close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şûrâ Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
şera’a lekum mine-ddîni mâ vassâ bihi nûhan velleżî evhaynâ ileyke vemâ vassaynâ bihi ibrâhîme ve mûsâ ve ’îsâ(s) en ekîmû-ddîne velâ teteferrakû fîh(i)(c) kebura ‘alâ-lmuşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(i)(c) (A)llâhu yectebî ileyhi men yeşâu veyehdî ileyhi men yunîb(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dine ait hükümlerden, Nuh'a tavsiye ettiğini ve sana vahyettiklerimizi ve İbrahim'e, Musa ve İsa'ya tavsiye ettiklerimizi, size de gidilecek yol olarak bildirdi, açıkladı; dine yapışın ve o hususta hiçbir ayrılığa düşmeyin. Onları, inanmaya çağırdığın şey, müşriklere pek büyük, pek ağır gelmede; Allah, dilediğini kendisine seçer ve kim, ona dönerse doğru yolu gösterir ona.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O (Allah): "Dini dosdoğru (uygulayıp) ayakta tutuverin ve onda ayrılığa düşmeyin (Dinin hiçbir hükmünü artık gereksiz ve geçersiz görmeyin)", diye Nuh’a vasiyet ettiğini ve Sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi (şimdi) sizin için de şeriat kılıvermiştir. (Böylece Din ve Düzen esaslarını belirlemiştir ki; Kur’an bir şeriat ve hukuk nizamının temel prensiplerini de içermektedir. Her çağın ihtiyaçlarına uygun yeni kanun ve kurumlar bu değişmez ölçülere göre belirlenecektir.) Ancak, Senin kendilerini çağırdığın şey (Kur’an hükümleri), müşriklere büyük (bir sıkıntı ve) ağır gelmektedir. Allah, dilediğini (ve liyakat göstereni) Kendisine (ibadet ve hizmetine) seçer (İslami istikamette bir araya getirir) ve içten Kendisine yöneleni hidayete erdirir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Nuh'a öğütlediğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya öğütlediğimiz yolu; Allah size de hakhukuk düzeni olarak din kıldı. Öyleyse o dini dosdoğru ayakta tutun ve onun hakkında hiçbir ayrılığa düşmeyin. Allah'a ortak koşanları davet ettiğin bu düzen, kendilerine çok büyük ve çok ağır gelmektedir. Ama Allah, dilediği kimseyi kendisine peygamber seçer ve kendisine yönelenleri de dilediği şekilde doğru yoluna ulaştırır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah, Nûh'a tekrar tekrar tavsiye ettiği dinî kuralların bir kısmını, sana vahyettiğimizi, İbrâhim'e, Mûsâ'ya ve Îsâ'ya tekrar tekrar ettiğimiz tavsiyelerin bir kısmını size açıklayarak şeriat haline getirdi. “- Bütün peygamberlere tavsiye edilen esasları içeren bu dini, medenî kuralları açıkça ortaya koyup uygulayarak, şeriatı ayakta tutun. İnsanlığın bu tek hak dininden ayrı kalarak, dinde ayrılık yaratmayın, dinî esaslarda ihtilâfa düşmeyin, farklı yollara gitmeyin.” buyurdu. Fakat, senin, kendilerini davet ettiğin, teşvik ettiğin dinî esasları, tevhid esaslarını kabul, senin peygamberliğine ve Kur'an'a iman, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşan müşriklere, Allah'a imanın gerektirdiği esasları inkâr edenlere ağır geldi. Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri kendisine peygamber seçer. Kendisine yöneleni, yoluna baş koyanı da doğru ve hak yolda başarıya ulaştırır.
Ahmet Varol
swap_vert close
O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a buyurduğunu, sana vahyettiğimizi ve İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya buyurduğumuzu sizin için de bir şeriat kıldı. Müşrikleri kendisine çağırdığın şey onlara ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve gönülden yöneleni kendine iletir.
Ali Bulaç
swap_vert close
O: 'Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin' diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
“-Dini elbirlik tatbik edin ve ayrılığa düşmeyin.” diye Allah, dinden (tevhid esasından) Nûh'a tavsiye ettiğini ve sana vahy eylediğimizi; bir de İbrahîm'e, Mûsa'ya, İsâ'ya tavsiye ettiğimizi, sizin için şeriat yaptı. Müşriklere, kendilerini davet ettiğin bu tevhid dini ağır geldi. Allah ona, (bu hak dine) dilediklerini seçecek ve ona dönüb itaat edenleri hidayete erdirecektir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’ın dinden Nuh’a emrettikleri ile sana vahyettiğimizi, İbrahim, Musa ve İsa’ya emrettiklerimizi, sizin için din olarak yasallaştırdık ki (evrensel) dini ayakta tutasınız ve onda hiç tefrikaya girmeyesiniz. Sizin müşrikleri davet ettiğiniz mesaj (dini birlik,) onlara çok ağır geliyor. (Hâlbuki) Allah, istediğini (peygamberlik için) seçer ve O’na yönelenleri doğru yola iletir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah Nûh'a, sana, İbrâhim'e, Mûsâ'ya ve İsâ'ya, “Dine dosdoğru uyunuz, dinde ayrılığa düşmeyiniz” diye vasiyet ettiğimiz dini size yasallaştırdı. Senin kendilerini çağırdığın bu esas, müşriklere ağır geldi. Allah dileyenleri kendine seçer, kendisine yönelenleri de doğru yola iletir.[519]
[519] Şeriat ve din kavramları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 195-196; I, 129-136.  
