ettiğini göstermektedir ve cevap için kullanılmıştır. (Kurtubî) Tercüme de bu yüzden yukarıdaki gibi yapılmıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE SANA [Kıyamet Günü’nde] dağları[n ne olacağını] soracaklar. O zaman (onlara) de ki: “Rabbim onları toza toprağa çevirip savuracak,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sana o gün dağların ne olacağını soruyorlar. De ki: -Rabbim onları toz duman edip savuracak. 18/47, 20/105-107, 52/10, 56/4...6, 69/14, 70/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SANA, (o gün) dağların ne olacağı hakkında sorarlar. Bu takdirde onlara şöyle de: “Rabbim onları un ufak edip tümünü savuracak;
Orhan Kuntman
swap_vert close
105,106. (Ey Muhammed) Sana dağların kıyamet günündeki halini sorarlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak da, yerlerini dümdüz bir toprak haline getirecektir!"
Osman Fırat
swap_vert close
Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sana dağlardan sorarlar. Binaenaleyh de ki: «Onları Rabbim darmadağın edip savuracaktır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
105, 106. Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar. De ki: “Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dümdüz, boş vaziyette bırakacak. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sana dağlardan sorarlar. Di ki: "Rabbim onları yerlerinden koparub parça parça ider."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana dağları soruyorlar. De ki “Rabbim onları kül gibi savuracaktır,
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana dağlardan soruyorlar de ki:-Rabbim onları un ufak edecektir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana dağları soruyorlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracak.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları un-ufak edecektir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı śorarlar saña ŧaġlardan pes eyit “ķopara anlan çalabum ķoparmaķlıķ.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṣorarlar senden ṭaġlar ḥālini. Eyit: Anları, ṭaġdur Tañrı Ta‘ālā ḳum gibieyler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Səndən dağlar (qiyamət günü dağların nə cür olacağı) haqqında soruşarlar. De: “Rəbbim onları ovxalayıb havaya sovuracaq;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They will ask thee of the mountains (on that day). Say: My Lord will break them into scattered dust.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They ask thee concerning(2630) the Mountains: say, "My Lord will uproot them and scatter them as dust;(2631)
2630 In the last verse, it was the deceptiveness and relativity of Time that was dealt with. Here we come to the question of space, solidity, bulk. The question was actually put to the Holy Prophet: what will become of the solid Mountains, or in the English phrase, "the eternal hills'? They are no more substantial than anything else in this temporal world. When the "new world", (13:5) of which Unbelievers doubted, is actually in being, the mountains will cease to exist. We can imagine the scene of judgement as a level plain, in which there are no ups and downs and no places of concealment. All is straight and level, without corners, mysteries, or lurking doubts. 2631 The one word nasafa carries the ideas of (1) tearing up by the roots, (2) scattering like chaff or dust, and (3) winnowing. Its twofold repetition here intensifies the meaning.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَسْـَٔلُونَكَ
ve  sana soruyorlar
عَنِ الْجِبَالِ
dağlardan
فَقُلْ
ve de ki
يَنْسِفُهَا
onları sa-vuracak
رَبّ۪ي
Rabbim
نَسْفاًۙ
bir savur-ma ile
(Resulüm!) Sana dağlar hakkında ("bu dağlar da kıyamet günü yok mu olacak" diye) soruyorlar. De ki: "Rabbim onları paramparça edip savuracak."
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
جَبَل
İsim
ج ب ل
Dağ
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
نَسَفَ
Fiil-I
ن س ف
Savurdu
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
نَسْف
İsim
ن س ف
Savurmak