close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şems Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velâ yeḣâfu ‘ukbâhâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bu işin sonundan korkmazdı ki.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Allah, asla) Bunun (gibi intikamlarının) sonucundan korkmazdı (ve hiçbir güç O’nu durduramazdı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Çünkü Allah bu işin sonundan korkmazdı ki.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Azılı şakî yaptığının bir bedeli olacağından korkmuyor; Sâlih de bunun ümmetine, mü'minlere bir zararı dokunacağı endişesini taşımıyordu.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bunun sonundan da korkmamaktadır.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Allah, asla) Bunun sonucundan korkmaz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah (yaptığı bu azabın) akıbetinden korkacak değildir, (hiç bir sorumluluğu yoktur).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, bu işi böyle bitirdiğinden korkmaz. (O adaletle hükmettiği için, her şeyi yerli yerinde ve güzeldir. İmtihan gereği üstünlerin, iyilerin oluşması için, bazılarının kaybetmesi lazım. Ve kimsenin, neden ben böyle oldum? Diye şikâyet hakkı yoktur. Çünkü kendisi isteyerek yanlışı tercih etmiştir.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Çünkü onların hiçbiri, başlarına gelecek şeyin korkusunu taşımıyordu.[765]
[765] Şems sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 163.  
Besim Atalay
swap_vert close
Korkmaz Tanrı sonucundan
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah (yaptığı bir işin) sonucundan asla çekinmez (O'nun yaptıklarından dolayı hiç kimseye verecek bir hesabı yoktur).
Cemil Said
swap_vert close
Allâh te’âlâ bunun netâyicinden havf itmez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, bunun sonucundan çekinmez de!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O, yaptığının sonucundan korkacak değildir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
11, 12, 13, 14, 15. Semûd kavmi azgınlığı yüzünden (Allah'ın elçisini) yalanladı. Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında, Allah'ın Resûlü onlara: «Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!» dedi. Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları sebebiyle onlara büyük bir felâket gönderdi de hepsini helâk etti. (Allah, bu şekilde azap etmenin) âkıbetinden korkacak değil ya!
 Allah Semûd kavmine Sâlih Peygamber’i göndermişti. Kendisinden mucize istediler. Allah ona pek güzel bir dişi deve gönderdi. Bu devenin otlaklarda serbestçe dolaşması, belli bir günde sulanması, deveye kimsenin kötülük etmemesi emredildi. Kudar b. Sâlif adında birisi, Hz. Sâlih’i yalanladı. Sonra deveyi kestiler. Allah, onların memleketlerini başlarına yıktı ve onları helâk etti. Onlardan kalan harabeler hâla mevcuttur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ne var ki hâlâ onların sonlarından ders alınmıyor
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Öyle ya, Allah bu işin sonundan korkacak değil ya.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Âlemlerin rabbı da günahlarını başlarına geçiri geçiriverdi de o yeri düzleyiverdi. Öyle ya o sonundan korkacak değil ki
Emrah Demiryent
swap_vert close
Oysa o (deveyi kesen bedbaht) böyle bir cezalandırılma korkusu/endişesi taşımıyordu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
O cezalandırmasının sonucundan çekinmez.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
