close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rahmân Sûresi 74. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lem yatmiśhunne insun kablehum velâ cân(nun)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Eşlerinden önce ne bir insan dokunmuş onlara, ne bir cin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Öyle ki) Bunlardan (cenneti kazanmış mü’min bahtiyarlardan) önce kendilerine (cennet hurilerine) asla bir insan ve bir cinn dokunmamıştır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Daha önce ne bir insanın, ne de bir cinnin dokunmadığı eşler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eşlerinden önce, onlara, insan ve cin eli değmemiştir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlardan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bundan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlara, kocalarından önce ne insan dokunmuştur, ne cin?!
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
74, 75. Onlardan evvel, insan ve cin onlarla yatmamıştır. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
68,69,70,71,72,73,74,75,76,77,78. İkisinde de her türlü meyveler, hurmalar ve nar vardır. Şimdi, Rabbinizin ahiret nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz? İçlerinde huyu ve yüzü güzel hanımlar vardır. Şimdi, Rabbinizin güzelliklerini nasıl inkâr edebilirsiniz? Otağları içinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır. Şimdi, Rabbinizin ahiret nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz? Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. Şimdi, Rabbinizin vefasını nasıl inkâr edebilirsiniz? Yeşil yastıklara ve rengarenk halılara yaslanarak sohbet ederler. Rabbinizden daha ne istiyorsunuz? İhtişam sahibi ve cömert olan Rabbinin adı ne yücedir![601]
[601] Rahmân sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 507.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ne bir insan, ne de bir cin, önceleri onlara dokunmuştur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlara daha önce hiçbir insan ve cin dokunmamıştır.
Cemil Said
swap_vert close
İns ve cinden hiç kimse o hûrilere dokunmamışdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlardan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
Edip Yüksel
swap_vert close
Daha önce onlara ne insan ne de cin dokunmamıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cann
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlara (hurilere), eşlerinden (kocalarından) önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlara daha önce ins ve cin¹ dokunmadı.
1- “İns ve cin” bir terkiptir. Ve “hiç kimse”, “hiçbir şey” anlamını ifade etmektedir. Diğer bir deyimle “ne var ne yok” her şeyi içine alan bir anlama sahiptir. Buradaki cin sözcüğü, “görünmez olan, “dumansız ateşten yaratılmış varlık” anlamındaki cin değildir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunlara onlardan evvel ne bir insan, ne bir cin dokunmamışdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlardan (kocalarından) önce kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmuştur!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kendilerinden (o cennet ehli olan erkek ve kadınlardan) önce onlara (hem o cennet nimetlerine hem de kendi hizmetinde çalıştırmak amacıyla hizmetçi hurilere) ne bir insan (insanlardan erkek veya kadın) ne de bir cin (cinlerden erkek veya kadın) dokunmuştur. (*)
