close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şuarâ Sûresi 67. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne fî żâlike leâye(ten)(s) vemâ kâne ekśeruhum mu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz bunda (bu olayda) bir ayet (büyük ibret) vardır. Ama buna rağmen onların çoğu iman eder olmamıştı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bu olayda şüphesiz bütün insanlar için, bir ders ve ibret vardır. Ama insanların pek çoğu yine de inanmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunlarda Allah'ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, insanlar için ibretler vardır. Fakat onların çoğu iman edecek değildir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Elbette bunda bir ibret var, böyle iken (geri kalanlardan) çoğu imana gelmedi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şüphesiz bunda önemli bir delil vardır. Fakat çokları inanmadılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çokları inanmamaktadır.
Besim Atalay
swap_vert close
Sonra suya batırdık öbürlerini!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de insanların çoğu inanmamakta diretiyor.
Bkz. 26/8, 103, 121, 174, 190  
Cemil Said
swap_vert close
Şübhesiz bu vak’ada bir ’alâmet vardır fakat Fir’avn kavminin ekserîsi îmân itmediler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şüphesiz bunda inandırıcı işaretler vardır; ama çokları imana gelmiş değildir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir ibret vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.  
 Gerek Mısır’da kalan Kıptîlerin artıkları, gerekse kurtulduktan sonra buzağıya tapmaya kalkan ve «Yüz yüze Allah’ı görmedikçe iman etmeyiz» demeye varan İsrailoğulları, bu apaçık dersten ibret almadılar, imana gelmediler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Elbette bunda bir ders vardır; ama çokları inanmazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü'min olmadı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz bunda (insanlar için alınacak nice) ibret (ler) vardır, ama (bunca hakikatlere rağmen, insanların) çoğu îmân etmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kuşkusuz bunda bir ayet¹ vardır. Buna rağmen onların çokları inanmamaktadır.
1- İbret, mucize.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunda elbette bir ibret vardı. (Fakat) onların çoğu îman etmiş değillerdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki bunda, elbette bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kuşku yok ki, bu olayda alınması gereken bir ayet (bir ders) vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu iman etmiş olmadı.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elbette bu olayda alınacak bir ders var ama onların pek çoğu inanmış değiller.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte bu olayda kesin bir belge vardır. Ancak, onların pek çoğu inanmış kimseler değildirler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte bunda bir ibret vardır. Halbuki Firavuncuların pek çoğu Musa/ya iman etmemişlerdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şüphesiz bunda, bir ibret [âyet] vardır fakat onların pek çoğu inanmamaktadır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hiç kuşkusuz bu anlatılanlarda, ilâhî adâleti gözler önüne seren apaçık bir delil, bir işâret vardır, fakat insanların çoğu, yine de inanmamakta diretiyor.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şüphesiz ki, bunda bir âyet vardır. Yine de onların çoğu mümin olmadı.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Çokları inanmasa da bu toplu telef olayında şuna işaret vardır:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şüphesiz bütün bunlarda Rabbinizin kudretine işaretler vardır. Ama çokları inanmazlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz bunda, (insanlar için) bir ibret vardır; ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bu [kıssada], şüphesiz, [bütün insanlar için] bir ders vardır; velev ki onlardan çoğu inanmasa da.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Elbet bunda alınacak bir ders mutlaka vardır, fakat insanların çoğu yine de iman etmediler. 7/103...145
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Elbet bu (Musa kıssası)nda da alınacak bir mesaj mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.[³²¹¹]
[3211] Zımnen: Eğer akletmiyorlarsa denizin yarıldığını, suların dürüldüğünü görseler yine de yola gelmezler. Bu âyet, Allah Rasûlü’nü “neredeyse kendini helâk edeceksin” diye uyaran 3. âyet ışığında okunmalıdır. Bir sonraki âyetle birlikte şu vurguyu taşır: Kimse Allah’ın kullarına Allah’tan daha fazla merhametli olduğunu düşünmesin! Sınırsız merhameti olan sadece O’dur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şüphe yok ki bunda (Hak daveti kabul etmeyen kavimlerin helâke uğradıkları hususunda) ders alınması gereken büyük bir ibret vardır. (Fakat ne yazık ki geride kalanlar ve sonra gelenlerden) çoğu iman etmediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, bunda elbette bir ibret vardır. Halbuki, onların ekserisi imân etmiş kimseler olmalı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Elbette bunda alınacak ibret vardır, fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bunda kudretimize delâlet ider âyât vardı. Halbuki onların ekserîsi mü'min değildiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte bu olayda kesin bir belge vardır. Ama onların çoğu inanacak değillerdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Şüphesiz bunda bir “ayet/işaret” vardır. Yine de onların çoğu iman etmezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunda elbette bir ibret vardır ama onların çoğu inanmış kimseler değildi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anuñ içinde nişāndur daħı olmadı eyregi anlaruñ inanıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ anda ‘ibretler vardur. Daḫı anlaruñ çoġı mü’minler degüldür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şübhəsiz ki, bunda (Musanın bu hekayətində) bir ibrət vardır. Lakin onların (Fir’on tayfasının, qədim Misir əhalisinin, yaxud Məkkə müşriklərinin) əksəriyyəti iman gətirmədi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.(3173)
3173 As it was then, so it is now. In spite of the obvious Signs of Allah, people who are blind in their obstinate resistance to Truth accomplish their own destruction, while humble, persecuted men of Faith are transformed by the Light of Allah, and obtain salvation.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp-hesiz
ف۪ي ذٰلِكَ
bunda var
لَاٰيَةًۜ
bir âyet
وَمَا كَانَ
ve olmadı
اَكْثَرُهُمْ
onların çoğu
مُؤْمِن۪ينَ
iman edenler
Şüphesiz bunda (anlamak isteyenler için) bir âyet (Allah'ın kudretine bir delil ve ibret) vardır; ama onların çoğu iman etmediler.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan