close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rahmân Sûresi 72. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Hûrun maksûrâtun fî-lḣiyâm(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Beyaz tenli, kara gözlü, otağlarda huriler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Onlar muhteşem) Otağlar (ve mükemmel ortamlar) içinde korunmuş (ceylan gözlü) huri kızlarıdır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Çadırlarına kapanmış, gözlerini yalnızca kocalarına çevirmiş huriler vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ahşap konaklar, çadırlar içerisinde, süzgün bakışlı, alımlı, hasretlik çekmiş gibi, gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş, örtülü, evlerine bağlı, mutluluğu evlerinde arayan hûriler var.
Ahmet Varol
swap_vert close
Çadırlar içine kapanmış huriler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Çadırlarda (kocalarına) hasredilmiş hûriler var...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
72, 73. Çadırlarda bekletilen, tertemiz ceylan gözlü hurilerdir. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
68,69,70,71,72,73,74,75,76,77,78. İkisinde de her türlü meyveler, hurmalar ve nar vardır. Şimdi, Rabbinizin ahiret nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz? İçlerinde huyu ve yüzü güzel hanımlar vardır. Şimdi, Rabbinizin güzelliklerini nasıl inkâr edebilirsiniz? Otağları içinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır. Şimdi, Rabbinizin ahiret nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz? Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. Şimdi, Rabbinizin vefasını nasıl inkâr edebilirsiniz? Yeşil yastıklara ve rengarenk halılara yaslanarak sohbet ederler. Rabbinizden daha ne istiyorsunuz? İhtişam sahibi ve cömert olan Rabbinin adı ne yücedir![601]
[601] Rahmân sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 507.  
Besim Atalay
swap_vert close
Tüllere bürünmüş huriler de var!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar, çadırlarda sadece eşleri için ayrılmış eşlerdir/arkadaşlardır.
Bkz. 44/54 ve dipnotu, 52/20, 56/22  
Cemil Said
swap_vert close
Bu hûriler gâyet güzel çadırlarda sâkindirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Otağlarına kapanmış hûriler var.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş hûriler vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Çadırlara kapanmış güzeller
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Çadırlar içerisinde gözlerini yalnız kocalarına çevirmiş hûriler vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Cibinliklerde mestur, mahsus hûriyan
Emrah Demiryent
swap_vert close
(O iki cennette) çadırlarına kapanmış, (gözlerini yalnızca kocalarına çevirmiş) huriler vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Çadırlarda korunaklı huriler¹ vardır.
1- Bu eşleştirme, erkek için de kadın için de geçerli bir eşleştirmedir. Hur, gözdeki siyahın içinde küçük beyazlığın iyice gözükmesidir. Bu gözün güzelliğinin en mükemmel şeklidir. “Güzel bakışlı, bembeyaz parlak gözlü anlamına gelmektedir. “Hur”; Türkçeleşmiş şekliyle “huri” sözcüğünün, kökü “H-V-R” olup, “beyazlık, parlaklık” anlamına gelmektedir. Bu beyazlık, masumiyeti, saflığı, tertemiz olmayı, sevgiyi ifade etmektedir. “Hur” sözcüğünün tekil formu, erkek için “أَحْوَرٌ ” Ehver dişi için “حَوْرَاءٌ” Havra'dır. Yani, “hur” eril ve dişil formun çoğuludur. “Hur” sözcüğü, cinsiyet olarak, erkek ve kadın her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Dolayısı ile bu eşleştirme kadın için de erkek için de geçerli olan bir eşleştirmedir. Bu sözcüğün, tefsir ve çevirilerde Cennet'te erkeklere ikram edilecek eşler şeklinde anlam verilmesi bir zihniyet sorunudur. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a iftira etmektir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Çadırlar içinde ehl-i perde huurîler yardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(İnciden) çadırlar (cibinlikler) içinde perdelenmiş hûriler!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (o iyi, muhteşem ve güzel şeyler) ise otağlar içinde (cennetteki erkek ve kadınlara hizmet için) tahsis edilmiş olan (hizmetçi) hurilerdir. *