Besim Atalay
swap_vert close
Nuh için, dinden vahiy etmiş olduğumuz bir şeyi, size açıklamıştır, sana vahiy olunan, İbrahim'e, Musa'ya, İsa'ya ısmarlanan dini doğru bulmanızdır, orada ayrışmayın, senin kendisine çağırdığın şey, eş koşanlara çok ağır geldi, Allah istediğin seçer, yöneyini kendisinden yana alır getirir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin” diye, dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de (aynen) şeriat yaptık (hayat düsturu olarak öngördük). Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, dileyeni buna seçer ve içten kendisine yöneleni de hidayete erdirir.
Bkz. 5/48 ve “şeriat” la ilgili dipnotu ve 45/18“Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” ifadesi, Kur’an’a sarılmanın ve onu dinin yegâne kaynağı olarak görmenin ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Kur’an hem bizim hem de Hz. Peygamber için dinin tek kaynağıdır. “Hz. Peygamberin ahlâkı Kur’an ahlâkıdır” boşuna dememişler. “Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak” Kur’an’ı yaşamaktır. Kur’an ayrı, sünnet ayrı değildir. Peygamberimizin sünneti Kur’an’dır ve Kur’an’ı yaşamaktır. Dinde ayrılığa düşmemenin en sağlam yolu Kur’an’ı ve onun uygulayıcısı Hz. Peygamberi hakem yapmaktır. “Eğer Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıyorsanız anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah'a ve Resulüne götürün. Bu (sizin için) en hayırlısıdır ve sonuç olarak da en iyisidir.” (Nisa 4/59) Allah’ın sorunları çözmesi vahiyle olur, vahyin insanlara ulaşması da peygamber aracılığıyla gerçekleşir. Dolaysıyla burada hükmü veren doğrudan Allah’tır. Nitekim “(Ey Muhammed!) Sana ne vahyolunduysa ona uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret! ...” (Yunus 10/109) buyrulmaktadır. Bu da gösteriyor ki Hz. Peygamber vahiyle hüküm vermiş, hayatını vahiyle dizayn etmiş ve tebliğini sadece vahiyle yapmıştır. Yani dinin temel ilkeleri ve esasları konusunda söylediklerinin ve hayata geçirdiklerinin tamamının kaynağı sadece vahiy olmuştur. Ama kaynak sayısı artırılırsa işte o zaman isim sayısı kalır ama din sayısı da artar. Bugün olduğu gibi herkes kafasına göre adı İslâm olan fakat İslâm’ın temel kaynağı olan Kur’an’la bağlantısı olmayan bir din ihdas eder ve bu dini de uydurma hadislerle Hz. Peygambere dayandırır. Ondan sonra mezhep savaşları üzerinden milyonlarca Müslümanın kanı dökülür, hayatı elinden alınır. Bu konuda örnek görmek istiyorsanız geçmişten günümüze İslam coğrafyasına bakmanız yeterlidir.  
Cemil Said
swap_vert close
Sizin içün bir dîn te’sîs ve Nûh’a beyân iyledi. Yâ Muhammed! Sana vahy iden de odur, bu dîni İbrâhîm’e, Mûsâ’ya ve ’Îsâ’ya vahy itmişdik bu dîne ri’âyet idiniz fırkalara taksîm olmayınız bu dîn müşriklere büyük bir elem oldı. Allâh senin da’vet itdiğin bu dîn içün istediğini intihâb iyler ve kendine rücû’ idenleri hidâyete sevk ider.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah Nuh'a buyurduğu şeyleri size de din olarak buyurmuştur. Sana vahyettik; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da buyurduk ki: "Dine bağlı kalın, onda ayrılığa düşmeyin." Ortak koşanları çağırdığın şey onların gözünde büyümektedir. Allah dilediğini kendine seçer, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O, Nûh’a buyurduklarını, sana vahyettiklerimizi, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya buyurduklarımızı size din kıldı ki o dini ayakta tutasınız, o konuda ayrılığa düşmeyesiniz. Kendilerini davet ettiğin bu din müşriklere ağır geldi. Allah (dini tebliğ için) dilediğini seçer ve kendisine yöneleni doğruya iletir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin» diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu (din), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Daha önce Nuh'a buyurduğu dini size yasa olarak belirledik. Sana vahyettiğimiz gibi İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da öğütledik: "Bu dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin." Fakat kendilerini çağırdığın şey, ortak koşanlara ağır gelmektedir. ALLAH dileyeni kendine seçer ve kendisine yöneleni doğruya ulaştırır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah dinden Nuh'a tavsiye buyurduğu şeyi sizin için de bir kanun yaptı ve (Ey Muhammed!) sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye buyurduğumuzu da şeriat kıldı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat senin kendilerini davet ettiğin şey, müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sizin için: dinden Nuha tavsıye ettiğini ve sana vahyeylediğimizi ve İbrahime ve Musâya ve Isâya tavsıye kıldığımızı teşri' buyurdu şöyle ki: dinî doğru tutun ve onda tefrikaya düşmeyin, müşriklere bu da'vet ettiğin emir ağır geldi, Allah ona dilediklerini seçecek ve yüz tutanları ona hidâyetle irdirecektir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah,) Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhîm’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya emrettiği (İslâm dini) ni sizin için de din kıldı. (İslâm) din (inin hükümlerin) e dosdoğru uyun ve onda (îmân esaslarında) ayrılığa düşmeyin. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dininin tevhîd esası), Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, dilediği kimseyi kendine (peygamber) seçer ve rızasına yöneleni hidâyete erdirir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
O, size dinden Nûh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi; İbrahim'e, Mûsâ'ya ve İsâ'ya, tavsiye buyurduğumuzu yasa yaptı. “Dini ayakta tutun¹ ve onda ayrılığa düşmeyin.” Senin kendilerini davet ettiğin şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini² kendisine seçer ve kendisine yönelen kimseye doğru yolu gösterir.
