close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Secde Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velev terâ iżi-lmucrimûne nâkisû ruûsihim ‘inde rabbihim rabbenâ ebsarnâ vesemi’nâ ferci’nâ na’mel sâlihan innâ mûkinûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Rableri katında başlarını eğerek Rabbimiz, gördük ve duyduk, artık bizi tekrar dünyaya döndür de iyi işlerde bulunalım, gerçekten de adamakıllı inandık dedikleri zaman bir görsen mücrimleri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şayet (o mücrim kulları) suçlu-günahkârları, (ahirette) Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz (dünyada inkâr ettiğimiz her hakikati artık bizzat) gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir ki (İslam’a ve insanlığa uygun işlerde ve) salih amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları) zaman bir görsen, (onlar nasıl da pişman ve perişan bir durumdalardır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Günahlara batıp gidenlerin, hesap günü başlarını eğerek Rablerinin huzurunda, şimdi gerçekleri gördük ve duyduk, öyleyse bizi yeryüzündeki hayatımıza geri döndür ki, doğru ve yararlı işler yapalım, doğrusu şimdi adamakıllı inandık, dedikleri zamanki hallerini bir görsen!
Ahmet Tekin
swap_vert close
İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsileri, suçluları, günahkârları, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Ey Rabbimiz, gördük, akıllandık ve dinliyoruz. Şimdi bizi dünyaya geri gönder de, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirelim, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayalım, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olalım, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyelim. Artık, Allah'ın Rasulü'nün tebliğ ettiği Kur'ân'ın ve sünnetin değerini delilleriyle, gerekçeleriyle bilip kesin olarak inandık.” diyecekleri zaman bir görsen.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/27-29; 19/38; 67/10.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Suçluları, Rablerinin huzurunda başlarını öne eğmiş olarak: "Ey Rabbimiz! Gördük ve duyduk. Bizi geri çevir salih amel işleyelim. Artık kesin olarak inananlarız" (derlerken) bir görsen.
Ali Bulaç
swap_vert close
Suçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: 'Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız' (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, kıyamette) müşrikleri, Rableri huzurunda başlarını eğerek: “-Ey Rabbimiz! Bize vaad ettiğini gördük, peygamberlerin doğruluğunu işittik ve kabul ettik. Şimdi bizi (dünyaya) geri çevir, salih bir amel işliyelim. Çünkü (inkâr ettiklerimize tamamen ve) yakînen inandık.” derlerken bir görsen!...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Keşke görseydin! O suçlular, Rableri huzurunda nasıl başlarını eğerek: “Ey Rabbimiz! Gördük ve işittik. Sen bizi geri gönder de yararlı işler yapalım. Biz gerçekten ahirete inananlarız” (diyecekler.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O suçluların, Rabblerinin huzurunda başlarını eğerek, “Ey Rabbimiz! Gördük, duyduk. Artık bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Çünkü biz kesin olarak inandık” diyecekleri anı bir görsen![432]
[432] Mücrim kelimesi hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 201-203; VII, 133-136; XIX, 512-516; XX, 250-251.  
Besim Atalay
swap_vert close
Sen, günahlı olanların: «Tanrımız! Gördük, işittik, bizi geri gönder, yararlı iş görelim, yakından inanalım» diye Tanrı katında boyunların büktüklerin bir görsen
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Suçluları, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabbimiz! Gördük ve dinledik. Artık bizi dünyaya geri çevir de iyi işler yapalım. Gerçekten biz, kesin olarak inandık” derlerken bir görsen! 
Bkz. 6/28, 7/53, 23/99, 63/10  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! Görsen mücrimler rablerinin huzûrunda nasıl başlarını eğerler ve "Yâ rabbî gördük ve işitdik müsâ’ade it tekrâr dünyâya rücû’ idelim, a’mâl-i sâlihada bulunuruz. Şimdi îmân idiyoruz" diyu nidâ ideceklerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Suçluları Rablerinin huzurunda, başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri çevir de iyi iş işleyelim; doğrusu kesin olarak inandık" derlerken bir görsen!
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O günahkârları rablerinin huzurunda başlarını önlerine eğmiş halde şöyle derlerken bir görsen: “Rabbimiz! Gördük ve işittik; bizi geri gönder de rızâna uygun işler yapalım, artık kesin olarak inandık!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, «Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık» diyecekleri zamanı bir görsen!
Edip Yüksel
swap_vert close
Suçluları, Rab'leri huzurunda başlarını öne eğmiş durumda iken bir görseydin: "Rabbimiz, gördük ve işittik. Bizi döndür de erdemli davranalım. şimdi biz kesin olarak inandık."
