Onların vücutları, korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak için, yataklardan uzak kalır¹ ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden de Allah yolunda harcarlar.²
1 Hem korku hem de ümitle Rablarına duâ ederler yani gece kalkar “teheccüd” kılarlar. Muaz b. Cebel (r.a.)’ten: “Bir seferinde Peygamber (s.a.v.) ile beraberdim, bir gün onun yakınında sabahlamıştım. Beraber yürüyorken: ‘Ey Allah’ın Rasulü! Bana bir amel haber ver ki beni Cennete koysun, Cehennemden uzaklaştırsın’ dedim. Peygamber (s.a.v.): ‘Büyük bir şey sordun. Fakat o, Allahu Teâlâ’nın müyesser kıldığı kimseye kolaydır. Allah’a ibadet edersin, ona hiç şerik koşmazsın, namazı kılarsın, zekâtı verirsin, Ramazan orucunu tutarsın, haccedersin’ buyurdu. Sonra: ‘Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır, gecenin ortasında kılınan namaz ve sadaka hataları söndürür’ diye ilave etti ve secde suresi 16-19. ayetleri sonuna kadar okudu.” (Elmalılı)2 Bu âyet, “Onlar, korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak için, geceleri kalkar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden de Allah yolunda harcarlar.” diye de tercüme edilebilir.