bunun sonundan (hiç bir vech ile) korkmayarak!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve (O,) bunun (bu yaptığı işin) âkıbetinden korkmaz!(1)
(1)“Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın esâs-ı i‘câzı (mu‘cizeliğinin temeli), en mühimlerinden belâgatından(ifâdesindeki hârikalıktan) sonra îcâzdır (az sözle çok şey anlatmaktır). Îcâz, i‘câz-ı Kur’ân’ın en metîn(sağlam) ve en mühim bir esâsıdır. Kur’ân-ı Hakîm’de şu mu‘cizâne îcâz o kadar çoktur ve o kadar güzeldir ki; ehl-i tedkīk, karşısında hayrettedirler. Meselâ: (...) (âyet 11-15) İşte, Kavm-i Semûd’un acîb ve mühim hâdisâtını(hâdiselerini) ve netâicini (netîcelerini) ve sû’-i âkıbetlerini (kötü sonlarını), böyle kısa birkaç cümle ile îcâz(az söz) içinde bir i‘câz (mu‘cizelik) ile selâsetli (akıcı) ve vuzuhlu (açık) ve fehmi ihlâl etmez (anlamaya zarar vermez) bir tarzda beyân ediyor.” (Sözler, 15. Söz, 58)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Oysa ki, o (o deveyi öldüren azılı şakî) yaptığının sonucundan (bir bedeli olacağından) korkup endişe etmezdi. *
(*) Son ayette bulunan (ولا يخاف)’’ ve layehafu’’ daki zamirin, o deveyi kesen azılı şakî’ye gitmekte olduğunu söylemek daha isabetlidir. Nkz: وقال آخرون : بل معنى ذلك : ولم يخف الذي عقرها عقباها ؛ أي : عقبى فعلته التي فعل . حدثنا أبو كريب ، قال : ثنا جابر بن نوح ، قال : ثنا أبو روق ، قال : ثنا الضحاك ولا يخاف عقباها ) قال : لم يخف الذي عقرها عقباها . حدثنا ابن حميد ، قال : ثنا مهران ، عن سفيان ، عن السدي : ( ولا يخاف عقباها ) قال : لم يخف الذي عقرها عقباها . (تفسير الطبري [ ص: 462 ] قال السدي والضحاك والكلبي : ترجع إلى العاقر أي لم يخف الذي عقرها عقبى ما صنع . وقاله ابن عباس أيضا . وفي الكلام تقديم وتأخير ، مجازه : إذ انبعث أشقاها ولا يخاف عقباها (تفسير القرطبي وقيل: ضمير ﴿لا يخاف﴾ للأشقى، والمعنى ولا يخاف عاقر الناقة عقبى ما صنع بها.( الميزان في تفسير القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Deveyi kesme) Sonucundan hesap gününden korkuları yoktu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah bu işin sonundan korkmaz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah bunun sonundan korkmaz [³].
[3] Cezanın sonundan korkanlar dünyadaki padişahlardır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Allah) yaptığı işin sonucundan çekinmez/korkmaz.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Allah, asla) Bunun sonucundan da korkmaz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hem de, bu işin sonucundan zerrece korkmadan! Çünkü O’nun üstünde O’nu sorumlu tutacak, O’na zarar verebilecek hiçbir kuvvet ve kudret yoktur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bunun akıbetinden / sonuçlarından korkmaz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hem de sonucundan hiç korkmadan.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey resulüm onlara söyle! “Geçmişteki Semud halkı gibi Rabbinize karşı gelirseniz, emirlerini yerine getirmekten kaçınarak karşı gelirseniz. Başınıza gelecek budur. Gücünüze kuvvetinize dayanarak şımarmanız, Rabbinize karşı isyan etmeniz hiçbir şeyi değiştirmez. Rabbiniz dünyada yapılan her işin sonunu mutlaka tamamlar. Rabbiniz sizlerden korkmaz. Sizlere azap göndermekten de korkmaz. Ne kadar aptalca düşünceler içindesiniz. Sanki sizin meydan okumanızdan dolayı Allah korkacak, sizi cezalandırmayacak öyle mi? Andolsun ki yaptığınız her şey yazılmaktadır. Ummadığınız yerden size azap gönderilecektir. Allah’ın azabı geldiği gün neye uğradığınızı şaşırırsınız.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bu toplum) kendi sonundan da korkmuyordu.