1- Dini tam anlamıyla yaşayın. 2- Dileyeni. Hak etmek için gayret göstereni.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, «Dîni doğru tutun, onda tefrikaya düşmeyin» diye (asl-ı) dînden hem Nuuha tavsiye etdiğini, hem sana vahyeylediğimizi, hem İbrâhîme, Musâye ve îsâye tavsiye etdiğimizi sizin için de şerîat yapdı. Senin kendilerini da'vet etmekde olduğun (bu) şey müşriklerin üzerinde büyüdü (ağır geldi.) Allah kimi dilerse buna onu seçib çeker, (ancak kendisine itâatla) dönmekde olanları buna muvaffak eder.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O Allah ki;) “Dîni ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh'a kendisiyle tavsiye etmiş olduğunu, sana vahyettiğimizi, İbrâhîm'e, Mûsâ'ya ve Îsâ'ya kendisiyle tavsiye etmiş olduğumuzu, size dinden şeriat kıldı. Onları kendisine da'vet etmekte olduğun (bu din), müşrikler(in gözlerin)e büyüdü (kendilerine ağır geldi). Allah, dilediği kimseyi ona (o dîne)seçer; (kendisine) yönelen kimseyi de ona hidâyet eder.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Allah) Nuh’a ne emretmişse onu, sizin için bu dinin kuralı (kanun) yapmıştır. Sana da vahyettiğimiz, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya da emrettiğimiz (mesaj) şudur: “Bu dini hayata egemen kılın ve bu konuda ayrılığa düşmeyin. (Ama) ”Senin çağırdığın şey (İslam dini) putperestlere ağır geldi. Allah, dileyeni (bu dini tercih edeni) kendi tarafına (yoluna) seçer ve ona yöneleni doğruya yönlendirir.” *
(*) Yani Hz. Âdem’den Hz. Muhammed (s.a.v)’e kadar gönderilen dinlerin ana hükümleri, amaçları ve metotları hep aynıdır. Zîrâ hepsini Allah göndermiştir ve Allah’ın hükümleri, insanların hükümleri gibi değişip durmaz. Çünkü Allah, asla yanılmaz ve neyin ne olduğunu ve olacağını eksiksiz bilir, hükümlerini ona göre gönderir. 2 Din: Kişinin kendi iradesiyle seçtiği, iyiliğine veya kötülüğüne göre, sonunda iyi veya kötü bir sonuca varacağına inanarak tuttuğu yoldur. Buna göre iradeli olarak yapılan her türlü tapınma veya kabul edilen her türlü sistem, düşünce tarzı, birer dindir. (Kapitalizm, Marksizm, Demokrasi, Budizm, Hinduizm, Sofizm v.s gibi…) Sonuçta Allah’ın gönderdiği dinler dışında, doğru din yoktur. O din de “tevhit” yani bütün Peygamberlere gönderilen, “İslâm Dini”dir. Bk. (Fatiha: 4 ve dipnotu.) 3 “Ayrılığa düşmeyin” demek; “çeşitli keyfi kurallara, ilâhlara, sizin gibi insanlar tarafından uydurulan sistemlere veya birilerinin Allah adına uydurduğu sapkın yollara uyup da asıl dini unutmayın veya din konusunda birbirinize düşerek dağılmayın.” demektir. Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” ifadesi, (sadece) Kur’an’a sarılmanın ve onu dinin tek ve yegâne kaynağı olarak görmenin ehemmiyetini ortaya koymaktadır. (M. Türk Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nuh’a vahiyle tavsiye ettiklerini, sana vahyettiğimizi ve İbrahim’e, Musa’ya, İsa’ya, yaşayarak dini ayakta tutun ve bu dinde asla ayrılıklara düşmeyin diye tavsiye ettiklerimizi, sizin için din olarak hayatınıza uygulayacağınız kurallar (şeriat) yapmıştır. Senin onları çağırdığın, Allah’ın tavsiye ettikleri müşriklere ağır geldi. Allah, dileyen kimseyi dinine seçer ve gönülden kendisine yöneleni de doğru yoluna iletir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O, Nuh’a salık verdiğini sana da bildirdi. Senin gönlüne bildirdiğimiz, İbrahim’e, Musa’ya, İsa’ya salık verdiğimiz şu idi: «Dine sımsıkı sarılın, sakın bunun üzerinde ayrılığa düşmeyin.» Senin insanları bu dine çağırman eş koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendine çeker, kendine döneni de doğru yola iletir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O, size, Nuh/a [¹] vasiyet ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim, Musa ve İsa/ya vasiyet eylediğimizi bir din yaptı [²]: Dini doğrultun [³], ayrılığa düşmeyin [⁴], müşrikleri dine dâvetin onlara ağır gelmiştir. Allah dilediğini kendine [⁵] ayırır, hak/ka ve ta/at/a dönen kimseyi de hidayete erdirir.