Bak 6:28.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Muhammed! Günahkârların, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Ey Rabbimiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi geri çevir de salih bir amel işleyelim, çünkü biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz." derlerken bir görsen!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Görsen o vakıt ki mücrimler rablarının huzurunda başlarını eğmişler: rabbenâ! Gördük, dinledik şimdi bizi geri çevir salih bir amel işliyelim, zira yakîn hasıl ettik derlerken
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm! Hesap gününde) suçluları (kâfirleri), Rablerinin (manevi) huzurunda, (pişmanlıklarından dolayı) başları öne eğilmiş olarak, “Ey Rabbimiz! (İnkâr edemeyeceğimiz bir şekilde yeniden diriltilişin hak olduğunu) gördük ve işittik. Bizi (dünyaya geri) gönder de (orada) sâlih ameller işleyelim. Zira biz (gerçekten, âhirete) kesin olarak inandık” diyecekleri anı bir görsen!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Mücrimleri, Rabblerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabb'imiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi dünyaya geri gönder de salihatı¹ yapalım. Biz, artık kesin bir şekilde inandık.” derlerken bir görsen!
1- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Günahkârların, Rableri huzuurunda: «Ey Rabbimiz, gördük, İşitdik, Şimdi bizi (dünyâye) geri çevir de güzel amel (ve hareketler) de bulunalım. Çünkü (artık) kat'î suretde inananlarız» (diye diye) sernügûn (olacakları) zaman sen görsen (onları)!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Rablerinin huzûrunda başlarını öne eğen kimseler olduklarında günahkârları bir görsen! (O zaman:) “Rabbimiz! Gördük, işittik; şimdi bizi (dünyaya bir daha) döndür de sâlih bir amel işleyelim; doğrusu biz (artık) kesin olarak inanan kimseleriz”(derler).
İhsan Aktaş
swap_vert close
O suçluların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, «Rabbimiz! (Gerçekleri) gördük ve duyduk; şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık» diyecekleri zamanı bir görsen!*
(*) Demek ki, o gün suçlular da, ahiret gününde iman etmenin, kulluk yapmanın, dua, istiğfar ve şefaatte bulunmanın bir faydası olmadığını anlarlar, yani ahiret günü bunların yeri değildir, bunların yeri ancak dünya hayatıdır. Bu nedenle «Rabbimiz! (Gerçekleri) gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, ‘’diye yalvarmaya başlıyorlar. Yoksa direk olarak yüce Allah’tan af ve mağfiret isteyeceklerdi. Demek ki: (الشفاعة في الدنيا وحصادها في الاخرة) ‘’Şefaat dünyadadır (dünyada şefaat yapılır), ürünü (menfaati) ise ahirettedir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Suçluların Rablerinin huzurunda, başlarını önlerine eğmiş “Rabbimiz! Biz gördük ve işittik. Artık bizi (dünyaya) geri gönder de doğru işler yapalım, biz (görüp işittiklerimizle) şu an ikna olduk” dediklerini görürsün.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Suçluları o gün bir görsen, çalaplarının katında başları önlerinde derler: "Ey çalabımız! Gördük, işittik, şimdi bizi gerisin geriye dünyaya gönder de iyilik işliyelim. Çünkü bizler artık kanasıya inanıyoruz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Günahkârları Rableri huzurunda başlarını eğerek «— Ey Rabbimiz! Gördük, işittik [¹], artık bizi dünyaya döndür de iyi iş işleyelim, zira bizler kıyameti yakînen biliyoruz» dedikleri vakit görseydin ne müthiş bir şey görürdün!
[1] Kıyametin korkunç azabını gördük, peygamberlerin gerçek olduklarını da işittik.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Günahkârların/suçluların Rablerinin katında boyun bükerek, “Rabbimiz! Gördük ve işittik. Bizi (tekrar dünyaya) döndür ki, iyi ve yararlı iş [sâlih] yapalım. Biz kesin olarak inandık” diyecekleri günü bir görsen!¹²
12 Krş. En’âm, 6/27  
Kadri Çelik
swap_vert close
Suçlu günahkârları, rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak, “Rabbimiz! Gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir ki salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız” derlerken bir görsen!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Keşke bu günahkârların, Hesap Günü Rablerinin huzurunda pişmanlık ve utanç içinde başlarını öne eğerek şöyle yalvardıkları zamanki acıklı hallerini bir görseydin: “Ey Rabb’imiz, şimdi gerçeği gözlerimizle gördük, kulaklarımızla işittik; ne olur, bizi dünya hayatına geri gönder ki, tövbe edip güzel davranışlarda bulunalım; çünkü artık, öte dünyanın varlığına tüm kalbimizle inanıyoruz!” İşte o zaman, Allah şöyle buyuracak:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir görsen; Mücrimler / Suçlular, rabb’leri katında başlarını öne eğdiklerinde: “Rabbimiz! Gördük, işittik. Bizi yeniden döndür, salih amel işleyelim (iyi iş yapalım)! Biz, ikna olmuşuz / kesin inanmışız”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Senin de göreceğin gibi! O gün suçlular, Rab'lerine boyunlarını büküp yalvaracaklar: " Efendimiz! Bizzat gördük duyduk, n'olur bizi geri gönder de biraz da yararlı işler yapalım. Artık aklımız başımıza geldi " diyecekler
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hesap günü suçluların huzurumuzdaki hallerini bir görsen! Boyunları büküktür. "Rabbimiz! Gerçeği gördük, işittik. Bizi dünyaya tekrar döndür ki; dünyada sana inanan, yasalarına göre yaşayan, güzel işler yapanlardan olalım! Biz artık kesin olarak inanmaktayız!" diye yalvarırlar!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O suçluların Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri ve “Rabbimiz! Gördük, duyduk; bizi (dünyaya) geri gönder de iyi işler yapalım; artık kesin olarak inananlarız!” [*] diyecekleri zamanı bir görsen!