(*) Burada dikkat çekilmesi gerekli husus “huri” kelimesinin Arapçada dişi veya erkek bir kelime olmadığıdır. Kuran’da hurilerin insanlarla “eşleştirileceği” (zevvecnahum) ifade edilmektedir (Bakınız: 44-Duhan Suresi-54, 52-Tur Suresi-20); fakat bu eşleştirmede cinsellik olduğu şeklinde bir beyan yoktur. Nitekim Kur’an’da nefislerin eşleştirilmesi için (Bakınız: 81-Tekvir Suresi-7), ahirette insanların gruplar şeklinde birleştirilmesi için (Bakınız: 56-Vakıa Suresi-7) de aynı kelime (zevc) geçmekte, fakat buradaki “eş, grup olma” anlamındaki “zevc” kelimesinden kimse cinsel ilişkili bir eşleştirmeyi anlamamaktadır. Peki, niteliği bilinmeyen bir varlığın insanlarla buluşturulmasından hangi gerekçeyle kesin bir şekilde cinsellik anlamını, hem de sadece erkekler için çıkarmaktayız. Cennet nimetleri, bu dünyada erkek kadın demeden yapılan iyiliklerin ve yüce Allah’ın hem erkeklere hem kadınlara rahmetinin bir sonucu değil midir? Ayrıca Kur’an’da sözü edilen hurilerin, cennete girecek insanların arkadaşları veya hizmetçileri veya rehberleri gibi bir vazifeleri olabileceğini de düşünmek pekâlâ mümkünken, neden onların “cinsel partner” olduğunda ısrar edilmektedir? Yani huriler hem kadın hem de erkek müminlerin emrine verilen ve sadece hizmet yapan varlıklardır. Ayrıca bazı ayetlerde bulunan ) (حور مقصورات في الخيام - قاصرات الطرفgibi ifadelerden de anlaşıldığı üzere huriler erkek kadın demeden otağlarda/saraylarda ve özel kapalı alanlarda cennet ehline hizmet ederler ve hatta onlara rehberlik de yaparlar, ama ‘’vildan ise diğer normal yerlerde, yani saray ve otağların dışında hizmet ederler. İşte aralarındaki fark da bu olabilir. (الله اعلم) فالحور العين _كما بينت الآيات هي للذكور والإناث على حد سواء، والحور ليست نساء خلقهن الله تعالى لمتعة الرجل كما يزعمون، بل إنهن خدم في الجنة خلقهن الله تعالى للمؤمنين ذكورا وإناثا، وكلمة (زوجناهم) في قوله تعالى:﴿وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ﴾ (الطور 20) لا تعني الزواج بمعنى النكاح أو علاقة الرفث، بل تعني التزواج الذي هو الاقتران، فالزوج هو المقترن بالشيء ولا تقال فقط على النكاح أو الزواج. - فالحور خدم لأهل الجنة كالولدان المخلدين يطفن على كل أهل الجنة مثلهم، ولكن الفرق بينهما يكمن في أن الحور العين يطفن على أهل الجنة في القصور والخيام، أما الولدان المخلدون فيطوفون عليهم خارجها : المرجع :(الحور العين تطوف على المؤمنين في الجنة رجالهم ونسائهم –حبل الله) - [ والحُـورُ العـيْنُ ] هـنّ فقـط للخـدمـات و العـمل على راحة [ نُـزلاء الجـنّة ] ، و دون لمْـس منَ الـناس لـكلّ إنسـانٍ في الجـنـة ، زوجة : [ واحـدة مـنَ الـناس ] حصـراً ، و مـنَ الـداخـلات إلى الجـنّة ، لقـوله تعالى : ( ادخُلـوا الجـنّـة أنتُـم و أزواجـكُم ) الزخـرف 70: - الـزوجات في الجـنة هـنّ منْ ذات : [ الصـنف ] ، فالـذكر مـن الناس يتـزوّج أنثى منَ الـناس [ تـدخل ] الجـنة معـه ، و : [ الجـنيّ ] في الجـنة يتـزوّج من : [ جـنـيّة ] مـن صـنفه ، أمّـا الحـوريـات فهـنّ مـن صـنف : [ المـلائـكة ] الكـرام ، لأنـهن لـم يعشـن الحـياة الـدنيـا على الأرض ، و المـلائكـة لا يتـزوجـون ، فهـذه : [ سـنّـة ] الله في خـلقـه : ( و لـن تجـد لسـنّة الله تبـديلاً ) الفـتح 23 .( حور العين في الجنة ليست للزواج الجنسي ولكن لخدمة اهل الجنة د . منصور كيالي) وليس لفظ الزواج يقصد به المناكحة دائما، وإنما الأصل فيه الاقتران والمصاحبة الدائمة، ولا شك أنه يشمل المؤمنين والمؤمنات، فكما يزوج المؤمن بالحور العين تزوج المؤمنة بهما زواج اقتران ومصاحبة لا زواج مناكحة.يقول الأصفهاني وقوله تعالى: {وزوجناهم بحور عين} أي: قرناهم بهن، ولم يجئ في القرآن زوجناهم حورا، كما يقال زوجته امرأة، تنبيها أن ذلك لا يكون على حسب المتعارف فيما بيننا من المناكحة ([1] .(لمفردات، للراغب، كتاب الزاي، باب زوج) يظهر من التحقيق أن الحور العين والولدان المخلدون هم خدم المؤمنين والمؤمنات في الجنة فلا فرق بين المؤمنين وبين المؤمنات في نعيم الجنة، ومن يحاول إظهار أن الحور العين خلقت للمتعة الجنسية للرجال في الجنة فليس له دليل صحيح يستند اليه، وأساس الدعوى هو الخيال الواسع لبعض من تحدث في هذا الموضوع وألف فيه الكتب كما أن ما ذهبوا اليه يتنافى مع عدل الله تعالى المطلق حيث يقول في كتابه الكريم {وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ } النساء – 124 )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yerleştirildikleri yerlerde, göz alıcı harika köşkler,
