close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâffât Sûresi 142. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feltekamehu-lhûtu vehuve mulîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kınanmış bir haldeydi ki onu balık yutuvermişti.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Derken onu (dişsiz balina cinsi bir) balık yutmuştu, (zaten) o (görev yerini izinsiz terk etme hatasından dolayı) kınanmıştı (diye böyle bir sıkıntıya uğramıştı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonra O'nu denize atmışlar, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için, kendi kendisini kınar olduğu halde, büyük bir balık tarafından yutulmuştu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onu balina yuttu. Yunus kendini kınayıp duruyordu.
Ahmet Varol
swap_vert close
Bunun üzerine kınanmış halde (denize atıldı ve) balık onu yuttu.
Ali Bulaç
swap_vert close
Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Kavminden kaçmış olduğundan ötürü) nefsini kınamış bir halde iken, hemen balık onu yuttu.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O kendi kendini kınarken, balık onu yuttu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Balık onu yuttu. O kınanmayı hak etmişti.
Besim Atalay
swap_vert close
Kendince yerinirken, bir balık yuttu onu!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
140-141-142. Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti de gemidekilerle kura çekmişti ve kaybedenlerden olmuştu. (O, sahibinden izinsiz kaçan benim diyerek) kınanmış bir halde (kendisini denize atmış) iken balık onu hemen yutmuştu.
Cemil Said
swap_vert close
Kendisi mücrim oldığı içün balık ânı yutdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Böylece, Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendisini (büyük bir) balık yuttu. Doğrusu o (bundan önce) kınanacak bir iş yapmıştı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.
Edip Yüksel
swap_vert close
Balık onu yuttu, bundan o sorumluydu.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Derken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Derken kendisi balık yuttu melâmette idi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Derken (Yûnus, gemiciler tarafından denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Yutulduğu balığın karnındaki karanlıklar içinde, “Rabbim Senden başka hiçbir ilâh yoktur, seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Gerçekten ben bu *zellem ile kendi nefsime zulmettim” diye dua ederek) nefsini kınıyordu.
* Zelle: Peygamberlerden bir kasıt olmaksızın, unutarak ya da yanılarak meydana gelen, evlayı terk kabilinden, makamlarına uygun düşmeyen söz veya davranış. Peygamberler, ismet (günahsızlık) sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
O kendisini suçlayıp dururken, hût¹ onu yuttu.
1- Balık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, kınanmış bir halde iken kendisini hemen balık yutmuşdu.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Derken o (kendi kendini) kınayan bir kimse olduğu hâlde balık onu yuttu.
İhsan Aktaş
swap_vert close
O derin bir pişmanlıkla kıvranır haldeyken büyük balık onu (bir lokma gibi) yakalayıverdi (ağzına aldı). (*)
(*) Ayette geçen (التقم)’’iltekame’’ (ابتلع)’’ibtela’a’’anlamında değildir, çünkü (التقم) yani (lokma gibi ağzına aldı), Örneğin: İltekamet- taame, “yiyeceği ağzıyla kaptı” anlamına gelir (Mekayîs) Ama (ابتلع) ise, yani (onu yuttu, midesine aldı) anlamındadır. Hâlbuki dikkat ederseniz Kur’an, ( فابتلعه) değil, (فالتقمه ) diye bir ifade kullanmıştır. Bu nedenle, büyük balık Hz. Yunus’u yutup midesine almamıştı, belki lokma gibi ağzına almıştı ve sahile atılıncaya kadar da onun ağzında duruyordu. Detaylı bilgi için aşağıdaki lügat ve Arapça metinlerine bakılabilir. الحوت الذي التقمه: حوتٌ عظيم يبتلع الأشياء ولا يعضّ بأسنانه ويقال: إنه الحوت الذي يسمّى (بَالَيْن) بالافرنجية. (التحرير والتنوير) لقِم اللُّقْمَةَ : أخذها بفِيهه (تعريف و معنى التقم في معجم المعاني الجامع) - لَقِمَه لَقْماً والْتَقَمه وأَلْقَمه