[1] Nuh Aleyhisselâm enbiya-i şeriat'ın birincisi ve en eskisi olmakla onunla başlanmıştır. Hazret-i Nuh'tan evvel ahkâm-ı meşrû'a yoktu. Hazret-i Âdem'in dini, tevhit ve masalihi maaşa maksur idi. Bu hal Nuh Aleyhisselâm zamanına kadar sürdü. Vacibat ve vazaif Hazret-i Nuh ile başladı.[2] Nazm-ı kerim baş tarafta ikinci âyetteki icmali tafsil ediyor.[3] Erkânını muhafaza edin, ona müdavemet edin.[4] Müşterek din, din-i tevhittir. O da birdir. Yalnız onu ikame etme hususunda peygamberlerin yolu ayrıdır. Zikrolunan beş peygamberin şerayi-i muazzame-i müteceddidesi vardır. Bu beşi «Ulul'azam» dir, «ekâbir-i enbiyâ» dır. Onun için burada zikrolunmuştur.[5] Tevhidine.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, “Dini dimdik ayakta tutunuz ve sakın ayrılığa düşmeyiniz” diye, Nûh’a vasiyet ettiği şeyleri, sana vahyettiğimiz şeyleri ve İbrahim, Musa ve İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyleri, dinde sizin için (itikatta) bir yol/yasa yaptı [şera’a].⁷ Kendilerine davet ettiğin şey/tevhid inancı, Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediği kimseyi seçer ve kendine yöneleni de doğru yola eriştirir.
7 Şeriat kelimesi “şera’a” kökünden gelir. Bu kök öz Arapçada “devenin su içmeye gittiği çöldeki patika yol”a verilen addır. Semantik olarak, su hem susuzluğu giderir, susuzluğa kandırır hem de temizler. Bundan dolayı dindeki belirlenen uygulama ilkelerine, ictihatlara ve ulemanın yorumlarına “şeriat” denmiştir. İmam-ı Azam ve Maturidî, dinle şeriatı ayırır. Onlara göre din; tevhid, ahlak ve ibadettir. Bunlar dinde değişmez ilkelerdir. Şeriat ise, dinin uygulama şekli, din bilginlerinin yorumları ve ictihatlarıdır. Bu husus dinde değişebilir. Bir peygamberin getirdiği şeriat bir başka peygamber tarafından değiştirilebilir ama din değiştirilemez. Yani dindeki tevhit, ahlak ve ibadet değişmez. Bu itibarla bütün peygamberler aynı dini yani İslam’ı getirmişler ama şeriatları farklıdır. Bu ayette ise geçmiş peygamberlere tavsiye ve telkin edilen değişmez tevhid ilkesine götüren yolu kastetmektedir. Buradan anlaşılan şeriat inanç ilkelerine taalluk ederse değişmez, uygulamaya ve ictihatlara ve yorumlara taalluk ederse değişebilir olduğudur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
O, “Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin” diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da vasiyet ettiğimizi sizin için de yasadı. Senin kendilerini çağırmakta olduğun şey, müşriklere ağır gelmektedir. Allah, dilediğini buna (çağırmakta olduğun şeye) seçer ve içten kendisine yöneleni ona (çağırmakta olduğun şeye) hidayete eriştirir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! İşte o sonsuz ilim sahibi Allah, vaktiyle Nûh’a emrettiği inanç sistemini; sana gönderdiği bu Kur’an’daki inanç ilkeleriyle temel hayat prensiplerini ve ayrıca, İbrahim’e, Mûsâ’ya ve İsa’ya emrettiğimiz aynı inanç ilkelerini sizin bireysel ve toplumsal hayatınız için mutlaka uyulması gereken bir kanun yaptı. Ve bu elçileri aracılığıyla, tarih boyunca insanlığa şu çağrıda bulundu: “Ey inanan kullarım! Bu mükemmel inanç sistemini hayatın her alanına egemen kılın ve sakın bâtıl inançlara, ideolojilere sapıp da, onda ayrılığa düşmeyin! Fakat ey Peygamber, şunu da bil ki, senin insanları dâvet ettiğin bu prensipler, Allah’tan başka otoritelerin hükmüne boyun eğen o müşriklere çok ağır gelecektir ve zâlimler, bu çağrıyı şiddetle reddedeceklerdir!Çünkü Allah, hakikat karşısında inatla direten zalimleri değil, hakîkate ulaşmak isteyen temiz yürekli kimseleri seçip Kendisine yakınlaştırır ve sadece doğruluğa, güzelliğe yönelen kimseleri Kendisinevaran yollara iletir.Peki, Allah bütün Peygamberlere aynı inanç sistemini gönderdiğine göre, o Peygamberlerin izinden gittiklerini öne süren Yahudiler ve Hıristiyanlar, neden ayrı birer din gibi birbirleriyle ve Müslümanlarla sürekli çekişip duruyorlar? Neden son Elçiye iman etmiyorlar?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Nûh’a tavsiye ettiği şeyleri, sana vahyettiklerimizi, bununla ilgili İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimiz şeyleri, Din’den sizin için yasa koydu. Şöyle ki; “Din’i yaşayarak uygulayın, bu konuda bölünüp parçalanmayın!”. Davet ettiğin şeyler Müşrikler’e ağır geldi. Allah, dileyeceği kimseyi kendisine doğru eleyerek seçiyor; O’na doğru yönelen kimseye yol gösteriyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, vaktiyle Nûh'a önerdiği bu dini, size yasalaştırdı. Sana da bildirdiğimiz gibi, İbrahim, Musa ve İsaya önerimiz hep: " dini ayakta tutun, dinde bölük pörçük olmayın " demek olmuştur. Resulüm! Senin davetin, Tanrıya aracı ile dua etmeye alışmış olanların zoruna gidiyor. Halbuki Allah, kendisine gönül verenlerden istediğini beyleyip kendi yoluna sokabilir…