(*) Ayrıca, Kur’an’ı Kerimde cinsel ilişkiyle ilgili hiçbir yerde bu (طمث) ‘’tams’’ ifadesi geçmemektedir. Örneğin Maide-6. ayete cinsel ilişki için (أوْ لاَمَسْتُمُ ) ‘’ev lamestüm’’ Bakara-187. ayette, (باشروهن) ‘’başiruhunne’’, Bakara-222. ayette (وَلاَ تَقْرَبُوهُنَّ) ‘’vela takrebuhunne’’ve Bakara-237. ayette ( أن تمسوهن) ’’en temessühunne’’ şeklinde geçiyor. Demek ki ayetteki’’tams’’ın cinsel ilişkiyle bir alakası yoktur. Yani cennetteki huriler hem kadın hem de erkek mü’minlerin emrine verilen ve sadece hizmet yapan muhteşem varlıklar olup daha önce ne cinler (erkek ve kadın cinler), ne de insanlar (erkek ve kadın insanlar) onları kendi hizmetinde çalıştırmamışlardır. Çünkü burada geçen (انس - ولاجان)’’ insun vela cannun’’ ifadeleri ismi cins olup hem insanlardan, hem de cinlerden erkek ve kadınları kapsamaktadır. Eğer ki huriler cinsel amaçlı olsa, o zaman bu ayetin anlatımında bir bozukluk ve saçmalık söz konusu olur… Yani şöyle saçma sapan bir anlam ortaya çıkıyor: ‘’O cennete giren erkek ve kadınlardan önce o hurilerle (انس) insanlardan ne bir erkek ne bir kadın (ولا جان) ve cinlerden de o hurilerle ne bir erkek ne de bir kadın cinsel ilişkiye girmiştir’’şeklinde olur. Yani burada insanlardan ve cinlerden olan kadınların da tıpkı erkekler gibi hurilerle ilişkiye girme durumları söz konusu olabilir. Bu nedenle (لَمْ يَطْمِثْهُنَّ)‘’lem yetmıshünne’’den kasıt cinsel tamas olamaz. Ayrıca hurilerin de vildanlar gibi cennet ehline hizmet etmekle görevli yaratıklar olduğunu gösteren Vakia sûresi 22. ayetle ilgili meal açıklamasına bakılabilir. (الله اعلم) Özetle, cenentteki huriler hem kadın hem de erkek mü’minlerin emrine verilen ve sadece hizmet yapan varlıklardır. (الله اعلم) Ayrıca (حور مقصورات في الخيام – قاصرات الطرف) gibi ayetlerden de anlaşıldığı üzere huriler erkek kadın demeden otağlarda (saraylarda, kapalı ve özel mekânlarda) cenent ehline hizmet ederler ve hatta rehberlik görvini de yaparlar, ama (ولدان) vildan ise diğer normal yerlerde, yani saray ve otağların dışında cennet ehline hizmet etmekle görevli olabilirler. İşte aralarındaki fark da bu olabilir. (الله اعلم) ‘’ Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’ Peki, (لم يَطْمِثْهُنَّ ) ‘ Lem yetmıshunne‘’ne demektir? (الطمث) ’’tams’’ın anlamı, dokunmak, kendine musahhar kılmak ve kendi emri altına almaktır. Zira Ebu Amır ve el- Muberred gibi Dil Bilimcileri de (طمث) kelimesinin anlamı bu şekilde olduğunu söylüyorlar. İşte hem aşağıdaki tefsir metinlerine, hem de (لسان العرب ) lugat kitabına bakabilirsiniz. Özetle, huriler hem kadın hem de erkek mü’minlerin (özellikle mutakkilerin) emirlerine verilen ve sadece hizmet yapan varlıklardır. (الله اعلم) Ayrıca (حور مقصورات في الخيام – قاصرات الطرف) gibi ayetlerden de anlaşıldığı üzere huriler erkek kadın demeden otağlarda (saraylarda, kapalı ve özel mekânlarda) cennet ehline hizmet ederler ve hatta rehberlik görevini de yaparlar, ama ‘’vildan’’ ise diğer normal yerlerde, yani saray ve otağların dışında ve açık alanlarda cennet ehline hizmet etmekle görevli olabilirler. İşte aralarındaki fark da budur. ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir.’’ Yani erkek olsun kadın olsun insanlardan ve cinlerden daha önce hiçbir kimse onları kendi emri altına almamış ve kendi hizmetinde çalıştırmamıştır. (الله اعلم) . قوله (لم يطمثهن) ليس له أيّ دعوة بالنساء، ولا علاقة له على الإطلاق بأيّ نوع من النساء والشهوات الجنسيَّة (مفهوم "قاصرات الطرْف" و"عُرُبًا أترابًا" و"كواعب أترابًا" في القرءان الكريم) .إذا ربطنا جميع تلك الآيات في سورة الرحمن ببعضها، نجد أنَّ قاصرات الطَرْف والحور المقصورات في الخيام هي الخيرات الحِسان الّتي أنشأها الله تعالى في الجنّات الّتي وعدها الرحمن للمؤمنين والمؤمنات من الإنس والجانّ، أي الإنسان، أي البَشَر.