إِياه ، ولَقِمْت اللُّقْمةَ أَلْقَمُها لَقْماً إِذا أَخَذْتَها بِفِيكك (تعريف و معنى التقم في قاموس المعجم الوسيط ،اللغة العربية المعاصر ،الرائد ،لسان العرب ،القاموس المحيط. قاموس عربي عربي )ِ لا توجد في الآيات أي حجة على أن الحوت ابتلع يونس ، وأنه مكث في بطنه وسط البحر لا ساعة ولا أقل ولا أكثر - فإن احتجوا بقوله تعالى : ( فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ ) ، كان جوابنا أن ” التقم ” لا تستلزم ابتلع ، إذ يكفي أن يدفعه بفمه ليخرجه إلى البر اللغويون غير متفقين على أن الالتقام هو الابتلاع ... جاء في تصحيح الفصيح وشرحه (ص: 60) لابن المرزبان ت 347 : وكذلك قولهم: لقمت ألقم؛ وهو وضع اللقمة في الفم خاصة، دون البلع، وهو مأخوذ من لقم الطريق، وهو فوهته…هل ابتلع الحوت سيدنا يونس في بطنه أم أبقاه في فمه؟ ... بيان الإعجاز العلمي في قوله تعالى (فالتقمه الحوت وهو مليم) ولماذا لم يقل الله (فابتلعه الحوت)،؟ الجواب ! لو ابتلعه لأهلكته الأسنان والعصارات الهاضمة في بطن الحوت ولذا فلم يقل الله (فابتلعه الحوت)، ولكن الذي حدث ...أن هناك نوع من الحيتان ضخمة الحجم اسمه الحوت الأزرق ليست له أسنان للمضغ وحلقومه ضيق لا يستطيع تمرير كرة فضلا عن أن يمرر إنسان وبالتالي ظل سيدنا يونس في فم الحوت كأنه في غرفة مكيفة، وعليه فإنه من المناسب أن يقول الله التقمه وليس ابتلعه (الاعجاز العلمي في القرآن الكريم).الحوت التقم يونس عليه السلام واستقر في جوف فمه الذي يصل طوله من طول جسمه الثلث أي أكثر من ( 10 م ) تقريبا ويمتد من جهة الناحية البطنية بثنيات وأخاديد ( تتمدد مثل الأكورديون ) قابلة للتوسع لاستيعاب كميات كبيرة من الماء المحمل بالفرائس والصيد ويتوسع ويمتلئ كما لو أنه يشبه البطنفنبي الله يونس عليه السلام لم يصل إلى معدة الحوت لأن منطقة البلعوم ( حلقة الوصل بين الفم و المعدة ) في الحوت غير مهيأة على ابتلاع أحجام تصل كحجم الإنسان فهي مهيأة على ابتلاع العوالق البحرية الصغيرة فالبعلوم يعمل على ترشيح الفرائس الصغيرة وإبقاء كل ما هو كبير في الفم لطرحه للخارج ولو أن يونس عليه السلام نزل إلى معدته فإن سيل الحياة مستحيلة فيها لإنعدام الهواء و آليات الطحن الميكانيكية و التحليل الكيميائية وامتلاء المعدة بالماء والعصارات والطعام التي تتحرك كخلاط بعملية مستمرة والتي تؤدي في المحصلة على تفتيت حتى العظام و القشور الصلدة بسرعة رهيبة ، ثم إن درجة إرتداد ما في المعدة إلى الفم أصعب من نزوله إليها بدرجات أكثر صعوبة من نزوله إليها (يونس عليه السلام / الجزء 3 - منتديات الملاحم و الفتن) قام أحد علماء الجيولوجيا المشاهير بتفسير الآية (فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ) ، على أن الحوت لم يبتلع يونس ، وإنما بقي نبي الله في فم الحوت ، وقال : إنه لو ابتلعه كما ورد في التوراة لهلك وضاع!، وقال: إن نبي الله يونس بعد أن لفظه الحوت ظلل الله عليه شجرة من يقطين ،على أن من أهل اللغة من قال : إن اللقم وضع اللقمة في الفم دون بلع (هل كان يونس عليه السلام في بطن الحوت أم في فمه، ومعنى التقمه)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yunus kınanmış olarak balığa lokma (balık tarafından parçalanıp yem) olacaktı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kendini kınayıp dururken onu bir balık yutuvermişti.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yunus denize atılmakla nefsini kınayarak onu büyük bir balık yutmuştu.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O kendi kendini kınarken [mulîm], balık onu yutmuştu.
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendini kınayıcı iken, onu bir balık yutmuştu.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece Yunus denize atıldı; dev dalgalarla boğuşurken, aniden büyük bir balık onu yutuverdi, o ise, işlediği günahın acısıyla kendini kınayıp duruyordu.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
O pişmanlık içindeyken onu Balık yuttu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yûnus, atıldığı denizde çırpınırken onu dev bir balık yuttu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Denize atılan Yunus bir yandan su ile boğuşuyor, diğer yandan yaptığına bin pişman olmuş kendi kendini kınıyordu. Birden bire büyük bir balık onu yutuverdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendini kınayıp dururken onu bir balık yutmuştu.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Yûnus) kendisini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.