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Allah’ın yasalarına samimiyetle uyun! Allah’ın yasalarından ayrılarak çıkarlarınız doğrultusunda ayrılığa düşmeyin! Çıkarlarınıza göre yasalar uydurup yaşamayın! Böyle yapmayasınız diye Nuh’a, İbrahim’e, Mûsâ’ya, İsa’ya emrettiği gibi sizlere de dinini gönderdi!” Sen onlara bunu söyleyince; Allah’ın yasalarını terk edenlere ağır gelir. Uydurdukları ilahlara uyarlar. İlahları adına uydurdukları yasalara göre yaşamak isterler. Bu nedenle seni elçi olarak seçmemize şaşırıyorlar. Onlara söyle; “Allah dilediğini elçi seçer. Elçi seçerken size soracak da değildir. Her kim içtenlikle Allah’a inanır, yasalarına göre yaşamak isterse, Allah onlara yardım eder!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
“Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi (Allah) size de din kıldı. [*] (Fakat) kendilerini çağırdığın bu (din) ortak koşanlara ağır geldi. [*] Allah dilediğini (layık olanı) kendisine (peygamber olarak) seçer [*] ve kendisine yöneleni de doğru yola ulaştırır. [*]
Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:83, 183; Âl-i İmrân 3:39; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:31, 55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Necm 53:56.,Tevhide yani vahye yönelik davet her kime ağır geliyorsa bilsin ki onda şirkle ilgili bir sorun vardır.,Demek ki peygamberlik [kesbî] yani kazanmayla değil, [vehbî] yani ilahi belirlemeyle verilmiştir. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:179; Hacc 22:75.,Benzer mesajlar: Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; Fâtır 35:8; Müddessir 74:31.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Allah Nûh’a (din olarak) ne emrettiyse, sana gönderdiklerimizle size de aynısını emretti.¹ Ayrıca, İbrahim’e, Mûsa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiklerimizi: “Dosdoğru din tutun² ve onda ayrılığa düşmeyin.”³ diye, size de emretti. Fakat kendilerini çağırdığın bu (din,) müşriklere ağır geldi. Allah o (dine) dilediklerini seçer ve o (dine) hakkıyla yöneleni de hak yola yöneltir.
1 Yani Hz. Âdem’den Hz. Muhammed (s.a.v)’e kadar gönderilen dinlerin ana hükümleri, amaçları ve metotları hep aynıdır. Zîrâ hepsini Allah göndermiştir ve Allah’ın hükümleri, insanların hükümleri gibi değişip durmaz. Çünkü Allah, asla yanılmaz ve neyin ne olduğunu ve olacağını eksiksiz bilir, hükümlerini ona göre gönderir.2 Din: Kişinin kendi iradesiyle seçtiği, iyiliğine veya kötülüğüne göre, sonunda iyi veya kötü bir sonuca varacağına inanarak tuttuğu yoldur. Buna göre iradeli olarak yapılan her türlü tapınma veya kabul edilen her türlü sistem, düşünce tarzı, birer dindir. (Kapitalizm, Marksizm, Demokrasi, Budizm, Hinduizm, Sofizm v.s gibi…) Sonuçta Allah’ın gönderdiği dinler dışında, doğru din yoktur. O din de “tevhit” yani bütün Peygamberlere gönderilen, “İslâm Dini”dir. Bk. (Fatiha: 4 ve dipnotu.)3 “Ayrılığa düşmeyin” demek; “çeşitli keyfi kurallara, ilâhlara, sizin gibi insanlar tarafından uydurulan sistemlere veya birilerinin Allah adına uydurduğu sapkın yollara uyup da asıl dini unutmayın veya din konusunda birbirinize düşerek dağılmayın.” demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
O, itikadî konularda, ¹² Nûh’a emrettiğini -ve sana [ey Muhammed,] vahiy aracılığıyla öğrettiğimizi ¹³ ve aynı zamanda İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimizi- sizin için uygun gördü: [sahih] itikada sağlam bir şekilde sarılın ve o konuda bütünlüğünüzü bozmayın. ¹⁴ Onları çağırdığın bu [itikad bütünlüğü] başka varlıkları veya güçleri Allah’a ortak koşanlara ağır gelse [bile], Allah dileyen herkesi Kendine çeker ve O’na yönelenleri doğru yola ulaştırır.
12 Bkz. 2:256, not 249’un ilk paragrafı. Ayetin siyâk ve sibâkının gösterdiği gibi dîn terimi, bu bağlamda, ardarda gelen her sistemde farklı mahiyetler kazanan dinî kanunları da kapsayan (karş. 5:48, not 66) en geniş anlamıyla “din”i (religion) göstermez. Burada, daha çok, dinin (religion) yalnızca etik ve ruhî boyutunu, yani en genel anlamda “imanı/itikad”ı gösterir. Bu ayetle, surenin başında dile getirilmiş olan temaya, yani bütün vahiylerin gerisindeki manevî ve ahlakî prensiplerin değişmez aynılığı temasına yeniden dönülmektedir.13 Lafzen, “sana vahyettiğimizi”. Bu, Peygamber Muhammed (s)’in ancak vahiy aracılığıyla “Allah’ın Nûh’a emrettiği” şeyi öğrenebildiğine işaret eder.14 Karş. 3:19 -“Allah katında tek [hak] din, [insanın] O’na teslimiyetidir” ve 3:85 -“kim Allah’a teslimiyetten başka bir din ararsa bu hiçbir zaman kabul edilmeyecektir”. Allah’ın bütün elçileri tarafından ortaya konulan bu prensip ile bir paralellik, 21:92 ve 23:52’deki kesin ifadede de görülebilir: “[Siz ey inananlar,] gerçek şu ki, bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir: çünkü hepinizin Rabbi Benim.” Büyük müfessirlerin çoğu (mesela Zemahşerî, Râzî, İbni Kesîr), bunu, Zemahşerî’nin bu ayet ile ilgili yorumunda ifade edildiği gibi, “farklı toplumların [zaman içinde değişen] şartlarıyla uyumlu olarak (‘alâ hasebi ahvâlihâ) getirilen [özel] durum ve uygulamalar” ile ilgili bütün farklılıklara rağmen Tek Allah inancına dayanan bütün dinlerin evrensel bütünlüğüne açık bir atıf olarak görmüşlerdir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ın tevhit dini İslam’ı ayakta tutun ve onda grup grup ayrılmayın diye Allah, Nuh’a emrettiği inancı sana da din/şeriat kıldı, Aynı şekilde İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimiz dini sana da vahyettik. Müşriklere ağır gelen senin davet ettiğin işte bu tevhit inancıdır. Oysa Allah, dileyeni bu dine mazhar kılar ve kendine yönelen kimseye de doğru yolu gösterir. 6/83...90, 42/52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O, dinin (esasa ilişkin) kısmından[⁴³¹³] Nûh’a bildirdiğini -ki o sana vahyettiğimiz, dahası İbrahim, Musa ve İsa’ya da bildirdiğimizdir- size de yol kıldı ki, dini çığırından çıkarmayın[⁴³¹⁴] ve bu konuda tefrikaya düşmeyin! Şirk koşanlara ağır gelen, işte onları kendisine çağırdığın bu ilkedir: Allah tercih ettiğini seçip kendisine yaklaştırır,[⁴³¹⁵] kendisine yöneleni de doğru yola yöneltir.
[4313] Bütün içindeki parçaya delâlet eden min’in çeviriye yansıması. Tüm elçiler islâmın aynı ortak değerlerini tebliğ etmişlerdir. [4314] Lafzen: “Dini dosdoğru tutun”. [4315] Yani: Vahyin tebliğine memur eder, kendine yöneleni de o vahiyle doğru yola yöneltir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden; hem Nuh'a tavsiye ettiğini, (Ey Muhammed) hem sana vahyettiğimizi, hem de İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size, sizin için de şeriat (takip edilecek yol) kıldı. Allah’a ortak koşanlara ise davet ettiğin bu din ağır geldi. (de onu inkâr ettiler, senin peygamber olduğuna iman etmediler, oysa) Allah dilediğini kendisine -Peygamber- seçer ve kendisine yöneleni de, doğru yola iletir!
Osman Fırat
swap_vert close
O dinden (İslamdan) Nûh’a tavsiye ettiğini, size de yol kıldı. O ki sana vahyediyor. O vahyettiğimizi, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya tavsiye ederek şeri’at yaptı ki; Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat kendilerini çağırdığın (İslami) esaslar, Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allâh dilediğini kendisine seçer ve kendine yöneleni doğru yola iletir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sizin için dinden meşrû kıldı, kendisiyle Nûh'a tavsiye etmiş olduğunu. Ve o şeyi ki, sana vahyettik ve o şeyi ki, onunla İbrahim'e, Mûsa'ya ve İsa'ya vasiyyette bulunduk, dini doğru tutun ve onda tefrikaya düşmeyin (den ibarettir). Müşriklerin üzerine kendisine dâvet ettiğin şey ağır geldi. Allah dilediği kimseyi kendisine intihab eder ve (Hakk'a) dönen kimseyi hidâyete erdirir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O, “Dini doğru anlayıp hükümlerini uygulayın ve o hususta tefrikaya düşmeyin! ” diye, din esasları olarak Nuh'a emrettiğini, hem sana vahyettiğimizi, keza İbrâhim'e, Mûsâ'ya, Îsâ'ya emrettiğimizi sizin için de din kıldı. Senin insanları dâvet ettiğin esaslar, müşriklere çok ağır gelmektedir. Halbuki Allah dilediği kullarını bu din için seçer ve gönülden Kendine yöneleni doğru yola iletir. [33, 7; 5, 48]
Süleyman Ateş
swap_vert close
O size, dinden Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve Îsa'ya tavsiye ettiğimizi şeri'at (hukuk düzeni) yaptı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat kendilerini çağırdığın (bu) esas, Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine seçer ve iyi niyyetle yöneleni kendisine iletir.
Allah'ın birliğine inanın ve O'nun gönderdiği hükümlere teslim olun. Hurafeler karıştırıp dîni bozmayın.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh size dinden, Nûh'a vasiyet iylediği şeyi şer' buyurdı. (Yâ Muhammed) Sana vahy iylediğimiz ve onunla İbrâhîm ve 'Îsâ'ya vasiyet itdiğimiz şey: "Dînin ahkâmını tamamıyla yerine getiriniz ve onda tefrika düşmeyiniz"dir. (Bunı size emr ve şer' buyurdı) Sizin da'vet iylediğiniz tevhîd müşriklere ağır geldi. Allâh Te'âlâ tevhîdine dilediğini intihâb ider ve kendisine tam bir tevhîd ile müteveccih olanı o tevhîde hidâyet iyler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Allah Nuh’a ne emretmişse onu, sizin için bu dinin kuralı (şeriat)[*] yapmıştır. Sana vahyettiğimiz, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimiz şudur: “Bu dini ayakta tutun ve birbirinizden ayrı düşmeyin.” Senin çağırdığın şey müşriklere ağır gelir. Allah, bu dini tercih edeni kendi tarafına (yoluna) seçer ve O’na yöneleni doğruya yönlendirir.”
[*] "Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen nebilere nasıl vahyettiysek sana da öyle vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyetmiş, Davud'a ise Zebur # vermiştik. " (Nisa 4/163) Din fıtrattır (Rum 30/30). Adem'den Nuh'a kadar olan dönemde farklı din ve tabiat kanunlarının (fıtratın), Nuh'tan bugüne ise mevcut din ve tabiat kanunlarının geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar, ibadetler, Allah'a karşı görev ve sorumluluklar, ortalama insan ömrü, hastalıklara karşı direnç, atmosferin kalınlığı ve oksijen miktarı gibi çok çeşitli kanunlar olabilir. Nuh Tufanı, ilimde buzul çağının sona ermesi olarak bilinmektedir. Buzul çağı ile şimdiki dönem arasındaki bu fıtrat ve din farklılığı insanların yaşam kurallarının (şeriatının) değişmesi sonucunu doğurmuştur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Dini ayakta tutun ve onda grup grup ayrılmayın, diye Allah'ın Nuh'a tavsiye ettiğini, sana da vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiklerini, size de dinin kuralları yapmıştır. Müşrikleri davet ettiğin şey, onlara ağır gelir. Allah, dilediğini kendine seçer ve kendine yönelen kimseye yol gösterir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah Nuh'a emrettiği şeyi sizin için de dinin hükümleri cümlesinden yasalaştırdı. Aynı şeyi, “Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin” diye, sana da vahyettik; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da emrettik. Fakat senin kendilerini davet ettiğin şey müşriklere ağır geldi. Allah ise ona(6) dilediği kimseyi seçer ve kendisine yönelenleri doğru yola iletir.
(6) Senin davette bulunduğun dine.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sizin için, dinden, Nûh'a önerdiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Mûsa'ya ve İsa'ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: "Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın!" Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah, dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
beyān eyledi sizüñ içün dinden anı kim ıśmarladı anı nūḥ’a. daħı anlar kim vaḥy eyledük şendin yaña daħı anı kim ıśmarladuķ anı ibrāhįm’e daħı mūsā’ya daħı isa'ya kim “ŧururuñ dįni daħı bölük bölük olmañ anuñ içinde”. ulu oldı müşriķler üzere ol kim oķırsız anları andıra yaña. Tañrı üyürür gendüdin yaña anı kim diler daħı ŧoġru yol gösterür gendüdin yaña aña kim döner.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Şerī‘at itdi size dīnden, Nūḥa vaṣiyyet eyledügi nesneyi. Daḫı ol nesneyi kivaḥy itdük saña ve ol nesneyi vaṣiyyet itdük İbrāhīme, daḫı Mūsāya, ‘Īsāyaki durġuruñuz dīni. Daḫı anda ayrılmañuz. Ulu oldı müşrikler üstine sizda‘vet eylegen nesne. Tañrı Ta‘ālā iḫtiyār ider kimi dilese, daḫı hidāyet vi‐rür tevfīḳ‐ile kim üzere iḳbāl eylese.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Allah: “Dini doğru-dürüst tutun (qoruyub saxlayın), onda ayrılığa düşməyin!” – deyə Nuha tövsiyə etdiyini, sənə vəhy buyurduğunu, İbrahimə, Musaya, və İsaya tövsiyə etdiyini dində sizin üçün də qanuni etdi. Sənin də’vət etdiyin (tövhid dini) müşriklərə ağır gəldi. Allah istədiyi kimsəni özünə (peyğəmbər) seçər və tövbə edib Ona tərəf qayıdan kimsəni də doğru yola yönəldər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He hath ordained for you that religion which He commended unto Noah, and that which We inspire in thee (Muhammad), and that which We commended unto Abraham and Moses and Jesus, saying: Establish the religion, and be not divided therein. Dreadful for the idolaters is that unto which thou callest them. Allah chooseth for Himself whom He will, and guideth unto Himself him who turneth (toward Him).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The same religion has He established for you as that which He enjoined on Noah -(4541) the which We have sent by inspiration to thee - and that which We enjoined on Abraham, Moses, and Jesus: Namely, that ye should remain steadfast in religion, and make no divisions therein:(4542) to those who worship other things than Allah, hard is the (way) to which thou callest them.(4543) Allah chooses to Himself those whom He pleases, and guides to Himself those who turn (to Him).