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çadırlar içinde arı sili, ceylan gözlüler de vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Çadırlar içinde, perde ardında hûriler vardır l.
[1] Veya gözlerini sahiplerine dikmiş hûriler vardır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Çadırlarda bekleyen huriler/eşler⁹ vardır.
9 Hûr: hem erkek hem de dişi için kullanılan bir kelimedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Otağlar içinde korunmuş beyaz tenli kadınlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kırlarda kurulmuş hârika çadırlarda, gözleri eşlerinden başkasını görmeyen tatlı dilli, güler yüzlü, güzel gözlü hanımlar onlara eşlik edecek.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Otağlar içinde korunmuş hûriler vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Saygılı ev hanımları evleri bekler iken
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar çadırlara kapanmış hurilerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Otağlar (çadırlar) içinde (cennetliklere) özel huriler (vardır). [*]
Benzer mesaj: Sâffât 37:48; Sâd 38:52; Duhân 44:54; Tûr 52:20; Rahmân 55:56; Vâkı‘a 56:22. Çeşitli ayetlerde geçen [hûr] kelimesi, [ahver] veya [havrâ] kelimelerinin çoğuludur ve cennet eşleri için kullanılmaktadır. Gözünün akı çok beyaz, siyahı da çok siyah olanlar veya kalpleri, nefisleri ve gözleri güzel olanlara denilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bir de) cennet çadırlarında gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, eşler vardır.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Kutsananlar, orada, harika] çadırlarda saf ve çekingen, yumuşak huylu eşleri ³⁰ [ile birlikte yaşayacaklar].
30 Hûr çoğul isminin (ki hem eril, hem de dişildir) bu şekilde çevrilmesi konusunda bkz. bu terimin Kur’an’da ilk defa geçtiği 56:22, not 8 ve ayrıca 56:34, not 13.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Otağlar içinde onları bekleyen eşler vardır. 56/35...37, 37/48-49
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Çardaklar içinde, gözü gönlü dışarıda olmayan pırıl pırıl eşler:[⁴⁸⁷⁴]
[4874] Hûr: Muhtemelen Kur’an’da ilk geçtiği yer burasıdır ve üç kök anlama birden gelir: 1) Renk. 2) Geri dönüş (84:14). 3) Bir şeyin kendi ekseninde dönüp dolaşması (Mekâyîs). Çevirimiz bu kök anlamlara dayanır. Havrâ ve ahverin her ikisinin de çoğulu olması hasebiyle hem eril hem dişil anlama gelir. Bu terkibin geçtiği dört âyet de Mekkîdir. Medine’de bu terkibin yerini “tertemiz eşler” (Msl: 3:15; 36:54-56) alır. Hûrun sıfatı olan maksûrat, 56’daki “gözü dışarıda olmayan” ibâresiyle benzeşir (Ayrıca bkz: 37:48 ve 52:20, ilgili notlar). Sâffât 48 ve Sâd 52’deki kâsırâtu’t-tarf ile hûrun ‘iyn benzer anlamları çağrıştırır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Otağlar içinde saklı duran huriler de vardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Çadırlarda bakışları kısa hûriler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Onlar) Çadırlarda ikamete müdavim hurilerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Otaklarda eşlerine hasredilmiş güzeller.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Çadırlara kapanmış huriler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O hûriler cennet çadırlarında mestûr hûrilerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O güzeller, Köşklerden[1] çıkmayan huriler[2], hizmetçi kızlardır.