Mehmet Türk
swap_vert close
O, (Allah) yaptığı işin sonucundan korkmaz.¹
1 Yani Allah verdiği cezanın sonundan, acaba sonunda bir zarar veya sorumluluk gelir mi? diye endişe edecek değildir. O, sonunda yaptıklarının hesabını vermeğe mecbur olan ve ona göre verdiği cezalarda, ettiği azaplarda akibetinden korkması lazım gelen yaratılmış hükümdar ve hâkimlere benzemez. Çünkü Onun üstünde Onu sorumlu tutacak, Ona bir zarar verebilecek hiçbir kuvvet ve kudret yoktur. O hakkın kendisidir. Her şeyi yapmaya kendiliğinden layıktır ve her ne yapsa hakkıdır. Bütün mülk Onun olduğu için mülkünde “Dilediğini yapan” (Hud: 107) ve “yaptığından mesul olmaz.” (Enbiya: 23) bir Zat olarak dilediğini yapar, kimsenin karşı çıkma ve karışmaya hak ve selahiyeti olmadığı gibi zerrece bir zarar verebilme ihtimali de yoktur. (Elmalılı) Bu âyet; “(Salih) ise, o helâkin sonucundan asla korkmuyordu.” diye tercüme edilebilir. Bk. (A’raf: 73, Hûd: 64, Şuara: 155)  
Muhammed Esed
swap_vert close
çünkü [onlardan] hiç biri başlarına gelecek şeyin korkusunu taşımıyordu. ¹⁰
10 Onların Allah’ın yarattıklarına karşı merhametsizliklerinin, O’nun intikamından korkmadıklarını ve dolayısıyla O’na gerçekten inanmadıklarını gösterdiğine işaret.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysa onlar böyle bir cezalandırılma korkusu taşımıyorlardı. 16/36, 20/128, 30/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
oysa ki o (kavim) kendi akıbetinden zerrece endişe etmezdi.[⁵⁷⁵⁸]
[5758] Veya yehâfunun gizli zamirinin Allah’ı gösterdiğinden hareketle: “O, o (kavmin) akıbetinden korkmazdı.” Tercih ettiğimiz mânaye göre yehafudaki erilliğin izahı, tercih etmediğimiz mânadaki -velev ki olumsuzlama formuyla da olsa- “Allah” ile O’na atfen kullanılan “korkma” fiilini bir arada tasavvur etmenin izahından çok daha kolaydır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Verdiği bu cezanın çok şiddetli olmasından hiç çekinmeyerek!
(Cenâb-ı Hak "Rahmetim gazabımı yenmiştir" buyurmuştur, fakat haddi aşan, emir ve yasaklarını dinlemeyen kavimler karşısında "Kahhâr" sıfatı galebe edince, onlara hiç acımaz ve hak ettikleri cezayı verir. Çünkü mucize gösterirse imana geleceklerini peygamberlerinden isteyenler onlardı.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Allah (böyle yapmakla), bunun sonucundan çekinmez de!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Allah Teâlâ onların bu ihlak-i akibetinden korkacak değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bunun sonucundan da asla endişe etmedi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Rab) Bu işin sonundan korkmaz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh bunun 'âkıbetinden korkmaz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Hâlbuki o hayırsız[*], bu işin böyle biteceğini hiç beklemiyordu.
[*] Buradaki zamir, أَشْقَا eşka lafzı ile ilişkilendirilmiştir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bunun sonucundan Allah'ın bir endişesi yoktur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah bunun sonucundan korkacak değil ya!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, işin sonundan korkacak değil ya!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķorķmaz ya'nį Tañrı śoñından.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol helāklik ṣoñından ḳorḳmadı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah) bu işin aqibətindən qorxmaz! (Allah Səmud qövmünə cəza vermək istəmirdi. Onlar öz cinayətkar əməlləri ilə bu cəzaya layiq oldular. Allah dünyadakı padşahlar, hökmdarlar kimi bu və ya digər əməlinə görə qorxan deyildir. Çünki O etdiyi hər hansı əməl barəsində sorğu-sual olunmaz. Allah mütləq ədalət sahibidir!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He dreadeth not the sequel (of events).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And for Him(6158) is no fear of its consequences.
6158 This verse has been variously construed. I follow the general opinion in referring the pronoun "Him" to "their Lord" in the last verse and the pronoun "its" to the Punishment that was meted out to all, high and low, equally. In that case the meaning would be: God decreed the total destruction of Thamud; in the case of creatures any such destruction might cause a loss to them, and they might fear the consequences of such loss or destruction, but Allah has created and can create at will, and there can be no question of any such apprehension in His case. An alternative view is that "him" refers to the prophet Salih, mentioned in verse 13. Then the interpretation would be: Salih had no fear of the consequences for himself; he had warned the wicked according to his commission; he was saved by Allah's mercy as a just and righteous man, and he left them with regrets (7:79). Yet another alternative refers "him" to the wicked man (mentioned in verse 12) who hamstrung the she-camel: he feared not the consequences of his deed.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَا يَخَافُ
ve korkmaz
عُقْبٰيهَا
onun sonucundan
Ve (onlar) bunun sonucundan da korkmuyor(lar)dı.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
خَافَ
Fiil-I
خ و ف
Korktu
عُقْبَى
İsim
ع ق ب
Sonuç, âkıbet