Muhammed Esed
swap_vert close
[sonra o’nu denize atmışlar ve] denizde büyük balık tarafından yutulmuştu, çünkü kınananlardan biriydi. ⁵⁶
56 Hz. Yunus’un “büyük balığı”nın Kur’an’da açıkça geçtiği üç yerde de (yukarıdaki ayette ve 68:48’de el-hût olarak, 21:87’de ise en-nûn olarak) el belirtme takısı kullanılmıştır. Bunun sebebi muhtemelen şudur: Hz. Yunus kıssası o kadar meşhurdu ki “büyük balık” temsîline yapılan her değinme kendi kendini açıklayıcı (self-explanatory) bir özellik taşıyordu. Hz. Yunus’u yutan balığın içi, 21:87’de sözü edilen manevî çöküntünün derin karanlığını sembolize etmektedir: Peygamberlik görevinden ve böylece, “Tanrı’nın mevcudiyetinden” “bir kölenin kaçışı gibi kaçması”nın bunalımı. Bu arada, kıssanın, “insan[ın] zayıf yaratılmış” olması sebebiyle (4:28) peygamberlerin bile insan tabiatında mevcut olan zaaflardan uzak kalamadıklarını göstermek istediği söylenebilir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O kendisini kınayıp dururken bir balık onu yutuverdi. 37/139...147, 54/48.50
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Derken o derin bir pişmanlıkla kıvranır bir haldeyken iri balık tarafından yakalanmıştı.[⁴⁰³⁴]
[4034] İltekame, “yiyeceği ağzıyla kaptı” anlamına gelir (Mekayîs). Krş: “Derken o (düştüğü) zifiri karanlığın içerisinde “İbadete lâyık başka ilâh yok; sadece yüceler yücesi olan Sen varsın: hiç şüphesiz ben (bu tavrımla) zalimlerden biri olup çıktım!” diye yakarmıştı” (21:87).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Dalgalar arasında ("Noksan sıfatlardan münezzehsin ey Rabbim senden başka ilah yoktur. Doğrusu ben haksızlık edenlerdenim" -Enbiya/87- diyerek) Kendini kınayıp dururken, onu bir balık yuttu.
Osman Fırat
swap_vert close
Böylece, Yûnus kendini kınayan biri olarak balık onu yuttu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık o melâmet eder (nef- sini kınar) bir halde iken O'nu balık yutuverdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O yaptığından ötürü pişman bir vaziyette iken balık onu yutuverdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Derhâl onı balık yutdı. Nefsine levm idicilerden idi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendini suçladığı bir sırada onu o balık yutuvermişti.
Şaban Piriş
swap_vert close
O, kınanmış iken bir balık onu yuttu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sonra, kendisini kınayıp dururken, onu balık yuttu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Derken, kendisini balık yutmuştu. O kendi kendini kınayıp duruyordu.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes yuttı anı balıķ ol melāmata lāyıķ iken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes yutdı kendüyi bir balıḳ özi melālete lāyıḳ iken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Yunis Allahın izni olmadan qövmünü tərk edib getdiyinə görə) özünü qınayarkən (dənizə atılarkən) balıq onu udmuşdu.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And the fish swallowed him while be was blameworthy;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then the big Fish(4122) did swallow him, and he had done(4123) acts worthy of blame.
4122 The rivers of Mesopotamia have some huge fishes. The word used here is Hut, which may be a fish or perhaps a crocodile. If it were in an open northern sea, it might be a whale. The locality is not mentioned: in the Old Testament he is said to have taken ship in the port of Joppa (now Jaffa ) in the Mediterranean (Jonah. 1:3), which would be not less than 600 miles from Nineveh . The Tigris river, mentioned by some of our Commentators, is more likely, and it contains some fishes of extraordinary size. 4123 See n. 4120.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَالْتَقَمَهُ
derken onu yuttu
الْحُوتُ
balık
وَهُوَ
o iken
مُل۪يمٌ
kınayan bir kimse
(Yûnus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için denizin ortasında) Kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.
اِلْتَقَمَ
Fiil-VIII
ل ق م
Yuttu
حُوت
İsim
ح و ت
Balık
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
مُلِيم
Etken fiil-IV
ل و م
(Kendini) Kınayıp duran