[1] الخيمة çadır veya ahşap ev anlamına gelir.(Lisan) Cennetteki evler köşk şeklinde olacağı için köşk anlamını tercih ettik. [2] Huri (el-hûr = الحور): Cennette giden kadın-erkek, herkese verilecek hizmetçi kızlar. Ayette geçen (وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍعِين = İri gözlü hurileri onlara zevc yaptık. (Duhân 44/54, Tur 52/20) sözünden dolayı hurilerin erkeklere eş olarak verileceği iddia edilir. Cennet nimetlerinden yararlanmada kadın erkek ayırımı olmayacağından bu iddia yanlıştır. Allah Teâlâ şöyle demiştir: Erkek veya kadın, kim mümin olarak iyi işler yaparsa onlar cennete girerler, kendilerine zerre kadar haksızlık yapılmaz. (Nisa 4/124) Nebîmiz şöyle demiştir: Cennete ilk girenlerin yüzleri dolunay gibidir. Arkadan gelenler, gökte inci gibi parlayan en güzel yıldıza benzerler. Kalpleri, tek kişinin kalbi gibidir; aralarında ne kin ne kıskançlık olur. Her birinin, kendine eşlik eden iri gözlü iki hurisi vardır. (Buhâri, Bed'ul-halk 8) Arapçada birbirine yakın duran iki şeyden her birine zevc denir. Benzeşse de benzeşmese de bir arada olan kadın-erkek, hayvan, terlik, ayakkabı gibi şeylerden her biri zevcdir. Huriler, cennetliklere eşlik edeceğinden zevc olarak tanımlanmışlardır. Eğer onlara eş yapılsalardı âyette: وَزَوَّجْنَاهُم بِحُور = zevvecnâhum bihurin denmezdi. Çünkü زَوّج = zevvece fiili evlendirme anlamında ise زَوَّجْنَاكَهَا = zevvecnâkehâ (Ahzab 33/37) ayetinde olduğu gibi ikinci mef'ulünün başında ب = bâ harfi cerri olmaz (Müfredat). Cennete gidenlerin eşleri konusunda Allah Teâlâ şöyle demiştir: "İnanan ve iyi işler yapanlara müjde ver: İçinden ırmaklar akan bahçeler onlar içindir. Kendilerine hangi üründen sunulsa: "Bu bize daha önce de sunulmuştu." diyecekler ama bir benzeri verilecektir. Orada kusursuz hale getirilmiş eşleri de olacak ve ölümsüzleşeceklerdir." (Bakara 2/25) Cennete gidenin eşi, kendi gibi olur. Eksiklerden arınacakları için biri diğerinde kusur bulamaz. Ayetler hurileri tarif ediyor ama cennete gidecek kadın ve erkeği tarif etmiyor. Çünkü cennete gidecekleri benzetebileceğimiz bir örnek yoktur. Allah Teâlâ şöyle diyor: "Aranıza ölüm kuralını biz koyduk; bizim önümüze geçilemez. Bu, görüntünüzü değiştirip bilemeyeceğiniz bir yapıda sizi yeniden yaratmamız içindir." (Vakıa 56/60-61) "Bu, vücutlarını daha iyisiyle değiştirmemiz içindir..." (Meâric 70/41) Nebîmiz, cennete giden kadınlar yanında hurilerin, elbisenin astarı gibi kalacağını söylemiştir.[1]. ( Süleymân b. Ahmed b. Eyyûb et-Taberânî (ö. 360/971) el- Mu'cem'ul-evsat, Tahkik: Tarık b. Avdullah b. Muhammed, Abdullah Muhsin b. İbrahim el-Huseynî, Kahire 1415 h. c. III, s. 276, Cennetlikler hurilere, huriler de cennetliklere cinsel ilgi duymazlar. Yakın hizmette bulunan huriler Huriler gözlerini, eşlik ettikleri kişilerden ayırmaz ve onlara hizmetle meşgul olurlar. Onlar, cennetlikler yanında sönük kalacakları gibi, onlara cinsel ilgili duyacak konumda da değillerdir. Allah Teâlâ şöyle demiştir: فِيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ "Bahçelerde, gözlerini onlardan ayırmayan hizmetçi kızlar (huriler) vardır. Bunlardan önce