تلك الجنّات لم يطمثهُنَّ قبل هؤلآء المؤمنين والمؤمنات إنسٌ ( رجل أوامرئة من الانس) ولا جان،(أي رجل أو امرئة من الجن) هذا يعني أنَّه لم يطمث، أي لم يُدنِّسّ أو يُنجِّسّ أحد من الناس تلك الجنّات قبل أن يدخلها المؤمنون والمؤمنات، فالله تعالى أعدَّ تلك الجنّات فقط للمُتَّقين من الذكور والإناث وليس للكافرين والمشركين والشياطين، فلا أحدٌ من هؤلآء الناس الأشرار من الإنس والجانّ كان قد دخل تلك الجنّات لا قبل ولا بعد، أو أقام فيها، ولذلك ما استطاع هذا الإنسان الشرير من الإنس والجانّ ولن يستطيع أن يُدنِّسّها كما دنّسَ وطغى وتجبَّر وظلم وفسق في جنّات هذه الأرض الّتي نعيش فيها الآن، جنَّة الحيواة الدنيا.أي ليس له أيّ دعوة بالنساء، ولا علاقة له على الإطلاق بأيّ نوع من النساء والشهوات الجنسيَّة (مفهوم "قاصرات الطرْف" و"عُرُبًا أترابًا" و"كواعب أترابًا" في القرءان الكريم) يقول الباحث الاسلامي المهندس الكيالي : ( الحور العين دليل سياحي، أو الخدم الذين يقدمون الطعام والشراب والفواكه ، وليس للعمل الجنسي مثلما يعتقد الكثير) - [ والحُـورُ العـيْنُ ] هـنّ فقـط للخـدمـات و العـمل على راحة [ نُـزلاء الجـنّة ] ، و دون لمْـس منَ الـناس لـكلّ إنسـانٍ في الجـنـة ، زوجة : [ واحـدة مـنَ الـناس ] حصـراً ، و مـنَ الـداخـلات إلى الجـنّة ، لقـوله تعالى : ( ادخُلـوا الجـنّـة أنتُـم و أزواجـكُم ) الزخـرف 70: - الـزوجات في الجـنة هـنّ منْ ذات : [ الصـنف ] ، فالـذكر مـن الناس يتـزوّج أنثى منَ الـناس [ تـدخل ] الجـنة معـه ، و : [ الجـنيّ ] في الجـنة يتـزوّج من : [ جـنـيّة ] مـن صـنفه ، أمّـا الحـوريـات فهـنّ مـن صـنف : [ المـلائـكة ] الكـرام ، لأنـهن لـم يعشـن الحـياة الـدنيـا على الأرض ، و المـلائكـة لا يتـزوجـون ، فهـذه : [ سـنّـة ] الله في خـلقـه : ( و لـن تجـد لسـنّة الله تبـديلاً ) الفـتح 23 .( حور العين في الجنة ليست للزواج الجنسي ولكن لخدمة اهل الجنة د . منصور كيالي) إنَّ بيان تلك الآيات، يوصلنا لأمر في غاية الآهمية، وهو أنَّ قول الله تعالى "لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ" ليس له أي دعوة بالنساء، ولا علاقة له على الإطلاق بأي نوع من النساء والشهوات الجنسية.( مفهوم الحور العين وقاصرات الطرف من خلال أحسن التفسير) كلمة الطمث في اللغة تأتي أيضا بمعنى التسخير، ولهذا فإن معنى الآية كما يلي: (أن هؤلاء الحور العين لم يسخرهن للخدمة قبل أصحاب الجنة من المؤمنين أحد من الإنس والجن أما الخيرات الحسان فتنطبق على كل نعمة حظي بها المؤمنون في الجنة ولا تقتصر على الحور العين فقط (الحور العين - حبل الله). لسان العرب) وكلمة الطمث أيضا تأتي بمعني: المس ، وذلك في كل شيء يمس . ويقال للمرتع : ما طمث ذلك المرتع قبلنا أحد ، وما طمث هذه الناقة حبل قط ; أي ما مسها عقال . وما طمث البعير حبل لمسألة السادسة : { لم يطمثهن } فيه وجوه أحدها ) لم يفرعهن (مفاتح الغيب - للرازي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Cennette girenlerden önce bilinen (ins) veya bilinmeyen (cin) hiçbir kimsenin ellerinin değmediği meyveler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bundan önce onlara ne bir insan, ne de bir cin eli sürülmemiştir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sahiplerinden evvel onlara ne peri, ne insan dokunmamıştır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlara daha önce ne insanlar ve ne de cinler dokunmuştur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmamıştır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O hanımlar ki, daha önce ne bir insan eli değmiştir onlara, ne de bir cin. Çünkü Allah, cennet kadınlarını, oraya lâyık üstün özelliklerle yaratmış ve tertemiz, taptaze olarak eşlerine hazırlamıştır. Onlara ne insan ne cin, hiçbir kimsenin eli bile değmemiştir
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bunlardan önce onlara ne bir insan dokunmuştur, ne de cinn!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Geçmişi tertemiz hanımlar var iken
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara eşlerinden önce bildiğiniz bilmediğiniz insanlar dokunmamıştır. Geçmişlerinde hiçbir ilişkileri olmamıştır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlardan (cennetliklerden) önce kendilerine hiçbir insan ve cin dokunmamıştır. [*]
Benzer mesaj: Rahmân 55:56.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Hem de) onlardan önce kendilerine hiç bir insanın ve cinnin dokunmadığı (eşler.)
