Ve andolsun ki biz, Musa'ya ve Harun'a nimetler verdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vertclose
Andolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a da lütufta bulunmuş (Bize minnettar olacak şekilde sahip çıkmıştık).
Abdullah Parlıyan
swap_vertclose
Ve andolsun ki, biz Musa'ya ve Harun'a bol bol nimetler verdik.
Ahmet Tekin
swap_vertclose
Andolsun, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da ihsanlarda bulunduk, nimetler verdik.
bk. Kur’an-ı Kerim, 21/48.
Ahmet Varol
swap_vertclose
Andolsun ki, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Ali Bulaç
swap_vertclose
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Ali Fikri Yavuz
swap_vertclose
Gerçekten biz, Mûsa ile Harûn'u da (peygamberlikle) nimetlendirdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vertclose
Andolsun! Biz Musa ve Harun’a da iyilik ettik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vertclose
Andolsun, biz Mûsâ ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.[470]
[470] Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn’un kıssası hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 182-184.
Besim Atalay
swap_vertclose
Musa ile, Harun'a nimet verdik biz
Cemal Külünkoğlu
swap_vertclose
Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da ihsanda bulunduk.
Cemil Said
swap_vertclose
Mûsâ ve Hârûn’ı lütfumuza gark iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vertclose
And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vertclose
Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vertclose
Mûsâ ve Hârûn’a da lütuflarda bulunmuştuk.
Diyanet Vakfı
swap_vertclose
Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.
Edip Yüksel
swap_vertclose
Biz Musa'ya ve Harun'a iyilikte bulunmuştuk.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vertclose
Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vertclose
Celâlim hakkı için Musâ ile Harûnu da minnetdâr eyledik
Emrah Demiryent
swap_vertclose
Kasem olsun ki, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.
Erhan Aktaş
swap_vertclose
Ant olsun ki Mûsâ ve Hârûn'a nimetler verdik.
Hasan Basri Çantay
swap_vertclose
Andolsun biz Muusâya da, Hâruuna da nimetler verdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vertclose
Celâlim hakkı için, Mûsâ ve Hârûn'a da ihsanda bulunduk!
İhsan Aktaş
swap_vertclose
Ve muhakkak ki biz Musa’ya ve Harun’a da lütufta bulunduk:
İlyas Yorulmaz
swap_vertclose
Biz Musa ve Harun’a da iyilikler yaptık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vertclose
Gerçekten Biz Musa’ya da, Harun’a da bir çok iyiliklerde bulunduk.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vertclose
* Biz Musa ve Harun/a bol nimet verdik.
İsmail Yakıt
swap_vertclose
Andolsun Biz, Musa ve Harun’a da nimetler verdik.
Kadri Çelik
swap_vertclose
Şüphesiz biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Mahmut Kısa
swap_vertclose
Gerçek şu ki, Biz vaktiyle Mûsâ’ya ve Hârûn’a da büyük bir lütufta bulunmuştuk.
Mahmut Özdemir
swap_vertclose
And olsun ki Musa’ya ve Harun’a da karşılıksız nimet verdik!
Mehmet Çakır
swap_vertclose
Mûsa ve Harûn’a da iyiliklerimiz olmuştur.
Mehmet Çoban
swap_vertclose
Andolsun! Musa’ya ve Harun’a da lütuflarda bulunduk.
Mehmet Okuyan
swap_vertclose
Yemin olsun ki biz Musa’ya ve Harun’a nimetler vermiştik.
Mehmet Türk
swap_vertclose
Yemin olsun Biz Mûsa ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.
Muhammed Esed
swap_vertclose
BİZ, Musaya ve Harun’a da lütufta bulunduk; ⁴⁶
46 Yani, onların kendi faziletlerinden dolayı, yoksa Hz. İbrahim ve İshâk’ın soyundan geldikleri için değil (bkz. önceki ayet ve not).
Mustafa Çavdar
swap_vertclose
Biz Musa ve Harun’a da nübüvvet vererek ikramda bulunmuştuk. 6/84.90
Mustafa İslamoğlu
swap_vertclose
DOĞRUSU Biz Musa’ya ve Harun’a da lütufta bulunmuştuk:
Orhan Kuntman
swap_vertclose
And olsun ki biz Musa'ya da, Harun'a da nimetler verdik.
Osman Fırat
swap_vertclose
Ve biz, Musa’ya ve Harun’a da lütufta bulunduk..
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vertclose
Andolsun ki, Mûsa ve Harun üzerine de ihsanda bulunduk.
Suat Yıldırım
swap_vertclose
Biz Mûsa ile Harun'a da nübüvvet vererek ihsanda bulunduk. [21, 48]
Süleyman Ateş
swap_vertclose
Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk.
Süleyman Tevfik
swap_vertclose
Mûsâ ve Hârûn'a ihsân iyledik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vertclose
Musa’ya ve Harun’a da iyiliklerde bulunmuştuk.
Şaban Piriş
swap_vertclose
Musa ve Harun'a da lütuflarda bulunmuştuk.
Ümit Şimşek
swap_vertclose
Biz Musa ile Harun'a da lütufta bulunduk.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vertclose
Yemin olsun, biz Mûsa ve Hârun'a da lütufta bulunduk.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vertclose
daħı bayıķ minnet eyledük mūsā üzere daħı hārūn’a.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vertclose
Taḥḳīḳ minnet eyledük Mūsā‐y‐ıla Hārūn üstine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vertclose
Biz Musa və Haruna da ne’mət (peyğəmbərlik) bəxş etdik.
M. Pickthall (English)
swap_vertclose
And We verily gave grace unto Moses and Aaron,
Yusuf Ali (English)
swap_vertclose
Again (of old) We bestowed Our favour on Moses and Aaron,(4107)
4107 The story of Moses is told in numerous passages of the Qur'an. The passages most illustrative of the present passage will be found in 28:4 (oppression of the Israelites in Egypt ) and 20:77-79 (the Israelites triumphant over their enemies when the latter were drowned in the Red Sea ).
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrowbookmarksave_altmore_vert
content_copyÂyeti Kopyala
linkLinki Kopyala
photo_cameraGörüntü Oluştur
videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol- sun ki
مَنَنَّا
lütufta bulunduk
عَلٰىمُوسٰى
Mûsâ'ya
وَهٰرُونَۚ
ve Hârûn'a
Andolsun ki Biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
مَنَّ
Fiil-I
م ن ن
Lütufta bulundu, lütfetti, başa kaktı, minnet etti