Bir de “(Güçsüz ve kimsesiz olanları) yakaladığınız zaman (onların hukukuna tecavüz edip) üzerlerine zorbalar gibi çullanıyorsunuz?”*
(*) Ayette geçen Cebbâr terimi, insan için kullanıldığında, kendisinden zayıf olanın hukuku konusunda hiçbir ahlakî sınır tanımaksızın ortaya konan haksız, kaba kuvvete dayanan, zorbaca olan anlamına gelmektedir… Yukarıdaki anlam akışı içinde, yine de vurgu, daha çok, ‘Âd kavminin başka insanlara ya da toplumlara karşı gösterdiği düşmanca davranışa, politika olarak benimsediği zorbalığa dikkat çekecek yöndedir; ve bu anlamda, bütün çağlarda geçerli olan ve savaşta gereksiz şiddeti yasaklayan, ahlakî kaygı ve sınırlara her türlü savaş eyleminden ve savaş temayülünden önce yer veren Kur’ânî tutumu dile getirmektedir. (M. Esed. Meal Açıklaması) İşte bu âyet, insana yönelik her tür zorbalığı hak ve hukuk ihlali olarak görmektedir. Bu ayette bu durumun ‘Âd uygarlığını yıkılışa götüren nedenler arasında zikredilmesi de hayli dikkat çekicidir. Ayrıca bununla Hz. Hud o binaların sadece plan, sayı ve ihtişamlarına değil, aynı zamanda bu israflı yapıların o milletin ahlâk, kültür ve medeniyeti üzerindeki yakın etkilerine de itiraz etmiş oluyordu.