Muhammed Esed
swap_vert close
Daha önce ne bir insanın ne de görünmez varlığın dokunmadığı [eşler].
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlara daha önce ne bir insan nede bir cin eli dokunmuştur. 44/54
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Daha önce görünür görünmez hiçbir varlığın[⁴⁸⁷⁵] dokunmadığı eşler:
[4875] Lafzen: “insanların ve cinlerin”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlara daha önce ne insan ne de cin dokunmamıştır!
(Bu beyânlara dünyadaki şehvânî hisler manası verilmemelidir çünkü, cennet nimetleri benzer özellikler taşımakla beraber dünya nimetlerinden çok farklıdır. Nitekim cennetlikler arzu ettikleri şeyleri yiyecekler, bambaşka çok üstün bir zevk tadacaklar, fakat bunların posaları olmayacaktır çünkü; onların bedenleri sonsuza dek kalacak bir yapıya sahiptir ve yedikleri şeyler de ayni şekilde nûrâni vasıftadır, hiçbir posa bırakmaz. Rableri onlara tertemiz bir şarap ihsan buyuracaktır ki bu şarap onlara sarhoşluk değil, Rablerinin cemâline kavuşma neş'esi verecektir, bu cennet kapısında bir kaynaktır ki, herkim ondan içerse kalbinde, kinden hileden hasetten hiçbir eser kalmaz, işte bu nimet cennetlikleri Rablerinin dışında her şeyden uzaklaştıran bir tecellidir. Bu bakımdan cennetlikler cennette hurilerin yâkut ve mercan gibi tertemiz saf nûrâni güzellikleri karşısında, dünyadaki şehvânî his hatırlarına bile gelmeyecek ve mecâzî aşktan da geçerek hakiki aşka ulaşacak ve Yasin suresinin 58. ayetinde buyurulduğu gibi çok merhametli olan Rablerinden bir "Selam'a da nâil olacaklardır)  
Osman Fırat
swap_vert close
Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmamıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlara kocalarından evvel ne bir insan ve ne de bir cin dokunmamıştır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Öyle güzeller ki daha önce insanlardan ve cinlerden kimse kendilerine dokunmamıştır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlardan (ashâb-ı yemîn olan ehl-i cennetden) evvel o hûrilere ins ve cinden kimse temâs itmemişdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunlardan önce onlara ne bir insan ne de cin eli değmiştir[*].
[*] Cinsellikle ilgili herhangi bir bilgi ve tecrübeleri olmadığı vurgulanıyor. Diğer bir ifade ile cenentteki huriler hem kadın hem de erkek müminlerin emrine verilen ve sadece hizmet yapan varlıklar. Cinsellik gibi konuların akıllarından bile geçmeyeceği ifade edilmiş oluyor. Bunun bir benzeri de dünya kadınları için anlatılır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlardan önce, o hurilere hiç bir insan ve cin eli değmemiştir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara daha önce ne bir insan, ne de bir cin eli değmemiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Daha önce onları ne cin kirletmiştir ne de insan.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yaķınlıķ eylemedi anlara ādemį anlardan ilerü ne daħı perrį.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Degmemişdür anlara özlerinden burun ne ins velā cin.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlara (ərlərindən) əvvəl heç bir ins-cins toxunmamışdır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Whom neither man nor jinn will have touched before them
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Whom no man or Jinn before them has touched;-
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ
onlara dokunmamıştır
اِنْسٌ
bir insan
قَبْلَهُمْ
onlardan önce
وَلَا جَٓانٌّۚ
ve ne bir cin
Daha önceden onlara ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
طَمَثَ
Fiil-I
ط م ث
Dokundu
اِنْس
İsim
ا ن س
İnsan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جَٓان
Etken fiil
ج ن ن
Cinler, bir tür yılan