Bilin ki ibadet ettiğiniz o tanrılar, Rabbülâlemin hariç, hepsi benim düşmanlarımdır. [10, 71; 11, 54-56; 6, 81; 43, 26]
Kur’ân’ın, Hz. İbrâhim (a.s.)’ın tevhid inancına fazla yer vermesinin hikmeti şudur: Araplar, Hz. İbrâhim’in dinine mensup olmakla öğünüyorlardı. Öte yandan Yahudi ve Hıristiyanlar da onun, dinlerinin öncüsü olduğunu ileri sürüyorlardı. Kur’ân bütün onlara şunu vurgulamak istiyordu ki: Hz. İbrâhim’in dini, şimdi Hz. Muhammed (a.s.)’ın size bildirdiği İslâm dinidir. O bu inanç içindir ki ailesini, vatanını ve milletini ter kedip gâh Filistin’de, gâh Hicaz’da gâh Mısır’da sürgün hayatı yaşamak zorunda kalmıştı.