4541 Allah's Religion is the same in essence, whether given, for example, to Noah, Abraham, Moses, or Jesus, or to our Prophet. The source of unity is the revelation from Allah. In Islam it is "established" as an institution, and does not remain merely a vague suggestion. 4542 Faith, Duty, or Religion, is not a matter to dispute about. The formation of sects is against the very principle of Religion and Unity. What we should strive for is steadfastness in duty and faith, and unity among mankind. 4543 Unity, unselfishness, love for Allah and man—these things are inconsistent with selfish aggrandizement, unjust suppression of our fellow-creatures, false worship, and false conduct to our brethren. Hence the Gospel of Unity, though it is in complete accord with the pure pattern after which Allah made us, is yet hard to those who love self and falsehood. But Grace is free to all, and in His wise Plan. He will specially select Teachers to show the Way to humanity, and no one who turns to Him will lack guidance.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
شَرَعَ
şeriat kıldı
لَكُمْ
size
مِنَ الدّ۪ينِ
dinden
مَا
o şey- leri ki
وَصّٰى
vasiyet etti
بِه۪
kendi- siyle
نُوحاً
Nûh'a
وَالَّـذ۪ٓي
ve o şeyleri ki
اَوْحَيْنَٓا
vahyettik
اِلَيْكَ
sana
وَمَا
ve o şey- leri ki
وَصَّيْنَا
vasiyet ettik
بِه۪ٓ
kendi- siyle
اِبْرٰه۪يمَ
İbrâhîm'e
وَمُوسٰى
ve Mûsâ'ya
وَع۪يسٰٓى
ve Îsâ'ya
اَنْ
di- ye
اَق۪يمُوا
ayakta tutun
الدّ۪ينَ
dini
وَلَا تَتَفَرَّقُوا
ve ayrılığa düşmeyin
ف۪يهِۜ
onda
كَبُرَ
büyüdü
عَلَى الْمُشْرِك۪ينَ
müşriklere
مَا
o şey- ler ki
تَدْعُوهُمْ
onları çağırıyorsun
اِلَيْهِۜ
kendisine
اَللّٰهُ
Allah
يَجْتَب۪ٓي
seçer
اِلَيْهِ
O'na
مَنْ
o kim- seyi ki
يَشَٓاءُ
diler
وَيَهْد۪ٓي
ve hidâyet eder
اِلَيْهِ
O'na
مَنْ
o kim- seyi ki
يُن۪يبُ
yönelir
(Allah) "Dini (hayatınızın her anında yaşayarak) ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye Nûh'a vasiyet ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrâhîm'e, Mûsâ'ya ve Îsâ'ya da vasiyet ettiğimizi size de din kıldı; fakat kendilerini çağırdığın bu (din), müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini (hidâyeti isteyeni) kendisine (kul olarak) seçer ve kendisine yöneleni hidâyete erdirir.
شَرَعَ
Fiil-I
ش ر ع
Şeriat kıldı, meşru kıldı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَصّٰى
Fiil-II
و ص ي
Vasiyet etti, tavsiye etti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
نُوح
Özel isim
نُوح
Hz. Nuh (a.s.)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَصّٰى
Fiil-II
و ص ي
Vasiyet etti, tavsiye etti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اِبْرٰه۪يم
Özel isim
اِبْرٰه۪يم
Hz. İbrâhîm (a.s.)
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
ع۪يسَى
Özel isim
ع۪يسَى
Hz. Îsa (a.s.)
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
تَفَرَّقَ
Fiil-V
ف ر ق
Parçalanıp bölündü, ayrılığa düştü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
كَبُرَ
Fiil-I
ك ب ر
Büyüdü, ağır geldi, ne büyük, büyük oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُشْرِك
Etken fiil-IV
ش ر ك
Müşrik, müşrik erkek, Allah'a şirk koşan
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِجْتَبٰى
Fiil-VIII
ج ب ي
Seçti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَنَابَ
Fiil-IV
ن و ب
Yöneldi