Benzer mesajlar: Bakara 2:167; En‘âm 6:27; A‘râf 7:53; Mü’minûn 23:99-100; Fâtır 35:37; Zümer 39:58.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Eğer günâhkârları, Rablerinin huzurunda (pişmanlıklarından dolayı) başları öne eğilmiş olarak: “Ey Rabbimiz! (Şimdi) gördük ve duyduk. Bizi (dünyaya bir daha) gönder de gerçekten inananlar olarak (orada) doğru işler yapalım.” (diye yalvarırlarken) bir görsen.
Muhammed Esed
swap_vert close
Keşke, günaha batmış olanların [Hesap Günü] Rablerinin huzurunda başlarını öne eğerek, “Ey Rabbimiz! [Şimdi] görmüş ve duymuş olduk. Öyleyse bizi [yeryüzündeki hayatımıza] geri döndür ki doğru ve yararlı işler yapalım: çünkü [artık hakikate] kanî olduk!” dedikleri zaman[ki hallerini] bir görsen!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen o suçluları, Rabblerinin huzurunda, başlarını öne eğmiş bir vaziyette: “Rabbimiz, biz göreceğimizi gördük, duyacağımızı duyduk, inandık ve ikna olduk. Ne olur bizi geri gönder de iyi ve güzel işler yapalım!” dediklerinde onları bir görmeliydin. 23/99, 34/31, 50/19...30
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Günahı hayat tarzı haline getirenleri[³⁶⁹¹] Rablerinin huzurunda başları eğik vaziyette (şöyle derken) bir görmeliydin: “Rabbimiz, (İşte artık) gördük ve işittik! Şu halde bizi (dünyaya) geri döndür de iyi bir şeyler yapalım! Çünkü (yeniden dirilişe) ikna olmuş bulunuyoruz.”[³⁶⁹²]
[3691] Mucrimîn, filîn failde tabiat haline geldiğini gösterir (Bkz: 8:8, not 11). [3692] İman, görmeden inanmaktır. Görünceye kadar inanmamak, zımnen Allah’ın verdiği bilginin doğruluğuna güvenmemektir. Vahiy böylelerine “kâfir” diyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sen o günahkarların, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak; " Ey Rabbimiz!. (İnkar ettiğimiz ölümden sonraki dirilişi) Gördük. (Yalan saydığımız peygamberlerin davetinin hak olduğunu kabullendik) İşittik. Şimdi bizi dünyaya geri gönder de, sâlih amellerde bulunalım, artık biz kesin olarak iman ettik" diye yalvarmalarını bir görsen! (Elbette ki, bu yalvarmaları onlara hiç bir yarar sağlamayacaktır)
Osman Fırat
swap_vert close
Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak ikna olduk" dedikleri vakit onları bir görsen!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Görecek olsan o vakit ki, günahkârlar Rablerinin huzurunda başlarını eğmiş oldukları halde, «Rabbimiz! Gördük ve işittik, artık bizi geri çevir. Biz sâlih amel işleyelim. Şüphe yok ki, biz kat'i sûrette inanmışlarız (derler).»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir görseydin o suçluları: Rab'lerinin huzurunda, mahcupluktan başları önlerine eğilmiş şöyle derken: “Gördük, işittik ya Rabbenâ! Ne olur bizi dünyaya bir gönder! Öyle güzel, makbul işler yaparız ki! Çünkü gerçeği kesin olarak biliyoruz artık! ” [19, 38; 67, 10; 6, 27-29]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rablerinin huzurunda (utançtan) başlarını öne eğmiş; "Rabbimiz, gördük, işittik, bizi geri döndür, iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık!" demekte olan suçluları bir görsen!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâ Muhammed! Rableri huzûrunda mücrimleri, başlarını eğmiş oldukları halde: "Yâ Rabbî! Şimdi gördük ve işitdik, bizi dünyâya i'âde it ki a'mâl-i sâliha işleyelim. Şimdi îmân itmiş ve inanmışız" didikleri zamân görsen.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rablerinin huzurunda başlarını öne eğdikleri sırada bu günahkarları bir görsen! Hepsi şöyle der: "Rabbimiz, gerçeği gördük ve anladık; bizi geri çevir de iyi işler yapalım; artık kesin bir kanaatimiz oluştu"
Şaban Piriş
swap_vert close
Suçluları, Rab'lerinin katında, başlarını öne eğmiş olarak bir görsen:-Rabbimiz, gördük ve anladık, bizi yeniden döndür de doğru olanı yapalım, artık biz kesin olarak inandık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O mücrimleri Rablerinin huzurunda başlarını önlerine eğmiş halde bir görsen! “Yâ Rabbi, gördük ve işittik,” derler. “Artık şeksiz şüphesiz iman etmiş bulunuyoruz. Şimdi bizi geri gönder de güzel işler yapalım.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Günahkârları, Rablerinin huzurunda başlarını eğmiş olarak şöyle derken bir görsen: "Rabbimiz; gördük, duyduk, geri gönder bizi ki, barışa/hayra yönelik iyi iş yapalım. Artık kesin olarak inanıyoruz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger göresin ol vaķt kim yazuķlular aşaġa eyleyicilerdür başlarını çalabı’ları ķatında! “iy çalabumuz! gördük daħı işiddük pes döndür bizi işleyevüz eyü iş. bayıķ biz gümānsuz olıcılaruz.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā Muḥammed, eger görse‐y‐düñ kāfirleri başları aşaġa olduġı vaḳt Tañrıḥażretinde, eydürler: Yā Rabbenā, gördük bize va‘de eylegeni ve işitdük. Pes bizi dünyāya ḳaytar, diyeler. ‘Amel‐i ṣāliḥ işleyelüm, biz yaḳīn bildük.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Kaş günahları öz Rəbbinin hüzurunda (günahlarından utanaraq) başlarını aşağı dikib: “Ey Rəbbimiz! (Dünyada yalan hesab etdiyimiz qiyaməti və onun əzabını) gördük, (peyğəmbərlərin doğru dediklərini, haqq olduqlarını Səndən) eşitdik. İndi bizi (dünyaya) qaytar ki, yaxşı iş görək. Biz (Sənin vəhdaniyyətinə) tam yəqinliklə inandıq!” – deyəndə görəydin!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Couldst thou but see when the guilty hang their heads before their Lord, (and say): Our Lord! We have now seen and heard, so send us back; we will do right, now we are sure.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If only thou couldst see when the guilty ones will bend low their heads before their Lord, (saying:) "Our Lord! We have seen and we have heard:(3643) Now then send us back (to the world): we will work righteousness: for we do indeed (now) believe."
3643 In life on the new plane, there will be no room for deception or selfdeception. The most hardened sinner will see the truth and the justice of the Day of Account. He will wish he could be sent back, but it will be too late. The world as we know it will have already passed away.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْ
ve eğer
تَرٰٓى
görsen
اِذِ
o za- man ki
الْمُجْرِمُونَ
mücrimler
نَاكِسُوا
öne eğen kimselerdir
رُؤُ۫سِهِمْ
başlarını
عِنْدَ
huzu- runda
رَبِّهِمْۜ
Rabb- lerinin
رَبَّـنَٓا
Rabbimiz
اَبْصَرْنَا
gördük
وَسَمِعْنَا
ve işittik
فَارْجِعْنَا
şimdi bizi geri döndür
نَعْمَلْ
işleyelim
صَـالِحاً
sâlih bir amel
اِنَّا
artık biz
مُوقِنُونَ
kesin olarak ikna olanlarız
(Resulüm!) Mücrimlerin; Rabblerinin huzurunda başlarını öne eğerek, "Rabbimiz! (Hakikati) Gördük ve işittik, şimdi bizi (dünyaya) geri döndür de sâlih amel(ler) işleyelim, artık biz kesin olarak (yeniden diriltilip sana hesap vereceğimize) ikna olduk" (diyecekleri) zaman onları bir görsen!
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
مُجْرِم
Etken fiil-IV
ج ر م
Mücrim, suçlu
نَاكِس
Etken fiil
ن ك س
(Başını) Öne eğen kimse
رَاْس
İsim
ر ا س
Baş
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَبْصَرَ
Fiil-IV
ب ص ر
Gördü, görür
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
رَجَعَ
Fiil-I
ر ج ع
Döndü
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
صَالِح
Etken fiil
ص ل ح
Sâlih kimse, sâlih olan
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مُوقِنِين
Etken fiil-IV
ي ق ن
Kesin olarak ikna olanlar, kesin olarak iman edenler