onlara ne bir insan ne de cin eli değmiştir." (Rahman 55/56) Bu ayete göre huriler, cennete gidecek olan cinlere de verilecektir. Onlara insan ve cin eli değmediği için onlarla cinsellik yaşamak akıllarından bile geçmeyecektir. Çevrelerinde hem vildan yani erkek hizmetçiler hem de huriler olacak, huriler ilk halkada, vildan ikinci halkada görev yapacaktır. Konuyla ilgili bir sahne şöyle anlatılır: "(Önde olanlar) Mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerinde, karşı karşıya yaslanırlar. Kocamayacak erkek hizmetçiler (vildan) çevrelerinde dolaşır. Ellerinde pınardan doldurulmuş testiler, ibrikler, bardaklar olur. Bunlar ne başlarını ağrıtır ne de sarhoş eder. Yanlarında beğendikleri yemişler ve canlarının çektiği kuş etleri de olur. Çevrelerinde iri gözlü huriler dolaşır. [2], her biri birer saklı inci gibidirler. (Vakıa 56/10-23) Gözlerini üzerlerinden ayırmama vildanda olmadığı için zorunlu olarak huriler yakın hizmetçiler, vildan da ikinci halkadaki hizmetçiler olurlar. [1] Süleymân b. Ahmed b. Eyyûb et-Taberânî (ö. 360/971) el- Mu'cem'ul-evsat, Tahkik: Tarık b. Avdullah b. Muhammed, Abdullah Muhsin b. İbrahim el-Huseynî, Kahire 1415 h. c. III, s. 27 [2] يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ وَحُورٌ عِينٌ , İlk ayetteki يَطُوفُ = yetufu fiili, son ayetteki حُورٌ = hurun kelimesinin başında gizli olarak vardır, onu fail yapar. Meal ona göre verilmiştir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Otağlar içinde korunmuş huriler..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar, çadırlarda sadece eşleri için ayrılmış hurilerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Çadırlar içinde bekletilen huriler var.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ķarası gey ķara aķı gey aķ gözlüler yıġılmışlar çadırlar içindedür ya'nį ķovuk incüler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İncüden ma‘mūl [...]
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Çadırlarda gözlərini (yalnız öz ərlərinə) dikmiş hurilər vardır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Fair ones, close guarded in pavilions
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Companions restrained (as to(5218) their glances), in (goodly) pavilions;-(5219)
5218 Maqsurat here is the passive participle of the same verb as the active participle Qasirat in 55:56, 37:48 and 38:52- As I have translated Qasirat by the phrase "restraining (their glances)", I think I am right in translating the passive Maqsurat by "restrained (as to their glances)". This is the only place in the Qur'an where the passive form occurs. 5219 The Pavilions seem to add dignity to their status. In the other Gardens (55:58), the description "like rubies and corals" is perhaps an indication of higher dignity.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
حُورٌ
hûriler
مَقْصُورَاتٌ
perdelenmişler olarak
فِي الْخِيَامِۚ
çadırlar içinde
(Onlar, harikulade) Çadırlarda ikamet eden hûrilerdir.
حُور
İsim
ح و ر
Hûriler
مَقْصُورَات
İsim
ق ص ر
Perdelenmiş olarak ikamet eden
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
خِيَام
İsim
خ ي م
Çadırlar