Veya göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin malikiyeti onlarda mı? Öyleyse sebepler içinde yükselip de Arş'a çıksınlar.(2)
(2) Kâinatı kendi bildikleri gibi yönetsinler. Farz-ı muhal, böyle birşeyi yapacak olsalar bile, bunun için, Allah tarafından yaratılmış sebeplere, Onun koyduğu yasalara yapışmak ve onlardan yardım almak zorunda kalacaklardı. Oysa, Arş’ın sahibi olan Allah, sebeplerin de, yasaların da yaratıcısıdır; onlar var olmak için Allah’a muhtaçtırlar. Sebepler üzerinde söz geçiremeyen ve sebeplere muhtaç olan, kâinatın malikiyet ve egemenliğinde nasıl iddia sahibi olabilir? Bu ifadelerde, maddecileri ve tabiatçıları da muhatap alan bir istihza vardır: Eğer kâinatı var etmek ve yönetmek sebeplerin işi ise, haydi, siz o sebeplerin hepsini yardımınıza çağırın da kâinatta bir ortaklığınız olsun!